14/05/2013 | Yazar: Cihat Gündüz

Sanatçı Ferhat İgit LGBT’lerin sorunlarının çözüm yerinin Meclis olduğunu söylüyor

Ferhat İgit Bu Sergiyi Ben Değil Dünya, Türkiye, Biz Yarattık… Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Sanatçı Ferhat İgit LGBT’lerin sorunlarının çözüm yerinin Meclis olduğunu söylüyor
 
Ressam ve heykeltıraş Ferhat İgit’in “Oysa; görmediğin duymadığın çok şey var...” sergini ziyaret edenler arasında Buca Belediye Başkan Vekili Hüsnü Kaya, Başkan Yardımcısı Suat Nezir, CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, CHP Buca İlçe Başkanı Bektaş Gül, CHP Karabağlar İlçe Başkanı Polat Manduz, Kültür İşler Müdürü Sakine Akyüz, Buca Kent Konseyi, İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği Yöneticileri de yer alıyor.
 
Ressam ve heykeltıraş Ferhat İgit’le, Buca Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdiği “Oysa; görmediğin duymadığın çok şey var...” sergi sonrası güzel bir sohbet etme şansı yakaladık...
 
Ressam ve heykeltıraş Ferhat İgit’i kendi ağzından tanıyarak başladık sohbete…
1984 yılında Dersim de doğdum. Heykeltıraşlık hayatına 4 yaşında başladım. Köyde oyuncaklarımız yoktu. Köyün ilerisinde bulunan kil kalıntılarıyla, doğada var olan hayvanları ve cansız varlıkları heykele dönüştürerek oyuncaklar yapar oynardık. 1990 yıllarında geçim sıkıntısı ve hayatın zorluğu nedeniyle İstanbul’a taşındık. İşçi ve emekçi bir ailenin çocuğuyum. Çok güzel bir evliliğim var eşim en büyük destekçimdir. Dünya’da ilk defa Ferhat İgit tarafından Tebeşir cisminden Heykel yapıldı ve tablo ile birleştirildi.
 
Tebeşir Heykel ile ilgili serüvenim lise yıllarında başladı. Tesadüfen elime aldım elimde toplu iğne vardı ve tebeşiri heykelleştirdim. Dünyada bir ilke imza attım. 2006 yılında Yakın Doğu Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne girdim ve Üniversite hayatı boyunca da başarılı işlere imza attım. 2010 yılında ise Kocaeli Üniversitesi İletişim Tasarımı ve Bilişim Teknolojileri Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans bitirdim.

Sanatın “ucube” olarak nitelendirildiği bir ülkede “Oysa; görmediğin duymadığın çok şey var...” sergisi nasıl yaratıldı?
Öncelikle sanatın ucube olduğunu düşünmüyorum ve katılmıyorum. Sanat vazgeçilmez bir duruştur ve özgürlüğün temelidir. Örneğin Mustafa kemal Atatürk “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur’’ sözü toplum için açıklayıcı ya da Fatih Sultan Mehmet’in kendi portesini yaptırması. O devirde yasak olmasına rağmen. Daha Örnek verecek olursak Mevlana’nın Allah’la daha bütünleşebilmesi için Ney çalması duygularını üst noktalara ulaştırması, sanatla iletişim aracıdır aynı zamanda.
 
Sergini yaratılmasına gelince ben yaratmadım Dünya Türkiye Biz yarattık. İnsanları yok sayarak ötekileştirerek insanları hastalıklı bireyler görerek biz yarattık. Keşke insanlar ölmese ya da ötekileştirilmese de şu sergiler ve eserler ortaya çıkmasa.
Serginin Türkiye Bakımından manifestosuna bakarsak sergi çoktan açılmalıydı. Kısaca tarihimize bakacak olursak göreceğiz...
 
Türkiye’de unutmaya yüz tuttuğumuz sorunlar, karşımıza insanlığa büyük bedeller ödeterek çıkmıştır. Hiç şüphesi yoktur ki bunların en büyük örneklerinden biri Kürt Sorunudur. Yıllarca böyle bir sorunun varlığını bize unutturmaya çalışan güçler, 100 binlerce insanın ölmesine neden olmuş ve hâlâ dur diyememektedir. Kaybedilen zaman bizden kardeşimizi, ağabeyimizi, ablamızı, babamızı geleceğimizi çalmış ve hâlâ çalmaya devam etmektedir. Keşke ölmeseydi, keşke olmasaydı, neden ki… vb keşkelerle süren bir zaman, yaraları saramamış, inadına birilerinin barış çığlıkları arasında hasta kanser misali ölüm döşeğinde can vermektedir. Şunu benliğimize yazmamız gerekiyor ki sorunlara başında müdahale edilmezse sorun büyüyor ve toplum kanserine dönüşüyor. Sorunlarımızı görmezden gelemeyiz, gelmemeliyiz!
 
Eşcinseller, transseksüeller, geyler, travestiler, lezbiyenler bilgi ve bilgilendirme eksikliği, çeşitli toplumsal normların baskıcılığı ve farkındalık yoksunluğu nedeniyle, devlet ve medya tarafından ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Hayatlarını seks işçiliği yaparak sağlamakta olanların birçoğu şiddetle karşı karşıya kalmaktadır. 
 
Peki, seks işçiliği kaderleri midir? Cinsel yönelim tercih midir yoksa doğuştan mı vardır ya da bir tür hastalık mıdır? LGBTT olmak toplumdan dışlanmayı gerektiren bir şey midir?  Ötekileştirmek ve yaşam haklarından alı koymak, özgürlük alanını sınırlamak mı gerekir? Toplumu LGBTT bireylere karşı nefret beslemeye iten onları dışlama ve insandan farklı, korkulacak bir şeymiş gibi algılanmasına sebep olan tek etken medya mıdır? Toplumda LGBTT bireylere yönelik olarak ahlaki panik yaşanmakta mıdır? Bu soruların cevapları bir an önce verilmelidir, diye düşünüyorum...
 
Bir heteroseksüel bakış açısıyla, etkileyici bir anlatım olduğunu gözlemledim ama heteroseksüel katılımcılarınız da olmuştur onların tepkileri nasıldı?
Heteroseksüel bir kimliğe sahibim. Sergiye gelenlerin çoğu heteroseksüel bireylerden oluşuyordu. Bu da çok önemli asıl amaç zaten onlara anlatmak ya da anlamalarını sağlamak. Bunun bir hastalık olmadığı ya da hormonal, tercih olmadığını. Sergiyi ziyaret edenler sıralayacak olursak Buca Belediye Başkan Vekili Hüsnü Kaya, Başkan Yardımcısı Suat Nezir, CHP İzmir Milletvekili Musa Çam,  CHP Buca İlçe Başkanı Bektaş Gül, CHP Karabağlar İlçe Başkanı Polat Manduz, Kültür İşler Müdürü Sakine Akyüz, Buca Kent Konseyi, İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği Yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. Baktığımızda kadro kanaat önderlerini görüyoruz. Bu kanaat önderleri ileriye taşırlarsa bu sorunu, o zaman istendiği noktaya ulaşır. Çünkü Milletvekilinden tutun da Belediye Başkanlarını görüyoruz. Bu toplumu da Milletvekilleri temsil ettiğine göre sorunun çözümü de Meclis’tir.
Serginin sesini yeterince duyurabildiğinize, istediğiniz bir kitleye ulaştırabildiğinizi düşünüyor musunuz? 
Serginin İzmir’de hedefine ulaştığını sanıyorum. Kanaat önderlerin ilgisini çekmeyi başardık ama Türkiye çapında daha çok kat etmemiz gereken yol var, yılmadan devam etmek lazım. Ben yorulmuyorum yeter ki ömür yetsin doğruyu anlatmaya.

Etiketler: kültür sanat
Nefret