11/02/2013 | Yazar: Ömer Akpınar

Kan bağını değil, gönül bağını yücelten; birlikte bir hayat üretmenin derdine düşmüş dev bir LGBT ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum!

Gasteler Bizi Söyler – 11 Şubat 2013 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Cevabını öğrendiğinizden emin olduğum bir soru sorumak istiyorum size: Aile nedir? Anne, baba ve çocuklar… ve şofben, misafir sehpaları, okul taksidi, akşama ne pişirsem? Buna benzer bir şeydi işte; ilkokul 1’de işlemiştik, hayat bilgisiydi.  
 
Büyük Türkçe Sözlük aileyi şöyle tanımlıyor: Erkeğin ve kadının çocuklarıyla oluşturdukları, iş bölümüne dayalı, küçük (çekirdek) ve büyük ya da dar ve geniş aile gibi tipleri olan toplumsal ve ekonomik temel birlik.
 
Aile, toplumsal ve ekonomik bir birlik, evet. O kadar ki, devlet kendi yapması gereken işleri bu birbirinden sevimli erkek, kadın ve çocuk kolonilerine yıkarak tek taraflı bir “iş bölümü” yaratmaya çalışıyor. E, zaten evin içinde de “iş bölümü” var. Kadın her işe koşar!
 
Geleneksel tanımın baskılarına karşı her direnişte “anlayamayacaksın, haliyle cevap da veremeyeceksin ve yenilmiş hissedeceksin” efektli büyük laflar patlar yüzünüze: “Tanrı kadın uygulamasını erkeğe şu şu şu fonksiyonları sağlasın diye indirdi”, “Kadının genlerindeki bir şeyler, yani kromozomların etrafında dolanan, şimdi yeni çıktı ya, dörtlü sarmal felan, onlar işte böyle anaç yapıyor dişileri”, “Binlerce yıllık geleneklerimizi kaşına boncuk takmış zibidiler yüzünden değiştirecek değiliz, şanlı bilmem kim bu konuda şöyle buyurmuştur”…
 
Kadın-erkek evliliklerinin temel kurallarının ötesinde kadın-kadına ve erkek-erkeğe çiftlerin evlenmesi, çocuk sahibi olması ve haliyle çocukların zihinlerini yıkamakta kadın-erkek çiftler kadar söz sahi olması ihtimali birilerinin tüylerini diken diken ediyor. Bu korku dolu kitle için daha büyük bir tehlike ise, kendi saflarında gördükleri kadın-erkek çiftlerin yeni yeni laflar ediyor olmaları.
 
Aile Filmine “İfsat” (Düzeni Bozma) Suçlaması
“Benim Çocuğum” belgeseli, çocukları lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) olan ailelerin hikâyelerini anlatıyor. Gerçekliğin çeşitliliğini kucaklayamayan sözlük tanımlarıyla yetinmeyen bu aileler, çocuklarıyla yeniden kurdukları ilişkilerle “aile”nin ne kadar uğursuz ve güçlendirici olabileceğini gösteriyorlar.
Yeni Akit gazetesi “Eşcinsel İfsad Hareketi” başlığıyla hazırladığı haberde belgeselde yer alan aileleri “eşcinsellik propagandası” yapmakla suçluyor. Belgesel için “skandal” ifadesi kullanılırken eşcinsel eğilimlerin topluma “enjekte edildiği” savunuluyor.
 
Akademik Skandal!
Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sami Şener ise, filmi “masum” bulmadığını belirterek LGBT mücadelesinin “demokratik bir hak olarak öne sürülerek toplumun ahlakî yapılarını örseleyici bir etki yaptığı” yorumunda bulunuyor.  
 
LGBT topluluğu ve müttefikleri olarak masum bulmadığımız çok şey var!
 
Çocukların/gençlerin ahlâkını korumak bahanesiyle eğitimde ayrımcılığın ve nefretin yaygınlaştırılmasını masum bulmuyoruz!
 
Ailelere LGBT’lere dair bilgilendirme çalışması yürütmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı, eğitimde LGBT’lerin sorunlarına kayıtsız kalan Eğitim Bakanlığı’nı masum bulmuyoruz!
 
Medyanın toplumdaki dezavantajlı kesimlere karşı var olan nefreti körüklemesine gıkını çıkarmayan kim varsa masum bulmuyoruz!
 
Masum Değiliz Hiçbirimiz
Kan bağını değil, gönül bağını yücelten; birlikte bir hayat üretmenin derdine düşmüş dev bir LGBT ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum!
 

Herkesi ailemizin bir parçası olmaya davet ediyorum: Korkmadan, nefret etmeden, öldürmeden…  


Etiketler: medya
Nefret