20/05/2021 | Yazar: Kaos GL

Tuğçe Yılmaz, Kaos GL’den Gözde Demirbilek, Pembe Hayat KuirFest’ten Arya Zencefil ve serbest gazeteci Sibel Yükler’e LGBTİ+ haberciliğindeki güncel tartışmaları ve Türkiye medyasının durumunu sordu.

LGBTİ+ haberciliği: “Ayrımcılık dilde başlıyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Serbest gazeteci Tuğçe Yılmaz; Kaos GL editörü Gözde Demirbilek, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği / Kuirfest Koordinatörü Arya Zencefil ve serbest gazeteci Sibel Yükler ile Journo’ya LGBTİ+ haberciliğindeki güncel tartışmaları ve Türkiye medyasının durumunu konuştu.

Journo’da yayınlanan röportaj, “Trans oyuncu Çağla Akalın’ın konuk olduğu Exxen’deki programın yayından kaldırılmasıyla LGBTİ+’ların medyada temsili konusu bir kez daha gündeme geldi. Bu vesileyle bu alandaki güncel manzaraya dikkat çekmek ve gazetecilere LGBTİ+ haberciliği konusundaki uzman tavsiyelerini hatırlatmak istedik” notu ve Kaos GL 2020 Medya İzleme Raporu’ndan verilerle başlıyor.

“Regl içeriği dilini sadece kadın kimliği üzerinden kurmak deneyimleri yok sayıyor”

Kaos GL editörlerinden Gözde Demirbilek, LGBTİ+ literatürün öznelerin deneyiminden ve hak temelli siyasetten kurulan ve yaşayan bir literatür olduğunu vurguluyor. “Trans yerine transseksüel ifadesinin kullanılması bize güncel tartışmaların ne kadar uzun süredir takip edilmediğini gösteriyor” diyen Demirbilek, şunu ekliyor:

“Konusu regl olan bir içerikte dil, ‘lezbiyenler zaten kadın, trans kadınların böyle bir deneyimi olmuyor’ gibi bir yerden LGBTİ+’ların deneyimi de görülüyormuş gibi sadece kadın kimliği üzerinden kurulabiliyor. Ama dil böyle kurulduğunda tüm lezbiyenlerin kadın olmadığı gerçeğiyle birlikte regl olmayı bir kadınlık deneyimi olarak aktarmak trans deneyimli kadın ve erkeklerin, non-binarylerin ve intersekslerin deneyimlerini yok sayıyor.”

“Gazeteci araştırmakla yükümlü”

Literatüre hâkim olunmadığında “trans birey” gibi kalıpların ayrıştırıcı kelimeler gibi kullanıldığına dikkat çeken Arya Zencefil, “trans kadın” ve “trans erkek” ibarelerine yer verilmemesinin hatalı haber yazımlarına neden olduğunu söylüyor:

“Bu hatayı The Guardian’ın dahi Wachowski kardeşlerden bahsederken yaptığını okudum. Öyle bir makale yazılmış ki ‘he’ ya da ‘she’ demeyi asla tercih etmemişler. Ki zaten ‘she’ kullanmaları gerekiyor. Haberde dahi onların trans kadın olduklarını kabul etmemek demek bu. Atanmış cinsiyet ve isim kullanımı özellikle ana akım medyada görülüyor. Örneğin kadın kılığında gibi cümleler dahi yazabiliyorlar. Habercinin niyeti de devreye giriyor burada. Ne yazık ki iyi niyetli olup da bunu aktaramayan da çok. Ama bu kabul edilebilecek bir durum değil. Çünkü gazeteci araştırmakla yükümlü. Gazeteci, kişinin atanmış ismini değil, şu an kullandığı ismi araştırıp bulmak zorunda.”

“Nasıl haber yapılacağını bileceğiz, bilmiyorsak da öğreneceğiz”

Bağımsız medyanın da LGBTİ+ haber yazımında sıkça yanlış kullanımlara yer verdiğini söyleyen Sibel Yükler, “muhalif” olmanın homofobik ve transfobik söylem üretilmeyeceği anlamına gelmediğini, bunun böyle algılanmasının yanlışlığını vurguluyor ve ekliyor:

“‘Muhalif’ basında çalışıyor olmaları muhabir ve editörleri homofobi ve transfobiden azade kılmıyor. Öncelikle bunu bilmek gerekiyor. ‘Bilene danışmak’ da bir noktaya kadar sürdürülebilir. Bizler de bilirkişi olarak konumlanmak zorunda değiliz çünkü. Korunaklı okur tabanından dolayı bir rahatlık hâkim burada. Ne yazık ki çok mücadele ediyoruz, özellikle erkek editör ve muhabirlerle. Ama sendikal mücadeleyle ilgili bir haberi nasıl geçeceğini enine boyuna biliyorlarsa bir LGBTİ+ haberini nasıl yapacaklarını da enine boyuna bilmek zorunda gazeteciler. Bunun üzerine konuşalacak bir şey yok artık, bu böyle olmak zorunda. Nasıl haber yapılacağını bileceğiz, bilmiyorsak da öğreneceğiz.”

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.


Etiketler: medya
Bayram