05/04/2021 | Yazar: Özde Çakmak

Radikal hukuk profesörü Dean Spade birbirimizin ihtiyaçlarını haysiyet, bakım ve adaletle nasıl karşılayabileceğimizi anlatıyor.

Karşılıklı yardım vaadi üzerine Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Daniel Fernandez’in trans aktivist ve radikal hukuk profesörü Dean Spade ile söyleşisini Özde Çakmak KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

İster iklim krizi, ister ücret hırsızlığı, barınma masrafları, polis zalimliği, sınırdışı etme, kurumsal sağlık hizmetleri ya da eskiden olduğu gibi siyasi görevi kötüye kullanma olsun, Amerika Birleşik Devletleri’ne bakıp gelecekte felaketten başka bir şey görmek zor.

Bu tür devasa zorluklarla yüz yüze gelmeyi nasıl öğrenebileceğimiz ve umudumuzu kaybetmeden sorunların kapsamını kabul etmenin ne anlama geldiği ise daha az dile getiriliyor. Seattle Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörü ve Sylvia Rivera Hukuk Projesi kurucusu Dean Spade Mutual Aid: Building Solidarity During This Crisis (and the Next) [Karşılıklı Yardım: Bu (ve bir sonraki) Kriz Boyunca Dayanışmak] adlı yeni kitabında adaletsizlikle mücadele ederken uzun ömürlü hareketler yaratmak ve aynı zamanda yoksulluk, kriminalizasyon, ırkçılık, transfobi ve sağlamcılığın zarar verdiği insanların acil ihtiyaçlarını karşılamak için bir rehber sunuyor.

Spade “insan tarihinin en çok atomlarına ayrılmış toplulukları”ndan birinde yaşamamızın “hayatlarımızı daha az güvenli kıldığını ve adaletsiz koşulları büyük ölçüde birlikte değiştirmek için örgütlenme becerimizi baltaladığını” öne sürüyor. Spade bu bağlamda – hem toplumsal izolasyon hem de toksik ve düşmanca kurumlara bağlılıkla belirlenen bir bağlam – karşılıklı yardım vaadini konumlandırıyor ve bunun bize “haysiyet, bakım ve adalete ortak adanmışlığımıza dayanan birbirimizin ihtiyaçlarını” karşılamak için araçlar verdiğini yazıyor. Bazıları ulusal politikaları toplumsal değişim için birincil alan olarak tahayyül etse de, Spade gerçek, kalıcı dönüşümün topluluklarımız içerisinde örgütlenmekten geldiğini iddia ediyor. Kitabı da aynı anda hem bir harekete geçme çağrısı hem de şimdiki zamanda ve gelecekte umutsuzluğa kapılanlar için bir teselli ve birbirimizle nasıl daha iyi yaşayacağımıza dair bir kılavuz niteliği taşıyor.

DANIEL FERNANDEZKitabınızın başında karşılıklı yardımın hayırseverlikle aynı şey olmadığını belirtiyorsunuz. Bu iki pratik birbirinden nasıl ayrılıyor?

DEAN SPADE: Karşılıklı yardım birbirimizin hayatta kalma ihtiyaçlarını doğrudan desteklemek için toplumsal hareketler içerisinde yaptığımız, karşı karşıya geldiğimiz krizlere içerisinde yaşadığımız sistemin neden olduğunu ve bu krizlerin bu sistemler tarafından daha da kötü bir hale getirildiğini ortaklaşa anlamımıza dayanan çalışmaları tanımlıyor. Hayırseverlik ise, zenginlerin – ve yönettikleri hükümetlerin – genellikle insanların fazlasıyla çıkarılabilir olan sistemlere karşı katılacakları ayaklanmaları bastırmak için çalınmış servetlerinden yoksullara küçük meblağlar vermelerine dayanıyor. Hayırseverliğin yardımı kimlerin hakkedip kimlerin hak etmediğine odaklanması onun pek çok koşula bağlı olduğu anlamına geliyor. Bu programlar sabıkası olmayan, yalnızca çocuk sahibi olan, yalnızca belgeli, Hrıstiyan ya da ayık kişileri destekliyor olabilir. Hayırseverlik kriz içerisindeki insanlarla karşılaşıp “Bu insanların nasıl onarılmaları gerekir?” demektir. Karşılıklı yardım ise kriz içerisindeki insanlarla karşılaşır ve “İhtiyacınız olan her şeye sahip olmalısınız, bu krizler yüzünden suçlanması gereken sistemdir, siz değil” der. Herkesin barınmaya, ilaca, çocuk bakımına ya da neye ihtiyaç duyuyorlarsa ona sahip olması gerektiği görüşüne dayanarak koşulsuz şartsız ve sıkı uygunluk gereklilikleri olmadan yardım sunar.

DF: Kitabı okurken beni çok etkileyen bir satır şöyleydi: “Hükümetin gaddar başarısızlığıyla karşılaştığımızda ve şeylerin farklı olmasını istediğimizde, felaketler genellikle yardımsever bir hükümet fantezisini harekete geçirirler.” Karşılıklı yardım yakın dönemde felaketlerle başa çıkmamıza nasıl yardım eder? Şeyleri farklılaştırmak için ne yapar?

DS: Bazen, karşılıklı yardımı içeren güçlü hareketlere sahip olduğumuzda, hükümetten imtiyaz alırız. Bazen de hükümet farklı kaynaklar, donanım ve idari kapasiteye sahip olduğu için karşılıklı yardım projelerinden daha büyük ölçüde yardımlar tedarik edebilir. Fakat hükümet yardımının sorunu her zaman uygunluk kriterleriyle sınırlandırılması ve her an geri alınabilmesidir. Politik rüzgarlar yön değiştirdiğinde ya da artık eskisi kadar mobilize olmadığımızda yardım azaltılabilir ya da hepten kesilebilir. Günün birinde ırkçı ya da sağlamcı olmayan ya da en yoksul ya da en damgalanmış insanları dışarıda bırakmayacak şekilde yardım gönderen yardımsever bir devlet ummak, ABD’de gerçekçi değil.

Elbette, hareketlerimiz imtiyaz almada başarılı olduğunda kutlamalıyız. Fakat gerçekte asıl inşa etmeye çalıştığımız şey, topluluklarımızda kendi ihtiyaçlarımızı karşılama, hayatlarımızın nasıl işlediğine dair zenginlerin ve kuklalarının karar vermeleri yerine kendi adımıza birlikte karar verme kapasitemizi inşa etmektir. Hükümetin günün birinde bunu doğru şekilde yapacağını ummaktansa yerel kişilerin elektrik şebekelerini kontrol etmelerini ve sürdürülebilir, düşük maliyetli ve herkes için tedarik edilebilen gıda, sağlık ve barınma sistemleri yaratmalarını ve denetlemelerini istiyoruz.

DF: Hükümete duyulan bu güvensizlik kitabınızda tekrarlanan bir tema. Belli krizlerin yalnızca büyük, merkezi bir hükümet ile ele alınabileceğini söyleyenlere ne yanıt verdiğinizi merak ediyorum.

DS: Hükümetin şu anda yaptığının aslında muazzam bir yukarı doğru yeniden dağıtım projesi olduğunun anlaşılması gerekir. Hükümet herkesi vergilendiriyor ve daha sonra bu parayı şirketlere, hapishanelere ve polise veriyor. “Yoksulluk neden var?” diye soruyoruz, bunun sebebi karın çok sayıda kişiden çok az sayıda kişiye özütlenmesini sağlayan devasa bir devlet aygıtıdır. Devlet yoksulların havasının ve suyunun kirletilebilmesini ve gıda, sağlık ve barınma ihtiyaçlarının başkaları için kar üretebilmesini sağlar.

İnsanları Tyson fabrikalarında çalıştırmak, kira ödemek, bu şekilde yaşamanın verdiği tüm dehşete ve aşağılanmalara boyun eğmeye zorlamak için devasa, karmaşık ve zorlayıcı bir sisteme ihtiyacınız var. Karşılıklı yardımda ise, aşağı doğru yeniden dağıtımdan söz ediyoruz ve arada sırada layık olduklarını düşündükleri yoksullara biraz bozuk para fırlatsalar da, bu ABD hükümetinin yaptığı bir şey değil. Şeylerin bir ara daha iyi oluğunu söylemekle ilgilenen çeşitli liberaller var. Birçok kişi Yeni Anlaşma (New Deal) hakkında fantezi kuruyorlar. Fakat devlet idari kapasitesini daima ırksallaştırılmış toplumsal cinsiyet kontrolünü, özütlemeyi ve kötü dağılımı açıkça belirtmek için kullanır. Sosyal güvenlik ev hizmetlerinde çalışanları ve tarım işçilerini dışlamak ve kadın işçilerin ücretini daha az vermek (undercompensate) için yaratıldı. Bunlar tesadüf değil – bilerek yapılıyor.

DF: Devlete yönelik güvensizliğe dayanan karşılıklı yardım ile liberter örgütlerin göklere çıkarmaya bayıldığı “karşılıklı destek” programları arasındaki farklı nasıl açıklıyorsunuz?

DS: Aşırı sağcıların sosyal refah devletini eleştirmeleri ve bunu solcuların da yapması aynı eleştiri anlamına gelmiyor. Sağcılar küçümsedikleri ve hayatlarının buna değmeyeceklerini düşündükleri kişileri desteklemek zorunda kalmaktan korkuyor. Sağ cenah güçleri son derece ırksallaştırılmış ve cinsiyetlendirilmiş aşırı servet eşitsizliğini dondurmak ve daha sonra belirli yöntemlerle toprak ve iş dağıtan ve belli popülasyonların temel ihtiyaçlarının karşılanmamasını sağlamak için devlet programları tarafından yoksullaştırılan ve sefilleştirilen insanlar için verilen hükümet desteğinin tümünü geri almak istiyor.

Bu ırkçılık karşıtı, feminist bir bakış açısından gelen kişilerin konuştuklarının yanından bile geçmiyor. Biz aşırı servet yoğunluğunu sürdüren devlet şiddetini durdurmak istiyoruz. Serveti tek bir noktada toplayan ve kârı devam ettiren kurumsal yapılara ve hükümet yapılarına karşı çıkıyoruz ve herkesin ihtiyacı olan şeye sahip olduğu yeni toplumsal ilişkiler oluşturmakla ilgileniyoruz.

DF: Genellikle kendi refahımız ve önemsediğimiz hareketlerin refahı için uzun vadeli kapasite inşa etmek yerine kısa vadeli kazanımlara odaklandığımızı belirtiyorsunuz. Kendimizi bu türden bir çalışmaya yeniden yöneltmek için ne gerekiyor?

DS: Çoğu kişi bu hareketlere bir şeye ihtiyaç duyduğu için giriyor, “Evden tahliye edildiğim için birinin yardımına ihtiyacım var ve sizin bu karşılıklı yardım projesinde insanlara yardım ettiğinizi duydum” gibi. Karşılıklı yardım gruplarının yapabildiği pek çok şey, yeni yeni seferber olan ve “Halihazırda aynı analize sahip olman gerek” demeyen kişilere kucak açan bir yer olmaktır. Biz bunun yerine insanlarla yakın ilişki kurmak ve “Hangi konuda öfkelisin? Ne yapmak istiyorsun? Bu koşulların bazılarına değinmeye çalışmamızda bize yardım etmek ister misin?” diye soruyoruz. Bu süreçte konuşmaya devam edelim ve bu koşulların temel sebebi olduğunu düşündüğümüz şey hakkında analiz yapalım.  

DF: Kişisel olarak güçlendirici olabilen küçük zaferlerden nasıl maddi olarak on milyonlarca kişinin hayatını iyileştirebilen politik zaferler elde edebiliriz?

DS: Bence politik fırsatların çoğu yerel düzeydedir, felaketlerin çoğu da en yerel düzeyde gerçekleşir. Topluluğumuz içerisinde yangın çıktığında ya da Covid’i nasıl ele alacağımızı düşünmeye çalışırken, felaket ve politik fırsatla karşılaştığımız ölçek budur. İnsanlar pasif olarak ulusal politikaların ünlü performansını izlemeye teşvik edildiklerinde, bu gerçekten ama gerçekten moral bozucu oluyor. ABD’deki büyük mitolojilerden biri de bu – siyasetin öncelikle seçimlerde yapılması.

Ancak siyaset her zaman, her yerde yapılıyor. İnsanların günlük olarak hayatta kalmak ve ihtiyaç duyduklarını almak için sahip oldukları etkileşimlerde siyaset yapılıyor. Polisle ve hayatlarını kontrol eden bütün o devlet daireleriyle etkileşimlerinde siyaset yapılıyor. Bu yüzden, Montgomery Otobüs Boykotu gibi bir momentteki ünlü konuşmalardan ve karizmatik liderlerden bahsettiğimizde, bu yolculukları koordine den bütün o insanlardan, bunu mümkün kılmak için gereken bütün o emekten ayrıntılı olarak söz etmiyoruz. Ölçek hakkındaki fikirlerimizi değiştirmek ve ölçeğin tek bir yerde merkezileştirildiği ya da bakabileceğimiz tek bir kişi olduğu için değil, pek çok kişinin yerel düzeyde karşılıklı yardım gibi bir şeyi uygulaması anlamına geldiği için ölçeğin bir şey anlamına geldiğini anlamak zorundayız.

DF: O halde karşılıklı yardımın büyük ölçüde yerel olduğunu mu söylüyorsunuz?

DS: Karşılıklı yardımın yalnızca yerel çalışmalar olarak nitelendirilmesine üzülürüm çünkü farklı ölçeklerde işleyen çok sayıda hareket içerisinde yer aldım ve bu hareketleri önemsiyorum. Şehirlerindeki polislerin mali kaynaklarını kesmeye çalışan birçok farklı şehirden insanla koordine oluyorum, stratejiler paylaşıyoruz. Farklı yerlerden gelen insanlar Biden’ın Obama’nın korkunç göçmen politikalarını eski haline getireceği endişesine karşılık koordine oluyorlar fakat gözaltı merkezlerindeki insanları, sınırdışı işlemlerinden geçenleri ya da ICE baskını korkusuyla yaşayanları destekledikleri yerelliklerinden yanıt veriyorlar. Analiz ve strateji koordine edip paylaşırken, hepimiz yerel olarak seferber oluyor ve yerel çapta insanları destekliyoruz. Bu merkeziyetsizleştirme önemli ve devletin yapmak istediğinin – merkezileştirmeden ibaret – tam tersi. Bu kaçınılmaz olarak dışlamaları zorlayan standart çözümler açıklamak değil, yerel aklı ve yararlı pratikleri paylaşarak aslında katılımcılar tarafından belirlenen yardımdır. 

Karşılıklı yardımın yerel ve merkeziyetsizleştirilmiş doğası elzemdir ve bunu özellikle FEMA’nın olay yerinde faydasız olurken, komşularını bilen ve söz konusu yeri bilen insanlardan oluşan yerel karşılıklı yardım projelerinin daha etkili olduğu felaket karşılıklarında görebiliriz. İnsanlar onları yeni baştan yaparken ve uzak mesafeler arasında bilgi ve kaynak paylaşırken yerel bilgiye ve yerel kontrole dayalı pratikleri “küçük ölçek” olarak nitelendirmek yanlış olur.

DF: İnsanların nasıl seferber kalmaya devam edecekleri – son birkaç ayda olup bitenin politik katılımlarının sonu olmamasına izin vermek – konusunda tavsiyeniz olup olmadığını merak ediyorum. Buradan nereye çıkarız?

DS: Karşı karşıya kaldığımız krizler hiçbir yere gitmiyor. Bence bunu giderek daha fazla insan hissediyor ve bu seçim şu anda karşı karşıya kaldığımız her şeyi oy kullanarak uzaklaştırabileceğimizi düşünen insanları hayal kırıklığına uğrattı. Bu kadar çok insanın karşılıklı yardım projelerine katılmasının ve aslında fark yaratan bir şeye daha fazla bağlandığını hissetme yolları bulmaya aç olmalarının sebebi bence bu.  

Bir dereceye kadar Trump’a yönelik korkularıyla seferber olan insanların Biden’ın başkanlığıyla seferberliği sona erdirebileceklerinden korkuyorum. Fakat çok sayıda kişi krizlerle eskiden olduğu gibi burun buruna olduğumuzu görecek. Bu seneki hava durumu, bu sene çıkan yangınlar ve fırtınalar, hükümetin Covid’e yüzbinlerce insanın ölümüyle sonuçlanacak şekilde karşılık verme deneyimi birçok farklı politik eylem türlerinin – karşılıklı yardım ve doğrudan eylem ve çok derin, çok yaygın örgütlenme – aciliyetini ima ediyor.

Servet ayrımının büyüdüğünü, polis kuvvetlerinin büyüdüğünü, sınırdışı mekanizmasının büyüdüğünü, ABD askeri emperyalizminin ve bu inanılmaz derecede uzun savaşların hepsinin genişlediğini gördük. Buna uygun olan tepkilerden biri, dehşete düşmek ve üzülmektir; bu gerçeklikler ve duygular da bizi harekete geçirebilir. Çok sayıda kişinin sokaklara döküldüğü, beyaz üstünlük ve polis şiddetine yönelik inanılmaz ayaklanmalar yaşıyoruz. Ve bu karşılıklı yardım, siyaset eğitimi, sokaklarda dayanışma ve doğrudan, ezber bozan eylem yaratma kombinasyonuyla, insanların bu krizlerle yüzleşme ve hepimizin hayatını kurtarma konusundaki rolleri hakkında düşünmek için yeni bir yol geliştirdiklerini gördük.


Etiketler: insan hakları, yaşam, dünyadan