10/11/2006 | Yazar: Fatih Özgüven

‘Eşcinsel sanatçılara biçilen trajik hayat hikâyelerine inat, 'olgun' Almodovar tatlı tatlı orta yaşın ilerilerine doğru yol almakta. Bunda 'gullüm' tabir edilen eşcinsel mizahının yanısıra, hayata daha genel anlamda mizahi bir esneklikle bakabilmesinin de payı var. Gençliğin dikenlerinden, kılçıklarından sıkılmış olmalı ki, daha 'dengeli' hikâyelere yöneldi.’ Fatih Özgüven, Almodovar’ın 'Dönüş’ünü anlatıyor.

'İlla ki öyle olacak' Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı ‘Eşcinsel sanatçılara biçilen trajik hayat hikâyelerine inat, 'olgun' Almodovar tatlı tatlı orta yaşın ilerilerine doğru yol almakta. Bunda 'gullüm' tabir edilen eşcinsel mizahının yanısıra, hayata daha genel anlamda mizahi bir esneklikle bakabilmesinin de payı var. Gençliğin dikenlerinden, kılçıklarından sıkılmış olmalı ki, daha 'dengeli' hikâyelere yöneldi.’ Fatih Özgüven, Almodovar’ın 'Dönüş’ünü anlatıyor.

KAOS GL

Fatih Özgüven

Pedro Almodovar'dan çoktandır 'sipsivri' bir şey beklemiyoruz.

O artık bir zamanların kışkırtıcı yönetmeni değil. Ama bu ille de yavanlaştığı anlamına gelmiyor. Almodovar, Avrupa sinemasının açıkça eşcinsel, dolayısıyla cinselliklerini işlerine katan ilk yönetmenleri Fassbinder ya da Derek Jarman'ın tersine, 'normal insan ömrü' sürdüren (Allah daha uzun ömür versin) ilk eşcinsel yönetmen; dolayısıyla kariyerini bu gözle de izlemek ilginç oluyor. Eşcinsel sanatçılara biçilen trajik hayat hikâyelerine inat, 'olgun' Almodovar tatlı tatlı orta yaşın ilerilerine doğru yol almakta. Bunda 'gullüm' tabir edilen eşcinsel mizahının yanısıra, hayata daha genel anlamda mizahi bir esneklikle bakabilmesinin de payı var. Gençliğin dikenlerinden, kılçıklarından sıkılmış olmalı ki, daha 'dengeli' hikâyelere yöneldi. (Arada, 'Kötü Eğitim' gibi mükemmel, hain filmler de yapabiliyor gerçi.)



Art arda ticari başarılar kazanan filmleri daha çok seyirci topluyor, kendisi de herhalde hoşnut bundan: 'Annem Hakkında Herşey', 'Konuş Onunla', şimdi de 'Dönüş'... Ama asıl önemlisi, onun filmlerinin geçtiği dünya başka bir yer oldu. Frapan bir travesti kahramanın her an boy göstermesini bekleyebiliriz bu dünyada, ama esas olarak kadın ağırlık kazandı Almodovar'da. Bildiğimiz, biyolojik kadın. Anne, vamp, boğa güreşçisi, ne olursa olsun, Almodovar baştan beri eğlenceli ve erkeklerden daha ilgiye değer bulduğu kadınlara daha yakından bakar oldu. Başta, onda daha çok 'kadınlık fikri' olan şey, giderek kanlı canlı bir hal aldı.

İşte 'Dönüş' de bunun en son aşaması.

O kadar ki, filmdeki deyişle 'kadınları üzmek için dünyaya yollanmış' erkeklere yer yok burada- ya hemen öteki dünyaya postalanıyorlar, ya zaten yoklar, ya da öylesine kırıştırmak için varlar. Kahramanlarımız, biri gösterişli diğeri mahcup ve şirin iki kız kardeş, yeniyetme bir kız, bunak bir teyze, ekzantrik bir komşu, 'hayalet' bir anne, komşular vs... 'Deli karılar' demenin hafif ve yersiz, 'kadın dayanışması' demeninse belki gereksizce ciddi kaçacağı bir ekip. Kendi başlarına ve kendi kendilerine yeterliler. Sadece kadınların birbirlerine tevdi edebilecekleri sırlardan, dolayısıyla belli bir iletişim biçiminden örülü bu dünya kendi içinde bütünlüklü bir yer Almodovar'a göre. Kadınların dünyayı kavrayışları -her anlamda- hayatı sürdürmeye yetiyor. Erkeklere özellikle ihtiyaç yok. (Erkeklerin yüze göze bulaştırma eğiliminde oldukları üreme gibi işler dışta tutulabilir belki ama 'Dönüş'te buna da öyle aman aman gerek yok.) Bu küçük kadın ekibinin tek yapması gereken ve erkeklerden çok da daha iyi yaptıkları anlaşılan şey 'dönmek'. Film, 'dönüş' ya da 'dönmek' fikrini tatlı tatlı ballandırıyor; rüzgârda dönen pervanelerden öteki dünyadan dönen anneye, 'Dönmek' şarkısından geçmişe dönme ihtiyacına kadar... (Almodovar, Türkçedeki 'dönme' lafını bilse dayanamaz aktivist bir travesti sıkıştırırdı araya belki!) 'Dönüş'teki kadınlar, ne olursa olsun dönmeyi başardıkları için, böyle bir dürüstlükleri ve cesaretleri olduğu için bir aradalar ve güçlüler. Tabii sonunda birbirlerinin oluşturduğu çekirdek topluluğa ve köklere dönmek de buna dahil... Ama erkek filmlerinin ağır romantizmi yok bu kökler hadisesinde de, ne de bir yeniklik durumu var. Dönüyorlar, çünkü bütün dönüşlerin ortak noktası olan bu yer 'baba evi' değil, 'ana ocağı'. Birbirleriyle sonsuza dek ilgineceklerine, bundan da sıkılmayacaklarına emin olabilirsiniz.
Sinema kuyruğunda önümdeki genç kız erkek arkadaşını önceden uyardı, 'Bak ama basbayağı kadın filmi' dedi, oğlan da belki bir hoşnut etme gayreti içinde, 'E illaki öyle olacak' diye cevap verdi. Almodovar'ın son filmlerindeki esas başarısı belki de tam budur. Bu dünyayı kadınlara kabul ettirmek ve sevdirmek. Hatta erkeklere de.

Kaynak: Radikal, 9 Kasım 2006

*Konuyla ilgili diğer haberler:

[[Almodovar'ın bitmemiş hesabı]]

[[Almodovar'ın ‘Dönüş'üne büyük ödül]]

Etiketler: kültür sanat
Nefret