04/12/2006 | Yazar: Kaos GL

Bundan birkaç ay önce gazetelere A. A. rumuzuyla çıkmıştı. Eşcinsel olduğunu rapor ve fotoğrafla ispatlamasına rağmen ‘kadınsı davranışlara sahip olmadığı’, ‘erkek gibi göründüğü’ için askere alınmasına karar verilmişti. Bunun üzerine A.A. dava açtı ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bu işlemin yürütmesini durdurdu. A.A. askere gitmiyor. O’nun kaleminden yaşadığı süreç…

Karar: D/17 F–4 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bundan birkaç ay önce gazetelere A. A. rumuzuyla çıkmıştı. Eşcinsel olduğunu rapor ve fotoğrafla ispatlamasına rağmen ‘kadınsı davranışlara sahip olmadığı’, ‘erkek gibi göründüğü’ için askere alınmasına karar verilmişti. Bunun üzerine A.A. dava açtı ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bu işlemin yürütmesini durdurdu. A.A. askere gitmiyor. O’nun kaleminden yaşadığı süreç…

KAOS GL

A. A.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan tüm erkekler için askerlik bir yükümlülüktür. Benim için bu ödev bir yalan uğruna ölmeye ya da öldürmeye zorlanmaktan başka bir şey değildir. Özgür irademle var olamayacağım, neyi yapıp neyi yapmayacağımın birileri tarafından belirleneceği, kararları sorgulayamayacağım bir hapistir. Bu güne kadar elime silah almadım ve mecbur kalmadıkça da almayacağım. Bu nedenle askerlik yapmak istemeyişimin en doğal hakkım, zorunlu askerlik yükümlülüğünün ise hak ihlali olduğuna inanıyorum.

Askerlik yapmak istemeyen bir kişinin başvuracağı birkaç yol vardır; asker kaçağı olmak, vicdani red ya da çürüğe çıkma.

Kaçma: Devlet mekanizmasının ve kolluk kuvvetlerinin gelişmişliği ile birlikte asker kaçağı olarak yaşamak oldukça güçtür. Çalışma hayatından sosyal alana kadar hayatın birçok alanında çeşitli kontrol mekanizmalarıyla askerlik ödevinin yerine getirilip getirilmediği denetlenmektedir. Bu şekilde kaçarak ve saklanarak bir ömür boyunca yaşamak herkesin kolay kolay göze alabileceği bir şey olmasa gerek.

Vicdani red: Askeriye vicdani reddi bir hak değil, bir suç olarak görmekte, çeşitli nedenlerle kişiye karşı davalar açmakta, geniş kapsamlı bir yıldırma politikası uygulamaktadır. Bu yolu seçen kişiler askeri hapishanelerde işkence ve ölüm tehdidi dâhil olmak üzere, son derece olumsuz tecrübeler yaşamışlardır.

Çürüğe çıkma: Askerlik kanunuyla ilgili Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde tanımlanan çeşitli psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar, belgelendiği ve askeri hastaneler tarafından onaylandığı takdirde, askerlik yapmaya engeldir.

Kaçmak veya vicdani red, var olan yaşam standartlarımı sürdüremeyeceğim hem de kolay kolay cesaret edemeyeceğim yollardı. Kalan tek alternatifim olan çürüğe çıkma için ise fiziksel bir engelim yok. Kullanabileceğim tek yol eşcinselliğimdi. Çevremde bu yolu kullanmış birçok kişi vardı. Aynı zamanda Kaos GL Dergisinde yer almış olan konuyla ilgili yazılar ve tanıklıklar çok yol gösterdi. Sonuç olarak bu yola başvurmaya karar verdim.

Celp tarihimde askerlik şubesine giderek askeri hastaneye sevkimi istedim. Askerlik şubesinde görevli doktor rahatsızlığımı sordu. Eşcinsel olduğumu söyledim. Beni Etimesgut Askeri Hava Hastanesi’ne sevk ettiler.

Standart prosedürde kişiden pasif olarak girdiği cinsel ilişki sırasında çekilmiş fotoğrafları istenmekte. Hatta video kaydı istenilen kişiler de bulunuyor. İki dostumun yardımıyla hava hastanesine gitmeden önce bu fotoğrafları hazırladım. Fotoğrafları basmak için standart bir inkjet yazıcı ve bu yazıcılara uygun üretilmiş fotoğraf kâğıdı kullandım. Düzgün bir şekilde keserek orijinal fotoğraf görüntüsü vermeye çalıştım çünkü bazı kişilerden yazıcıdan alınmış çıktılar kabul edilmemiş ve fotoğrafları bir fotoğrafçıda bastırması istenmişti. Neden olarak da fotoğrafların bilgisayar ortamında hazırlanmış fotomontaj görüntüler olabileceği öne sürülmüştü. Elbette fotoğrafı yazıcıdan almak ile dışarıda bir yerde bastırmak, onun montaj olma olasılığını değiştirmez yani bu gerekçenin saçmalığını azaltmaz.

Cinsel yaşamın gizliliğine inanmadığım gibi aktif ya da pasif olarak bu konuda oldukça rahatımdır. Ancak birilerine bir şeyi ispat etmek için pasif ilişkiye girmek, bunun fotoğraflanması pek kaldırabileceğim bir şey değildi. Fotoğrafları basarken döktüğüm gözyaşları, benim değil bunu benden isteyenlerin utanması gerektiğini bilmeme rağmen yaşadığım utanç... Bana sürecin her aşamasında ama özellikle bu aşamada desteğini esirgemeyen dostlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır.

Hava hastanesine, askerlik şubesinden verilen sevk kâğıdı ile giderek görevli psikiyatr ile görüştüm. Eşcinsel olduğumu ve kimliğimin açık olduğunu, bunun hayatımın her alanına net bir şekilde yansıdığını ve bu yüzden askerlik yapmak istemediğimi söyledim. Bunu ispatlamak için benden fotoğrafları istedi. Verdim, bir göz gezdirip bana geri verdi. Ardından anal muayene için cerrahi bölümüne gönderdi.

Cerrahi bölümde iki doktor tarafından fiili livata muayenesinden geçtim. Muayene sonrasında aradıkları şeyi bulup bulamadıklarını sordum. Negatif olduğunu söylediler. Ne aradıklarını sordum. Anüsün huniye benzemesi gerektiğini ama bende böyle bir şey olmadığını söylediler. Bende bunun hiçbir bilimsel yanının olmadığını, kendi mantıklarından böyle bir şey uydurduklarını söyledim. Bir süre tartıştık. Bu diyaloglar oldukça gergin bir ortamda yaşandı. Sevk kâğıdımın arkasına ‘Hastanın muayenesinde anal bölgede laserasyon (Yırtık; yırtılma yoluyla meydana gelen ve kenarları düzgün olmayan yara) tespit edildi. Sfinkter dokusu normal olup, başka patolojik bulguya rastlanmadı’ notunu düşerek psikiyatri bölümüne geri gönderdiler. Muayene sırasında, muayene odasının kapısı açıktı ve odadan çıktığımda dışarıda bekleyen hastaların şaşkın bakışlarıyla göz göze geldim.

Psikiyatri bölümüne geri döndüm. Beni sevk eden psikiyatr muayene sonucunu okudu ve odadan çıkmamı istedi. Ben çıktıktan sonra cerrahi bölümü telefonla arayarak bir süre konuştu. Beni odaya geri çağırdı ve emin olamadığını, beni GATA’ya (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) sevk edeceğini söyledi. Ben de, benden istedikleri her şeyi verdiğimi, yönetmelikte belirtilen koşulların yerine getirildiğini, emin olmak için daha ne gerektiğini sordum. Tartışma bir şeyi değiştirmedi ve GATA’ya sevk edildim.

GATA’da 5 psikiyatr ile görüştüm. Bir psikiyatrla görüştükten sonra beni bir başka psikiyatra yönlendiriyor ve aynı diyaloglar tekrar tekrar yaşanıyordu. Bir kısmı bana pislikmişim gibi davranırken bir kısmı sıcak bir şekilde yaklaşıyordu. En son görüştüğüm psikiyatrın rütbesi albaydı ve profesör konumundaydı. Görüşme sırasında odada 2 psikiyatr daha vardı ancak sadece dinlediler. Samimi bir tavırla sorunun ne olduğunu sordu. Hava hastanesinde söylediğim gerekçeyi tekrarladım. İspat etmemi istedi. Fotoğrafları çıkardım. Tamam, gerek yok, onlar senin mahremin, boş ver onları sakla ve kimseye de gösterme dedi. Ardından;

‘Cesur ve dürüst bir insansın. Söylediklerinde samimi olduğuna inanıyorum. Ancak bizim için eşcinsellik sorun değil. Bizler de eşcinsel olabiliriz, bunda bir problem yok. Eşcinsel olduğun belirgin değil, efemine hareketlerin yok. Eşcinsel olduğunu söylemek zorunda değilsin. Git delikanlı gibi askerliğini yap.’

‘İşinize gelince delikanlı gibi git askerlik yap dersiniz işinize gelince sapık ve hasta olarak damgalarsınız. Madem eşcinsellik sorun değil niçin eşcinsel olduğu gerekçesiyle insanları askerlikten ihraç ediyorsunuz. Esas siz dürüst davranmıyorsunuz.’

‘Peki, sen bilirsin. Askerliğe elverişlisin. Sonucunu danışmadan al. Çıkabilirsin.’

‘Çıkmıyorum. Kanunlarda ve yönetmeliklerde belirtilen neyse onu yapacaksınız. Size verilmiş görevi yerine getirin.’

Bu diyaloglar bir süre daha sürdü. Peki, o zaman, hafta başında gelirsin kurula çıkarsın dedi ve ‘kurula çıkacaktır’ yazılı bir belge ile birlikte beni gönderdi. Hafta başında tekrar gittim. Danışma beni tekrar bir psikiyatra yönlendirdi. Son derece homofobik olan bu kişi mülakat sırasında başını bilgisayardan kaldırıp yüzüme neredeyse hiç bakmadı. Daha sonra, benimle gel, diyerek odadan çıktı. Başka bir odadan elime bir belge tutuşturup, bunu askerlik şubene götür diyerek uzaklaştı. Verdiği belgenin en alt paragrafında ‘askerlik yapabilir, komando olamaz’ yazıyordu. Peşinden koştum. Üst kata çıkıyordu. Yetişmeye çalışırken askerler tarafından ‘buraya girmeniz yasaktır’ denilerek durduruldum ve dışarı çıkartıldım.

Yaşanılan böyle bir tecrübe yoktu. Kanun ve ilgili yönetmelikte her şey net bir şekilde belirtildiği halde prosedürün uygulanmadığını düşündüm ve dava açmaya karar verdim. Avukatım bu konuda bana çok yardımcı oldu. Yaptığı araştırma sonucunda benzer bir dava olmadığını gördük. İlgili kanun ve yönetmeliklerin ve de yaşanılan sürecin anlatıldığı yürütmeyi durdurma talebi bulunan bir dava dilekçesi ile 20 Ocak 2006 tarihinde mahkemeye başvurduk.

Mahkeme 13 Nisan 2006 tarihinde yürütmenin durdurulması yani dava sonuçlanana kadar askere alınma sürecinin durdurulması yönünde karar verdi. Ardından 21 Eylül 2006 tarihinde GATA’ya tekrar sevk edilmemi ve sağlık kurulundan rapor verilmesi yönünde bir ara karar verdi.

Ara kararla birlikte GATA’ya tekrar gittim. Daha önce görüştüğüm psikiyatrlardan biriyle görüştüm. Davadan haberdar olduğunu, mahkemeden gelip onlardan da savunma aldıklarını söyledi. Arkasından ‘senin derdin eşcinsellik değil, amacın askerlikten kaçmak, istediğin kadar uğraş, git gel, istediğin yere başvur, o raporu alamayacaksın’ dedi. Ara karar belgesinin kendisi için yeterli olmadığını, askerlik şubesinden resimli sevk getirmem gerektiğini söyleyerek beni gönderdi. Askerlik şubesine tekrar gittim ve istenilen sevki alarak GATA’ya geri döndüm. Yine aynı psikiyatr ile görüştüm. Bugün git yarın sabah gel, dedi.

Ertesi sabah tekrar gittim, danışmadan bekleyin gelecek, denildi. Yaklaşık bir buçuk saat bekledim. Ardından danışmadan o doktor bugün hastanede nöbetçi denilerek başka bir psikiyatra yönlendirildim. Psikiyatr ile bir süre görüştükten sonra beni bir psikologa yönlendirdi. Psikolog benden bir testi cevaplamamı istedi. Bu test yaklaşık 660 sorudan oluşan MMPI (Minnesota Multiphasic Personality Inventory - Minnesota Çok Ölçekli Kişilik Envanteri) adı verilen, ‘evet’ ve ‘hayır’ şeklinde cevap verilen, benzer vurguların tekrar tekrar ve basit bir mantıkla sorulduğu ve nasıl bir izlenim bırakmak istiyorsanız ona uygun olarak doldurabileceğiniz bir test.

Ertesi gün tekrar gittim ve ilk görüştüğüm psikiyatr ile tekrar görüştüm. Beni bir başka psikiyatra yönlendirdi. O da bir başka psikiyatra gönderdi. Bir süre böyle devam ettikten sonra Psikiyatri bölümünün polikliniğinde görevli olan psikiyatrlar toplandı ve hepsiyle birlikte görüştüm. İçlerinden sadece bir tanesi konuştu. Bana ‘askerlik kurumunun sadece bir zorunluluk olmadığını aynı zamanda benim anayasal bir hakkım olduğunu, askere gittiğim takdirde ileriki yaşamımda bana yol gösterecek çok değerli tecrübeler kazanacağımı, gitmezsem esas sorunlar yaşayabileceğimi’ telkin etti. Herhalde sürecin en komik anıydı bu. Doğrusu merak ediyorum, ne dememi bekliyordu, ‘haklısınız, ben hiç böyle düşünmemiştim, gideyim bari’ mi? Bir süre konuştuk. Ardından ilk görüştüğüm psikiyatr benimle konuşan psikiyatra, beni bir süre hastanede müşade altına almayı önerdi. Herhangi bir yorum yapmadım. Çıkabilirsin diyerek beni dışarı aldılar ve bir süre görüştüler.

Ardından ilk görüştüğüm psikiyatrla birlikte bölüm başkanının odasına çıktık. Burada da Profesör unvanı taşıyan psikiyatrlarla bir mülakat oldu. Herhangi bir polis-adli kaydım olup olmadığını sordular. Yaşamış olduğum 2 darp ve bir gasp olayının olduğunu ve bu olayların karakolluk olduğunu söyledim. Bu olayların resmi belgeleriyle birlikte tekrar gelmemi istediler.

Ertesi gün karakoldaki tutanaklar ve ifadelerimle birlikte tekrar gittim. İlk görüştüğüm psikiyatr beni bir başka psikologa yönlendirdi. Ertesi gün gelip o psikologla bir mülakat yapmamı istedi. Bir ertesi gün tekrar gidip yönlendirildiğim psikolog ile yaklaşık iki buçuk saat görüştüm. Kendisi benim gibi ODTÜ (Ortadoğu Teknik Üniversitesi) mezunuydu, aynı zamanda kadındı. İlk başta biraz ODTÜ geyiği yaptık ve onun döneminde ODTÜ’nün nasıl olduğunu konuştuk. Ardından konu DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) standartlarına geldi. Kendilerinin her türlü çalışmada DSM-IV standartlarını kullandığını ve DSM-II standartlarını kullandıkları yönünde yanlış bilgilendirildiğimi, söyledi. İlgili kanun ve yürütmelikleri saydım. Bunları yürütme organları kafasından mı çıkartıyor, tıp alanındaki uzmanlara danışmadan böyle bir şey yapılabilir mi, bu kanunların arkasındaki uzmanlar sizsiniz, bunlar bu kadar ortadayken nasıl dersiniz biz DSM-IV standartlarını kullanıyoruz diye. Tabii bu diyaloglar sırasında birbirimize karşı sesimizi oldukça yükselttik. O konunun başka bir şey olduğunu, orada farklı bir mekanizma işlediğini söyledi. Ardından kendisinin de bir kadın olduğunu, yaşadığımız sorunların birbirinden hiç farklı olmadığını, beni anlamasının hiç de zor olmadığını ve genel olarak eşcinsellerin, travesti ve transeksüellerin yaşadıkları sorunlardan bahsettim. Bir süre daha bu konu üstüne konuştuk. Ardından benden 3 resim çizmemi istedi. Bir ev, bir ağaç ve bir insan. Ve resimler üstüne konuştuk. Anladığım kadarıyla bu testin amacı sanırım şöyleydi: ev ile nasıl bir gelecek, nasıl bir yaşam istediğinizi, ağaç ile kendinizi ve kişiliğinizi, insan ile ise diğer insanlara karşı yaklaşımınız anlaşılmaya çalışılıyor.

Psikolog ile olan mülakatın ardından artık gayri resmi olarak benden sorumlu olan psikiyatra geri döndüm. Ertesi hafta Salı günü kendi aralarında toplanarak karar alacaklarını ve Çarşamba sabahı tekrar gelmemi söyledi.

Ertesi hafta Çarşamba sabahı gittim. İlk gittiğimde, senin derdin askerden kaçmak, sana rapor vermeyeceğiz diyen psikiyatr bu sefer ‘şanslısın, sana askerlik yaptırmayacağız, kurulda rapor verilmesi yönünde karar çıktı’ dedi. Herhangi bir tepki vermedim. Sağlık kuruluna vereceğim dosyayı verdi ve odadan çıktım.

Ertesi sabah sağlık kuruluna çıktım. Kimlik kontrolüm yapıldı, belgeleri incelediler, hiçbir soru sormadan dışarıda bekle denildi. Yaklaşık 1 saat sonra üzerinde ‘Karar: D/17 F–4 Askerliğe elverişli değildir’ yazılı bir belge verip gönderdiler. GATA’daki işlemler yaklaşık olarak 3 haftamı aldı. Belgeyi askerlik şubesine götürdüm ve böylece askerlikten muaf kaldım.

Bu karar, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 17. Maddesinin D diliminin 4. fıkrasına tekabül ediyor. D diliminden muaf olanlar hem savaş hem barış halinde, B diliminden muaf olanlar ise sadece barış halinde askerlikten muaf oluyorlar. B dilimi eşcinselliği ‘psikoseksüel bozukluk’ olarak tanımlarken, D dilimi ‘ileri derecede psikoseksüel bozukluk’ olarak tanımlıyor.

Eğer eşcinselseniz ve askerlikten muaf olmak istiyorsanız ve aynı yolu kullanmak istiyorsanız konuyla ilgili araştırma yapın, aynı şekilde muaf kalmış kişilerle iletişime geçin, Kaos GL ve Lambdaİstanbul gibi eşcinsel örgütlenmelere başvurun ve de sahip olduğunuz hakların bilincinde olun. Yönetmelik eşcinsel olanları değil, ‘alenen’ eşcinsel olanları kapsamaktadır. Unutmayın ki sivil olarak başvurmanız, emir altındaki bir er olarak gitmekten çok daha faydanızadır.

*Konuyla ilgili diğer haberler:

[[Askeri yargıdan 'ilginç' karar]]

[[Vicdani retçi asker midir?]]

[[Vicdani red'e 25 ay hapis]]

[[Vicdani ret hakkı]]

*Konuyla ilgili Kaos GL dergisinde okuyabileceğiniz haberler:

• ‘Alenen eşcinsel olanlar askerlik yapamaz", Kaos GL, Ekim 1997, Sayı 38

• "Gayri Tabii Mukarenet", Kaos GL, Ekim 1997, Sayı 38

• "En Büyük Asker Bizim Asker-II", Kaos GL, Haziran 1998, Sayı 46

• "Benim Askerliğim", Kaos GL, Mart 1997, Sayı 31

• "En Büyük Asker Bizim Asker-I", Kaos GL, Mayıs 1998, Sayı 45

• ‘Askerlikle İlgili Yasal Durum’, Kaos GL, Ocak 1999, Sayı 53

• ‘Vicdani Red’, Kaos GL, Ocak-Şubat 2002, Sayı 9

• ‘Total Redçi Mehmet Tarhan’a Özgürlük’, Kaos GL, Yaz 2005, Sayı 25

Etiketler: insan hakları, askerlik
Dijital