24/09/2020 | Yazar: Kaos GL

Ezgi Sarıtaş’ın “Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları” kitabı 2 Ekim’de raflarda.

“Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları” çıkıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ezgi Sarıtaş’ın “Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları” kitabı 2 Ekim’de Metis Yayınları’ndan çıkıyor.

Queer teoride heteroseksüel cinselliğin normal kabul edilmesi süreci üzerine üretilen zengin literatür ve tartışmaların eşliğinde Ezgi Sarıtaş bu kitapta, basmakalıp fikirlerden ve okuma stratejilerinden olabildiğince uzak durarak, düşünmeyi ve nesnesini ciddiye alarak, yani anlamayı ön plana koyarak cinsel modernleşmenin izini sürüyor; edebiyata olduğu kadar hatırat, popüler cinsellik ve tıp metinlerine bakıyor. Geçmişteki normalin ne olduğunu, Geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde o normalin nasıl değiştiğini, bugün normal saydığımızın nasıl oluştuğunu ve sürecin içerdiği tutarsızlıkları, istikrarsızlıkları ve çizilen zikzakları araştırıyor.

“Homososyal sapma”

Sarıtaş, iki yıl önce kaosGL.org’dan Yıldız Tar’a verdiği röportajda Osmanlı’da homo-erotizme ve hemcinsler arası ilişkilere bakılırken sık sık kullanılan “Kaç göç olduğu ve kamusal alan kadın ve erkek olarak ayrıldığı için erkekler arası cinsellikler serpiliyor, gelişiyor ve söyleme dökülüyor” söylemini şöyle yorumlamıştı:

“Ben bu söyleme, homososyal sapma söylemi diyorum. Homososyalliğin bir sapma getirdiğine ilişkin sadece Osmanlı’da değil, İran’da Arap coğrafyasında ortaya çıkan; önceki yıllarda oryantalistlerin sık sık dile getirdiği bir görüş bu. Bu görüşle benim bahsettiğim toplumsallığı ve kültürel yaşantıyı dikkate alan görüş birbirine oldukça yakın gibi görünüyor olabilir. Toplumsallık dönüştüğünde erotik yaşam da ister istemez dönüşüyor. Homososyallik ile homoerotizm ve heterososyallik ile heteroerotizm arasında bir ilişki elbette var. Ama sözü geçen iddia, hem heterososyalliği hem de heteroerotizmi normal kabul eden bir heteronormatif söyleme dayanıyor. “Doğal ve normal olan zaten karma sosyalliktir, karma sosyalliğin olmadığı ortamda zorunluluktan erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla birlikte olmaya başlar” şeklinde ifade edilen heteronormatif görüşten bahsediyorum. Bu varsayımı doğru kabul etmeyi bıraktığımızda ifade etmeye çalıştığım görüşe yaklaşıyoruz. Tabii ki erkekler arası sosyalleşme Osmanlı’da da pek çok başka toplumda da erkekler arası erotizmin aldığı biçimi etkiliyor. Keza kadınlar arasında da durum benzer. 19. yüzyıla dair varsayımları buradan sorgulamak gerekiyor.”

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.


Etiketler: kültür sanat
Nefret