14/06/2011 | Yazar: Ömer Akpınar

Etten yapılma kıyafet giyen Bad Romance şarkıcısı sıradan bir pop y

Lady Gaga Feminist İkon mu?  Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Etten yapılma kıyafet giyen Bad Romance şarkıcısı sıradan bir pop yıldızından fazlası mı?
 
(Kira Cochrane'in “Is Lady Gaga a feminist icon?” yazısının çevirisidir.)
 
Kira Cochrane: “Lady Gaga feminenliğin göz boyama olduğunu ortaya koyuyor”
Yeterince can sıkıcı bir biçimde gösterinin beklenen zirvesi yeniden ısıtılıp duruyordu. Bu yılki MTV müzik ödüllerinden önce bütün dedikodular pop prensesi Taylor Swift’in 2009 fiyaskosundan bahsedip bahsetmeyeceği hakkındaydı. 2009’da Swift, teşekkür konuşması yapacağı sırada Kanye West sahneye atlayıp ödülü Beyoncé’nin alması gerektiğini söylemişti. Swift şarkısında buna da hafiften dokunduracak mıydı? (Dokunduracaktı.) Kanye rap’inde buna yer verecek miydi? (Tam sayılmaz.) Buraya kadar gayet boğucu.
 
Ardından işte o çıktı. Lady Gaga, gecenin büyük galibi, etten yapılma ya da öyle görünen bir kıyafetle sahnede ilerliyordu. Etten olsun olmasın gördüğümüz şey kasa, yağa ve kan sızıntısına benziyordu. Kostümü sürpriz yaratmamalıydı. Daha geçen hafta şarkıcı Japon Vogue’unun kapağında etten yapılma bir bikiniyle fotoğraflanmıştı. Lakin bir kapakta görüldüğünde sadece kaşlarınızın kalkmasına sebep olan bir görüntü herkesin içinde olduğunda büyük bir gürültü, kan basıncı artışı ve çığ gibi sorular yaratabiliyor. Et giysisi ne ifade ediyor? Müzik endüstrisinde kadınlara yapılan muameleye ilişkin bir yorum mu? Gaga’nın ölüme dair bir diğer göndermesi mi? Bedenin sınırlarını, Gaga’nın kendi etinin beklenen sınırların ötesine geçmesini mi yansıtıyor? Değişkenlik hakkında bir yorum mu? Yoksa sadece dünyanın ilgisinden nasibini daha fazla alabilmek için giyilmiş bir kıyafet mi?
 
Lady Gaga: “Haklarımız için mücadele etmeliyiz”
Ellen DeGeneres’le program sonrası yaptığı bir röportajda Gaga kendi yorumunu getirdi.   Gaga, oldukça ayrımcı ve vadesi dolmuş “Sorma, söyleme” politikasından (bu politikaya göre, eşcinselliğinizi hiçbir şekilde ortaya koymamanız gerekiyor) ötürü Amerikan ordusundan ayrılmaya zorlanan 4 eski kadın ve erkek askerle ödül törenine katıldı. Şarkıcı, kıyafetinin bu durumla ilgili olduğunu belirtti. “Eğer inandığımız şeyleri savunmazsak, haklarımız için mücadele etmezsek, çok geçmeden kemiklerimiz üzerindeki et kadar hakkımız kalacak.” Ardından, kendini tek bir anlama sınırlamak istemezcesine Japon Vogue’unun bir kopyasını eline alıp kapağı gösterdi. Hisli bi biçimde “Bir et parçası değilim” dedi.
 
Gaga’nın et kıyafeti şarkıcının tahmin edilemezliği tahmin edilebilir görünmeye başladığı, sürekli yeniliklerinin duraksama tehlikesiyle karşılaştığı bir zamanda ilgi uyandırdı. Bu yazı için görüştüğüm, pek çoğu Gaga’yı seven, yazar ve yorumcular her şeye rağmen bu yeniliklerden biraz olsun bezmeye başladıklarını söylediler. Her gün Gaga’nın giydiği, söylediği, yaptığı her şey bir bloğu, köşe yazısını ya da yorumu kışkırtmaya tetikliyor gibiydi. Ucuz şoklar kendi sonunu getirecekti. Sonrasında aynı kişilerin çoğu güldüler ve ironiyi kabul ettiler. Hiçbiri şu an Gaga dışında bir pop yıldızı ya da pop kültürü kişiliği hakkında aynı şeyleri söyleyemiyordu – başka hiçbir sanatçıyı çok fazla yaratıcı olduğu için suçlayamıyorlardı.
 
Gaga’nın son giysisi ataleti ortadan kaldırdı ve listelerde ilk kez göründüğü 2 yıl öncesindeki soruları yeniden canlandırdı. Önceden Stefani Joanne Angelina Germanotta olarak bilinen 24 yaşındaki bu pop yıldızı kim? Harika bir performans sanatçısı mı yoksa boş bir provokatör mü? Fikirlerden mi, yoksa ilgi isteğinden mi yola çıkıyor? Bir feminist ikon mu, yoksa sadece biraz alışılmadık bir seks objesi mi? Zamana yenilmeyecek önemli ve etkili bir sanatçı mı, yoksa bir diğer şöhret budalası mı?
 
Camille Paglia: “Gaga hiç de seksi değil”
Geçen hafta sonu Sunday Times'ta bu sorulardan bazılarına yanıt aramak üzere Camille Paglia'nın bir yazısı yayınlandı. Olumlu bir yazı değildi. Gaga için “insafsızca başkalarının işlerini ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor” dedi ve “bunalım içinde ruhsal bir felç” geçirdiğini belirtti. David Bowie, Madonna, Marlene Dietrich ve Elton John'la olumsuz bir biçimde karşılaştırdı. Öyle görünüyor ki, canını en çok sıkan şey Gaga'nın ciddi bir biçimde cinsel cazibeden yoksun olduğunu düşünmesiydi. “Gaga, hiç de seksi değil” yazdı. “Sırık gibi bir kukla ya da plastik bir android. Böylesine hesaplanmış ve yapay, klinik ve garip bir biçimde antiseptik, saf bir erotizmden soyulmuş bir figür nasıl oldu da kendi kuşağının ikonu oldu? Gaga, cinsel devrimin yorgun sonunu temsil ediyor olmasın sakın? Marlene ve Madonna, doğru ya da yanlış, panseksüel oldukları izlenimi verdiler. Gaga ise tüm kıvranmaları ve kasılmalarıyla aseksüel.”
 
Paglia'nın yazısında ilginç olan, yıldız olmak için, özellikle de kadın bir yıldız olmak için cinsel olarak çekici olmanız gerektiği imasıydı. Hayran olduğu kadın şarkıcıların listesiyle bunun altı iyice çizilmiş. “Bugün müzikte kitleleri çeken kişiler şehvetli, karizmatik dişi kaplanlar ya da kaygısız, alımlı genç kızlar – Beyoncé, Shakira, Rihanna, Lily Allen, Nelly Furtado.” Bunların hepsinin kaçırdığı bir nokta var ki o da hayranları için Gaga'yı çekici kılan temel unsurlardan biri onun geleneksel, feminen cinsel cazibeyi, çekici olma ihtiyacını, diğer kadın şarkıcıların değer ve estetiğini ciddiye almaması: Açık saçık, yılışık bedenler, güzel, tanıdık kostümler.
 
Elbette, Gaga zaman zaman geleneksel cinsel cazibenin ikonografisini kucaklıyor. Sık sık korse ya da başka iç çamaşırlarıyla dolaşıyor, baş döndüren yüksek topuklular giyiyor. Daha bu hafta MTV ödüllerinin ardından bir havalimanında sutyen, külot, parçalanmış külotlu çorap ve altın deri bi ceketle görüntülendi; ayrıca belinden bir kelepçe sallanıyordu. Büyük ilgi toplayan Telephone klipinde stilettolar ve Amerikan bayrağı bikinisiyle dans ederken artık gına getiren, cinsel sömürü filmlerinden Faster Pussycat! Kill! Kill! taklidi yaptı.
 
Fakat her bikiniyle, her sahte göz kırpışla Gaga, grotesk ve itici olanı öneriyor. Et kıyafeti tam da bunun örneği. Keza, Bad Romance klipinin sonunda dumanlar çıkaran bir cesedin yanında sutyeninden kıvılcımlar saçtığı hali. Ardından geçen yıl The X Factor'da aynı şarkıyı söylerken yaptığı performans geldi. Dansçılarıyla beraber muazzam bir banyonun etrafında dönüyordu – buraya kadar acayip; ama yine de makul – ve sonrasında Gaga bir tuvalete oturdu. Tekrar ediyorum: Tuvalete. Bundan daha huzur bozucu bir şey neredeyse yok. Feminist yazar Melissa McEwan'ın belirttiği gibi “Sex and the City'de Carrie'nin, (sevgilisi) Big'in evinde tuvalete gitmekten çekindiği bir bölüm vardı”. Bir şarkıcı için, hele de bir kadın şarkıcı için bu tür referansları herhangi bir espri olmadan performansına dahil etmesi kesinlikle hayret verici.
 
Drag Queen Olarak Lady Gaga
Bazı açılardan, Gaga'nın tüm karakteri kadınlardan beklenenleri sorguluyor görünüyor. İsmindeki çelişkide bile var bu: “Lady” kibarlık, tatlılık, edeplilik çağrıştırırken; “Gaga” bebeklik, delilik ve antik ruhu akla getiriyor. Sıkça drag queen'e benzetildi ve pek çok açıdan bu uygun görünüyor. Bir drag'in güzelliği ve mükemmelliği onun cinsiyet rollerini – sıklıklı kadınlara atfedilen – performans olarak ortaya koyabilmesindedir. İnanılmaz büyüklükte sahte kirpikler, ayakta durmanın neredeyse imkansız olduğu topuklular, dar kıyafetler, ağır bir makyaj, hacimli bir peruk, pençe gibi tırnaklarla bir drag queen esasında bir kadını taklit ediyordur. Bunu yaparken de kadınlardan beklenenlerin aslında hiç de doğal olmadığını vurgular. Tuhaflığı her geçen gün artan görüntüsüyle Gaga da aynısını yapıyor.
 
Aslında feminenliğin göz boyama olduğunu her biçimde gösteriyor. Tipik feminen bir kadından beklenenler sahte gülücükler içinde, baştan çıkarıcı, zayıf, kontrol edilebilir ve her şeyden öte itaatkar olmaksa Gaga tüm bu özelliklerin karşısında yer alıyor. Şöhretinin ve başarısının arkasında çalıştığı insanların gücü ve yeteneği olduğu, Gaga'nın sadece bir şirket kuklası olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Fakat bu pek olası değil. Zira müzik şirketiyle başlarda estetik anlayışı yüzünden girdiği kavgalardan bahsederken “genç bir kadının ihtiyacı olan son şey, seksi bir pop yıldızının kumsalda yağlar içinde kıvranıp kendine dokunduğu bir diğer resmidir” diye konuştu. Feminist blog Jezebel.com'da editör ve yazar olan Dodai Stewart'ın belirttiği gibi: “Albüm firmaları apaçık ticari, müzik endsütrisi de öyle. Fakat, mesela, kırmızı halıda askerlerle görünmesinin pazarlama amaçlı olduğunu düşünmüyorum. Bence başından beri söyledikleriyle yaptıkları tutarlı gidiyor.”
 
Kadın olmakla eşdeğer görülen özelliklerden bir diğeri ise sevgili ve aşk isteği. Gaga bu konuda daha önceden bazı şaşırtıcı açıklamalarda bulundu – bir keresinde “yemek yapmak, hizmet etmek, aileyle ilgilenmek gibi bazı geleneklere” inandığını belirtti. “Bu yüzden kendimi tam bir leydi olarak görüyorum.” Yine de McEwan'ın dikkat çektiği üzere, erkek arkadaş rivayetleri ortada dolanıyor; ama “her daim bir erkekle yaşayan; kocasının, erkek arkadaşının adını, ne yaptığını herkesin bildiği Madonna'nın aksine, Gaga sadece kendisiyle anılıyor. Herkesin dilinde olan bir ilişkisi yok ve bence bu kayda değer bir şey. Arada okuyorum biriyle çıkıyor diye; ama hiçbir zaman çok fazla ilgilenmedim, basın da öyle. Sanırım bu, onun diğer kadınlara izin verilmeyen bir biçimde kendi başına cinsel olabilmesinde gizli.” Jennifer Aniston'ın yalnız olması durmadan didiklenirken, Gaga yalnız durabileceği bir alan yarattı ve bu yalnızlık onun gücünü azaltmak yerine iyice artırıyor.
 
Bana Dokunamazsın
Bu yalnızlık çoğu zaman içinde performanslarını yaptığı kafes olarak bir dış iskelet işlevi gören kostümlerinde de vurgulanıyor. Sahne ışıklarının altındaki kadınların çoğu olabildiğince küçük gözükmeye çalışırken, Gaga fiziksel olarak ufak olmasına rağmen (1,57 m), kıyafetleri heybetli, pütürlü, sağlam, sert ve kalkan gibi. Şimdiye kadar metal hulahuplara gömülü biçimde, pek çok kukla Kermit'ten yapılı bir ceketle, bir yığın maske, çivi, dantel ve lateksle, taçlar ve tüylerle, devasa bir lureks çadırla göründü. McEwan bu kıyafetleri kadın rızası üzerine bir yorum olarak görüyor; kadın kendi vücudunun sahipliğini üstleniyor ve diğerlerini bir kol mesafesi öteye koyuyor. “O bir performans sanatçısı” diyor McEwan, “ve yaptığı pek çok şey fiziksel olarak bu dış kabuğu temsil ediyor. Cayroskop kıyafeti gülünç biçimde uzaklaştırıcıydı – Kermit kıyafetinde olduğu gibi. Kollarınızı etrafına dolasanız bile ona sarılamıyorsunuz. Yakınında olamıyorsunuz; çünkü giydiği kıyafetler araya mesafe koyuyor. Bence bu oldukça yapay ve kasti bir görünüş ve diyor ki: Bana dokunamazsın... Hayranlarına karşı çok sıcak, onlarla iletişim halinde, onları seviyor, sahnede çok sevgi dolu konuşuyor. Fakat kıyafet zırhı diyor ki gelip ona dokunamazlar. Kimse yapamaz.”
 
Gaga'nın kıyafetleri uzaklaştırıcı ve bazı bakımlardan kişiliksizleştirici. Aslında performansının olumsuz tarafı, Paglia'nın da haklı olarak dediği gibi, her daim çok yapay olması – gerçek olan, duygusal ve tutkulu olan çok az dışarı sızıyor. Hiçbir zaman anlamıyoruz onun gerçekte kim olduğunu. Gaga bir yığın çelişki içinde yaşıyora benziyor: ilkin feminist olmadığını söylüyor, “Erkekleri selamlıyorum” diyor; ardından feminist olduğunu açıklıyor ve feminist görüşler bildiriyor (“Size benim gibi biri yok, asla da olmadı dediğimde bunu her kadının hissetmesini ve kendisi için söylemesini istiyorum”). Bu gidip gelmeler bir tür evrim mi, yoksa tanımlanmaktan korkan birinin emaresi mi?
 
Kostümlerin arkasındaki hayatla ilgili çıkan hikayeler genelde bıkkınlık ya da kilo vermekle ilgili boş tabloid masalları ve Britney Spears ya da Amy Winehouse gibi bir diğer kadın trafik kazası yaratmaya yönelik boş çabalardan ibaret. Bu yılın başında Rolling Stone'a konuşan Gaga: “Her şeyi denediler. Fazladan uzuvlarınız olduğu (penisi olduğu iddialarıyla ilgili) hakkında konuşmaya başladıklarında sizi yok etmeyi başaramayacaklarını anlamanız lazım. Kollarımın her yanında kaşıntı izleri var ve eroin bağımlısı olduğumu söylüyorlar. Kostümlerim yüzünden var o izler. Sahnede bayıldığım zaman çok fazla yorulduğumu söylüyorlar, a) kişisel sağlık problemlerim var, b) sahne inanılmaz sıcak ve her gece eşek gibi çalışıyorum.”
 
Umarım medya onu yok etmeyi başaramaz. Gaga'yı sevmiyorum – ona karşı duygusal bir bağ oluşturmak için yüzeyi, safi performansı ve Gaga'nın direkt referanslarının bulunduğu, işlerinin kesinlikle kalple ilgili olmadığı belli olan Andy Warhol gibi kişilerin işlerini sevmeniz gerek. Yine de Gaga'ya hayranlık besliyorum. Bence büyüleyici biri. Ve bence bugün kadınların ne olduğu ve ne olması gerektiği hakkında bizi düşündürüyor. En önemlisi de hakkında kim ne düşünüyor zerre umurunda değil. Ve, geleneksel kadınlık açısından bundan daha radikal bir şey olamaz.
 
 
Lady Gaga'nın “Born This Way” albümünden “Scheiße” adlı parçası kadınlara kendilerini ifade etmeye ve hakları için mücadele etmeye çağırıyor:
 

Etiketler: kadın
Nefret