30/06/2022 | Yazar: Aslı Alpar

Ankara Adliyesi’nin yanındaki Cumhuriyet Parkı’nda, 2016 yılında maruz bırakıldığı homofobik saldırının faillerini mahkemeye veren Ahmet davayı kazandı: “Bu davayı sadece ben değil, tüm LGBTİ+’lar kazandı”

Homofobik saldırgana hapis cezası! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ahmet, 2016 yılında, Ankara Adliyesi’nin yanındaki Cumhuriyet Parkı’nda maruz bırakıldığı homofobik saldırının faillerini mahkemeye verdi ve davayı kazandı.

Yaşadıklarını kaosGL.org’a “Bir kişi talimat verdi, diğeri silah kabzasıyla çeneme vurdu. Dişlerim döküldü. Hâlâ kendimi toparlamaya çalışıyorum” diyerek anlatan Ahmet dava sonucu da kaosGL.org okurlarıyla paylaştı.

Ahmet, “Bu davayı sadece ben değil, tüm LGBTİ+’lar kazandı” diyor.

Maruz bırakıldığı saldırı sonrasında yaşadıklarını Ahmet’le; hukuki süreci ise avukatları Senem Doğanoğlu ve Hürmüz Biçer’le konuştuk.

Maruz bırakıldığınız saldırının ardından neler yaşadınız?

Saldırıdan bir sene, 2017 yılında hukuki başvurumu yapabildim. Çünkü aileme açık değilim, eve mahkemeden bir kâğıt gelmesinden, karşı tarafın bana ulaşmasından korktum. Önce ikametgâhımı değiştirdim.

Bu süreçte LGBTİ+ dernekleri aracılığıyla psikolojik destek aldım. Özellikle teşekkür etmek istediğim Psikolog Sedat Yağcı’nın hem uzman hem de aktivist desteği çok iyi geldi.

Dava süreci nasıldı?

Dava açabilmek için aldığım darp raporunda “ağıza sert bir cisimle vurulduğu”na dair bilgi vardı. Darp sonucu olduğum tedaviye dair de rapor aldım. Dava açmanın kendisi bile büyük bir mücadele, açık olmadığım için korkularım vardı ancak avukatlarım beni bu konuda yüreklendirdi.

Savcıya yaşadığım saldırıyı anlattım, homofobik bir tavırla karşılaşmadım. Bu süreçte saldırganları bulmaya çalıştım, bana verdikleri bir kartvizit vardı, orada yazan isimden sosyal medyada araştırma yapıp kişileri tespit ettik.

Duruşmaya yalnızca bir sanık geldi. Suçlamaları reddetti. Olayın olduğu anlarda pastanede çalıştığını ileri sürdü ancak dava sürecinde yapılan araştırmalarda baz istasyonlarından alınan kayıtlarda o esnada saldırganların darp edildiğim yerde olduğu kanıtlandı.

Dava, saldırganın nitelikli yaralama suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası almasıyla kapandı ancak ben bu cezayı az buluyorum.

Hukuki süreç sana ne hissettirdi?

Hem yıprattı hem güçlendirdi. Ben mahkeme, polis bilmem; bir sürü şey öğrendim. Ayrıca saldırganın ceza alması demek homofobik bir saldırı olduğu için tüm LGBTİ+’ların kazanması demek. Bu dava örnek teşkil edecek. Benzer saldırılara maruz kalanlara da akran desteği vermek isterim, yalnız değiliz!

Dava beş yıl sürdü

Ahmet’in avukatları Hürmüz Biçer ve Avukat Senem Doğanoğlu hukuki sürecin 2017 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunarak başladığını söylüyor.

Av. Biçer süreci şöyle aktarıyor:

“Soruşturma süreci sonunda, 13 Kasım 2020’de hazırlanan iddianamenin Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabulüyle sanık hakkında ‘silahtan sayılan cisim ile nitelikli yaralama,2 suçuyla yargılama başladı.

“Yargılamada toplam 6 duruşma gerçekleşti.10 Aralık 2021 tarihli altıncı celsede sanığın kasten yaralama suçunu silahtan sayılan cisimle işlediği sabit görüldü ve suçun kemik kırığına yol açtığı da kabul edildi; sanık hakkında neticeten 1 yıl 8 ay 12 gün hapis cezasına mahkumiyet kararı verildi.”

“Sanık hakkında eksik ceza tayin edilmiş olduğu ve indirim sebeplerinin hatalı uygulanmış olduğu sebepleriyle karara itiraz ettik”

Av. Biçer, sanığın aldığı ceza iki yılın altında kaldığı için Ceza Muhakemesi Kanunu’nca hapis yatmayacağına dikkat çekiyor:

“Mahkeme sanığa verilen cezanın iki yılın altında kalan hapis cezası olması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 231. maddesi gereğince sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildi.”

“Mahkemenin, sanık hakkında verilen hapis cezasını CMK 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesine konu etmesinin, CMK 231. maddesi yasal koşulları ile bağdaşmadığı; sanık hakkında eksik ceza tayin edilmiş olduğu ve indirim sebeplerinin hatalı uygulanmış olduğu sebepleri Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararına karşı Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde HAGB kararına itiraz başvurusunda bulunduk.”

“Sonuç olarak; sanığın 1 yıl 8 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm açıklanması geri bırakılmış olsa da, kesinleşmiş bir karar değildir. Hâlen inceleme süreci devam ediyor.”

“Ayrımcılığa uğradığımızda adalet mücadelesi içerisinde olmanın bile başlıca bir anlamı var”

Avukat Hürmüz Biçer ve Avukat Senem Doğanoğlu hukuki süreç için şunları söylüyor:

“Adli makamlar önünde önce tanınma sonra da maruz kalınan haksızlığı anlatmaya çalışmak çok güç olmakla birlikte şiddete ve ayrımcılığa uğradığımızda adalet mücadelesi içerisinde olmanın bile başlıca bir anlamı var. Süreci başlatırken nasıl bir meşruiyet tartışmasına çekileceğimizi elbette biliyorduk ancak bugün süreç sona erdiğinde her aşamada hakkı teslim edilmiş olmak ve en önemlisi hak arayışı içerisinde olmanın herkesi güçlendirecek bir niteliği olduğunu görebiliyoruz.”


Etiketler: insan hakları
nefret