01/12/2020 | Yazar: Kaos GL

1 Aralık Dünya AIDS Günü’nde tarihte bir yolculuğa ne dersiniz? Gelin hep beraber 1994 yılına ışınlanalım…

Geçmişe yolculuk: Sene 94, Kaos GL kapağında “AIDS” var Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

1994 yılında yayın hayatına başlayan Kaos GL dergisinin üçüncü sayısı “AIDS” kapağıyla çıktı. Sizleri o sayıdan bir alıntıyla baş başa bırakıyoruz:

“AIDS, batı ülkelerinde ilk görüldüğü zaman önce önemsenmedi, ardından uzun bir süre sadece "eşcinsellerin hastalığı" olarak damgalanıp bir kenara itildi. Ne zaman ki bu hastalığın eşcinsellere özgü olmayan, heteroseksüel kadın, erkek, çocuk herkesi kapsadığı görülünce bir paniktir aldı herkesi.

“Öncelikle yoksanan AIDS birdenbire varlık kazandı. Bu nedenle AIDS sahtekar bir söylemdir. AIDS, ölümcül bir hastalık ve benzeri olmayan yaygınlıkta yaşanan bir salgın olarak tanımlanmıştı. AIDS, gerçekte bunların ikisi de değildir: AIDS, öncelikle bir hastalık değil, bir sendromdur; ölümcül olmak zorunda değildir ve geçmişte yaşanan kolera ve frengi benzeri salgınlarla karşılaştırıldığında genel nüfus içindeki yayılması o kadar da bulaşıcı ve hızlı değildir. Diğer Batı ülkelerinde olduğu gibi, Ingiltere’de de kalp krizi, kanser ya da kazalar gibi diğer ölüm nedenleriyle karşılaştırıldığında AIDS vakalarının sayısı göreli olarak düşüktür.

“Öyleyse, bütün bu yaygaranın nedeni nedir? Öncelikle, sağlıkla ilgili hatırı sayılı harcamalar ve henüz bilinen bir tedavinin bulunmaması pratik sorunlardan. Bununla birlikte, ikinci ve aslında çok daha önemli olanı, AIDS’e yüklenen simgesel (ideolojik) anlamlar: AIDS, cinsellikle ölümü, eşcinsellik ile rastgele cinsel ilişki kurmayı (promiscuity), damardan uyuşturucu kullanmayla ırksal etnik farklılaşmayı akraba kılıyor. Dolayısıyla, tıbbi bir durum olarak AIDS ile ideolojik anlamın yüklendiği AIDS’i ayırmak oldukça önemlidir.

“Bu anlamlar ve simgeler sayesinde, AIDS özellikle toplumun bazı kesimlerinde büyük bir iş ve sanayi kolu haline geldi: reklam kampanyaları, prezervatif üretimi, tıbbi araştırmalar, AIDS’in yayılımı ve gelişimiyle ilgili olarak yapılan epimolojik araştırmalar.

“Bu araştırmalarda genel olarak ortaya atılan soru, AIDS ve HIV’nin doğrudan ya da dolaylı olarak kişisel ve toplumsal yaşantılar üzerindeki etkilerinin neler olduğu... Ne var ki, özellikle cinsel davranışların dışında AIDS’in tutumlar ve kimlikler, davranışlar ve yaşam biçimleri, duygular ve düşünceler üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar yok denecek kadar az. Bu durum damardan uyuşturucu kullananlar, hemofiller, eşcinsel erkekler ve sayıları gittikçe artan kadınlar gibi "risk grubu" olarak tanımlanan gruplara ilişkin sinsi bir ilgisizliğin yanısıra, ürkütücü bir sınıflamayı ortaya çıkarıyor. Çok az bir kesim, AIDS’e yakalanan insanların bu hastalığın hayatlarını nasıl etkilediğini soruyor. Bunun yerine, söz konusu gruplar kabaca iki ayrı kampa ayrılıyor: "masum kurbanlar" (hemofiller ve çocuklar) karşısında "ölümcül salgının suçlu yayıcıları" (rastgele ilişki kuran eşcinseller, orospular, pezevenkler ve uyuşturucu satanlar).

“Bu sınıflandırma özellikle aşırı dinciler tarafından günhlarının bedelini ödediği öne sürülen rastgele cinsel ilişkide bulunan eşcinsel erkeklere karşı kullanılıyor.”

gecmise-yolculuk-sene-94-kaos-gl-kapaginda-aids-var-1


Etiketler: insan hakları, kültür sanat