15/02/2008 | Yazar: Barış Sulu

İlk gün ‘aşk’ dedik anlamını sorguladık, ikinci gün ‘eşcinsellerin sevgililer günü var mı’ diye so

İlk aşk Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı İlk gün ‘aşk’ dedik anlamını sorguladık, ikinci gün ‘eşcinsellerin sevgililer günü var mı’ diye sorduk, sorguladık… Şimdi sıra geldi ilk aşklarımızı anlatmaya. Son güne en can alıcı hikayeleri sakladık...

Barış Sulu - Bawer Çakır

‘İlk aşkım Yavuz’du’

Anıl Ünsel

İlk aşkım Yavuz’du. Yavuz’dan önce hayatımda benden yaşça büyük başka birisi vardı. Yaklaşık beş ay sürdü ilişkimiz ama aşk olarak adlandırmıyorum onu, onunla yaşadığım aşk değildi; Yavuz’la tanıştığımda anladım bunu. Yavuz’u da internetten buldum. Yavuz’la gerçekten aşkı hissettim, acı çektim. Bilirsiniz aşk acı çektirir hafiften, kıskançlık olsun, başka başka kuruntular olsun. Bunları yaşarsın. Lise ikiye geçecektim Yavuz hayatıma girdiğinde. Yazın görüşemedik, ben İstanbul’u görmek için Antalya’dan ayrılmıştım tatilde. Ama mayıs ve haziran ayında yaşadıklarımı da peşimden getirmiştim, aşıktım, İstanbul anlamsız oldu benim için. Okul yeniden başladığında ben ablalarımla ailemden ayrı eve çıktım ve hafta sonları ev Yavuz ve bana aitti. O evin her köşesinde Yavuz vardı. Çok duygusallaşmıştım. Ama bir gün kendi gözlerimle internetten başka biriyle buluştuğunu gördüm ve o an ondan ayrıldım. Tek sorun beni aldatma teşebbüsü oldu. Ayrıldıktan sonra epey bir ağladım. Ve Nisan’da başkasına aşık oldum. Şimdilerde körelmiş hissediyorum. Artık aşk meşk yok hayatımda.

‘Ondan sonra hiç kimseye öyle aşık olmadım’

Fatih Üstün

Lise ikide straight bir sınıf arkadaşımdı ilk aşkım. Ona yaklaşmaya çalıştım ve hiçbir zaman da itiraf edemedim bunu ona. Ama sonuçta çok yakın arkadaş olduk. Hala görüştüğüm ender lise arkadaşlarımdandır kendisi. Şimdi tamamen atlattığımı düşünsem de, lisede okurken, her gün yan yana olmak hiç kolay değildi. Ne zaman uzun bir tatil olsa, üstesinden geldiğimi, unuttuğumu düşünürdüm onu. Ama her tatil bitişinde aynı işkenceyi yeniden yaşardım. Ondan sonra da hiç kimseye öyle aşık olmadım sanırım, ne kimseyi o kadar sevebildim, ne de kimseden o kadar nefret edebildim.

‘Kendim hakkında bilmediklerimi öğretti’

Hakan Biçer

ilk aşkım platonik düzeyde gelişmişti. Düşününce bunun daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum; çünkü aşkın insanı içine aldığı girdaptan en az zararla çıkma adına bir deneme gibi düşünülebilir, bir yandan da iç kemiren tarafı ağır basmakta, ancak bunların hiçbiri hesaplanabilir değil. Bir eşcinselin ilk aşkı alışıldık aşklardan daha farklı şekilleniyor ya da hiç yoğrulmamış bir hamur gibi kalıyor başlangıç safhasında. Öğretilmeyenleri yaşama cesareti aşılanmadığından olsa gerek sadece kendi dünyanızda şekilleniyor aşkınız. Uzaktan seyrederek, kendinizi sorgulayarak, anlamlandırmaya çalışarak. Keşke izin verilse de bildiğimiz anlamların dışına çıkabilsek... Kısaca ilk aşkım kendim hakkında bilmediklerimi öğrenmem adına mihenk taşı olmuştu. Şimdi düşününce daha iyi anlıyorum ki; kime ya da neye aşık olduğumuz değil, başkalarının bu aşka verdiği değer belirleyici olmakta, asıl sorun da bu ya zaten...

‘Geliyor, yanıma oturuyor, merhaba diyor’

İsmail Alacaoğlu

Haziran’ın son günleri... Ayvalık sahilinde bir insan seli, klasik yaz akşamı turuna çıkmış insanlar. O kalabalığın arasında bir çift göz takılıyor gözlerime. Üç beş saniyelik bir bakışma ve birbirine teğet geçen bedenler. Akabinde, gayri ihtiyari bir geriye dönüş ve bakış... evet o da aynı zamanda dönmüş bana bakıyor. Heyecan ve küçük bir tebessüm ardında bıraktığı. Ertesi gece, yine aynı sahilde, yine aynı kalabalık ve yine o bir çift göz. Bir nevi dejavu ama bu sefer oyunu bozmalı diyorum kendi kendime. Arkadaşlarıma eve gideceğimi söyleyerek ayrılıyorum yanlarından, takılmak üzere o gözlerin peşine. Bir banka oturuyorum sonra o kalabalıktan uzakta, biraz sonra ilk kez sesini duymak ve adını öğrenmek üzere olduğumu bilmeden ama delicesine isteyerek. Geliyor, yanıma oturuyor, merhaba diyor, merhaba diyorum kalbim hızla çarparken, ilk aşkıma.

‘Büyülenmiştim, kapılmıştım’

Serhat Akdağ

Ankara, soğuk kış günü, havanın griye büründüğü, benimse ellerimi onun ellerinde ısıttığım zamanlar. 2006 yazı Marmaris’te sıradan bir tatil günü. O'nu görmemle nefes bile alamadığım Marmaris oksijen deposu olmuştu adeta. Büyülenmiştim, kapılmıştım. Derken onunla buldum kendimi Maltepe sokaklarında bir kafede ya da rahat huzurlu teninde. Aşıktım evet, aklımdaydı; Muğla’ya döndüğümde okulda sanki yanıbaşımdaydı, sinemada yan koltuğumdaydı. Mutluluk tohumları dağıtıyordum etrafıma. Ben gülerken dünyaları bağışlıyordum sanki, hep öyle derdi. Neden Ankara’da olmadığımı sorgulardı sürekli. Ve öylece bitti, gitti. İlk aşkımdı ve son aşkım da...

*Aşk Bitti!

*Konuyla ilgili haberler:

[[14 Şubat’ın anlamı var mı?]]

[[Aşkın anlamı]]

[[Alternatif sevgililer gününüzü yaratın]]

[[14 Şubat Heteroseksüel Sevgililer Günü]]

[[Dosya: AşK]]

Etiketler:
Nefret