19/04/2021 | Yazar: Defne Güzel

Cinsel Sağlık Üreme Sağlığı Kongresi’nin ikinci gününde HIV ve HPV konuşuldu. Eşitsizlikler, önleme ve tarama çalışmaları ve damgalama gündemdeydi.

HPV, HIV ve eşitsizlikler: Kimseyi geride bırakmamalıyız! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Çizim: Semih Özkarakaş

Türk Tıp Öğrencileri Birliği’nin bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Cinsel Sağlık Üreme Sağlığı Kongresi’nin ikinci günü (17 Nisan Cumartesi) sunumlarla gerçekleşti.

Açılış konuşmasının ardından Dr. Sevilay Zorlu “Cinsel Fanteziler ve Parafiller” başlıklı sunumuyla oturumları başlattı. Zorlu’nun ardından “Erkek+ İnfertilitesi” başlıklı sunumuyla Prof. Dr. Emre Akkuş sunumunu gerçekleştirirken Yrd. Doç. Dr. Mukadder Gün “Taşıyıcı Gebelik” sunumunu katılımcılarla paylaştı.

Gün boyunca BDSM, taşıyıcı annelik ve fanteziler gibi hususlara bilimsel bakış açısıyla yaklaşımlar sürdürülürken Doç. Dr. Murat Gültekin “Türkiye’de HPV Aşıları ve Politikaları” başlıklı sunumuyla oturumları devam ettirdi.

“Önleme ve taramayla serviks kanseri önlenebilir”

Gültekin, HPV aşısının günümüze kadar halen gelmediğini fakat 2030’a kadar geleceğini belirtirken, serviks kanserinin önlenebilir bir kanser olduğunun ve bu önlemenin ise tarama ve aşılama ile olabileceğini belirtti. Tek bir taramanın serviks kanserinden ölümü %50 azalttığı yönündeki bilimsel gerçekliği vurgulayan Gültekin, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 hedeflerinden de bahsetti.

DSÖ’nün 90-70-90 Programı kapsamında 2030 hedefleri şu şekilde:

*%90 oranında 15 yaş kız çocuklarında iki doz aşılama sağlama

*%70 oranında 35 ve 45 yaşlarında 2 kez HPV DNA ile tarama yapmak

*%90 tespit edilen tüm olguların uygun tedavisini sağlama

Bu programa Türkiye’nin de imza attığını vurgulayan Gültekin 2 doz aşının ve 2 taramanın önemine dikkat çekti. 200’den fazla HPV tipinin olduğunu da söyleyen Gültekin, özellikle tip 6’nın ve tip 11’in kanser yapmadığını fakat siğil yaptığını belirtirken bu durumun genital estetiği ve kişinin psikolojisini bozabildiğini de belirtti.

Özellikle tip 16’nın ve tip 18’in ise yüksek kanser riskine sebep olduğunu belirtirken HPV’nin genel olarak maddi, psikolojik ve fiziksel bir yük olduğunu söyledi. Özellikle HPV’nin konuşulduğu bir zeminde depresyonun, semptomların, cinsel problemlerin, anksiyetenin, maddi sıkıntının, ağrının, kanser korkusunun, güven kaybının, sosyal izolasyonun ve iş gücü kaybının da konuşulması gerektiğini belirtirken 2 doz aşılamayla bu yükleri ortadan kaldırmanın da mümkün olacağının altını çizdi.

Gültekin, sözlerini HPV aşılarının önemine değinerek, özellikle 9’lu aşıların kanserden ve siğilden koruduğunu söyleyerek sürdürdü. Bugün 33 ülkenin cinsiyet fark etmeksizin çocukları aşıladığını da belirtti.

“SGK’nın geri ödemeye LGBTİ+’ları da dahil etmesi gerekiyor”

Sunumların ardından soru cevap bölümüne geçilirken kendisine anal smear, LGBTİ+ toplumunun HPV’den nasıl etkilendiği üzerine yöneltilen soruya ise; “Sağlık bakanlığı ve SGK yüksek riskli grupların aşısının parasını ödüyor fakat LGBTİ+ toplumu için bunu kabul etmiyor. Henüz burada bir ilerleme sağlayamadık ve SGK’nın geri ödemeye mutlaka LGBTİ+’ları da alması lazım” diye cevap verirken anal smear için ise; “anal smeari rutin olarak uygulamayın denmiyor ama LGBTİ+’larda rutin olarak yapılması öneriliyor yıllık anal smearin. Fakat dünya da Türkiye’de şu anda baş boyun ve ağız kanserine odaklanmış durumda” ifadelerini kullandı.

“Kimseyi geride bırakmamalıyız”

Kongrenin ikinci günün son oturumu ise “HIV Tedavilerinde Güncel Durum” başlığıyla Doç. Dr. Ahmet Çağkan İnkaya tarafından gerçekleştirildi. İnkaya, 2018 UNAIDS verilerini paylaşırken sunumunu “kimseyi geride bırakmamalıyız” sloganıyla sürdürdü.

İnkaya, Sahraaltı Afrika ve Kuzey Amerika’da yayılım azalırken damgalamanın yüksek olduğu Doğu Avrupa’da ise yayılımın yüksek olduğundan bahsetti. Pandemi sebebiyle tanı alamayan kişilerin de hesaba katılmasıyla önümüzdeki zamanlarda tanı oranlarının artacağını da vurguladı ve yakın gelecekte 2 ay etkili ilaçlarla da karşılaşabileceğimizi söyledi.

İnkaya, HIV’in eşitsizliklerle ilişkili olduğunu vurgularken ekonominin, eğitimin, cinsiyetin, şehirliliğin, ülkeler arası durumun, ait olunan sosyal grubun HIV tanısı ve tedavisi üzerindeki etkisinden bahsetti.

Mülteci alanının önemli bir alan olduğunu da vurgulayan İnkaya, mültecilerin gözden kaçırıldığını söyledi.

Sunumunun devamında HIV testlerinin damgalamadan uzak ortamlarda yapılması gerektiğini, gece çalışan kişilere yönelik özel saatlerle test uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ve anahtar grupların ayağına gidilmesi gerektiğini söyledi.

Kendisine bakanlığın anahtar gruplarla eskiye nazaran artık çalışmadığı ve bu sürecin neler yarattığı hususunda yöneltilen soruya karşılık ise bakanlığın artık anahtar gruplarla çalışmayı ciddiye almaya başladığını, anahtar gruplarla diyaloğu kurduğunu belirtti ve katılımcılardan birinin “erkeklerle seks yapan erkekler” kavramının transları içererek söylendiğini ve bu durumun ayrımcı bir durum olduğunu söylemesi üzerine ise bu kavramın eksik bir kavram olduğunu ve güncellenmesi gerektiğini dile getirdi.

Sunumlar ve soru-cevap bölümünün ardından oturum sonlandı. Kongrenin üçüncü gününde ise Op. Dr. Irmak Saraç “Klitoris”, Op. Dr. Berk Karataş “Mastürbasyon”, Dr. Rengin Güvenç “Türkiye’de Seksüel Disfonksiyon Tablosu”, Dr. Seven Kaptan “Adolesanlarda Cinsiyet Disforisi” ve Doç. Dr. Koray Başar “Cinsiyet Uyum Sürecinde Tıbbi Destek ve Yönlendirme” başlıklarına dair sunumlarını gerçekleştirdi.


Etiketler: insan hakları, yaşam, sağlık, cinsellik