05/09/2022 | Yazar: Kaos GL

“Bedeli ne olursa olsun, yurttaşlarımızın haklarını, demokratik ve laik Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Bize parmak sallamayın. Korkutamazsınız!”

LGBTİ+’lara nefret söylemine karşı çıkan İzmir Barosu’na dava Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın LGBTİ+’ları ve HIV’le yaşayanları hedef gösteren nefret hutbesini eleştiren İzmir Barosu başkan ve yönetim kuruluna dava açıldı.

Pandemi devam ederken, 2020 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın hedef gösteren hutbesinin ardından İzmir Barosu, ayrımcılık yasağını hatırlatarak nefret söylemini eleştirmişti.

İki yıl sonra baronun o dönemki başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında iddianame hazırlandı. Baro başkanı Av. Özkan Yücel ve on yönetim kurulu üyesinin "dini değerleri alenen aşağılama" iddiasıyla cezalandırılmaları istendi. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, son soruşturma açılıp açılmayacağına karar verecek.

İzmir Barosu, konuya ilişkin açıklamasında “Bedeli ne olursa olsun, yurttaşlarımızın haklarını, demokratik ve laik Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Bize parmak sallamayın. Korkutamazsınız!” dedi.

“Kayıp savcılar bulundu!”

Açıklamanın tam metni şöyle:

Kayıp Savcılar Bulundu! İzmir Barosu Başkan ve Yönetimi Ağır Ceza Mahkemesinde Yargılanacak!

Diyanet İşleri Başkanı tarafından 24.04.2020 tarihinde yapılan ayrımcı ve hedef gösterici konuşmaya karşı baromuzca ayrımcılık yasağını anımsatarak yapılan açıklama nedeniyle 2020 yılında görev yapan yönetim kurulunun yargılanması isteniyor.

Soruşturma merciinin; suç işlendiğini gösteren delil yok, o nedenle kovuşturma gerekmez diyerek gönderdiği evrak, bakanlığın kovuşturma izni vermesi üzerine iddianameye dönüştü.

İddianamede Baro başkanımız Av. Özkan Yücel ve on yönetim kurulu üyemizin "dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla Türk Ceza Kanunu'nun 216/3 maddesi uyarınca cezalandırılmaları istenmiştir. Şimdi Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, son soruşturma açılıp açılmayacağına karar verecek.

Bir devlet görevlisi şahsın, yurttaşların bir kesimini hedef gösterici, şiddeti meşrulaştırıcı, ayrımcılığı doğallaştırıcı söylemi açıkça dile getirmekten çekinmediği yerde, baroların savunmasız kalan yurttaşların haklarını korunmak için öne çıkması, kanundan kaynaklanan görevleridir.

Baromuzun bugün yargılama konusu yapılmak istenen açıklaması, tam da bu amaçla hazırlanmış bir metindir ve hiçbir şekilde bir suç unsuru taşımamaktadır.

Biliyoruz ki yurttaşlarımız haftalardır yürütmenin her basamağından insanların karıştığı rüşvet ve yolsuzluk iddialarına karşı sessiz kalan savcılar nerede diye haykırıyorlar.

Mazisi 114 yıl geriye giden İzmir Barosu olarak açıklıyoruz, kayıp savcılar bulunmuştur.

Çevre katliamlarında, kadın cinayetlerinde, çocuk istismarlarında, rüşvet ve yolsuzluk iddialarında ortadan kaybolan savcılar, bugün adlarının başındaki "cumhuriyet" sıfatının manasını unutmuş, öğretmenlerin, sendikacıların, akademisyenlerin, öğrencilerin, sanatçıların ve şimdi de İzmir Barosu yönetiminin peşine düşmüştür.

Bütünüyle siyasallaşmış, talimatsız iş göremez hale gelmiş yargıyı yeniden inşa edecek, Cumhuriyetin liyakatli savcılarını ve yargıçlarını yetiştirecek güç, ülkemiz hukukçularında mevcuttur.

Geldiğimiz bu noktada yargının bağımsız kalmış tek unsuru olan savunmanın temsilcileri sıfatıyla bir kez daha yüksek sesle ifade ediyoruz: Bedeli ne olursa olsun, yurttaşlarımızın haklarını, demokratik ve laik Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz.

Bize parmak sallamayın. Korkutamazsınız!

Ne olmuştu?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 24 Nisan 2020 tarihli merkezi Cuma hutbesinde hedef LGBTİ+’lar ve HIV’le yaşayanlardı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi” başlıklı hutbesinde nefret ve ayrımcılık saçtı.

Cuma hutbesi ülke genelindeki camilerde okunuyor. Hutbede eşcinseller ve HIV’le yaşayanlar şu ifadelerle hedef gösterildi:

“Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın İslamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HIV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”

İzmir Barosu Başkanlığı, Diyanet’in LGBTİ+’ları ve HIV’le yaşayanları hedef gösteren Cuma hutbesine ilişkin açıklama yayınladı. Baro, “Diyanet İşleri Başkanını yaptığı ayrımcı ve nefret içerikli konuşması sebebiyle kınıyoruz” dedi.

Açıklamanın tam metni şöyleydi:

“Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020 tarihindeki cuma hutbesindeki LGBTİ+’lara, resmi evlilik niteliği taşımayan bazı ilişki pratiklerine ve HIV’le yaşayan kişilere yönelik açıklamalarından haberdar olmuş bulunmaktayız.

“Nefret söylemleri, temelinde insan hak ve özgürlükleri ile tarihsel kazanımları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Asıl mücadele edilmesi gereken bu ayrımcı ve nefret dolu anlayıştır. Nefret söylemlerine karşı yaptırımlar getirmek ve bu ifadelerin engellenmesinin gereklidir. Cinsel yönelime dayalı ayrımcılık ırka, renge ve kökene dayalı ayrımcılık kadar ciddi bir sorundur. Dünyanın ırk ayrımcılığı konusundaki utanç verici deneyimleri, tarihsel bağlam ile birlikte düşünüldüğünde bu tespitin ne kadar önemli olduğu ortadadır.

“Ne yazık ki ülkemizdeki benzer nefret söylemleri bununla sınırlı değildir. Bu açıklamaların yeni nefret suçları yaratma potansiyeli nedeniyle haklı bir endişe içerisindeyiz. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve kanunlarımız ışığında nefret söylemlerinin cezasız kalmaması gerektiğine inanıyor, Diyanet İşleri Başkanını yaptığı ayrımcı ve nefret içerikli konuşması sebebiyle kınıyoruz. Bir kez daha nefrete inat yaşamı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”


Etiketler: insan hakları, nefret suçları
nefret