27/10/2008 | Yazar: Barış Sulu

‘Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 8. sınıflara yönelik ‘halk kültürü’ dersinde evlilikler konusunu ele aldı.

‘Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 8. sınıflara yönelik ‘halk kültürü’ dersinde evlilikler konusunu ele aldı. Eşcinsel evlilikler de dersin müfredatına girdi.’ Haberi 1 Ekim’de birçok haber sitesinde yayınlandı. Bu haberin ardından MEB bir açıklama yapma gereği duydu çünkü durum böyle değildi. Hiç öyle şey olur muydu? Türkiye buna hazır değildi (!) Türkiye neye hazırdı?

MEB’in yaptığı basın açıklamasında şöyle deniliyordu:

1. Belirtilen haberlere konu olan metin basında iddia edildiği gibi Halk Kültürü Dersi programında değil, sadece bu dersi okutan öğretmenler için hazırlanan ve sadece öğretmenlerin kullanacağı bir kaynak materyal olan "Programı Kılavuzu"nda yer almakta olup öğrencilerle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. (merak etmeyin öğrencilerle ilgisi yok, çocukların kafalarını bulandırır mıyız hiç!)

2. Belirtilen materyal öğretmenlere dönük hazırlandığı için olabildiği kadar bilimsel kaynaklardan yararlanılmaya çalışılmıştır. Haberde belirtilen makale de bilimsel kaynaklardan alınmıştır. Bu makalede de yazılı hukuk (Anayasa, yasa ve yönetmelikler) ile halk hukuku (töre, gelenek ve görenekler) arasındaki nedensellik ilişkisi bilimsel bir bakış açısıyla ele alındığı için yararlanılmaya değer görülmüştür.

3. Söz konusu metin eşcinsel evliliği kesinlikle onaylayıcı, olumlayıcı, teşvik edici nitelikte değildir. (Sakın korkmayın, tam heteroseksist düzenin istediği gibi yaptık!) Metnin hiçbir bölümünde bilimsel ve eğitsel olmayan, öğrencinin pedagojik yapısına zarar verici bir husus bulunmamaktadır. (Eşcinsellik çocukların pedegojik yapısına zarar veriyor ya!) Aksine, bazı toplumlarda bu husus yazılı hukuka girse bile Türk halk hukuku gereği ülkemizde bunun mümkün olmayacağı özellikle vurgulanmakta ve kültürel olarak böyle bir uygulama olumsuzlanmaktadır. (Bastıra bastıra yazdık, eşcinsellik gerçeğinin ‘normal’ olmadığını aşılıyoruz, durum kontrolümüz altında!)

Yanlış ve yanıltıcı habercilik anlayışıyla yazılan söz konusu gazete haberleri hakkında gerçek durum kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur. (Saygı duyuyoruz ama onaylamıyoruz!)

MEB’in rehber öğretmenlere yönelik hazırladığı kitapçıktaki eşcinsel evliliklerine ilişkin bir bölümün olduğunu duyduktan ve bu basın açıklamasını okuduktan sonra merak ettik ve konuyla ilgili ne düşünüyorlar diyerek halk eğitim uzmanı ve eşcinsellere sorduk.

Peki ya eşcinsel öğrenciler ve öğretmenler?

Umut Güner, Kaos GL

Milli Eğitimi Bakanlığı, bütün öğrencileri ve rehber öğretmenleri heteroseksüel mi sanıyor? Gerçekten bu soruyu kendime sormadan edemiyorum. Hazırlanan kitabı anlatacak, öğrencilerine aktaracak bütün öğretmenlerin hepsinin heteroseksüel olduğunu ve bu eğitim sürecinde hedef kitle yani öğrencilerin de hepsinin heteroseksüel olduğunu varsayarak hazırlanan bir kitap. Bunun yerine cinsel yönelim konusundan bahsedilebilir ve eşcinsellik, biseksüellik ve transkesüellikleri kavramsal olarak öğrencilerin öğrenmesi sağlanabilir. Aynı zamanda, rehber öğretmenlere de, eşcinsel, biseksüel ve transeksüel öğrencileri ile nasıl iletişime geçebilecekleri konusunda bilgi verebiliriz’i neden düşünmüyorlar. Çünkü eşcinsel öğretmenlerin cinsel yönelimlerini yaşamalarına izin vermiyorlar. Bunun yanında eşcinsel bir öğrenciyi de eğitim sisteminde ellerinden geldiği kadar baskıladıkları için eşcinsel öğretmen ve öğrencilerin olabileceğini yok sayıyorlar.

‘bayram değil seyran değil Halk Bilimi Uzmanı Öcal Oğuz beni niye öptü’

Kumru Toktamış, Pratt Enstitüsü Sosyal Bilimler ve Kültürel Araştırmalar Bölümü öğretim üyesi, Brooklyn NY

Aslında ‘bayram değil seyran değil Halk Bilimi Uzmanı Öcal Oğuz beni niye öptü’ duygusu ile okuduğum habere kaynaklık eden yayının kendisini görmeden tepki vermekten çekiniyorum. Çünkü her halk bilimi uzmanı gibi Sayın Oğuz da eminim ‘töre’ nin bilimsel anlamının, halk arasında varsayılanın aksine, sürekli değişiklik, esneklik olduğunu bilir. İnsanlar, topluluklar ne kadar sımsıkı bağlanırlarsa bağlansınlar, özellikle kapıları tutan ‘aile büyükleri’ veya ‘cevre’ veya mahalle kasabının önüne sandalye atmış fanila gömlekli ve tokyali emekli amcalar ne kadar şiddetle iddia ederlerse etsinler, adet ve geleneklerin hergun yeniden icat edilen toplumsal pratikler olduğunu bilmeyen biri halk bilim uzmanı olamaz. Genç kadınlar, Kraliçe Viktorya’nin dügününden beri beyaz gelinlik giymeyi adet haline getirmisler, bizim Ege Bölgesinden çıkma iyi kalpli Aziz Nikolas yüzyıllar sonra ABD topraklarında Coca-Cola reklamında başrol oynayıp kırmızı ceket-pantolonlu ve kuzey kutbunda yasayan Noel Baba kılığına bürünmüştür. Şimdi beyaz gelinliği de, yılbaşında eski Coca-Cola şişelerine benzeyen yaşlı adamdan hediye almayı da adet edinmiş durumdayız. Oysa bütün ‘töre’ler gibi bu ve benzeri adetlerimiz ve geleneklerimiz yakın zamanda icat edilmiş ve kasabın önüne sandalye atmış atlet fanilalı ve tokyolu emekli amcalar tarafından kollanan geçici uygulamalardır.

Şimdi Sayın Oğuz, kasabın önünde zevzeklik yapan emekli amca değil de, bir bilim adamı olduğuna ve bütün bunları çok çeşitli örnekleri ile birlikte gayet iyi bildiğine göre, bence bizlere eşcinsellerin evlenebilmesi için yasal düzenleme yapılamıyor olmasının geçici bir uygulama olduğunu ve tez zamanda değişeceğini söylemektedir. Çünkü hiç bir bilim adamı veya eğitimci hızla değişen hayatın karşısında ‘töre’ gibi bir safsatanın arkasına saklanıp fetva vermez, değişimi yakalamaya, anlamaya ve Genc kuşakları bu değişimlere hazırlamaya çalışır.

Var olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ayrımcılık yapıyor ve onları bu özel durumlarından dolayı rahatlıkla dışlayabiliyoruz.

Ahmet Sansan , öğrenci, ahmetsansan@mynet.com

Töreler bilindiği gibi İslam öncesi Türk toplumlarında sürdürülen ve hala bu uygulamaların devamını günümüzde gördüğümüz sözlü kurallar olmuştur. Ama o zamandan beri törelerde toplumsal birçok alanda düzenlemeye gidilmiş ve değiştirilmiştir. Hep yakındığımız bu kuralların aslında başlangıcı toplumsal refah ve toplumsal barış için gerekliydi. Ama günümüzde salt bunlar üzerinden giderek o günün koşullarını bu güne uyarlamaları biraz tuhaf kaçmış durumdadır. Türkiye'de var olan demokrasi hukuk kuralları çerçevesinde dil, din, ırk, cinsiyet gibi özel durumların hiçbiri göz önünde bulundurulmaksızın herkesin eşit olduğu Anayasa kuralları vardır. Ama görülen o ki hukuk kuralları yerine şeriat kurallarını ülkemizde uygulanmasına izin verilmektedir. Anayasada var olan evlilik yaşı olan 18 ilkokul kitaplarında 14 olarak gösterilmesi aradaki diyalektik durumu gözler önüne sermektedir. Her konuda fikirlerini aldığımız Avrupa Toplumlarının eşcinsellik konusunda var olan yasaları için onları eleştiriyor ve ahlaksızlıkla suçluyoruz. Var olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ayrımcılık yapıyor ve onları bu özel durumlarından dolayı rahatlıkla dışlayabiliyoruz.

Sayın Öcal Oğuz'un 'Çağdaş Kentin Hukuku ve Töre Cinayetleri' adlı makalesinden alınarak müfredat programına koyulan makalesinde ‘Son dönemlerde ‘eşcinsel’ evliliklerin kimi ülkelerde gündeme gelmesine, bunun lehine kimi düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen, ülkemizde kamu vicdanı veya ‘töreler’ bunu onaylamadığı için bu konuda bir yasal düzenleme yapılması mümkün değildir’ olan kısmında halk vicdanı dediği kişilerin kimler olduğu ve neye göre bu yorumun yapıldığı bilinmemekte ve bunun kaynağıyla ilgili açıklama yapmasını beklemekteyiz. Anayasa düzenlemelerin olduğu bir ülkede kullanılan töre lafı genç bir kızın sevgilisiyle el ele tutuştuğu için öldürülen töreyse bunun kamu vicdanı olup olmadığı, sırf eşcinsel olduğu için öldürülen Ahmet YILDIZ'ın kamu vicdanıyla bir kez daha sorgulanmasını beklemekteyiz.

Doğru bilgi, doğru kaynaktan alınmalı

Kamil Sarıkuş, öğrenci, 25

Kendimden biliyorum. Eşcinsel olduğum gerçeğini 18 yaşımda değil de 14 yaşımda kabul etmiş olsaydım, 4 yıl gibi upuzun bir süreçte ben neden böyleyim diyerek sorgulama yerine, o güzel yıllarımı daha olumlu ve rahat geçirebilirdim. Eşcinsellik gerçeğinin okullarda okutulması için geç bile kalınmıştır. Küreselleşen dünyada gençlerin doğru bilgiyi doğru kaynaktan alabilmesi gerekmektedir. Milli Eğitim şu anda var olan gey lezbiyen derneklerinden doğru bilgiyi alıp müfredata eklemelidir.


http://www.kaosgl.org/node/2038
Etiketler: insan hakları, eğitim
Nefret