11/10/2007 | Yazar: Kaos GL

Radyo ODTÜ’de yayınlanan ‘Hayatın Renkleri’ programı altıncı haftasına girdi. Burcu Ersoy, Yasemin Öz, Aksu Bora ve Zeynep Aksoy’un katıldığı program ‘Lezbiyenler eşcinsel mi?’ sorusuna yanıt verdi.



Radyo ODTÜ’de yayınlanan ‘Hayatın Renkleri’ programı altıncı haftasına girdi. Burcu Ersoy, Yasemin Öz, Aksu Bora ve Zeynep Aksoy’un katıldığı program ‘Lezbiyenler eşcinsel mi?’ sorusuna yanıt verdi.

KAOS GL - 08/10/2007

Eylül Maral - Ankara

7 Ekim Pazar günü yayınlanan, sunuculuğunu Ege Tekinbaş’ın yaptığı programın konu başlığı ‘Lezbiyenler eşcinsel mi?’ydi. Kaos GL’den Burcu Ersoy, Avukat Yasemin Öz, Ankara Üniversitesi Kadın Araştırmaları’ndan akademisyen Aksu Bora konuşmacı olarak katıldığı programın ‘Sesli Köşe’ konuğu GazetePort ve İstanbul Life yazarı Zeynep Aksoy’du.

‘Lezbiyen eşittir kadın eşcinseldir’

Ege Tekinbaş ‘Lezbiyenler eşcinsel mi’ sorusunu sorma gereğini niçin duyuyoruz? Bu soru niçin hayatınızda var?’ sorusuna Burcu Ersoy yanıt verdi:

‘Lezbiyenler ve eşcinseller ayrı ayrı kullanılan kelimeler. Ağızdan otomatik olarak çıksa da bu ayrım altında önemli nedenler yatıyor. Bunun konuşulması gerektiğini düşündüğümüz için konulmuş bir başlık bu. ‘Lezbiyen eşittir kadın eşcinseldir’i birçok kişinin bilmediğini düşünüyorum. Lezbiyenlik erkek üzerinden tanımlanıyor ve böyle olunca geylik akla geliyor. Dergilerde, pornografide, erkek dergilerinde lezbiyenlik fantezi sayılıyor; çünkü bir ‘lezbiyen pornosu’ yok. Videolarda kadın kadına sevişme iki kadının cinsel obje ve tahrik edici olmasından başka bir şey değil ve ‘lezbiyenim’ deyince porno filmlerindeki bu sevişen kadınlar sahnesi akla geliyor.

‘Egemen erkek bakışıyla lezbiyenlik, porno dünyasında, bir çeşitlendirme, market ve pazar olarak görülüyor. Toplumsal porno sektörü kadını ikinci planda göstererek, iki kat ayrımcılık ve aşağılama ile bu kalıpları besliyor.

‘Porno müşterisi ve hedef kitlesinde lezbiyenliğe dair yargılar ve yanlış bilgilendirmeler var. Lezbiyen pornosunun müşterisi Türkiye’de lezbiyenler değil.

Lezbiyen kelimesinin İ.Ö. 6.yy’da kadın şair Sappho’nun yaşadığı, bugünkü adıyla Midilli olan Lesbos adasından geldiğini açıklayan Ersoy, açılma sürecini de anlattı. ‘1999 yılında lezbiyenliğimi açıkladıktan sonra insanları bilinçlendirmek için adeta militan olmuştum’ diyen Ersoy, çevresindeki erkeklerden ‘sen de bizdensin, erkeksin, koçum’ gibi tepkiler aldığını, insanların ‘ya erkeksin ya kadınsın, başka bir şey olamazsın zihniyeti taşıdıklarını söyledi.

‘Erkek arkadaş mı bulamıyorsun’ sorusuyla sıkça karşılaştığını belirten Ersoy, erkeklerin ilgi göstermedikleri için kadınlara yöneldiğimi düşündükleri için insanların ‘çirkin biri değilsin ki’ dediklerini anlattı.

Yasalarda ayrımcılık var

Programda ‘Medeni Kanunda Lezbiyen Hakları Korunuyor mu?’ sorusuna yanıt veren Avukat Yasemin Öz ise geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın verdiği bir kararla bir annenin velayet hakkının lezbiyenler aleyhine döndürüldüğünü söyledi. Lezbiyenlerin iş hayatında da cinsel ayrımcılığa uğradıklarını ve bunu ispatlamaya zorlandıklarını belirten Öz, hem Medeni Kanunda hem de Ceza Kanunda, cinsel ayrımcılık maddelerinin 2001 yılında değiştiğini, eşcinsellik konusundaki ayrımcılık için de değişikliğin gerekli olduğunun altını çizdi. Öz, bazı sivil örgütlerin ve derneklerin öneri hazırladığını ama hukuki mutabakat olmadığını da anlattı.

‘Kadın hareketi eşcinsel kadınları ne itiyor ne sarıyor’

Feminist hareketin lezbiyenliğe bakışını değerlendiren Ersoy şunları söyledi:

‘Feminizm bir düşünce şekli, politik olarak muhalif bir görüştür. Lezbiyenliğin feminizme yakınlığı cinsiyetçilik mücadelesindedir, ama bütün lezbiyenler feminist olmadığı gibi, bütün kadınlar da feminist değil. Feministler için lezbiyen sanılmak rahatsız oldukları bir konudur. Kadın hareketi, eşcinsel kadınları ne itiyor ne sarıyor; eskisi gibi lezbiyenlerden kaçmıyorlar, ayrımcılığa kadınlar arasında da karşı çıkılıyor.’

Kadın platformları, örgütleri ve kuruluşlarında lezbiyenlerden uzaklaşılmadığını ve her şeyin gün geçtikçe daha da iyiye gittiğini belirten Ersoy, feminist kurumlarda geylerin çalışabildiğini, geylik gibi lezbiyenliğin de kabul görmeye başladığını da örnek verdi.

‘Kadınların kendisini sınamaları için yeni bir fırsat veriyor’

Sosyal bilimlerde ve kadın çalışmalarında lezbiyenliğin yerini anlatan Aksu Bora üniversitelerde öğrencilerin merakını çeken bir konu lezbiyen örgütlenme ve görünürlüğünün öğrenciler arasında açılmalara olanak sağladığını ve ortak mücadeleler yarattığını söyledi.

Tekinbaş’ın ‘Feminist hareket lezbiyenlikten korkuyor mu’ sorusuna yanıt veren Bora, homofobinin kadınlarda da yaygın olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

‘80’lerde 2. dalga kadın hareketinin, kadın–erkek farklılığı üzerinden ‘eşitiz’ söylemi daha yoğundu. Bilinçli kadınların akademik çevrelere katkısıyla 10–15 yıldır sürdürdüğü feminist mücadele orta sınıf ve evli kadınların hareketiydi. O zamanlarda lezbiyen kimliğini kabul etmeleri oldukça zordu.

‘Şimdi daha radikal bir çizgide süren hareket, kendi kadınlığıyla birlikte heteroseksist düzeni de sorgulama gerekliliğini duyuyor ve feminizm ile lezbiyenlik kavramları dayanışmanın ötesinde kadınların kendisini sınamaları için yeni bir fırsat veriyor.’

‘Lezbiyenler hoşgörüsüz toplumda görünmez yapılıyorlar’

‘Sesli Köşe’ konuğu Zeynep Aksoy ‘Lezbiyenler Eşcinsel mi’ başlıklı bir konuşma yaptı. Lezbiyenliği aşkın ve cinselliğin kadın kadına yaşanması olarak tanımlayan Aksoy eşcinselliğin genellikle erkekler üzerinden yapıldığını, ‘gay’ kelimesinin kadın-erkek tüm eşcinselleri kapsadığını, İngilizce’de gay’in argo anlamı dışında ‘neşeli’, ‘mutlu’ demek olduğunu söyledi.

Geylerin görünürlüğünün daha kolay olduğunu ve çevrelerine daha kolay açıkladıklarını belirten Aksoy kadının cinsel anlamda özne değil nesne olduğu ve kadına biçilen roller nedeniyle görünmez oldukları söyledi:

‘Müslüman toplumlarda ‘penis’ ile yaşanıyor ve kadın kadına aşk hayal gücünü aştığı için kadın eşcinseller yadsınıyor, hoşgörüsüz toplumda görünmez yapılıyorlar.

Aksoy son olarak; eşitlik, özgürlük ve ayrımcılığın azalması için toplumdaki ezberi bozmak gerektiğini, bunun da ‘dolaptan çıkmak’la, görünür olmakla başlayacağını söyledi.

‘Kadınlar kendi içlerinde daha çok konuşmalı’

Tekinbaş’ın lezbiyenlerin insan haklarını savunmak için ve ayrımcılığa karşı neler yaptıklarını sorması üzerine Ersoy Türkiye’deki lezbiyen hareketin kısa tarihçesini anlattı.

1998’de Ankara’da ‘Sapphonun Kızları’ isimli bir grup ile başlayan kadın toplantılarının, 2000 yılından itibaren Kaos GL’de her hafta kadın buluşmalarına dönüştüğünü söyleyen Ersoy, ‘Mücadele için kadınların daha çok kendi içlerinde konuşmaları lazım. Kadın kadına sohbetler kendi cinselliğimiz ve aşkımız için kararlar almamızı kolaylaştırıyor’ dedi.

Ege Tekinbaş programın sonunda ‘Lezbiyenler eşcinsel mi’ sorusunun, maruz kalınan dışlama ile bilinen bir gerçeği yeniden sorduğunu; karşı çıkılanın, lezbiyenliğin, cinsel yönelimi kadın üzerinden erkeklere sunan pornografik bir ifade olduğunu’ yorumunda bulundu.

*’Hayatın Renkleri’nde daha önce:

[[Ya Çocuğum Eşcinsel Olursa?]] – 30/09/2007

[[Eşcinsellik gerçekten de hastalık mıdır?]] - 24/09/2007

[[103.1’de eşcinselliğe dair önyargılar]] – 09/09/2007


Etiketler: medya
bülten