17/12/2008 | Yazar: KAOS GL

Sevgili heteroseksüeller. Neden eşcinsellerden bu kadar nefret ediyorsunuz? Eşcinseller hiç sevilmez. Haydi, beni yanıltın... En fırfırlı generaliniz daha geçenlerde bize ahlaksız dedi: Deniz Gen.

Sevgili heteroseksüeller. Neden eşcinsellerden bu kadar nefret ediyorsunuz? Eşcinseller hiç sevilmez. Haydi, beni yanıltın... En fırfırlı generaliniz daha geçenlerde bize ahlaksız dedi: Deniz Gen. Peter Pace, askeri şuranın başkanı, bazıları halen Irak’ta çarpışmakta olan tahminen 65 bin gey ve lezbiyen askerden sorumlu komutan. Sağ kanadı temsil eden bir siyaset yorumcusu, Ann Coulter, heteroseksüel bir başkan adayına rahatlıkla “ibne” diyebiliyor ve kimsenin sesi çıkmıyor.

Garrison Keillor ( radyo programcısı, mizahçı ve köşe yazan ) bile köşesinde eşcinsel ebeveynler konusunda berbat espriler yapabiliyor. Son derece geri zekâlı ve zevksiz olmalarına karşın bu (espriler) herhalde “nefret” sayılmıyor ama o yolda atılmış bir adım olduğu su götürmez. Senatör Hillary Rodham Clinton ve Senatör Barack Obama, Pace’ in bu bağnaz tavrı hakkındaki soruları geçiştirmeye çalışırken, eşcinsellerin zaten bildiği bir şeyi bir kez daha gözler önüne serdiler: Herhangi bir kamu görevi için yarışan hiçbir aday ortaya çıkıp da lafı dolandırmadan, bizim hakkımızda net ve olumlu bir cümle kuramaz.

Eşcinseller bunların hiçbirine oy vermemeli. Yolun sonunda eşcinselleri satmayacak olan bir tane aday ya da siyasi figür bulamazsınız. Biz bu oyunu defalarca seyrettik; Başkan Bili Clinton gibi son derece ilerici olduğu söylenen siyasiler bile, ordudaki eşcinseller ve DOMA (federal hükümetin eşcinsel evliliğini tanımadığını kesinleştiren yasa) konusunda “ne kokar ne bulaşır” bir tavır içine giriyorlar. Eşcinsellerden uzak durmanın bir politikacıyı daha popüler kılması mümkün tabii ama en azından bizim bir özsaygımız var. Onlara oy vererek, bizi hakir görenlere kendi ellerimizle yardım etmiş oluyoruz.

Aranızda, heteroseksüellerin biz eşcinsellere karşı yıllardır ama yıllardır neden bu kadar zalim davrandığını, erkekliğimizi, kadınlığımızı, kişiliğimizi bizden çalmaya çalıştığını hiç merak eden yok mu? Öldükten sonra bile bizi rahat bırakmamanızın sebebi nedir? Öldükten sonra eşlerimize bıraktığımız miras, neden sizin “yasal” eşlerinize bıraktığınız mirastan çok daha fazla vergilendiriliyor? Bunu neden yapıyorsunuz? Ben öldükten sonra sevgilim, ikimizin bir ömür geçirmek üzere birlikte hazırladığımız evimizde yaşayamayacak, çünkü buna parası yetmeyecek. Bu sizin başınıza gelmiyor. Temsil edilmeden vergilendirme. Amerikan iç savaşının en önemli nedenlerinden biriydi. Eşcinseller sizin ödediğiniz bütün vergileri ödüyor. Ama siz eşitsiniz, biz değiliz.

Üstelik bu durumun yakın zamanda düzeleceğine ilişkin en ufak bir ümit bile yok. Başkan Bush ardında, temizlemesi onlarca yıl alacak bir kin ve nefret mirası bırakacak. Öyle bir kadrolaştı ki, memleketteki hemen bütün mahkemeleri, bütün kamu ofislerini, bizi sevmeyen insanlarla doldurdu. Şimdi seçilecek olan başkan, bugüne kadar gelmiş geçmiş en hoşgörülü başkan dahi olsa, eşcinsellerin bu nefret boyunduruğundan kurtulması pek mümkün görünmüyor. Mahkemeler düzenli olarak eşcinseller aleyhinde kararlar alıyor. Ve tabii Yargıtay da bize eşitliğimizi vermeyecek ki, aslında bir eşitlik söz konusu olacaksa, bu kararın geleceği yer Yargıtay olmalıydı... Eğer bütün bunlar nefret değilse, o zaman nefretin ne olduğunu ben bilmiyormuşum demektir.

Eli ayağı tutmayan eşcinsel örgütlenmemiz bütün taleplerini evlilikle sınırlıyor. Ama başkan adayları eşitlikten hiç söz etmiyor. Biz de onların bu konuyu gündeme taşımalarını talep etmiyoruz. Sevgilim ve ben şu anda evlenmeyi düşünmüyoruz ama ikimiz de eşit bireyler olarak yaşamak istiyoruz.

Dünyanın her yerinde eşcinsellerin sadece eşcinsel oldukları için itilip kakıldıklarını, dayak yiyip işkence gördüklerini biliyorsunuz. Eğer biri sizi sadece kim olduğunuz için, ırkınız ya da etnik kökeniniz yüzünden dövüyorsa, bu bir nefret suçudur. Ama pek çok eyalette eşcinsellere yönelik şiddet nefret suçları kapsamında görülmez ve bu kapsamda korunmaz. Zaten Kongre de bizi, nefret suçlarına karşı önlemler içeren yasa kapsamına dahil etmedi.

Eşcinsellik sayılamayacak kadar çok ülkede ağır cezalar gerektiren bir suç; eşcinsel haklarını savunmak da öyle. Ağır cezadan kasıt, hapis... Ağır cezadan kasıt, idam... ABD hükümeti, yabancı ülkelerde meydana gelen zulümleri protesto etmekte hiç beis görmezken, İran’ da idam edilen eşcinsel gençler konusunda, o kadar ısrarımıza rağmen, kılını bile kıpırdatmadı. Bir ibne ölmüş, kimin umurunda? Amerikan Episkopal Kilisesi, Niyerya Başpiskoposumla el ele verip, eşcinsellerin hapsedilmesini talep ediyor. Episkopaller! Onları bile dert etmek zorunda kalacağımız kimin aklına gelirdi?

Pekiya Florida konusunda endişeleneceğimiz kimin aklına gelirdi? Florida’ da genç bir eşcinsel erkek, Gİnsel yönelimi yüzünden öldürüldü. Her hafta ülkenin dört bir yanından, eşcinsellere yönelik sayısız şiddet ve cinayet haberleri alıyorum. Çok azı haber oluyor. Çok daha azı yargıya yansıyor. Her sene 20 bin Hıristiyan genç ‘hacı’nın San Fransisko ya yürüyüp eşcinsel ruhlar için dua ediyor olmasını kabul edilebilir buluyor musunuz? Bu ifade hürriyeti değil. Bu nefretin bir başka yüzü... Bu, eşcinsellerden nefret eden bir dünya demek. Ve her zaman böyle olageldi.

Eşcinseller şunu fark edemiyor; biz görünür hale geldikçe, kendimizi gizlemekten vazgeçtikçe, bize yönelik nefret de o kadar artıyor. Peki, bizden nefret etmediğinizi söyleyen siz açık görüşlü heteroseksüeller, var olan bu nefreti kınamak biraz da sizin sorumluluğunuz değil mi? “Efemine erkeklerle” ilgili şaka ve fıkralar neden hâlâ kabul görüyor; neden eşcinsel evliliğini engelleyen “anayasal” düzenlemeler aracılığıyla bize karşı ayrımcılık yapılabiliyor? Biz evlenemiyoruz ve bu yüzden mal varlığımızın sadece bir kısmını miras bırakabiliyoruz; eşit ebeveynlik haklarımız olamıyor ve bu ülkede yasal yaşama izni olmayan bir yabancıya âşık olmamamız gerekiyor. Peki, bunlar anayasanın ilk 10 maddesiyle bütün Amerikalılara tanınan haklar değil mi?

Neden bizden, âşık olma hakkımızı dahi yasal yollardan engelleyecek kadar nefret ediyorsunuz? Neredeyse 72 yaşıma geldim ve hayatım boyunca benden nefret edildi. Bundan sonra da işlerin düzeleceğini pek sanmıyorum.

Bu nefretinizin son derece kötücül olduğunu düşünüyorum.

Biz size ne yaptık? Neden kendinizi, böylesine öfke dolu bir enerjiyle bize saldırmak zorunda hissediyorsunuz? Bu, kendinizi bir şekilde daha güvende ve meşru hissetmenizi mi sağlıyor? Biz de evlenebilsek, sizin ödediğiniz kadar vergi ödesek ya da insanlara nefret duygusuyla yapılan saldırıların ahlaki olmadığını söyleyen kanunlar bizi de korusa, bunun size ne zararı olabilir? Önümüze hep dini nedenler sürülüyor fakat bütün dinlerin sahip çıktığı sevginin burada yeri yok.

Eşcinsellere karşı duruşunuz dini nedenlere dayanıyorsa bile, kanunları bu kadar nefret dolu düzenlemenizin ne gereği var? Hata yapmayın: Eşcinsellere aşkı ve evliliği yasaklamak, nefret suçudur. Bu kadar net ve basit.

Bizden nefret etmediğinizi söylüyorsunuz ama bizden nefret edenlere oy veriyorsunuz; o zaman ne farkı var? Kendi ülkemizin demokratik düzeni bizi açıkça eşit görmüyor. Bir demokraside bunun anlamı, sizin bize düşmanlık etmenizdir. Bize pislik muamelesi çekiyorsunuz. Bizden nefret ediyorsunuz. Ve maalesef, biz de size izin veriyoruz.


Etiketler: yaşam, siyaset
Dijital