24/11/2006 | Yazar: Kaos GL

‘Biz kadınlar dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetin her türlüsüne maruz kalıyoruz. Eğitim hakkımız elimizden alınıyor, evlere mahkum ediliyoruz. Ne istihdam ne de yönetim alanında erkekler kadar yer bulamıyoruz. Bu alanlara girerken de, içlerinde yer alırken de ayrımcılığa uğruyoruz. Düşük ücretle, sosyal güvencesiz çalıştırılıyor ve tüm bunların üstüne iş yerlerinde psikolojik-cinsel şiddetle karşı karşıya bırakılıyoruz.’ Ankaralı Feministler’in 25 Kasım bildirisi.

‘Biz kadınlar dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetin her türlüsüne maruz kalıyoruz. Eğitim hakkımız elimizden alınıyor, evlere mahkum ediliyoruz. Ne istihdam ne de yönetim alanında erkekler kadar yer bulamıyoruz. Bu alanlara girerken de, içlerinde yer alırken de ayrımcılığa uğruyoruz. Düşük ücretle, sosyal güvencesiz çalıştırılıyor ve tüm bunların üstüne iş yerlerinde psikolojik-cinsel şiddetle karşı karşıya bırakılıyoruz.’ Ankaralı Feministler’in 25 Kasım bildirisi.

KAOS GL - 25 Kasım 2006

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.

Biz kadınlar dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetin her türlüsüne maruz kalıyoruz. Eğitim hakkımız elimizden alınıyor, evlere mahkum ediliyoruz. Ne istihdam ne de yönetim alanında erkekler kadar yer bulamıyoruz. Bu alanlara girerken de, içlerinde yer alırken de ayrımcılığa uğruyoruz. Düşük ücretle, sosyal güvencesiz çalıştırılıyor ve tüm bunların üstüne iş yerlerinde psikolojik-cinsel şiddetle karşı karşıya bırakılıyoruz.

Toplumdaki yoksulların çoğunu kadınlar oluşturuyor.

Şiddet yalnızca bedenimizi değil ruhumuzu da parçalıyor.

Ataerkil, kapitalist, militarist politikalar sonucu öldürülüyoruz, tecavüze uğruyoruz, yoksullaşıyoruz. Emperyalist savaşlarda acımasızca katlediliyoruz. Bedenimiz savaş alanı... Şiddet yalnızca bedenimizi değil ruhumuzu da parçalıyor.

Bizler namus adına öldürülürken ya da intihara zorlanırken, devlet hala önleyici tedbirler almıyor. Ülkemizde kadınların % 97’si var olan şiddet biçimlerinden en az birine maruz kalırken devlet tüm bu şiddete seyirci kalıyor.

Uğradığımız şiddet ancak magazin haberi olarak gazetelerin üçüncü sayfasında yer bulabiliyor. Burada da uğradığımız şiddeti hak edip etmediğimiz sorgulanıyor. Mağdur olan bizlerin giydiklerimiz, bulunduğumuz yer, zaman, söylediklerimiz tartışılıyor ve faillerde değil mağdurlarda suç aranıyor.

Cinsel yönelimimiz nedeniyle işimizden kovuluyor, evimizden çıkarılıyor, zorla evlendiriliyor, psikolojik tedaviye zorlanıyor, aile içi fiziksel-psikolojik-ekonomik şiddet görüyoruz. Tüm bunlar olurken devlet bizi görmezden geliyor, ayrımcılığa karşı yasaları çıkartmıyor.

Gece-gündüz fark etmeksizin sokağa çıktığımızda, taleplerimizi dile getirmek için eylem yaptığımızda saldırıya uğruyoruz. Gözaltında, cezaevinde şiddet görüyoruz, tacize-tecavüze uğruyoruz.

Ve susmuyoruz, şiddete ‘Hayır!’ diyoruz.

Şiddetin son bulması için;

—Devletin şiddete uğrayan kadınlar için öncelikle önleyici tedbirler almasını, kadın örgütleriyle birlikte çalışarak danışma merkezleri ve sığınaklar açmasını ve bu konudaki asli görevini üstlenmesini, ücretsiz danışmanlık, psikolojik, tıbbi, ekonomik destek ve yasal yardım sağlamasını, istihdam yaratmasını,

—Cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılmasını,

—Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin ve ayrımcı politikaların kaldırılmasını, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkından yararlanılmasının sağlanmasını,

—Medyanın, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlarının durdurulması için yasal düzenlemelerin ve iç denetim mekanizmalarının gerçekleştirilmesini,

—Evde, sokakta, işyerinde, gözaltında, cezaevinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumlularının yargılanmasını ve caydırıcı yasal tedbirler alınmasını,

—Tüm ayrımcı yasal düzenlemelerin kaldırılmasını, "genel ahlak", "yüz kızartıcı suç" gibi yasal düzenlemelerin eşcinsel-biseksüel-travesti–transeksüeller aleyhine kullanılmamasını, eşcinsel-biseksüel-travesti -transeksüellerin uğradıkları ayrımcılığın önlenmesi için yasal düzenlemeler yapılmasını,

TALEP EDİYORUZ!

Bedenimiz, Emeğimiz, Kimliğimiz Bizimdir!

Evde, İşyerinde, Sokakta Şiddete Son!

Yaşasın Kadın Dayanışması!


Ankaralı Feministler


Etiketler: insan hakları
Dijital