07/10/2021 | Yazar: Kaos GL

Küratörlüğünü Melike Bayık’ın üstlendiği, Elçin Acun’un “Bir Hayalin Alegorisi” sergisi Bilsart’ta görücüye açıldı.

Hayali bir provanın gerçek düşü: “Bir Hayalin Alegorisi” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bilsart, küratörlüğünü Melike Bayık’ın yaptığı Elçin Acun’un “Bir Hayalin Alegorisi” isimli sergiye 7 Ekim - 16 Ekim tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Acun, 25 dakikalık video enstalasyon çalışmasında çeşitli kent mekanlarında sessiz, pervasız ve olağan bir şekilde dolaşan, görünürlük ve görünmezlik arasında kalmış saydam beden imgeleri, maskulen ile özdeşleşen kamusal alanı bir illüzyon ile işgal etmeyi deniyor. Hakikatin içinde bir hayal olarak var olabilme ihtimalinin sınırlarını araştırıyor. Kamusal alanın gölgelerine itilen, okunaksız kılınan ya da yalnızca içerideki varlığı meşru sayılan edilgin, ötekileştirilmiş formlarını, dışarıda yeni, etkin bir pozisyona getirmeyi arzuluyor. Kenarda kalanı merkeze çekmek yerine, merkezi dağıtarak cinsiyetin katılaşmış sabitliğini bozmayı, bedenlerin kabul edilebilirliğini belirleyen ataerkilliğin merkezi konumunu bölmeyi amaçlıyor. Kuir ve feminist bir olasılığın, dışarıyı ele geçirdiği bir hayalin provasını yapıyor.

Hayali bir provanın gerçek düşü

Serginin küratörü Melike Bayık’ın kaleminden:

“Kamusal alan kişilerin ayrım olmadan, eşit şartlar ve adalet duygusu içinde özgür biçimde fikir, irade ve davranışları sergileyebileceği önemli toplumsal alanlardan birisidir. Bu alanın tanımı Antik Yunan’dan bugüne oldukça tartışmalı olan halklar ve devlet arasındaki iletişimin bariz görünürlük aldığı bir forum alanı olarak betimlenir. Batı’da Jürgen Habermas’ın kamusal alan teorisini yaptığı zamandan bugüne toplum ve devlet nezdinde kamusal alan yeniden gözden geçirilmeye başlanmış, kamusallık ve toplumun kamusal alan olarak belirtilen alanlardaki düşünsel ve fiziksel eylemleri ön plana çıkmıştır. Bu açıdan Habermas’ın kamusal alan teorisi birçok sosyolog, antropolog ve psikolog tarafından kabul görürken, birçokları tarafından da reddedilmiş ve karşıt görüş beyan edilmiştir. Önemli eleştirilerden birisi de Habermas’ın kamusal alanın çizgilerini ataerkil bir toplum özeline göre belirttiğidir. Bariz biçimde sunulmasa dahi çocukların ve kadınların sosyal yapı içinde kamusallık adı altındaki eylemleri direkt görünür değildir.

Bu kritik üzerine odaklanıldığında Elçin Acun’un “Bir Hayalin Alegorisi” başlıklı video yerleştirmesi de kamusal alanlarda feminist bir yaklaşımda, kuir bireylerin ötekileştirilmesi ve yok sayılmasının bir yansıması olarak insan hakları üzerinden bir görünürlüğe atıfta bulunuyor. Elçin Acun, heterenormatif iktidar teknikleri içinde bir bedenin, kimliğin ve varoluşun görmezden gelinmesi, toplumdan silikleştirilerek dışlanması ve gözden çıkarılmasının çarpıcı bir karşı duruş tasvirini sokaklarda hayali olarak gerçekleştiriyor. Ana videoda birey çıplak bir beden ile performatif bir eylemsellik dahilinde gece 03.00’te şehrin çeperlerinde kendinden emin, dik ve keskin bir yürüyüş gerçekleştiriyor. Kayda alınan video, İstanbul’un çeşitli sokak ve caddelerinde bir kamyonun cephesine bağlanarak, şehrin tüm çehresine yansıyor ve bir düşün gerçekleşmesi yolundaki ilk adımları atıyor. Kamusal alanda direkt olarak bulunamayacağı ifade edilerek ötekileştirilen ve dışlanan bireyler, şehrin tüm örtük kamusallığına bir video yansıması ile dahil oluyor, şehri karış karış geziyor ve eşit şekilde sahip oldukları alanda yeniden var oluyorlar. Ana videoda izlenen bireyin şehirdeki haklı yürüyüşü sembolik bir zafer yürüyüşü, büyük bir onursallık ve gururun sembolü. Birey yürüyor, durmaksızın yürüyor ve kamyon hareket ediyor, araç hareket ettikçe, trafik ışıklarında durdukça, binaların yüzeyine yansıdıkça sokaktan toplumun nabzı kesik kesik alınan bir nefes gibi artan bir tempo içinde yükseliyor. Performatif eylemin gücü, yapıtın çarpıcılığı, sosyal hayatta kuir bireylerin gün geçtikçe sarsılan varlığı bu yapıtla etkili biçimde yeniden, etkileyici biçimde gün yüzüne çıkıyor. 

Ana videonun yanında, yerleştirmede izlenen diğer beş videoda ise bireyler yürüyüşlerine devam ediyor. Bu kez bu yürüyüş kentte değil, büyük bir boşluktan bir diğer boşluğa doğru. Boşluklar içindeki bu yürüyüş bir son ya da bir başlangıç değil, feminist bir duruşun, kuir bir eylemin düzenli savunuculuğu. Bu yürüyüş, kamusal alanda varlık bulamayacağı alenen ifade edilen kuir bireyler için, toplumun çok yönlü ve kültürlerarası kesiminden ziyade oligarşik bir düzen ile sınırlandırılan alanların bireyler tarafından özgürce kullanılmasının çok boyutlu bir yolunu çiziyor. Eylem kuir bireylerin sessiz ve güçlü savunmalarının, sokaklardaki yürüyüşlerinin heybetli bir refleksiyonuna dönüşüyor, yerleştirme üst üste gelen figürlerle birlikte çoğulcu yapısını toplumcu bir gözle yeniden gösteriyor. 

“Bir Hayalin Alegorisi” başlıklı bu video enstalasyon varlığı inkar edilen, dışlanan, ötekileştirilen bedenlerin kamusal alandaki görünürlüğüne dair olan tartışmaların ışığında güçleniyor. Habermas’ın ataerkil ile özdeşleşen kamusal alanı karşısında özel alanın tanımı ve kuir bireylerin dış dünyadan silinerek, özel alanlara hapsedilmesinin de bir ifadesi olarak izleniyor. Sokakta, kentte yürüyen, kente nüfuz eden bedenin, boşluğa yürüyen bedenler ile çoğulcu ve çok boyutlu alegorisi, bireylerin görünürlüğü üzerine, kamusal alandaki tahayyül içindeki yürüyüş geniş ölçekte büyük bir devrimin ve performatif açıdan çarpıcı bir illüzyonun başlangıcını oluşturuyorlar.

Politik ve toplumsal olarak yalnızlaştırılmış, izole edilmiş ve sınırlandırılmış bedenlerin kamusal alandaki varlığı, sanal bir izlek olarak bile patriarkal zihniyetlerin yapısını yıkarak, kafa karıştırıcı, düşündürücü bir hale bürünüyor. Video, bir görünüp bir kaybolan, kentin yüzünde büyüyen ve küçülen bireyin görüntüsü ile normu aşan olağandışı bir kurgu barındırıyor. Elçin Acun’un “Bir Hayalin Alegorisi” sergisi cinsiyet söylemlerinin kısır bakış açısını, statik sabitliğini bozmayı, bedenin temsildeki ifadesini belirleyerek yanılsama ilişkileri açığa çıkarmayı ve ataerkilliğin merkezi ve tek bakış açılı rutin konumunu bölmeyi ve yeni görüşler açabilmeyi amaçlıyor. Elçin Acun, video yerleştirmesiyle, eril olan ile özdeşleşen kamusal alanın sınırlarını yeniden sorgulatıyor ve kendisinin de söylediği gibi kuir ve feminist bir olasılığın, dış dünyayı ele geçirdiği bir hayalin illüzyon dolu bir provasını yapıyor.”

Elçin Acun kimdir?

Elçin Acun (1982) İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Lisans ve yüksek lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'nde tamamladıktan sonra halen Sanatta Yeterlik eğitimini sürdürmekte ve aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır.

Çalışmaları ağırlıklı olarak beden, kimlik, toplumsal cinsiyet ve kadın politikaları konularına odaklanmakta ve kendi deneyimlerini referans ve çıkış noktası olarak almaktadır. Son zamanlarda fotoğraf ve/veya video kullanarak kavramsal ve kurgusal işler üretmektedir. Koli Art Space'in kurucu ortaklarından ve PLATFORM by GAPO'nun bir üyesidir.

Bilsart adres: Meşrutiyet Caddesi, No: 90/A, Beyoğlu/İstanbul


Etiketler: kültür sanat
Telegram