01/09/2008 | Yazar: Barış Sulu



1937 ile 1944 yılları arasında yani ‘Nazi rejimi’ sırasında ‘Pembe Üçgen’lerle işaretlenmiş yaklaşık 50 – 100 bin erkek eşcinsel ve 10 – 25 bin kadın eşcinsel toplama kamplarında vahşice yok edildi. Alman faşist lider Adolf Hitler Polonya’ya girip İkinci Dünya Savaşını başlattığında tarihler 1 Eylül 1939’u gösteriyordu. Birleşmiş Milletler dünyanın sınırlarını değiştiren bu tarihi unutulmaması için 1964’te ‘Dünya Barış Günü’ ilan etti.

Ancak durum böyleyse, neden ‘Uluslararası Barış Günü’ hemen hemen tüm dünyada 21 Eylül tarihinde kutlanıyor?

İngiliz yönetmen Jeremy Gilley ‘The Peace One Day/ Bir Günlük Barış’ isimli belgeseli yapan kişi. Jeremy Gilley’in; 1999 yılında ‘hiç olmazsa tüm dünyada bir günlük barış olsun’ fikriyle ortaya koyduğu ‘Peace One Day’ isimli kampanyası etkili olur. Gilley kampanyasında; dünyada tüm çatışmaların bir gün süreyle durmasını ve çocukların o gün savaşlarda ölmemesini, sakat kalmamasını hedefler. Daha sonra bu fikrini dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a da açıklayarak, onu da ikna etmeyi başarır. Sonuçta BM aldığı bir kararla, tüm dünyada 21 Eylül’ün ‘Dünya Barış Günü’ olarak kutlanmasını kabul etmiş olur. BM tarafından 2005 yılında ilan edilen ve dünyanın 160 ülkesinde, binlerce kuruluş tarafından kutlanan 21 Eylül -‘International Day of Peace/ ‘Uluslararası Barış Günü’. Kofi Annan’ın konu ile ilgili açıklaması aynen şöyle:

‘21 Eylül Dünya Barış Günü, tüm dünyada, tüm ülkelerin ve tüm insanların düşmanlıkları ve savaşı 24 saat süreyle durdurdukları, küresel ateşkesin ilan edildiği bir gün anlamına geliyor. Ve bu gün tüm dünyada yerel saatle 12’de bir dakikalık saygı duruşu yaptıkları gündür…’

Bu karardan önce de BM’nin ‘Dünya Barış Günü’ ile ilgili çok zikzakları var. Bu zikzağın nedenini; BM’nin barışı ne kadar ciddiye aldığının göstergesi olarak da kavrayabiliriz. Süreç kısaca şöyle;

a) 1964 yılında BM; 1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olmasını kararlaştırır.

b) BM; 30 Kasım 1981 tarihinde, her yıl Genel Kurul oturumlarının başlangıç günü olan Eylül ayının üçüncü Salı gününü ‘Uluslararası Barış Günü’ ilan eder.

c) Ancak bu karar; BM’in 7 Eylül 2001 tarihindeki oturumunda 21 Eylül olarak yeniden değiştirilmiş.

d) Ve 2005 yılında 21 Eylül Uluslararası Barış Günü’ne yeniden vurgu yapılır.

Türkiye’de 1 Eylül Dünya Barış Günüdür

Dünyada en büyük yıkıma yol açan İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı bir simgedir. Nasıl atom bombasının yıkıcılığını Hiroşima’ya bombanın atılış tarihi simgeliyor ise... Bu tür kötülüklerin tarih vb simgeleri üzerinden karşı çıkış tarihi oluşturmak doğru bir yöntemdir. BM’nin ‘uluslararası barış’a vurgu için gündeme getirdiği dönemsel çaba ve açıklamalar –ki bunlar oldukça boldur-ile, simgesel karşı çıkış tarihlerini birbirine karıştırmamak gerekir. Örneğin 2005’de; ölümlerin yoğunlaştığı bölgesel savaşlardaki bu duruma dikkat çekmek için Kofi Annan bir açıklama yapmıştır. Bunu, simgesel Dünya Barış Günü ile karıştırmamak gerekir.Savaşa ve yıkıma tabii ki her fırsatta karşı çıkmak gerekir. Ama 1 Eylül, bu konuda tüm dikkatlerimizi yoğunlaştırmamıza yol açan bir olgudur. Yani; 1 Eylül Dünya Barış Günüdür. (Şenol Eskin - Kuşadası)

Biz de kaosgl.org okurlarına ‘Dünya Barış Günü’ size ne ifade ediyor, ‘Barış’ denildiğinde aklınıza neler geliyor diye sorduk. Yanı başımızda, daha birkaç hafta önce patlak veren Rusya’nın Gürcistan’ı işgal etmesi ve Gürcistan’ı bölme çalışmalarında başarıya ulaşma noktasını da göz önünde bulundurursak, ‘Barış’ kelimesinin içini her daim tanklarla, bombalarla değil, zeytin dalları ve güvercinlerle doldurmaya ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu görüyoruz.

Serhat Diligüzel, 31, İstanbul

Dünya Barış Günü; savaşı yaşamayan insanların yılda bir kez olsun "Barış" ın, savaşsızlığın ne anlam ifade ettiğini hatırlamalarına, belki de ‘iyi ki savaşta değilim’ demelerine gerek olmayan; savaşta olup acı çeken insanların ise anlamsız ve çaresizliğe derman olmayan ‘Barış’ kelimesini çoktan unuttukları gündür.

Haydar Aydoğdu, 23, İstanbul

Dünya Barış gününde, Barış'a dair cümleler ve kurulacak hayaller... Oysa kolay olmalıydı düşlerimizi, sevgimizi paylaşmamız. Dünyanın her yerine baruttan sancılar eken ülkeler olmasaydı... Şimdi insanların toprakları değil yalnızca işgal altında olan, bedenleri ve ruhları da... Barış'ın figürleri sadece insanlar değil, yaşadıkları topraklar ve yaşatmaya çalıştıkları ruhları da… Dünyada egemen, kalıcı bir barış için önce tüm nesnelerin, tüm nefeslerin birbirini kabul etmeleri ve benimsemeleri gerekir. İlkel duygular, ilkel öfkeler ve hırslarla ne bedenlerimize ne de dünyamıza sancı ekelim efendiler!

Kemal Bulut, 25, İzmir

Barışı Arıyorum

Az önce barış sözcüğünün anlamına baktım. İnternetten bakmadım bizzat Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği sözlüğe baktım.

Barış kelimesinin karşısında tamda şunlar yazıyordu. Kavgadan, huzursuzluktan, savaştan uzak olma. Sulh.

Peki adına layık bir şekilde yaşatabiliyor muyuz barış kelimesini. Elbette ki hayır. (Çoğunluğun da hayır dediğini duyabiliyorum). Her gün gazetelerde dergilerde boy boy cinayet , hırsızlık, tecavüz haberleri okuyoruz. Bunun yanı sıra bambaşka şeylerden de savaş ortamı çıkabiliyor elbette. Mademki herkes seçenekleriyle geldi dünyaya izin verin kendi şıkkımız olan butonu doldurmamıza.

Yıllar önce bütün bunları engellemek için bir dernek, bir örgüt kuruluyor. Adı mı tahmin edebileceğinizi biliyorum. Ama yine de söyleyeyim: Dünya Barış Konseyi

Size soğuk bir cümleyle anlamını yazabilirim.

Dünya Barış Konseyi (World Peace Council) kurulduğu 1949 yılından beri barış, silahsızlanma, küresel güvenlik, ulusal bağımsızlık, ekonomik ve sosyal adalet, gelişim, çevrenin korunması, insan hakları, bağımsızlık mücadelesi veren halklarla dayanışma için ve emperyalizme karşı mücadele etmektedir. Kurucu başkanı Frederic Joliot-Curie'nin "Barış herkesin işidir" sözünü kendine ilke edinen Konsey, dünyanın pek çok ülkesinde bulunan barıştan yana örgütlerin federasyonudur. Türkiye'de faaliyet gösteren Barış Derneği, Dünya Barış Konseyi üyesidir.

Eeee dediğinizi duyar gibiyim. Bende diyorum, ‘ne oldu yani şimdi her yer barış içinde mi, gazetelerde, dergilerdekiler hep sanal haber mi?’ Değil, barış anlamını yitirmeye başladı. Gitgide diğer insani kişilikler gibi o da özünü yitirmeye başladı.

Kimseye suç bulmayalım. Önce aynaya bakalım. Dünya barış günü diyoruz. Dünyanın bundan haberi yok. Eeee başka bir gezegende yaşamadığımıza göre dünyanın da bundan haberdar olması lazım. En azından şu üçüncü sayfa haberlerinin artık çoğunluk haberi olmaktan kurtarmamız lazım.

Barış kelimesi beyazın en temiz halidir.

Siyaha boyamak isteyene izin vermeyelim.

Herkesin dini, dili, ırkı, tercihleri, kimlikleri farklı olabilir.

Unutmayın barış olmasaydı savaşın iğrenç yüzü ortaya çıkmazdı.

Serdar Güner, 35, Ankara

Özellikle bir kaç ülkenin çabalarıyla günümüzde çoktan unutturulmuş barış kavramını tek bir güne sıkıştırmış olmak başlı başına bir sorunken, bir de bu günü de unutturma çabaları oldukça yaralıyor insanı. Bir zamanlar Ankara Hipodorom’da o muhteşem ve tatları hala damağımızda olan Zülfü Livaneli, Joan Baez, Yeni Türkü konserleriyle kutlanan; herkesin birilerinin hatırlatmasına gerek duymadan sabah uyanınca aklına geldiği 1 Eylül dilerim en kısa sürede tekrar hayat bulur.

Kerem Yener, 16, Adana

Ayrımcılığın, eşitsizliğin, homofobinin, savaşın, kinin ve öfkenin insanların içine işlediği şu dönemde biraz olsun içimizin umutla dolmaması için, biraz olsun bitsin bütün bu olumsuzluklar dememek için hiçbir sebep yok. Ve eşcinsellerin bile homofobik tavırlar sergilediği bu süreçte istiyorum ki 1 Eylül hepimize biraz olsun eşitlik, insaniyet ve barış duyguları versin. Bugün yükselecek beyaz güvercinler hepimizin huzuru olsun ve hepimizi insanca, dostça ve kardeşçe birbirine bağlasın. 1 Eylül’ümüz kutlu olsun.


Etiketler: insan hakları
Nefret