27/12/2022 | Yazar: Kaos GL

EŞİK: “Değişiklik teklifinde bu konunun anayasal düzlemde LGBTİ+’larla ilişkilendirilmesi açıkça ideolojiktir ve siyasi iktidarın dilinin bir parçası olan nefret söyleminin sürdürülmesidir.”

EŞİK “Hayır” demeye çağırıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu; Adalet Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin Meclis Başkanlığı’na getirdiği ayrımcı anayasa değişikliği teklifiyle ilgili açıklama yayınladı.

Platform, “Muhalefet partileri bu konunun görüşüleceği toplantılara, meclis müzakerelerine ve oylamalarına katılmamalı, bu istismar konusunu gündemlerine almamalı ve Anayasa değişikliği teklifine ‘Hayır’ demeli. Bu konuda ortak bir karar açıklaması beklenen 6’lı masayı oluşturan partilerden yapılacak toplantıya katılarak kadınlar olarak taleplerimizi anlatmak için randevu istiyoruz” dedi:

“Bizler, 9 Aralık 2022 tarihinde AKP, MHP, BBP’den 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan Anayasa değişikliği teklifinin, haklar ve özgürlükler alanını ciddi ve tehlikeli ölçülerde daraltma amacıyla tasarlandığını düşünüyor ve bu teklife açık ve net biçimde “Hayır” denilmesini öneriyoruz.

‘Yasalara dokunma, uygula’ diyerek, ‘Anayasayı uygulamayanlar, anayasa yapamaz’ diyerek, AKP-MHP iktidarınca gündemimize getirilen bu tür düzenlemeleri ısrarla reddeden kadın ve LGBTİ+ örgütleri bu yeni anayasa değişikliği teklifi sürecinin de takipçisidir.

EŞİK çağrısıyla bir araya gelen 500’e yakın imzacı kurumun temsilcisi olarak, bugün burada AKP-MHP iktidarınca verilen bu yasa değişikliği teklifini tümüyle reddettiğimizi kamuoyuna duyuruyor ve Mecliste grubu bulunan muhalefet partilerini ve tüm milletvekillerini bu değişikliğe kesin bir dille ‘hayır’ demeye çağırıyoruz.

Muhalefet partileri bu konunun görüşüleceği toplantılara, meclis müzakerelerine ve oylamalarına katılmamalı, bu istismar konusunu gündemlerine almamalı ve Anayasa değişikliği teklifine ‘Hayır’ demelidir.

Çünkü; kadını aile içi şiddet dahil olmak üzere her türlü şiddet karşısında savunmasız bırakarak Türkiye’yi dünya kadınlarının en büyük kazanımlarından birini olan İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olmaktan çıkartan, Anayasayı ve yasaları her fırsatta ve defalarca ihlal eden, yasalara uymayan ve ülkeyi hukuk dışılığa sürükleyerek yargı bağımsızlığını yok eden bir iktidar, böyle giderayak, siyasi ömrünü tamamlamışken, Anayasa değişikliği teklifi yapamaz. Hak ve özgürlükler lehine ve eşitlik ilkesine uygun bir Anayasa değişikliği yapması söz konusu olamaz. AKP’nin bu konudaki sicili bizlerde bu konuda hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor.

Anayasa değişikliği teklifi ile bir kez daha kadınlar başörtülü ve başörtüsüz diye ayrılıyor; temel haklardan olan ve her türlü sahiplenilmesi gereken kılık kıyafet özgürlüğü, Anayasa’nın konusu yapılarak, bütün özgürlük iddialarının aksine daraltılıyor.

AKP’nin hazırladığı ‘türban serbestisi’ ve ‘ailenin korunmasını içeren’ iki maddelik söz konusu anayasa değişiklik teklifinin ocak ayında Anayasa Komisyonu’na, şubatta ise TBMM Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

Değişiklikler, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24. maddesi ve aile ve çocuğun korunmasına ilişkin 41. maddesiyle ilişkilidir.

Teklifte Anayasa 24. maddeye ilgili değişiklik önerisi mevcut anayasanın 10. maddesinde yer alan ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ ilkesine açıkça aykırıdır. Eşitlik ilkesini ihlal etmektedir, anayasa eliyle ayrımcılıkları kurumsallaştırmaktadır. Çünkü bir dini inancın belli bir yorumuna dayalı kıyafetlere mutlak bir dokunulmazlık getirirken, diğer kıyafetlere ilişkin devletin keyfi de olsa her türlü kısıtlamayı yapabilmesinin önünü açmaktadır.

Bilindiği üzere mevcut Anayasa’da din ve vicdan hürriyeti, zorunlu din dersi vb. sorunlu hükümlerine rağmen, bir ölçüde güvence altına alınmıştır. Hukukçuların ısrarla açıklamaya çalıştıkları gibi, Anayasa ve yasalarda ‘dini inanç sebebiyle’ yapılacak yeni bir düzenleme, ileride yapılabilecek farklı yorumlarla laiklik, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri bağlamında sorunlara yol açabilecektir. Değişiklik teklifi bu anlamda laiklik ilkesine aykırıdır ve bu ilkenin güvenceye aldığı özgürlükleri tehdit etmektedir.  

Maddede, ‘dini inanç sebebiyle ve tercih ettiği kıyafet nedeniyle’ denmiş olması, konuyu ‘başörtüsü’ serbestisi ile ilişkili bir düzenleme olmanın da ötesine genişletmekte ve dini inanç nedeniyle olmayan diğer kıyafet seçimlerini hukuki korunmadan mahrum bırakmaktadır.

Dahası, ‘dini inancı sebebiyle’, ‘kadının başını örtmesi’ gibi ibarelerle devletin belli bir dinin yorumlarıyla yapacağı düzenlemeler Anayasa’ya dahil edilmektedir. Oysa, Anayasa’nın ‘Başlangıç’ kısmında ‘lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı’ ifadesi yer almaktadır.

Ayrıca AKP’nin söz konusu düzenlemeyi referanduma götürme eğiliminin olduğu da açıkça bilinmektedir. Oysa temel hak ve özgürlükler hiçbir şekilde referandum konusu yapılamaz. Yapılmamalıdır.

Değerli hukukçuların yorumladığı ve vurguladığı gibi kadınların ‘başı açık’ ve ‘başı kapalı’ olarak tarif edildiği bir metin ayrımcılık için zemin oluşturmaktadır. Teklif insan haklarına da, kadın haklarına da, hukukun evrensel ilkelerine de açıkça aykırı, ayrımcı ve baskıcı uygulamalara zemin oluşturabilecek bir tekliftir.

Anayasa'nın 41'inci maddesinin madde başlığında ve birinci fıkrasında yapılmak istenen değişikliğe gelince. Bu değişikliğin gerekçesi şu şekilde açıklanmaktadır:

‘Maddeyle yalnızca kadın ve erkek olmak üzere iki farklı cinsiyetten bireylerin birbiriyle evlenerek evlilik birliğini oluşturabileceği açıkça düzenlenmekle, bunun dışındaki hiçbir birlikteliğin evlilik birliği olarak kabul edilmeyeceği ve evlilik birliğinin eşler arasında yani kadın ve erkek arasında eşitliğe dayandığı kabul edilmiş olmaktadır. Böylece aile ve evlilik kurumunun her türlü tehlike, tehdit ve saldırılar ile sapkın akımların dayatmalarına karşı korunması amaçlanmaktadır.’ 

Anayasa'nın 41'inci maddesine ‘Aile, kadın ve erkekten oluşur’ tanımı getiriliyor.

Bu değişiklikle ilişkili gerekçedeki açıklamalar, LGBTİ+’ları açıkça ‘sapkın’ ilan eden bir nefret söylemi içeriyor. Burada, toplumun bir bölümü bakımından ayrımcı, düşmanlaştırıcı ve dışlayıcı bir söylem söz konusudur. Türk Medeni Kanunu’nda evliliğin kimler arasında olabileceği ve evlilik başvurusu ile ilişkili başlıktan itibaren, evlilik birliğinin kadın-erkek arasında kurulacağı açıkça tanımlanmışken, değişiklik teklifinde bu konunun anayasal düzlemde LGBTİ+’larla ilişkilendirilmesi açıkça ideolojiktir ve siyasi iktidarın dilinin bir parçası olan nefret söyleminin sürdürülmesidir.

Düzenlediğimiz bu kampanya aracılığıyla bizler, KESK, DİSK, Eğitimsen, Tüm-BelSengibi sendikalar, TTB, TMMOB gibi meslek örgütlerine bağlı bazı odalar, İHD, İHGD gibi insan hakları dernekleri, Ekoloji Birliği, ÇYDD, Alevi federasyonları, HDK gibi Türkiye çapında örgütlü karma örgütler, siyasi partiler, kent konseyleri, kent konseylerinin kadın ve gençlik meclisleri; Ortak Yaşam Ağı, Demokrasi İçin Birlik gibi çok sayıda platform; çok sayıda göç, çocuk, roman, eşitlik çalışan karma örgüt ve yüzlerce kadın ve LGBTİ+ örgütü olarak;

Muhalefete açık, net ve ısrarla sesleniyoruz:

Anayasa değişikliği teklifini Müzakere bile etmeyin çünkü; kadınların yaşamlarını doğrudan ilgilendiren bir konuda değişikliğe gidilirken hiçbir kadın örgütünün görüşü alınmamıştır. Görüş alınması bir yana kadın ve LGBTİ+ örgütler susturulmaya çalışılmaktadır. Esas öznelerini dışarıda bırakarak hazırlanmış olması, teklifi müzakere etmeyi reddetmek için tek başına bile yeterli bir sebeptir. Bu teklife ‘evet’ demek, Anayasa’yı defalarca ayaklar altına alan iktidarın hukuka saygısızlığını onaylamak anlamına gelir. Fiilen yok sayılmakta olan laiklik ve eşitlik ilkelerinin topyekûn ortadan kaldırılmasına giden yolun taşlarını böyle bir iktidarla beraber döşemek demektir.

Kadınlara ‘siyasi rehine’ olarak davranan iktidar bloğu ile aynı düzlemde siyaset yapmak, kadınları siyasal rehine olarak kullanmak ve can güvenlikleri de dahil olmak üzere tüm temel haklarına yönelik saldırıların önünü açmak demektir.

Basında yer alan bir habere göre, Gelecek Partisi, Ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemek için AKP’nin başını çektiği iktidar blokunun anayasa değişikliğini destekleme şartını öne sürmektedir. Türkiye siyasal tarihine bir leke olarak geçecek bu şantaj haberlerine inanmak istemiyoruz. Kadınları siyasal pazarlıkların ve oy hesaplarının malzemesi yapmaktan vazgeçmeyen bu siyasi tavrı bir kez daha kınıyoruz. Başta CHP olmak üzere meclisteki tüm partileri ve milletvekillerini bu tuzaklara düşmemeye çağırıyoruz.

Anayasa’nın fiilen uygulanmadığı, yargının sadece muhalifleri tutuklayıp hapse atarak korkutma ve yıldırma aracına dönüştürüldüğü bir ortamda Anayasa hiçbir şekilde konuşulamaz.

Temel haklar referandum konusu yapılamaz.  Din, inanç ve ibadet özgürlüğü, laiklik, eşitlik ve ailede eşitlik kavramları gibi temel haklar referandum ile tartışmaya açılamaz. Kadınların kıyafetine ilişkin düzenlemelerin yeri anayasalar değildir. Anayasalar insanların kılık kıyafeti ile uğraşmazlar.

Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmeyeceğiz.

EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu olarak, 5 Ocak 2022 günü toplanarak bu konuda ortak bir karar açıklaması beklenen 6’lı masayı oluşturan partilerden yapılacak toplantıya katılarak kadınlar olarak taleplerimizi anlatmak için randevu istiyoruz. Daha önce kamuoyu önünde dile getirdiğimiz bu talebimizin altını bir kez daha çiziyoruz. Yanıt bekliyoruz.

Kadınlar olmadan kadınların hayatları hakkında karar verilmesine izin vermeyeceğiz. Müzakerelere katılmayın. Komisyon görüşmelerine de Meclis oylamasına da katılmayı topluca reddedin. HAYIR deyin. Bu ses duymazdan gelinirse bunun tarihsel bir sorumluluğu ve vebali olacağını da hatırlatmak istiyoruz.”


Etiketler: insan hakları, kadın, yaşam, siyaset
nefret