15/09/2020 | Yazar: Umut Güven

“Gün içinde beni takip eden o canavarlar, böylece benim gözümde yeni anlamlar kazanıyor. Onlarla yaşamaya devam ediyorum, çünkü yaşamam gerekiyor.”

Kardelen’e dair: Canavarlarla yaşamak Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bir süredir sosyal medya hesaplarımda denk geldikçe mutlu olduğum paylaşımlarından biliyorum Kardelen’i. Tesadüfen yollarımızın kesişmesinin ardından kendisini tanıma ve sanatla olan yolculuğuna tanıklık etme fırsatı buldum. Belki de bir çoğumuzun zaman zaman hissettiği ve mücadeleler verdiği duyguları, Kardelen renklerle ve hayal dünyasıyla ifade ediyor.

Evlerimizde kaldığımız günlerde, Kardelen Fulya Okumuş’un dünyasını sizlerle paylaşmak için kendisiyle uzun ve güzel bir “online çay saati” buluşması yaptık. Çok keyif aldığım ve duygudaşlık yakaladığım bu sohbeti okurken umuyorum ki sizler de güzel vakit geçirirsiniz.

Selam Kardelen! Biraz seni tanımak güzel olur.

Selam! 25 yaşındayım ve ben de hala kendimi tanımaya çalışıyorum. Aslında hayatımı reklam yazarlığı yaparak sürdürüyorum, çoğu kişi tarafından bu yönümle biliniyorum. Bilinmeyen tarafta ise resim yapıyorum. Bunlardan bazıları dijital, bazıları ise akrilik oluyor. Bilinmeyen olmasının sebebi içe dönük bir insan olmamdan ve işlerimi “yeterince iyi” görmememden geliyor sanırım.

İçimden hala atamadığım “her şey mükemmel olmalı.” düşüncesi var ve yaptığım işlerin yeterince mükemmel olmadığı hissi ile mücadele veriyorum.  Ben sadece kendimi ifade etmek isterken, bir yandan “en iyisini yapmalısın, harika olmalı…” diye kendimi baltalıyorum. Bu yüzden sanatımı paylaşmak konusunda geri çekilen bir mizacım var.

Çocukluktan beri böyleydi aslında. Hayatta her zaman bir şeylerin en iyisini yapması gereken çocuk olarak büyütüldüm. Her zaman her şeyin en iyisini yapmam gerekiyordu ve bu benden bekleniyordu. Okuldaki sınavda ikinci olduğum zaman evde neden birinci olmadığımın fırtınası kopabiliyordu. Şu an öyle olmaması gerektiğinin farkında olsam da bunu o kadar çok içselleştirmişim ki…

Resim yapmayı her zaman çok seviyordum ama bu ilkokul ve lise dönemlerinde yeterince iyi resim yapamadığımın söylenmesi ile bir şekilde bastırılan bir yanım oldu. Üniversitedeyken anneme resim yaptığımı söylediğimde “Sen resim yapabiliyor musun ki?” gibi cümleler duymak beni geriye iten şeylerdi.

kardelen-e-dair-canavarlarla-yasamak-1

“İşlerimin hepsi benim kendi zaferim”

Sanatla yolun nasıl kesişti?

2012 yılında, başıma hoş olmayan olaylar geldi ve o dönemden sonra aldığım sanat derslerinin beni iyi hissettirmesi ile başladım bu yolculuğa. O dersi veren hocamla sohbet ettikçe biraz daha üretmeye yöneldim.

O dönemler ben sadece kendimi çiziyordum, bu benim kendimle yüzleşip kendimi kabullenme sürecim oldu. Kendimle barıştıkça, daha derinlerde başka problemler olduğunu fark ettikçe resmim de soyutlaşmaya başladı. Bugün, hala benim günlüğüm gibidir çizimlerim.

Ürettiklerine dönüp baktığında kendini güçlendiren işler gördüğünü söyleyebilir miyiz?

O zamanlar öyle hissetmiyordum fakat şu anda gözümde daha değerliler. Onlara baktığım zaman, sorunlarımı zamanla nasıl hallettiğimi somut olarak görebiliyorum.  Kendime “Ben tüm bunların üstesinden geldim!” diyebiliyorum. Bedenimi kabul etmeye çalıştığım zamanlar yaptığım işler gibi… Bedenimi gerçekten olduğu gibi orada resmetmiş olabilmem bana kendimi güçlü hissettiriyor. Çünkü o zaman buna cesaret edebilmişim.

Kendini güvende hissettiğin bir alan inşa etmek gerekiyor ve sanırım bunu bir şekilde başardım. Kendime olan bakışım değişti. Her şeyden önce yaptığım işlere dönüp baktıkça, kendimle kurduğum ilişki değişti. O işlerin hepsi benim kendi zaferim aslında.

kardelen-e-dair-canavarlarla-yasamak-2

“Yaptığım işlerle, beni düşüren duygularımı daha sonra kendimle gurur duyabilmek için biriktiriyorum”

Bildiğim kadarıyla şu an bir resim serisi üstüne çalışıyorsun, serinin ismi “eksik”. Eksik kelimesi senin için ne ifade ediyor?

Aslında benim bir bütünlüğüm var ve bütünlüğümde bir eksiklik olmadığını biliyorum. Dışarıdan gelen “yeterli olmadığıma” dair uyaranlar var. Ben bunları ne kadar reddetsem de bir eksiklik hissi uyandırmasını engelleyemiyorum. Benim de amacım, eksik hissettiğim halde aslında eksik olmadığımı kendime kanıtlamak üzere bir adım atmak.

Aslında her şey yine 2012 yılına çıkıyor. O zamandan bu yana majör depresyon tedavisi görüyorum. Bunun geçecek ve bir daha gelmeyecek bir şey değil, birlikte yaşamaya alışmam gereken bir şey olduğunu fark etmem zaman aldı. Bu yüzden yaptığım işlerle, beni düşüren duygularımı daha sonra kendimle gurur duyabilmek için biriktiriyorum. Böylece biraz daha hislerime yönelik işler çıkıyor. Ne olursa olsun ve ne kadar farkında olursam olayım, her zaman eksik hissettiğim bir yanım var ve bu hissim tüm işlerime yansıyor.

Sosyal medyadaki ismin Canavarlarla Yaşıyorum (I’m living with monsters). İşlerinde kentin içindeki canavar imgeleriyle karşılaşıyoruz. Bu canavarlar bize neyi anlatıyor?

O işler dijitalde ürettiğim işler, genelde dijital işlerimde de şehrin içindeki canavarları görüyoruz. Canavar, her zaman korkutucu olan ve her an zarar verebilecek hissi uyandıran bir anlama sahip. Benim de kendi zihnimde, birlikte yaşamaya alışmaya çalıştığım canavarlarım var. Bu yüzden onları olabildiğince uysal ve sevimli hale getirmeye çalışıyorum. Günlük hayat akışımda sürekli bulunduğum mekanlar ve vakit geçirdiğim yerlerin fotoğraflarını çekip onlar üstünde oynuyorum. Gün içinde beni takip eden o canavarlar, böylece benim gözümde yeni anlamlar kazanıyor. Onlarla yaşamaya devam ediyorum, çünkü yaşamam gerekiyor.

O canavarları artık o kadar sevimli yansıtabiliyor olmak, 2012’den bu yana kendinle yüzleşerek ürettiğin işlerin bir dönüşümü diyebilir miyiz?

Yaptığım işler daha karanlıktı, daha mutsuzdu. Resimlerim pozitif şeyler içermiyordu. Şu an ürettiğim işlerse daha aydınlık. İçinde mutsuzluk duygusunu hala barındırsa da daha aydınlık ve renkli bir yerden yansıtıyorum. Zamanla birlikte, onlara bakış açım gelişti ve değişti.

kardelen-e-dair-canavarlarla-yasamak-3

“Sanatımı başkalarının onayı için değil, kendimi keşfetmek için yapıyorum”

Önceki sergilerine dair konuşabiliriz belki. Bu kadar kişisel olan hikayeleri seyirciyle paylaşmak senin için nasıl bir deneyim?

Boğaziçi Üniversitesi’nde iki sergi oldu. Orası benim için güvenli bir alan olduğu için çok problem etmedim. Bir yandan ürettiğim işlerin beden algım ve yaşadığım olaylarla ilgili olmasından kaynaklı bir korkum vardı. Yüzleşmeyi kabul ettiğim şeyleri sesli dile getirmek farklı bir his.  Fakat sergiye gelen insanların bir kısmının, işlerin özünü göremediğini biliyorum görebilenlerse çok destekleyici davrandığı için güçlendiren bir deneyimdi. Bir diğer işim de Viyana’da sergilendi. Orada fiziksel olarak bulunmadığım için o duygusal etkiyi çok yaşamadım.

Bir yandan sergilenmeden önceki sürece bakacak olursak, bir şeyler ifade etmeyekarar vermek bile bence zor. Kendi içinde sürekli bir çatışma var. Belirli kalıplarla düşüncelerimiz geliştiği için, bir noktada sen ne kadar yaptığın işin doğru ve güzel olduğuna da inansan, o kalıplar seni tedirgin etmeye devam ediyor.

Başkalarının düşüncelerine dair tutumumu ve “en iyisi olmalı” döngüsünü bir şekilde kırdım. Bu süreçten biraz bahsedebilirim. Örneğin en iyi üniversiteyi kazanmam gerekiyordu, kazandım. Yüksek notlarla mezun olmam gerekiyordu, oldum. En iyi yerlerde işe girmem gerekiyordu, başardım. Sonra, “Tamam şimdi ne peki?” sorusuyla karşı karşıya kaldım. Çünkü bunların hiçbiri benim hedefim değildi. Birileri tarafından sunulmuş hedefleri tükettim. Bu tükenme beni tökezletti. Yaptığım şeyler kendim için değildi hiçbir zaman. Sanat ve üretmekse tamamen kendim için yaptığım işler. Başkalarının onayı için değil, kendimi keşfetmek için yapıyorum. Hiçbir konuda hiçbir zaman mükemmel olmak zorunda değilim, kimse değil.

Bundan sonra nasıl devam etmeyi planlıyorsun?

Önceliğim eksik serisini tamamlamak. Bunlar biraz daha kendimle problemlerimi çözdüğüm alanlar. Bunları çözdüğümde, başka bir şeyle olan yüzleşmem üstünden ilerleyeceğim belki.

Şu an bu söyleşiyi yapmak bile önemli bir adım benim için. Kendimi geri çekmediğim için kendi sırtımı sıvazlayıp, “Aferin Kardelen!” diyorum. Bundan sonrasında da daha çok paylaşmak, dışarda bir yerde işlerimi sergileyerek devam etmek istiyorum.

Teşekkürler Kardelen! Ayrıca, İnstagram hesaplarınızdan @imlivingwithmonsters hesabını takip etmeyi unutmayın!

Kaos GL dergisine nasıl ulaşabilirsiniz?

Bu söyleşi ilk olarak Kaos GL dergisinin “Karantina 1” dosya konulu 172. sayısında yayınlanmıştır. Kaos GL Dergisi’ni kitapçılara sorabilir veya online olarak satın almak istiyorsanız NotaBene Yayınları’nın buradan sitesi üzerinden güncel sayılara ulaşabilirsiniz. Evinize düzenli olarak derginin gelmesi için de semih@kaosgl.org adresine mail atarak abone olmanız yeterli! Dergiye abone olduğunuzda derginin dijital arşivine de erişebilirsiniz.


Etiketler: kültür sanat
Nefret