20/07/2022 | Yazar: Cengiz Anıl Bölükbaş

Eskişehir Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan akivistlerden Eren Ekre, gözaltında su verilmediğini söyledi. Avukat Hasan Çayır ise, avukatların ve aktivistlerin hakarete uğradığını söyleyerek, “İfadeler alınmadan saatlerce bekletildik” dedi.

Eskişehir Onur Yürüyüşü: LGBTİ+’lar saldırıya uğrarken, nefret suçu işleyenlere dokunulmadı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

3 Temmuz’da gerçekleşen Eskişehir Onur Yürüyüşü’nde 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlarda biri ise çocuktu. Ayrıca alandaki avukatlara İslamcı bir grup saldırırken polis tepkilere karşılık “Görmedim” cevabını verdi.

Onur Yürüyüşü Eskişehir Valiliği tarafından yasaklanırken, Eskişehir’de Mayıs ayında LGBTİ+’ların öldürülmesi, recm edilmesi ve yakılması çağrıları yer alan imzasız broşürler dağıtıldı. Eskişehir’de yaşayan LGBTİ+’lar kentte dağıtılan LGBTİ+’ların öldürülmesi çağrısının yer aldığı broşürler hakkında suç duyurusunda bulunmasına rağmen herhangi bir gelişme olmadı.

Onur Yürüyüşü’nde alanda olan avukatlardan Hasan Çayır ve gözaltına alınan aktivistlerden Eren Ekre, saldırıları,  gözaltı ve karakol sürecinde yaşananları KaosGL.org’a anlattı.

“İnsanlar avukatları ile görüştürülmedi”

Eskişehir Onur Yürüyüşü’nde aktivistlerin polis tarafından orantısız güç kullanılarak ters kelepçe ile işkenceyle gözaltına alındını söyleyen Avukat Hasan Çayır, skolyozu olan ve bunu belirten bir aktivistin yere yatırılarak omuriliğine bastırıldığını ve ters kelepçe yapıldığını aktardı. Başka bir aktivistin yerde sürüklendiği için diz kapaklarında kanama meydana geldiğini dile getiren Çayır, kişinin polis tarafından "gel sana pansuman yapalım" denilerek ekip otosuna bindirilip gözaltına alındını dile getirdi. Yakalama işlemi sonrası alınan sağlık raporlarının polisin orantısız şiddetini ve işkencesini doğrular nitelikte olduğuna dikkat çeken Çayır, “Gözaltı aracında el koyma tutanağı dahi düzenlenmeden tehditle insanların telefonlarına el konuldu. Sağlık kontrolleri sırasında hiçbir şekilde insanlar avukatları ile görüştürülmedi. Avukatlar hastane bahçesine dahi alınmak istenmedi.  Emniyet ifadeleri için avukatlar olarak emniyete geldiğimizde ise içeri alınmayarak nizamiyede bekletildik.  Bununla ilgili tutanak tutmamız üzerine içeri alındık.  İfade alınma sırasında İçişleri Bakanlığının genelgesi gösterilerek avukat beyanlarına yer verilemeyeceği belirtildi. Genelgenin kanundan üstün olmadığını ve ifadeye devam etmeyeceklerini belirten avukatların beyanları emniyetle olan müzakereler sonucu alındı. Bu konuyla ilgili de avukatlar tarafından tutanak tutuldu. İfadeler alınmadan, saatlerce bekletildik. Bu süreçte polis tarafından avukatlar da birçok hakarete maruz kaldı” dedi.

Yürüyüş alanında komitenin avukatlarına da gerici bir grup tarafından fiziksel saldırı olduğunu söyleyen Çayır, avukatların polise “görmüyor musun bizi linç ediyorlar” diye sorduğunda ise “görmedim” cevabını aldığını belirtti. Bu durumla ilgili haftaya suç duyurusunda bulunacağını dile getiren Çayır, ayrıca Kanlıkavak’ta dağılan bir grubun önünü bıçaklı bir grup kestiğini ve aktivistlerin bir binaya saklanarak kurtulduğunu aktardı.

“Saldırılar eşitlik ilkesine aykırı”

Onur Yürüyüşleri’nin bütün dünyada gerçekleştirilen tamamen barışçıl bir yürüyüş olduğunu ifade eden Çayır, son dönemlerde Türkiye'de anayasa ve uluslararası sözleşmeler kapsamında koruma altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının güvenlik, genel ahlak gerekçe gösterilerek ilan edilen yasaklama kararları ile ihlal edildiğini belirtti.  Yasaklama kararlarının hukuksuzluğu mahkemeler tarafından da verilen iptal kararları ile sabit olduğunun altını çizen Çayır, “Yasaklama kararının içeriği ‘LGBTİ+ dernekleri, benzeri oluşumlar ve gruplar ile bu grupların yapmış olduğu bu tür eylemleri  desteklemek veya protesto etmek’ olarak belirtilmesine rağmen 26 Temmuz tarihinde basın aracılığıyla  önceden de duyurulan gerici ve nefret söylemleri  içeren "LGBT Ahlaksızlığına Karşı" başlıklı bir basın açıklaması düzenlenmiştir.  Aleni bir şekilde Türk Ceza Kanunu bakımından ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçu işlenmesine rağmen Eskişehir Emniyeti bu basın açıklamasına sessiz kalmıştır. Devletin gerici gruplara müdahale etmeyip anayasal hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara müdahale etmesi Anayasa'nın eşitlik, ayrımcılık yasağı ve laiklik ilkelerine aykırıdır” diye konuştu.

“Bayraklarımız verilmedi, yarısı içilmiş su verdiler”

Eskişehir Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan aktivistlerden Eren Ekre, yalnızca bir kez polis tarafından uyarıldıklarını ve uyarıdan sonra bayrak ve ana pankartı indirmelerine ve dağılmaya başlamalarına rağmen polisin gözaltı yapmaktan geri durmadığını söyledi. İşkence ile gözaltına alındıklarını ve birçok arkadaşının vücudunda darp izleri olduğunu aktaran Ekre,  gözaltı otobüsünde ise bir aktivistin gökkuşaklı bandanasının alınmaya çalışıldığını ancak bunu engellediklerini belirtti. Fakat İl Emniyet Müdürlüğü’nde üst aramalarında bayraklarının alındıklarını vurgulayan Ekre, “Alırken geri vereceklerini söylemelerine ve hepsini üst arama tutanağına yazdırmamıza rağmen gece çıkışta savcılık kararı ile veremeyeceklerini söylediler. Gözaltında su istediğimizde bize açılmış ve yarısı içilmiş su getirdiler. İtiraz etmemize rağmen su getirmediler ve akşam avukatların su getirmesini beklemek zorunda kaldık.  Eskişehir Valiliğinin yasak kararı 26 Haziran’da basın açıklaması yapan faşist-fobik kitleye uygulanmazken, LGBTİ+’lara uygulandı. Aylar önce kentte sistematik bir şekilde nefret broşürleri dağıtılması konusunda etkin soruşturma yürütmeyenler bizleri yasakladılar. Açıkça içerisinde eşcinsellerin recm edilmesini yazan bu kitapçık Eskişehir’in birçok mahallesinde dağıtıldı. Onur Haftası’nın her etkinliğini yasaklara rağmen gerçekleştirdik. Yasakları tanımadığımızı her seferinde dile getirdik ve o yürüyüşü gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, medya okulu
nefret