14/10/2022 | Yazar: Kaos GL

Türkiye’de LGBTİ+’lar yeterli gıda ve barınma hakkına sahip mi? Bu soruyu 17 Mayıs Derneği’nin Ayrımcılıktan Yoksulluğa: Türkiye’de LGBTİ+’lar raporu yanıtlıyor.

“LGBTİ+’lar için barınmayla birlikte bütün sosyal hakların ihlal edildiği bir yoksulluk hali var” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşmenin 11. Maddesi, devletlere; herkesin kendisi ve ailesi için beslenme, giyim ve barınma dahil yeterli bir yaşam düzeyi ve yaşam koşullarını sürekli geliştirme hakkının olduğunu tanıma yükümlülüğü getiriyor.

17 Mayıs Derneği’nin Ayrımcılıktan Yoksulluğa: Türkiye’de LGBTİ+’lar raporunu dayandırdığı görüşmelerde devletin, LGBTİ+’ların bu haklarına erişimlerinde görev üstlendiğini gösteriyor.

LGBTİ+’ların barınma hakkına dair

Derneğin görüştüğü Pozitif Alan’dan bir temsilci şöyle diyor:

“LGBTİ+’lar, aile olarak ev tutmadığı için ev tutarken zorlanıyor. Ayrıca, saldırıya uğramamak için yaşayabilecekleri semtler çok kısıtlı olabiliyor ve orada yaşayabilmek için çok fazla şeyden feragat etmek zorunda kalabiliyorlar. Dolayısıyla demografik haritalamada bu ihtiyaç gözden kaçabilir. Örneğin, Nişantaşı’nda yaşayan bir trans kadın, trans erkek veya bir eşcinselin ihtiyaç sahibi olmadığını kolaylıkla söyleyemiyoruz. Çünkü kişi, saldırıya uğramayacağını düşündüğü için kazandığı paranın çoğunu Nişantaşı’ndaki ev için ödemeyi tercih edebilir.”

Covid-19 tedbirleri sırasında LGBTİ+’lar

Rapor için görüşülen Genç LGBTİ+ Derneği ise “COVID-19 Salgınında LGBTİ+ Topluluğunun Durumu” araştırmasında salgın sırasında yaşadığı düzeni değiştirmek zorunda kalanların karşı karşıya kaldığı sorunları hatırlatıyor:

“Araştırma verilerine göre katılımcıların %38’ini oluşturan 97 kişi, yaşadığı düzeni değiştirmek zorunda kalmıştır. Bu kişilerin bazıları şehir değiştirmiş, bazıları ise aynı şehirde oldukları fakat birlikte yaşamayı tercih etmedikleri ebeveynlerine dönmek durumunda kalmışlardır. Maddi kayıplar ve eve kapanma hali katılımcılarda stres, anksiyete, moral ve motivasyon düşüklüğüne sebep olmuştur. Kişiler LGBTİ+ olmak bakımından sorun yaşadıkları ailelerinin yanlarına dönmek ya da kişisel karantina önlemleri sebebiyle aileleriyle daha fazla vakit geçirmek zorunda kalmışlardır. Bu da kişileri cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine dair ayrımcılık yaşamaya, nefret söylemi ve suçuna maruz kalmaya ve yoğun baskı hissetmelerine ve zorunlu otokontrol sağlamak zorunda kalmalarına sebep olmuştur.”

Trans öğrencilerin barınma hakkı ve LGBTİ+’ların yoksullukla imtihanı

Trans aktivistlerle derneğin yaptığı toplantıda katılımcılarından biri, trans öğrencilerin barınma sorunlarını şu şekilde özetliyor:

“Ailesinin yanında değilse, başka bir şehre gitmek demek aynı zamanda bir yurt demek. Yurt değilse ev demek, bunların hepsi ekonomiyle bağlantılı. Ayrıca, yurt müdürünün ve ev sahibinin bir transa bakış açısının ne düzeyde olduğuyla ilgili. Ev söz konusu olduğunda ev sahibini veya binadan birkaç insanı ikna etmen gerekiyor. Yurt dediğin yerde okul müdürünü ikna etsen bile koca bir yurt nüfusuyla mücadele etmek zorunda kalıyorsun. Zaten bizim tarihimizde çokça haksız yere yurttan atılan trans erkek ve kadınların haberleri var.”

 

Derin Yoksulluk Ağı toplantıda, LGBTİ+’ların bu konudaki çoklu dezavantajını şu şekilde açıklıyor:

“Her kamu kurumu bir destek başvurusu için ikametgah istiyor. Hem güvensizlik hem de ikametgah olmadığı için LGBTİ+’lar kamusal kaynaklara erişemiyor. Yoksulluğun yarattığı hak ihlalleri yoksulluğu yaşayan bütün gruplar içinde dağılıyor ama tabii ki başka ayrımcılık ve eşitsizlikler olduğunda yoksulluk döngüsünün kırılması daha da zorlaşıyor. Örneğin, barınmayla birlikte bütün sosyal hakların ihlal edildiği bir yoksulluk hali var.

 


Etiketler: insan hakları
nefret