06/10/2010 | Yazar: Sarphan Uzunoğlu

Der Baader Meinhof komplex’in giriş sahnesini izliyordum dün, arkada onun sesi vardı, bir anda tarihte bir yolculuğa çıkarmaya yetecek kadar güçlüydü se

Janis Gideli 40 Yıl Olmuş, İşte Bu Yüzden ‘Ağla Bebeğim’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Der Baader Meinhof komplex’in giriş sahnesini izliyordum dün, arkada onun sesi vardı, bir anda tarihte bir yolculuğa çıkarmaya yetecek kadar güçlüydü sesi… Çok daha küçükken bu dünyanın geri kalanıyla bağımı kesen sesi keşfettiğimdeyse o dünyadan göçeli 30 yıl oluyordu. Bu benim Janis Joplin’in sesiyle geçirdiğim onuncu dünyanın onsuz geçirdiği kırkıncı sene… Onu yaşadığı hayatı gizliden gizliye kötüleyerek anacak çok gazete olacak, bense gökyüzüne göz kırpmayı uygun buluyorum, çünkü bunu yapınca muzır bir gülümseme fırlatacak gibi geliyor.

Amiral gemisindeki elemanlar şöyle şeyler yazdılar onun için: “Kendine has, kulak tırmalayan sesi ile uyuşturucu ve alkole teslim olan hayatıyla 60′lı yılların en büyük müzik ikonu oldu.

Eminim çok kolaydır tüm bunları yazmak, belki de birkaç cümle vardır kopyala yapıştır için bir kenarda tutulan, Janis Joplin için bekletilen… Belki de 60′ların sonu 70′lerin başı lanetine yakalanmış o J’lerin hepsi için hazırlanmış, özgürleşmeye dair bir lanetleme, ne dersiniz?
Sevişmeyi bilmeyen, hayatlarında bir kez olsun doya doya sarhoş olmamış, kaygılarına hükmedip mutluluğa hakim olmak yerine birbirine söz geçirmeyi denemiş insanlar açısından çok şey ifade etmeyebilir Joplin. Hatta bir kısmınız “Aaa Zerrin Özer bunu mu taklit ediyormuş” diyenlerle aynı kafede laflıyorsunuz çoğu zaman. Yine de Janis’i bizim yöntemimizle anmanın bir sakıncası yok. Öyle ki bazen geride sadece sanat ve hayat kalıyor. İçine derin umutsuzlukların da mutluluğun, aşkın ve güzel sevişmelerin de sığdığı hayatlardan biriydi muhtemelen onunki.
 
Hayatın bir tatminsizlik yolculuğu olduğunu bilenler için tanıdık olan hikayesinin dünya müzik tarihi için en vurucu yanının ise kendisi gibi döneminin efsanelerinden olan Jimi Hendrix’in ölümünden iki hafta sonra 27 yaşında gitmesiydi belki de.
 
Sözlüklerde her kendisiyle ilgili araştırmamda ortak bir noktaya temas edildiğini görüyorum: Gelmiş geçmiş en iyi vokalist.
 
Bu konuda itirazı olana da pek rastlanmıyor. Bazı ahlâk bekçileri “keşke kendisine yazık etmeseydi” diyerek Janis’in istemediği dünyadan ona “hııı, seni seni” çekerken Joplin’in “Lord” ve “Baby” kelimelerine dair takıntısı da ortada. Efsane cümleleri olan Joplin’den “70.000 kişiyle beraber oluyorum ama gece yalnız uyuyorum” cümlesini duyanlar bahsettiğim tatminsizliğin yalnızlığa dayalı ve kalabalıktan o ana düşüşe dair olduğunu görebilirler belki de.
 
Ve onun cümlesiyle bitirmek gerekli belki de bu kısa takdimi: “tomorrow never happens, man.”
 
Kim ki bu Janis Joplin?
9 Ocak 1943 tarihinde Port Arthur, Teksas’ta, çalışan bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.  14 yaşına geldiğinde toplum tarafından sıradışılığı yüzünden dışlanmaya başlayan Janis, kendini müziğin ve sanatın içinde gizlemeye karar verdi. 18 yaşına geldiğinde, Teksas’taki birçok yerel kulüpte sahne almaya başladı. Daha sonraları blues müziğine olan ilgisinin tükendiğini düşünerek, Lamar State College of Technology’e girdi. 1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.
 
1963 yılında otostopla geldiği California Dreamin’da hippi hareketine dahil oldu. Okuluna bir süre sonra geri dönen Joplin başarılı olsa da bu başarısıyla tatmin olmadı ve California’ya geri döndü. Burada, arkadaşı ve menajeri olan Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir gruba solist olması için önerildi. Bu grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967 yılında sahne aldıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali’nde, bir blues klasiği olan “Ball and Chain” ile izleyenleri büyüleyerek, grubun ilgi odağı olmasını sağladı. Bu performans sonrasında aldıkları albüm teklifini geri çevirmeyen grup, 1968 yılında ilk albümünü yayınladı.
 
1968 yılında, grubun menajerliğini üstlenen Albert Grossman, Columbia Records plak şirketiyle bir anlaşma imzalamayı başardı ve aynı yıl grubun “Cheap Thrills” albümü bu şirketin etiketi ile yayınlandı. Bu albümde, “Piece of My Heart”, “Ball and Chain” ve “Turtle Blues” gibi klasikleşmiş blues şarkılarının canlı versiyonları da yer almaktaydı. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde üst sıralarda kalmayı başaran grubun adı artık “Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company” olarak anılmaya başladı.
 
1968′in sonunda, Big Brother and the Holding Company son bir performans gerçekleştirdikten sonra dağıldı.
 
Sonraki sene kariyerine tek başına devam etme kararı alan Joplin, 1969 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Woodstock festivalinde sahne alarak yeniden büyük bir beğeni toplamayı başardı. Blues’un yanında caz müziğine de her zaman ilgi duymuş olan Joplin, aynı yıl “The Cozmic Blues Band” i kurdu ve “I Got Them All’ Kozmic Blues Again Mama!” albümünü yayınladı.
 
Kazandığı başarılarla birlikte artan stresini bastırmak isteyen Joplin, eroin kullanmaya başladı ve kullandığı diğer uyuşturucuların ve alkolün miktarını gün geçtikçe arttırdı. 1969 yılının sonunda bu gidişatının doğru olmadığını farkederek tüm bağımlılıklarına son verdi ve yeni bir başlangıç yapmak için “The Full Tilt Boogie Band” adlı grubu kurdu.
 
1969 yılında, “Pearl” albümün kayıtları için stüdyo çalışmalarına başladı ancak, ihtiyaç duyduğu ilhamı bulmak için yeniden eroine başvurdu. 4 Ekim 1970 günü, henüz 27 yaşındayken, Los Angeles’taki Landmark Motor Hotel’de aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybetti.
 
Ölümünün ardından yayınlanan albümünde yer alan “Me and Bobby McGee” ve “Mercedes Benz” gibi şarkıları ile haftalarca listelerde üst sıralarda yer aldı.
 
Janis Joplin, yaşadığı zamanda olduğu gibi günümüzde de, gelmiş geçmiş en iyi kadın blues şarkıcılarından biri olarak kabul edilmektedir.
 

Etiketler: kültür sanat
Nefret