26/02/2013 | Yazar: Mine Şahin

Şamil Yılmaz’ın yazdığı, Serdest Vural’ın yönettiği, Ahmet Melih Yılmaz’ın oynadığı oyunun adı ’Kadınlar, Aşklar, Şarkılar’.

Gönlüm Sana Doğru Akıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Şamil Yılmaz’ın yazdığı, Serdest Vural’ın yönettiği, Ahmet Melih Yılmaz’ın oynadığı oyunun adı ”Kadınlar, Aşklar, Şarkılar”.
 
Nefret suçlarını, translar üzerinden anlatıyor. Her Salı akşamı Eski Yeni’nin alt katında saat 19:00’da izleyicileriyle buluşan bir oyun.
 
KaosGL.Org, Kadınlar Aşklar Şarkıların oyuncusu Ahmet Melih Yılmaz ile görüştü.
Bu oyunu nerelerde ve kaç kere oynadınız, katılım sizi memnun etti mi?
İstanbul’da, Ankara’da bir prömiyer yaptım. 5 kere oynadım. Katılım iyiydi, fakat oyunu daha lubunyalar ve translar izlemedi. Onların da izlemesini çok istiyorum. Her hafta Salı günleri saat: 19.00’da Eski Yeni’nin alt katında, performans alanında oynayacak. Seks işçileri gününde oynamak istiyoruz, Uçan Süpürge’de oynayacakmış, öyle bir bağlantı var. ODTÜ tiyatro şenliğine gidecek. Tek bir bavul oyun, her yere gidebilir.
 
Oyun bir yerde çocukluktan gençliğe trans bir kadının hayatını anlatıyor. Özellikle çocukluktan başlamanızın bir nedeni var mı?
Oyunda iki farklı trans çocuk var: Biri annesi tarafından kuyuya atılıyor. Diğeri de toka takmak isteyen çocuk. Aslında şunu anlatmak istiyoruz. Bu iş sonradan olan bir durum değil, bir hastalık değil, bir tercih değil. Bu çocukluktan beri var olan, çocuğun sadece o yaşta adını koyamadığı bir durum. Oyunu bitiren çocuk küçükken şöyle düşünüyor: “Aslında hiç istemezdim böyle olmayı. Ama sanırım böyleyim galiba.” O kadar güzel anlatıyor ki çocuk kafasının içinden geçenleri…
 
Oyunda trans bireylere karşı işlenen nefret suçlarına ve fiziksel şiddete vurgu yapılıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Oyunda hani “sen beni bulamadın ama o buldu.” diyor ya… Orada “bile bile lades demek” gibi bir şey var. O kadın bile bile ölüme gidiyor ama bunu da seyirciyle kurduğu bir gönül kırgınlığı üzerinden yapıyor. Göğsüne çiçeği takıyor, “güzel mi?” diye soruyor. Öleceğim ben, bak iki dakika sonra şuraya oturacağım ve öleceğim. “Güzel” diyor ve biraz tepkili orada. Biz önce oturup konuştuğumuzda şey diye düşündük. Son tecavüze uğrayıp öldürülen kadın dışında nefret cinayeti yok bu metinde. Ama hayır, annesi tarafından öldürülen çocuk var, midyeci tarafından öldürülen kadın var, tecavüze uğrayan var. Yaşlı kadın da bir o kalmış, o da intihar ediyor. Onun intiharı da gelen insanlar için ölüyor, yine bir fail var aslında orada, kendi intihar ediyor ama bir görünmezlik var, yani “siz” bir şey yapmadınız, ben buradaydım, siz bizi görmediniz, bir şey yapmanızı bekledik ama yapmadınız, bu yüzden ölüyoruz.
 
Oyuna dair aldığınız geri bildirimler nasıl oluyor?
İzleyenlerden biri şunu dedi: “Çok beğendim, çok komikti.” Nefret cinayetleri anlatıyoruz ya, nasıl komik olur, nereye gülüyor bu insanlar. Orda bir kafamız karıştı ama içimizi rahatlatan şu oldu: Hani o iç sıkıntısı, iç sıkan o oyunu iç sıkmadan anlattık.
Bir de annem var tabi... Şimdi oyun çıktı, annemle telefonda konuşuyoruz, “Ne üzerine?” diye sordu. Anne nefret cinayetleri üzerine travestilerin, transseksüellerin hayatlarını anlatacağım, dedim. Dedi ki “Sana mı kaldı dönmelerin hayatını anlatmak?” Al sana annenden gelen, en yakınından gelen bir nefret söylemi. “Dönme” yıllardır duymamıştım bu söylemi ve bir garip oldum. Anne dedim “Seyirciye ihtiyacım olabilir, arkadaşlarımı, akrabalarımı çağırayım mı?” Sakın çağırma, dedi, seni öyle bir oyunda görmesinler. . Ablam geldi izledi oyunu, o da güzel şeyler söyleyince annem de daha olumlu bakmaya başladı. Korkuyorum oyunu izlemesi durumundan ama izleyince de sevecek onu da biliyorum. Yüreği dayanmayacak çünkü.
 
Genel bir yargı olarak hep şu düşünülür: Bir kadın trans ise mutlaka seks işçisidir, duyguları olamaz, aşk hayatı olamaz. Onu robotlaştırırız, mekanize ederiz kafamızda. Oyunda aslında bu algıya da bir karşı duruş var, diyebilir miyiz?
Bu kadınlar zorunlu olarak seks işçiliği yapsalar bile benim bildiğim kadarıyla hem bu mesleği yapıp hem de özel hayatında sevgilileri var. Benim sevgilim yok mesela. Çünkü insanız, çünkü yalnız kalamıyoruz. Çünkü bir insana, bir bedene, bir nefese ihtiyacımız var. Çünkü yaşıyoruz, çünkü bu hayattayız. Meslekleri seks işçiliği olsa bile bu insanların onun dışında bir özel hayatları var.
Sahnede trans kadınlara hayat veren bir oyuncu olarak ne söylemek istersiniz?
Oyunda kadınları ve onların aşklarını şarkılarla anlatmak istedik. Arabesk şarkılar var oyunda. Çok klişe belki bu tarz kadınların, bu tarz mekânların, bu tarz şarkıları olması durumu. Ama metin de zaten dostça bir yerden insanları çağırıyor. Aşkla söylüyoruz, aşkla söyletmeye çalışıyorum bütün şarkıları hep birlikte. Bunun için oyun her Salı şunu diyecek: “Biz varız ve her yerdeyiz.”

Etiketler: kültür sanat
Nefret