16/11/2020 | Yazar: Ezgi Epifani

Üzerimde bebekken yapılan genital ameliyat, bedenim benim değilmiş gibi hissettirdi. Yeme bozukluğu ise bedenimin kontrolünü geri kazanmanın bir yolu gibi geldi. Bu yazıda çıkış yolunu nasıl bulduğumu anlatıyorum.

İnterseks ameliyatı ve yeme bozuklukları üzerine: Bedenim ne zaman benim olacak? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ezgi Epifani, Marissa Adams’ın 30 Eylül 2020 tarihli ve https://interactadvocates.org/intersex-eating-disorders/?fbclid=IwAR3j5owXt3PEjtbwDHb_PTTJLjHK-mr08dRv1mN0u21XSRQuGfijOZ0My5I linkli yazısını Kaos GL için Türkçeleştirdi. Asıl metin, 2020 yılı İnterseks Farkındalık Günü kapsamında hazırlanan interseks sağlığı ve dirayeti konulu yazı dizisinin bir parçasıdır.

İçerik uyarısı: Bu şahsi yazıda, bebekken yapılan cerrahi genital müdahaleden, tıbbi travmadan ve anoreksiya için yataklı tedavi programlarından bahsediliyor.

Yeme bozukluğu olan kişiler, hayatlarında kontrolleri olduğunu sergileme çabasıyla yediklerini kısıtlamayı veya başka davranışlar doğrultusunda hareket etmeyi öğrenirler. Kontrol ise kesinlikle benim hayatımda bir rol oynadı. Hayatımın çok erken bir zamanında doktorlar, bazı önemli kararlar alma hakkımı elimden aldılar. Ben interseks doğdum. İkinci doğum günümden önce doktorlar uzun süreli korkunç etkileri olan ve tıbben gereksiz genetik bir ameliyata onay vermeleri için ebeveynlerimi zorladılar. Bebekken yapılan ameliyatların yanı sıra yetişkinler ergenliğime kadar interseks bedenimle ilgili tüm gerçeği benden sakladılar. Bu deneyimler bana çaresizce kontrol bende değilmiş gibi hissettirdi. Bedenim bana ait değilmiş gibi hissetmeye başladım. 

Batıl inançlara göre eğer interseks çocuklar erkenden genital ameliyat olmazsa hayatlarının ileri safhalarında “zihinsel problemler yaşayabilirler”. Bebekken yapılan genital müdahaleyi teşvik etmek için doktorların aileme anlattığı mit buydu. Doktorların önerdiği bedensel değişikliklerin daha sonra zihin sağlığı sorunları yaşamamın asıl sebebi olmasını ise oldukça ironik buluyorum.

Travma ve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) genellikle yeme bozukluklarıyla beraber görülür. Tıbbi travma, bir çocuk cerrahi müdahaleden sonra tıbbi bir ortamda kayda değer bir zaman geçirirse oluşur. Eğer interseks kişiler ve aileleri büyük genital ameliyatların gerekliliği konusunda yanıltılmışlar ise psikolojik travma gelişir. İnterseks travması tıbbi, psikolojik ve cinseldir. Çocuk genç yaştaysa, bu kasten cinsel istismara denk gibidir ve benim yaşadığım da buydu.

13 yaşına girdiğimde, içimde biriken utanç ve öfkeyle beraber gidecek hiçbir yerim de yoktu. Gıda alımımı kısıtlamaya ve artarak spor yapmaya başladım. Bir yıl içinde, kendimi tamamen aç bırakmış ve hiçbir şekilde son vermeyi düşünmediğim dürtüsel bir spor bağımlılığı geliştirmiştim. Nihayet bedenimin kontrolü bendeymiş gibi hissetmeme rağmen daha da kontrolden çıkmaya başlamıştım.

İnterseks bedenimle ilgili tüm gerçeği öğrenmem, yatılı yeme bozukluğu programına kabul edildikten sonra oldu. Tıbbi geçmişimi okuduktan ve diğer sağlık hizmeti görevlileriyle konuştuktan sonra programın yöneticisi beni tanıdık bir tedavi odasına götürdü ve hiç duraksamadan bende androjen duyarsızlığı sendromu olduğunu söyledi. Daha önce bana çocukken geçirdiğim tıbbi müdahalelerin nedenini söyleyen kimse olmamıştı.

Gerçeği öğrendikten sonra ve yaşadığım her şeyi düşününce, bende sandığımdan daha derin bir “sorun” olduğunu düşündüm ancak bunun ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Zamanlama da berbattı. 14 yaşında ölümcül bir yeme bozukluğu ile mücadele ediyor ve hakkımda beni sadece korkutmaya yarayan bir tıbbi bilgi öğreniyordum. Bana buna ek olarak bir danışmanlık veya destek sunulmadı.

Program yöneticisinin interseks olduğum gerçeğini özensiz ifşa edişinden sonra programın kurallarıyla iş birliği yapmayı her şekilde reddettim. Yemeyi reddederek zaten isyan ediyordum. Ben çaresizce hayatımda ilk defa kontrol bendeymiş gibi davranmaya çabalarken, çalışanlar beni “uyumsuz” ve “tedaviye dirençli” olarak damgaladılar.

Programda geçirdiğim tüm süre boyunca yeme bozukluğumun sağladığı kontrole sıkıca tutundum. Bir noktada yemek yemeye ve az da olsa kurallara uymaya başladım ancak küçük yollarla yeme bozukluğumu beslemeye devam etmeye de çabaladım. Rutin “yavaş” yürüyüşlerimizde elimden geldiğince hızlı yürüdüm ve banyoda hemşirelerin dikkatini çekmeden çekebildiğim kadar çok mekik çektim. Başka bir gerçek de, katı şekilde davranış esaslı olan bu tedavi programında her şeyden çok ihtiyacım olan gerçek psikolojik desteği almıyor olduğumdu. 

Hastanede kaldığım bu süreden ve bir sonraki ve yine bir sonraki kalışımdan sonra da yeme bozukluğum iyileşmedi. Bununla beraber, katı tıbbi kontrolün, katı tıbbi kontrol sebebiyle oluşan travmadan iyileşmenin etkili bir yolu olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Anoreksiyam hayatımı kontrol etme teşebbüsü olarak başladı ve nihayetinde, kim olduğumu bilmediğim bir dönemde, kimliğimin büyük bir parçası oldu. Terapide gerçekten iyileşmeyi denemeye başlayabilmem için anoreksiyamın yeterince dinmesi yıllar aldı. Bebekken yapılan tıbbi müdahalelerin sebep olduğu travmadan konuşmaya başladığımda iyileşmeye de başladım.

İyileşmemin diğer bir sebebi de interseks topluluğunda kendime bir yer bulmaktı. Facebook’ta dünyanın her yerinden interseks kişilerle iletişim kurmaya başladım. Kendim için böyle bir olasılık aklımın ucundan bile geçmemişti. Ne de olsa öyle ender bir “sendromum” vardı ki, bana dünyada benim gibi kimsenin olmadığı söylenmişti. Çoğu doktor bizim ve ailelerimizin buna inanmasını istiyor olabilir.

İnterseks kelimesini duymadan önce yıllarca tek bildiğim tıbbi tanı androjen duyarsızlığı sendromuydu. İnterseks terimi bende hemen yankı buldu.

Yıllar geçtikte akıl sağlığımın ve yeme bozukluğumun doğurduğu durumlarla mücadele etmeye devam ettim ama yine de bazı şeyler daha iyiye gitmeye başladı. InterACT ile iletişime geçtim ve interseks çocukların haklarını, haklarımı savunan bir örgütün bir parçası olduğum için gurur duydum. 2015’te ilk kez interseks destek grubu konferansına katıldım ve bu benim için çığır açan bir deneyim oldu. Yıllar boyunca gördüğüm tüm zihin sağlığı tedavilerinin içinde hafta sonu katılmış olduğum bu konferans hayatımın en sağaltıcı deneyimi oldu. Çünkü benim ihtiyacım olan başka insanlarla bağ kurmaktı. Ve şimdi yeme bozukluğuma ilişkin bazı örüntülerle hâlâ mücadele ediyor olsam da hayatım 15 yıl öncesine göre tamamen farklı. 

Genç ve interseks biri olarak benim bir savunucuya ihtiyacım vardı. Şimdi ben o savunuculardan biriyim. Benim desteğe ihtiyacım vardı. Şimdi tüm o destek benimle. Başıma gelen yüzünden ergenken kafam karışık ve öfkeli hissederdim ama şimdi hem gururlu hem de diğer interseks kişilerin geleceğini değiştirebilecek kadar güçlü hissediyorum.

En önemlisi, bedenim nihayet benimmiş gibi geliyor.


Etiketler: insan hakları, yaşam, sağlık
Nefret