01/12/2020 | Yazar: Kaos GL

HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların haklarına erişebilmeleri için eğitimden sağlığa, çalışma hayatından kurumsal mekanizmalara atılması gereken birçok adım var.

HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların haklarını savunmak için neler yapılmalı? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Çizim: Semih Özkarakaş

HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların haklarını savunmak için atılması gereken birçok adım var. Mahremiyet, sağlık, çalışma hakları başta olmak üzere bir dizi hak ihlal edilirken, HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların kendilerini ifade edebilecekleri alanlar ise sınırlı.

Kaos GL ve 17 Mayıs Dernekleri’nin geçtiğimiz günlerde yayınladığı HIV’le Yaşayan LGBTİ+’ların İnsan Hakları Raporu tam da bu sorulardan yola çıkıyor. Defne Güzel’in hazırladığı rapor, HIV’le yaşayan LGBTİ+’lara mikrofon uzatıyor ve onların deneyimlerini bir araya getiriyor. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan rapor için HIV’le yaşayan on LGBTİ+ kişi ile derinlemesine görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerden alıntılarla zenginleştirilen rapor, “Tanı öncesi HIV bilgisi”, “HIV ile tanışma”, “Sağlık sisteminin ve sosyal güvenlik sisteminin yanıtı”, “HIV’in kurumsal ve politik boyutu”, “HIV’in toplumsal boyutu” ve Av. Kerem Dikmen’in mevzuat araştırması ile oluşturulan “HIV’in hukuki boyutu” bölümlerinden oluşuyor. Raporun kapak çizimi ise Semih Özkarakaş’a ait.

Rapora ulaşmak için tıklayın.

Raporun anahtar bulgular ve öneriler bölümü neler yapılması gerektiğini şöyle anlatıyor:

Anahtar bulgular

a. HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların kendi öykülerini anonim veya açılarak anlatabileceği mecralar yeteri kadar bulunmamaktadır. Görüşmeler kapsamında katılımcılar sıklıkla deneyimlerini gözden geçirme fırsatını, kendi öykülerini anlatabilme fırsatını, öykülerinin bir amaca hizmet edebilmesi fırsatını yakaladıkları için olumlu duygularını iletmişlerdir.

b. Katılımcılar maruz kaldıkları yahut kalabilecekleri hak ihlalleri karşısında yargı yoluna gidemeyeceklerini, bunun kariyerlerini olumsuz etkileyebileceğini yahut yargı yolunda daha da fazla mağdur olma tehlikesiyle süreçlerini yargıya taşıyamayacaklarını ifade etmişlerdir.

c. Potansiyel ayrımcılık noktasında bazı durumlarda katılımcıların yaşadıkları hak ihlallerini bir hak ihlali olarak görmedikleri yahut bir hak ihlaliyle karşı karşıya kalma riski sebebiyle kendi pratiklerinden vazgeçtikleri görülmektedir. Buna örnek olarak bir katılımcının test isteniyor diye havuza yazılmak isterken yazılmaktan vazgeçmesini gösterebiliriz.

d. Katılımcı ifadelerinde LGBTİ+ örgütlerine ve HIV örgütlerine yönelik karmaşık düşünceler göze çarpmaktadır. Çoğu katılımcı LGBTİ+ örgütlerini, HIV örgütlerini, diğer sivil toplum örgütlerini ve aynı zamanda da bu örgütlerin danışmanlık kapasitelerini HIV konusunda yeterli bulmamaktadır.

e. Sağlık personelinin sıklıkla HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların sağlığa erişiminde hak ihlallerine neden olduğu aktarılmıştır. HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların çalışma kapsamındaki katılımcı ifadelerinden hareketle sağlık merkezlerinde LGBTİ+fobi ve HIVfobiye maruz kalmaları çok olası görülmektedir.

f. Katılımcıların ek bir rahatsızlık dolayısıyla yürütmek durumunda kaldıkları hastane süreçlerinde HIV pozitif statülerinin karşılarına sıklıkla çıktığı ve kendilerine sağlık personeli tarafından sorun yaratıldığı da ifadelerde öne çıkmaktadır.

g. Katılımcılar büyük bir çoğunlukla yetkililere ve kurumlara güvenmediklerini belirtmektedirler. Diyanet’in 24 Nisan 2020 tarihinde HIV ile yaşayanlarla da ilgili olan hutbesine yönelik olumsuz fikirlerini belirtmekte ve bu hutbenin kendilerini kötü hissettirdiğini ve hayatlarını daha da zorlaştıracağını dile getirmektedirler.

h. HIV ile ilgili okul ve üniversite müfredatının yetersizliği sıklıkla vurgulanmıştır. Katılımcılar, HIV ile ilgili güncel bilginin toplum ve ilgili meslek personeli arasında yaygınlaşması gerektiğini hatırlatmışlardır. Müfredatın HIV konusuna yer vermesi gerektiğini, toplumun ve özellikle sağlık personelinin HIV konusunda bilinçlenmesi gerektiğini ve HIV alanında daha fazla akademik çalışma yapılması gerektiğini dile getirmişlerdir.

i. HIV ile yaşayanların sosyal hayatlarında aileleri, partnerleri, arkadaşları veya iş arkadaşları tarafından sıklıkla ayrımcılığa maruz bırakıldıkları görülmektedir. 

j. Katılımcıların kendilerine HIV hakkında ne düşündükleri sorulduğunda HIV ile barıştıklarını, bu konuda bilinçli olduklarını, çoğu zaman HIV ile yaşadıklarını hatırlamadıklarını, yalnızca toplumun ayrımcılık uygulayarak kendilerine HIV’i hatırlattığını belirtmişlerdir.

Öneriler

a. Kendilerini ilgilendiren mevzuat ve kamu politikaları belirlenirken HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların kendi deneyimlerini aktarabileceği ve taleplerini duyurabileceği uygun katılım koşulları yaratılmalıdır.

b. Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ve İş Kanununun eşitlik ve ayrımcılık yasağı maddeleri cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet özellikleri ve sağlık statüsünü korunan temeller olarak açık biçimde tanımalıdır. Nefret suçlarına dönük mevzuat, kurumsal kapasite ve politikalar hak temelli örgütlerin ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın öneri ve standartları ışığında geliştirilmelidir.  

c. HIV ile yaşayan LGBTİ+’lar maruz bırakıldıkları hak ihlalleri karşısında yargı yoluna gidebilecek şekilde güçlendirilmelidirler. Bu noktada yargı süresince ifşa olmalarının veya diğer hak ihlallerinin minimum seviye indirilmesi için gerekli prosedürel ve kurumsal düzenlemeler yapılmalıdır.

d. HIV ile yaşayan LGBTİ+ kişilerin ayrımcılık riski nedeniyle kendi kendilerini kısıtlamadan hayat pratiklerini sürdürülebilmeleri için hak temelli psikososyal destekler kamu politikalarına entegre edilmelidir. Bu noktada HIV ile yaşayan LGBTİ+’lar özellikle istihdam alanında güçlendirilmelidirler.

e. LGBTİ+ örgütleri, HIV örgütleri ve diğer sivil toplum örgütleri HIV ile yaşayan LGBTİ+’lara uygun danışmanlık ve yönlendirmeleri yapabilecek düzeyde kendilerini geliştirmelidirler.

f. Sağlık hakkının en temel haklardan biri olduğu göz önüne alındığında, sağlık personelinin HIV ile yaşayan LGBTİ+’lara uyguladığı ayrımcılık tamamen önlenmelidir.

g. HIV pozitif kişilerin HIV dışındaki bir rahatsızlıklarından ötürü sağlığa erişim hakları HIV statüleri bahane edilerek kısıtlanmamalı ve sağlık sistemine tüm başvuruları, kendilerine herhangi bir ayrımcı muamele yapılmadan yanıtlanmalıdır.

h. Mevcut kurumlar ve yetkililer kendilerini HIV ve insan hakları alanında güçlendirmeli, HIV’i bir nefret aracı olarak toplumun önüne sürmemelidirler. HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların insan haklarının güvence altına alınması ve teşvik edilmesi için kurumlar ve yetkililer mevzuat ve politika geliştirmelidirler.

i. Eğitim ve müfredat HIV alanında güncellenmelidir. HIV’in müfredat içerisinde yer alması ve HIV ile yaşayanların haklarına ilişkin çalışmaların arttırılması gerekmektedir.

j. HIV ile yaşayan LGBTİ+’lar, maruz kaldıkları ayrımcılıklar karşısında kamu ve sivil toplumun sunduğu sosyal hizmetler yoluyla güçlendirilmelidir.

k. HIV’in ve LGBTİ+ tarihinin toplum hafızasına güncel bilgilerle ve hak temelli bir anlatı ile girebilmesi için akademik ve kültürel çalışmalar yürütülmelidir.

l. HIV’e dair önyargıların ortadan kalkması, HIV ile yaşayanların hak ihlallerine maruz kalmaması, HIV konusunda literatürün güncellenmesi, HIV ile yaşayanların merkeze alındığı politikaların acil olarak uygulanması gerekmektedir.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı, barınma, sağlık
Nefret