10/10/2006 | Yazar: Kaos GL

‘Eşcinsellik bir tercih ya da değişebilir bir durumsa, insanları geylerin hakları için yasalarda değişiklik yapmaya ve korumak için özel yasal düzenlemelere gitmeye ikna etmek daha zor olacaktır’.

‘Eşcinsellik bir tercih ya da değişebilir bir durumsa, insanları geylerin hakları için yasalarda değişiklik yapmaya ve korumak için özel yasal düzenlemelere gitmeye ikna etmek daha zor olacaktır’.

KAOS GL

Jennifer L. Pozner

Her yıl binlerce bilimsel çalışma yapılıyor ve bunların sadece küçük bir kısmı haber olarak baskı aşamasına ulaşabiliyor. Daha da küçük bir kısmı haftalar boyunca haber gündemlerini işgal edip kamuoyunda tartışmalara yol açıp, araştırmacıları kültür savaşı yorumu yapar hale getiriyor.

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (American Psychiatry Association, APA) 9 Mayıs’ta yapılan yıllık toplantısında, lezbiyen ve geylerin heteroseksüelliğe ‘döndürülmesi’ için yapılan ‘tedavilerin’ etkililiği ve güvenilirliği ile ilgili birbirine zıt sonuçlara ulaşan, henüz konunun uzmanlarınca gözden geçirilmemiş iki çalışmanın sonuçları sunuldu. Bu uygulamalar uzun zamandır APA ve ruhsal sağlık otoritelerince etik bulunmuyor ve gereksiz olduğu düşünülüyordu.

Bu sunumlardan biri Columbia Üniversitesinden Prof.Dr. Robert Spitzer’in ‘Cinsel Yönelimlerinin Homoseksüelden Heteroseksüele Dönüştüğünü İddia Eden 200 Kişi’ başlıklı çalışmasıydı. Sunum sırasında Spitzer dönüşüm tedavisini başarıyla tamamladığını söyleyen kişilerle görüştü. Çalışmaya katılan erkeklerin %66 kadınların %44 oranında heteroseksüel işlevselliklerini kazandıkları açıklandı. Spitzer APA’nın 1973’de eşcinselliği ruhsal hastalıklar sınıflandırmalarından çıkarma kararıyla doğrudan ilgili bir isim.

Spitzer bu kişilerin büyük çoğunluğunun değişmek için fazlasıyla istekli olduğunu ifade etmiş, ki bu kişilerin ona özellikle aşırı sağcı Exodus International gibi ‘ex-gay’ savaşçılarından (eşcinselliğin değişebilir, dönüşebilir bir şey olduğunu savunan dinci örgütler. Exodus için KAOS GL’nin Ekim 1998 tarihli 50. sayısına bakabilirsiniz. ) gönderildiği göz önünde tutulursa şaşırtıcı değil. Bu örgütlerce özellikle başarı örneği olabilecek kişilerin Spitzer’e sevk edildiği biliniyor.

Spitzer’in üzerinde çalıştığı erkeklerin %42’si kadınların %46’sı eşcinsel duygularından kurtulmak üzere tedaviye başvurmadan önce ‘tam olarak’ eşcinsel olduklarını ifade etmişler. Böylece çalışmadaki kişilerin büyük çoğunluğunun aslında gey değil de biseksüel oldukları iddiasına cevap olarak, Spitzer, biseksüelliğin net bir tanımlaması olmadığı için çalışmada ayrı bir kategori olarak alınmadığını söylemekle yetiniyor. Tedavi ardındansa, kadınların %54’ü, erkelerinse %17’si kendilerini ‘tam olarak’ heteroseksüel olarak tanımlıyorlar. Bu biseksüel olması olası, heteroseksüel olmaya karalı bu topluluk için bile oldukça düşük bir rakam.

Tam bir zıtlık sergileyen diğer sunumsa New Yorklu iki psikoterapist olan Ariel Shidlo ve Michael Schroder’in çalışmasıyla ilgiliydi. Tedavi yolu ile cinsel yönelimini değiştirmek üzere başvuranlar arasından rastlantısal olarak seçilen 202 kişi üzeride yapılan çalışmada %88’inin tamamen başarısız olduğu görülmüş. %9’unun kendini başarılı görmekle birlikte hala aynı cinsten kişilerle kaçamak yapmaktan kendilerini alamadıkları, %3’ününse tamamen başarılı olduğu saptanmış. Araştırmacılar bu bulgularla birlikte çalışmaya katılanların önemli bir çoğunluğunun tedaviyi uygulayanların APA’nın etik standartlarına aykırı bir takım davranışlarıyla ilgili olarak önemli zedelenmeler yaşadıklarını ifade ettiklerini eklediler. Bu durumlar arasında, herhangi bir cinsel istismar söz konusu değilken terapistler tarafından eşcinselliklerinin sebebi olacak çocukluk cinsel istismarı hatırlamaya zorlanmaları, terapistlerin lezbiyen ve geylerin hiçbir zaman mutlu olamayacakları, tek eşli ve sağlıklı bir hayat yürütemeyecekleri konusunda ısrar etmeleri, dini kuruluşlara bağlı üniversitelerde öğrencileri mezun olabilmek veya belirli burslardan faydalanabilmek için dönüşüm tedavisine devam etme gerekliliği getirilmesi gibi zorlamalar sayılıyor.

Peki tahmin edin bakalım bu iki çalışmanın hangisi manşetlerde yer aldı, hangisi ufak puntolarla gözden kaçırılmak üzere yayınlandı?

Küllenmiş Tartışmayı Körüklemek

APA konferansından önceki gün Associated Press ‘gerçekten isterse geylerin heteroseksüele dönebilecekleri ile ilgili yani ve çarpıcı çalışma’ başlığıyla, ters yönde bulguları olan diğer çalışmadan bahsetmeksizin Spitzer’in çalışmasını duyurdu. Sunum ardından alabildiğine sansasyonel bir dil kullanılarak New Orleans Times, Times ve AP tarafından geylerin ‘isterlerse taraf değiştirebilecekleri’ müjdesi aktarıldı. Boston Herald tarafından eşcinselliğin ‘tedavisi’ olup olmadığı ile ilgili tartışmanın yeniden alevlendiği duyuruldu. Bunlarda birlikte Times’dan Jeffrey Kluger, Spitzerin örnekleminin seçiminin yanlış bulgularının subjektif olduğunu vurguladı. San Francisco Chronicle’da diğer bilim çevrelerinin çalışmayla ilgili, kontrol grup olmaması, fizyolojik testlerin yapılmamış olması ve uzun dönem etkileri göstermekten uzak olmasıyla ilgili eleştirilere yer verildi.

Newsweek’deki bir haber dışında diğer çalışma görmezden gelindi, ya da öyle geçerken araştırmacıların isimleri bile verilmeden değinildi. Washington Post, ‘eşcinsellerle ilgili çalışmalarda çelişen sonuçlar’ gibi, dengeli bir yazıyı çağrıştıran başlık altındaki haber metninde 18 paragraftan sadece biri Shidlo/Schroder çalışmasıyla ilgiliydi. Schidlo, hiç kimsenin çalışmalarının kopyası için başvurmadığı gibi, göndermeyi önerdiklerinde de ilgisizlikle karşılaştıklarını söyledi.

Tüm Geyler Denemeli mi?

Bazıları ise dönüşüm tedavisinin işe yarayıp yaramamasından öte sorulara ulaştılar; CNN’den Wolf Blitzer’e göre soru ‘Geyler hetero olabilirler mi? Olmalılar mı?’ idi. Fox’dan Alan Colmes daha da ileri giderek ‘eğer dönüşüm tedavisi işe yarıyorsa tüm geyler bunu denemeli mi?’ sorusuna ulaştı.

Bunlarla yetinilmedi, gey, lezbiyen, biseksüel hak savaşımcılarının Spitzer’le ilgili eleştirileri de susturulup marjinalleştirildi. CNN’de Christopher Caldwell geylerin sadece satır aralarından ‘heteroseksüel olmaya çalışmak için sebepler olduğu’ anlaşıldığı için kızgın olduklarını, politik olmayan geylerin bu çalışmayla ilgili karşı çıkacak birşeyleri olamayacağını söyledi.

Tercih Meselesi

CBC’de ‘Geyler değişebilir mi?’ konulu bir açık oturum ardından katılımcılar Spitzer’in çalışmasını, aptalca, komik ve garip bulduklarını ifade ettiler. Clayson, ‘bunu aştığımızı sanıyordum, neden hâlâ bu çalışmanın üzerinde konuşuyoruz?’ diye sordu.
Medya kurallarına uygun yürütüldüğünde bilimsel çalışma sonuçlarını ele almalı. Ama Spitzer’in çalışmasının foyası ortada olduğuna göre Clayson’ın sorması gereken soru; medyanın Spitzer’in geylerin değişebileceği ile ilgili çalışmasıyla böyle saplantı düzeyinde ilgilenirken Shidlo ve Schroeder’in bunun mümkün olmadığı ile ilgili çalışmasını nasıl ve neden görmezden geldiği olmalıydı.

Spitzer’in bulguları ne kadar sorgulanabilir olsa da, çalışmayla ilgili bilginin yayılma biçimi hiç de tabiat şartlar ve kuralları gereği olmuyor; neyin haber haline geleceğine editörler karar veriyor. Bu olayda da bu tercihler cinsellikle ilgili indirgeyici yorumları güçlendirmekle kalmadı, gey haklarıyla ilgili yasal düzenlemelere karşı çıkanlara tutunacak bir ‘dal’ sundu. Fox News’den bir muhabirin de belirttiği gibi: ‘Eşcinsellik bir tercih ya da değişebilir bir durumsa, insanları geylerin hakları için yasalarda değişiklik yapmaya ve korumak için özel yasal düzenlemelere gitmeye ikna etmek daha zor olacaktır’.

Çeviri: Koray


Kaynak: Kaos GL, Mart - Nisan 2002, Sayı 10



Etiketler: insan hakları, sağlık
Dijital