27/10/2022 | Yazar: Nedime Erdoğan

Dindar bir anne, oğlu çocuk yaşta intihara kalkışınca eşcinsel olduğunu öğrenir. Gelin gerisini kendisinden dinleyelim: Çocuklarımızın yaşamalarına engel olmayın. Bu vebal çok ağır.

“Çocuğumun gey olduğunu öğrenince aksine daha aile olduk” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güçlü bir ailede LGBT diye bir şey olabilir mi?” sorusuna cevaben LGBTİ+ ebeveynleri ve yakınları olarak bir çağrı yaptık. “Çağırın anlatalım” dedik. Aile olmak nedir, LGBTİ+ ailesi olmak nedir, çocuklar nasıl karşılıksız sevilir’i anlatalım.

LGBTİ+ ebeveynleri ve yakınları olarak güçlü ailenin; sevgi, şefkat, destek, anlama, dayanışmayı artırma olduğunu biliyoruz. Bunları ne ölçüde yapabiliyorsak, çocuklarımızla bağlarımızın güçlendiğini hep deneyimledik.

LGBTİ+’ların “birileri” olmadığını, her coğrafyadan, her sosyal tabakadan her görüşten insanların dahil olduğu bir çeşitlilik içerdiğini biliyor ve anlatmaya çalışıyoruz.

Çağrımıza kulak veren olur mu bilmiyoruz. Bu hikaye çeşitliliğini paylaşmak için Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği-Galader ile altı yıl önce yolları kesişen bir anneyi konuk etmek istedim.

“Hastanede doktoruna gey olduğunu söylemiş. Uğradığı zorbalığın da bu nedenle olduğunu anlatmış”

Sevgili arkadaşım biraz seni tanıyabilir miyiz? 

Üniversite giriş sınavlarına hazırlandığım bir dönemde nasip işte 19 yaşında evlendim. İstanbul’dan Ankara’ya geldim. Hemen oğlum oldu. Çalışmıyordum. 40 yaşından sonra çalışmaya başladım. 5 yıl oldu işe başlayalı. Çok sakin, kendi halinde bir ailedeydik. Sonra iki kızım daha oldu. Serdar kardeşlerini büyütürken akıllı, zeki, bana yardımcı bir çocuktu 5.5 yaş farkı var aralarında. O zamanlar internet yok kitap alır oğluma okurdum. Zamanımız böyle geçerdi.

Sakin bir aile derken neyi kastediyorsun?

Mütevazi, kendi halinde, dini vecibelerini yerine getirmeye, bunları öğrenmeye ve hayatına uygulamaya çalışan bir aile idik. Çocuklarımızı da bu doğrultuda yetiştirmeye çalıştık. Muhafazakâr sayılan çevrede yer alıyorduk.

Bu sakinlik ve uyumun bozulduğunu ilk ne zaman fark ettin? 

Oğlumu lise 2.sınıfta üniversiteye hazırlık olsun diye sadece erkeklerin gittiği bir dershaneye yazdırdık. Dindar insanların çocuklarının gittiği bir dershaneydi. Bir süre gittikten sonra “artık gitmek istemiyorum, beni başka bir dershaneye alsanız “dedi. Bunu çok sıkıntı yaptı. Biz de biraz psikolojik destek alarak, öğretmenleriyle de konuşarak bunu aşacağımızı düşündük. Dershaneden almadık ama şube değiştirmeyi düşünüyorken acı bir olay yaşadık. 

Acı olay derken?

İçe kapanık bir çocuktu, son zamanlarda bu daha da artmıştı. Odasına kapanıyordu pek dışarı çıkmıyordu. İki arkadaşı vardı sadece. O süreçte inanç olarak da kendini sorguladığını, inancının zayıfladığını söylüyordu. Bir gün sabah okula gitmesi ve hazırlanması için uyandırmak için odasına gittim. Masasının üstünde boş ilaç kutuları vardı. Ne olduğunu anlamıştım. Hemen hastaneye götürdük midesi yıkandı, tedavi edildi. Bizimle konuşmuyordu. Doktoruna lisede akran zorbalığına uğradığını anlatmış. Nedenini konuştu mu bilmiyorum. Biz doktordan öğrendik. Doktor bu durumu resmi makamlara bildirmiş ve bir soruşturma yapıldı. Çok hassas bir dönemden geçtiği için biz de bu zorbalıkla ilgili onu zorlamadık. Aktardığı kadarıyla yetindik, okulla temasa geçtik tabii.

Akran zorbalığına uğradığını bu şekilde mi öğrendiniz? 

Yaşadığı bu süreci bize yansıtmadı. Bilmiyorduk. Bunu içinde yaşadığı için kendine zarar veren bir patlama şekline kıyıma dönüştü. Hiç öfkeli bir çocuk değildi. Dışarıya değil daha çok öfkesi kendine idi.

Bu kendine kıyma halini neye bağlıyordunuz? 

Okulda yaşadığı akran zorbalığına bağlıyorduk. Hatta okulunu bile değiştirmek istedik. Okulda kendini çok kötü hissediyordu. Küçük bir tatile çıkalım diye düşünürken ikinci kez intiharı denedi. Hastanede doktoruna gey olduğunu söylemiş. Uğradığı zorbalığın da bu nedenle olduğunu anlatmış.

Siz gey olduğunu ne zaman öğrendiniz? 

Araya bir iki ay girdi bir gün beni odasına çağırdı. “Anne sana bir şey diyeceğim” dedi. “Ne oldu oğlum, hayırdır” dedim. “Ben galiba erkeklerden hoşlanıyorum, galiba eşcinselim” dedi. Biz tabii onun zor bir süreçte olduğunu bildiğimiz için tepki vermedik. “Bunu babanla da paylaşalım mı?” dedim. Kabul edince babasını çağırdık, söyledik. Babası da aynı tepkiyi verdi. Bu sakinliğimiz; gelip geçici, bunalımın yarattığı bir şey olarak da görmemiz nedeniyle idi. 

“Beni bırakın, ben yaşamak istemiyorum”

Daha sonra süreç nasıl ilerledi? 

Ne yapacağımızı bilemediğimiz için, eşimin bir dayısı var onun tanıdığı bir psikiyatristi evine çağırdı bizi buluşturdu. Serdar’la ve bizimle konuştu. Serdar biraz rahatladı. Bu sırada biz de destek almaya devam ediyorduk. Bu bir başlangıç oldu. Ama okula devam edemedi. Okula girdiğinde alt üst oluyordu. Okul değişikliği bile yapmaya çalıştık onu da kabul etmedi. Açık liseye kaydettik. Bu arada iniş çıkışları oluyordu.  Yavaş, yavaş açıldığı için doktoruyla konuşuyor biz de onun anlattığı kadarını öğreniyorduk. Bir gün doktor beni çağırdı. “Sizden bir şey rica ediyorum, Serdar’a bundan sonra dinsel içerikli hiçbir şey konuşmayın” dedi. Zorlamayın demedi de ona getirmeye çalıştı. “Bundan rahatsız oluyor” dedi. “Emin misiniz?” dedim,” hiç bize bahsetmedi” dedim. Serdar’ı zorlamadık diye de çok şaşırdım, şok oldum. Büyütürken baskı yapmadım, inançlı bir ortamda idik ve ona göre çocuklarımızı yetiştiriyorduk. Sonrasında dolmuşla eve dönerken doktor böyle dedi dedim. “Ben baskı yapmadım oğlum” dedim. Namaz kılmasını söylerdik ama baskı yapmazdık. Sabahları kaldırdığımızda abdest alıp, namaz kılma görüntüsü veriyormuş. Allaha olan inancını bile yitiriyormuş. Bu durum beni elbette çok üzdü. Ben sadece oğlum için değil bu durumdaki başka insanlar için de çok üzülürüm. Benim elimden inancını kaybedenlerle ilgili sadece dua gelir. Durumunu bilmediğimiz için yaptıklarımızı baskı olarak algılamış.

Siz nasıl hissettiniz? 

Sizinle bir özelimi paylaşayım. Benim hassas noktalarımdan biri olduğunu bildiği için sürekli “iyi misin” diye soruyordu. “Keşke bize söyleseydin” dedim. Onu eve gönderdim. Kendim camiye gittim. Nasıl  ağladım ,nasıl kendimden geçtim anlatamam. Yani eşcinsel olduğuna bu kadar üzülmedim. 

Sonraki süreç nasıl ilerledi? 

Bu intihar girişimleri devam edince, kız kardeşim patronunun tanıdığı ünlü bir doktorla görüşmek için İstanbul’a çağırdı. “Çok akıllı bir çocuk. Benim de eşcinsel akrabalarım var buraya kadar gelmeniz gerekmez Hacettepe’de önereceğim uzmanlar var oraya gidin” dedi. Oysa Serdar, “Beni bırakın, ben yaşamak istemiyorum” diyor. 5 dakika yalnız bırakamıyorduk. İntihar girişimlerinde de Hacettepe yatmıştı orada uzmanlarla görüştük. İlk kez orada eşcinselliğin ne demek olduğunu tam olarak algıladım. Bu konuşmaya kadar eşim de ben de bunun geçici bir  şey olduğunu düşünüyorduk.

Bu süreçte mi LGBTİ+ ebeveynlerinin akran desteğinden haberin oldu? 

İlk gelişimi hatırlıyorum da tedirgin bir şekilde gelmiştik. Eşim ve ben Serdar için gelmeye karar verdik. Yaşasın, hayatta kalsın, diye adım atmıştık. Anlamaya çalışalım öğrenelim diye geldik. Serdar’ı evde yalnız bırakmanın tedirginliği ile geliyorduk. Tamam güya kabul ettik. Ne o, ne de biz konuşabiliyorduk. Bu toplantılar öncesi üstünü kapattığımız bir şeydi. Farklı hikayeler vardı. Aileler de çocuklar da çok zorlanmışlar. Her toplantı çıkışı biraz sarsılıyordum sonrasında bir baktım ki çok rahatlıyorum.

Seni rahatlatan neydi? 

Değişmez bir şey olduğunu anlayınca, tercih etmediklerini, aslında içine doğdukları bir şey olduğunu anladım. Hayatlarında toplumsal açıdan nasıl zorluk çektiklerini anladım. Daha çok üzülmeye başladım. Yaşadığı zorlukları daha iyi anladım. Neden oğlumun insanlardan kaçtığını anladım. Kendi başına yaşadıkları süreci anlayınca eşim de ben  de kendimizi suçladık. “Onun yanında olabilseydik böyle olmazdı biz nerde yanlış yaptık” dedik. Yaşadığı problemleri daha küçük yaşlarda fark etseydim daha çok destek olabilirdim daha çok yol gösterici olabilirdim diye düşündüm. Eşim ve ben bu konuyu konuşmuyorduk.  Üstünü kapatıyorduk. Biz bir şey mi yaptık diye düşündüm. Neyin etkisi oldu? Yetiştirmem mi, diye düşündüm. Ne ailenin, ne de çevresel faktörlerin bunu yarattığını öğrenince rahatladık.

“Çocuklarımız bunu gözlerimizde görmek, hissetmek istiyor”

Gruba gelmen çocuğunla ilişkide bir etki yarattı mı?

İlk başlarda etki yaratmadı. Serdar zor bir çocuk. Hatta “niye gidiyorsun ki, neden gidiyorsun, benlik bir durum yok “diyerek umursamaz davrandı. Daha sonraki süreçlerde durumu kavrayınca ufak ufak öğrendiklerimi çocuğuma anlatmaya, paylaşmaya başladım. Böylece biraz konuşma ortamı oluştu. Hiç konuşmazdık. İnternete bile bakmazdım, kaldıramam diye. Minik minik ilerledik. Anladığımı gösterince konular açılmaya başladı. Serdar’ı kazanmaya başladık. Bizi bile silmişti. Güvenini yeni yeni kazanmaya başlamıştık. Zaman alsa da Serdar yeniden bize dönmeye başladı. Sonrasında ise Serdar biraz daha toparladı. Aslında kabul ettim demekle olmuyor. Çocuklarımız bunu gözlerimizde görmek, hissetmek istiyor. O zaman bize güveniyorlar. Bu kelimeyle olacak bir şey değil. İyi ki sizleri tanımışım.

Serdar’ın hayatı değişti mi? 

Sonrasında Serdar biraz daha toparlandı. Açık liseyi bitirdi. Üniversiteye girmek için 5 ay evde kendi kendine çalıştı. İstanbul’da bir üniversiteyi kazandı. Çocuğumuzu kazanmıştık. Hayata tekrar girmeye başladı. Toplantılara gelirken, senin gitmenle ne değişecek, neden gidiyorsun diyordu. Bir kişiyle bu toplumun zihniyeti değişecek mi demek istiyordu. Ama biz vazgeçmedik.

Çocuk yaşında Serdar’ı hayattan vazgeçmeye iten şey neydi sizce? 

Bu daha çok başkalarının önyargıları ile ilgiliydi. Bu önyargıların yarattığı şiddetle ilgiliydi. Okulda yaşadığı şey buna itmişti. Bu şiddet böyle arttıkça benim bu dünyada yerim yok diye düşünüyordu.

“Bilmiyorlar, anlamıyorlar, saldırıyorlar”

Son dönemde bu önyargıları arttırıcı çok şey oldu. Saraçhane yürüyüşü buna bir örnek. Bu seni nasıl etkiledi?

Çok kızdırdı. Hiç kimse bunları hak etmez. Yaptıkları, konuştukları çok yanlış! Bilmiyorlar, anlamıyorlar, saldırıyorlar. Üzüntüden çok kızgınlık yaşıyorum. Benim için değerli çocuğumla ilgili bu ifadeler beni kızdırıyor.

Batılı olmak sizce önemli mi? Böyle bir şeye ailenizde özenilir mi? 

Biz mütevazi, dindar çevrede yaşayan dinini öğrenmeye ve bu doğrultuda yaşamaya çalışan insanlarız. Niye batıya özensin? Bu meseleler özenmeyle olacak şeyler mi? Bu şiddeti gelsin kendileri yaşasın bakalım. Kolay sanki. Hayır bizim ailemizde asla böyle bir etki yok, olamaz da.

Dizilerde LGBTİ+ görünürlüğü çocuğunuzu etkilemiş olabilir mi? 

Bu düşünceye ancak gülerim. Bizim evimizde bu tür şeyler yoktu.  Elbette çocuğum da etki altında kalmadı. Zaten etkiyle olabilir diyenler bu konuyu bilmeden anlamadan konuşan insanlar.

Çocuğunuzun herhangi bir sivil toplum örgütüyle ya da LGBTİ+ örgütleriyle ilişkisi var mı?

Buna net olarak hayır cevabını verebilirim. Hiçbir iletişimi yok.

“Ülkemizi bir virüs gibi saran “diye söz edilenlerin, “Aileni ve neslini koru sapkınlığa dur de” sloganlarında kastedilenin, bizim çocuklarımız olması beni öfkelendiriyor seni nasıl etkiliyor? 

Tövbe estağfurullah. Onların kendileri virüs. Ben de çok öfkeleniyorum.  İçimden haykırmak geliyor. Sizin bildiğiniz gibi değil demek istiyorum ama cesaretim yok. Bence insanlar korkuyor. İnsan bilmediği şeyden korkarmış. Oğlumdan önce de eşcinsel ya da trans insanlara önyargılı değildim. Oğlumu anlamaya başlayınca daha da rahatladım. Bilmek, anlamak daha farklı. Korkuyorlar galiba.

Bu kadar tepkiye bilmemek mi neden oluyor? 

Bilmemek, korkmak, önyargılar, hepsi bence. Sanırım LGBTİ+’lar haklarını talep ettikçe daha görünür oldukça birilerini kızdırıyor.

Ben Allah’ın merhametine çok inanan bir insanım ne yazık ki toplumda dini bütün görünen ama çok farklı yaşayan insanlar da var. Birbirimizi anlamak, merhametli davranmak, hepimizin sorumluluğu. Temas etmek onların da anlamasını sağlayacaktır diye umut etmek istiyorum.

“Aksine daha çok aile gibi olduk”

Son gelişmeler ışığında oğlun dışarı çıktığında gey olduğu anlaşılır ve şiddete maruz kalır mı diye korkuyor musun?

Serdar’ın artık kendini koruyabileceğine inanıyorum. Dışarıda böyle şey olursa sineye çekme korkma yanındayız diyoruz. Bunları aştığını düşünüyorum. Yanında olduğumuz içn bir rahatlığı var. 

Çocuğunun gey olması aile düzeninizi bozan bir şey oldu mu? 

Aksine aramızdaki bağları arttırdı. Sanki daha samimi daha net olduk. Daha açık ve daha bağlı olduk. Sanki aradaki boşluklar doldu. Kopukluklar kayboldu. Aksine daha çok aile gibi olduk. Tanımlanan aileler gibi yaşıyoruz o ebeveynlere ve bize verilen değer arasında bir fark varsa bu çok yanlış. Bize aksine daha da değer verilmeli. Toplumun bu zorluğunu göğüslemek ve çocuğuna desteklemek sorumluluğunda olan ebeveynleriz çünkü.

Çocuğun dışında LGBTİ’+larla bir temasın oldu mu? 

Çalıştığım ortamda LGBTİ+ kişiler olduğunu biliyorum. Bu bana umut oldu. İşini de yapıyor, kimliğini de sahipleniyor, çalışma arkadaşları da çok seviyor, sevgi dolu ve saygılı biri. Onu tanımak bana güç verdi.

Son sözü sana bırakmak istiyorum. Ne söylemek istersin? 

Bir gün çok kötüydüm bir iş arkadaşıma açılmak zorunda kaldım. O da bana “kime ne bundan “dedi. “Bunu söyleyenlerin kendinde bir eksiklik vardır “dedi. “Anlamak istemeyene, anlatsan da anlamayabilir, boşver” dedi.

Oğlum için bazen haykırmak geliyor içimden. Ne cesaretim var ne de bu bağırmanın doğru bir yöntem olduğunu düşünüyorum. O kadar naif, hassas, kimseyi incitmeyen, vicdanlı, bir o kadar merhametli bir çocuk ki…

Sadece sesleniyorum; çocuklarımızın yaşamalarına engel olmayın. Bu vebal çok ağır.


Etiketler: insan hakları, yaşam, nefret suçları, aile, din/inanç, siyaset, medya okulu
nefret