10/10/2007 | Yazar: Atilla Demir

‘Bu adi düzen annemle beni karşı karşıya getiriyor. Bir tarafta benim mutluluğum, diğer tarafta toplumun istediği. Sadece beni değil. Sadece eşcinsellerin değil. Sadece kadınların da değil. Herkesi bir yerlerde kısıtlıyor.’ Emir Birant soruyor: ‘Ben annemi geri istiyorum. Çok şey mi istiyorum?’

Çok şey mi istiyorum? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı



‘Bu adi düzen annemle beni karşı karşıya getiriyor. Bir tarafta benim mutluluğum, diğer tarafta toplumun istediği. Sadece beni değil. Sadece eşcinsellerin değil. Sadece kadınların da değil. Herkesi bir yerlerde kısıtlıyor.’ Atilla Demir soruyor: ‘Ben annemi geri istiyorum. Çok şey mi istiyorum?’

KAOS GL - 01/09/2007

Atilla Demir - Ankara

*Bu metin Radyo ODTÜ’de yayınlanan ‘Hayatın Renkleri’ programında kullanılmıştır.

Bazen düşünüyorum da, acaba çok şey mi istiyorum? Yani ben isterdim ki aşık olduğumda, anneme ondan bahsedebilmek; ‘anne kaşları şöyle güzel, gözleri böyle güzel’ ya da ne bileyim elinden tutup ‘anne işte oğlunun sevdiği adam bu’ diyebilmek... Ya da sevdiğim beni terk ettiğinde, annemle paylaşabilmek; ‘oglum neyin var, neden üzgünsün’ dediğinde ‘yok bir şey anne’ dememek... Ama olmuyor.

Annem eşcinsel olduğumu bilir. Abimle bu yüzden yaptığımız şiddetli bir kavgadan sonra, abim söylemişti anneme. Annem telefonla aradı, ‘Abin herşeyi anlattı. Siz hiç üzülmeyin. Herşeyin bir çaresi var, buluruz bir yolunu, hiç önemli değil evladım, sakın siz abinle birbirinize darılmayın, gücenmeyin. Gençlikte olur böyle şeyler’ dedi.

Aslında çevremdeki diğer insanların ailelerinin verdiği tepkiyle karşılaştırdığımda, bu kadar olgun, bu kadar anaç yaklaşan bir anne daha yok. Onun için hiç kolay değil, 56 yaşında, ilkokul mezunu bir ev kadını. Yaşadığı 20 bin nüfuslu kasabadan neredeyse hiç çıkmamış. Mesela abim benim kuşağımdan ve doktorasını yapmış, eğitimli bir insandır. İlk öğrendiğinde kıyameti kopardı: ‘Bunu nasıl yaparsın, annemi hiç düşünmedin mi, babamı hiç düşünmedin mi, sen ne biçim insansın, ne kadar ahlaksızsın…’ Açtı ağzını yumdu gözünü. Abimin verdiği ilk tepkiyle annemin tepkisi karşılaştırılamaz bile.

Ama olmuyor işte. Her ne kadar başta olgun yaklaştıysa da, ilerleyen dönemde dizlerini döverek sinir krizleri geçirdi. Aslında onu anlıyorum. Benim bile bu duygular içimden geldiği halde 10 yıldan uzun bir süreç sonunda kendimle barışabildim. Onun bununla barışması yıllar alacak. Aslında ne yapacağını bilemiyor. Bir tarafta ben varım: Evladı, canından can kattığı. Diğer tarafta toplum dediğimiz şey. Yaşadığı çıkmazları hissedebiliyorum. Benim böyle mutlu olduğumu, aşık olduğumda yaşama sevinciyle dolduğumu, artık kendi geleceğimi çizdiğimi görüyor. Ama diğer tarafta onun için keder var. Amcamın çocukları, eşleri ve çocuklarıyla gelince, evi torunların sesleri kaplayınca gıpta ediyor. Teyzeme, dayılarıma bunu nasıl anlatırım diye düşünüyor. Babam kahveye gittiğinde, birisi çıkıp ‘senin oğlan için o biçim diyorlar’ derse ne yaparım diye ödü patlıyor.

Bu adi düzen annemle beni karşı karşıya getiriyor. Bir tarafta benim mutluluğum, diğer tarafta toplumun istediği. Sadece beni değil. Sadece eşcinsellerin değil. Sadece kadınların da değil. Herkesi bir yerlerde kısıtlıyor. Çevremde evli olup da mutlu olan o kadar az insan var ki. Ya aile baskısıyla evlenmişler, ya ‘senin oğlanın bir eksikliğimi var, neden evlenmiyor’ laflarından dolayı evlenmişler, ya da çevrelerindeki herkes evlenip, sosyal düzenden bekar oldukları için dışlanmaya başlayınca evlenmişler, ya da cinselliği yaşayabilecekleri tek meşru kanal evlilik olduğu için… Bazen kadar saçma geliyor ki; bir devlet görevlisinin karşısına geçip ‘ben bundan sonra bu insanla birlikte olacağım’ diye onay alıyorsun. Peki, bu düzen kimi mutlu etmiş? Hepimiz bunun bir parçasıyız ve birbirimizi bu yapının içine hapsedip, mutsuz kılıyoruz.

Ben böyle mutluyum. Ben erkekleri seven bir erkeğim. Bu benim varoluşum. Saçımın rengi, tenimin kokusu ya da salçayı kaşık kaşık yemeyi sevmem kadar doğal, o kadar benim içimde. Beni ben yapan yüzlerce şeyden biri sadece. Olmadığım biri gibi davranmak istemiyorum, maske takarak dolaşmak istemiyorum. Mutsuz bir yaşam sürmek istemiyorum. Bunları kimse istemez. Ben dürüst olmak istiyorum. Dürüst yaşamak istiyorum.

Öyle ya da böyle bu düzen değişecek. Başta annem olmak üzere birilerinin benim yüzümden üzülmesini de istemiyorum. Ben annemi geri istiyorum. Çok şey mi istiyorum?


Etiketler: insan hakları, aile
bülten