19/12/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)’nin Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediği ‘Hapishaneler ve Toplum’ programının ikinci oturumunda ‘Hapishaneler ve Medya’ tartışıldı

‘19 Aralık’ın Bir Darbe Olduğunu Düşünüyorum’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)’nin Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediği “Hapishaneler ve Toplum” programının ikinci oturumunda “Hapishaneler ve Medya” tartışıldı. Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun kolaylaştırıcılığında gerçekleşen oturumda Ahmet Şık, Ayşe Düzkan, Gökçer Tahincioğlu ve İsmail Saymaz konuştular.
 
Oturum öncesinde CİSST Yönetim Kurulu Zafer Kıraç şunları söyledi: “Hapishanelere yönelik medya ilgisi yalnızca politik suçlular ve ünlü kişiler üzerinden gittiği halde özellikle LGBT bireyler, yaşlılar, ağır hastalar, yabancı mahpuslar ve anneleriyle kalan 0-6 yaş grubundaki çocuklar cezaevi sisteminde ciddi sıkıntılarla karşılaşıyor.”   
Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, medyanın devletin ideolojik aygıtı olarak işlev gördüğünü belirterek sıradan insanların cezaevi süreçlerinin medyada yer edinemediğinden bahsetti. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2012 raporundan alıntılayan İnceoğlu, en az 42’si gazeteci 72 medya çalışanının tutuklu bulunduğu Türkiye’nin “dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” olduğunu ifade etti.

“19 Aralık’ın Bir Darbe Olduğunu Düşünüyorum”
Gazeteci Ayşe Düzkan 19 Aralık’ta medyanın büyük bir sansüre uğradığını belirterek yaşananları bir darbe olarak nitelendirdi.
 
“19 Aralık’ın bir darbe olduğunu düşünüyorum. Cezaevindeki koşulların değiştirilmesine yönelik bir AB darbesidir. Hücre sistemi AB tarafından oluşturulmuş bir cezalandırma sistemidir.”
Yaygın medyaya alternatif yaratmak gerektiğinin altını çizen Düzkan, “kendimizi rahatsız edecek bir bilinç edinmeliyiz,” dedi.
Gazeteci İsmail Saymaz hâkim medyanın Bayrampaşa Cezaevi davasına kayıtsız kaldığını, yalnızca 5-6 kişinin bu konuyu yazdığını söyledi. 19 Aralık’tan bugüne kalan Ümraniye ve Bayrampaşa Cezaevi davalarının Mayıs’ta görüleceğini; fakat medyanın ilgisini beklemediğini anlattı.
 
Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, Ankara Ulucanlar ve Burdur cezaevleri operasyonuna dair gazetecilik deneyimlerini paylaştı. Ana akım medyada gazetecilik ilkelerinin çoğunluk tarafından sahiplenilmediğinin altını çizdi.  
Ahmet Şık ise medya patronlarının gerçek gazeteciler üzerindeki sansürüne dair bir konuşma yaptı. İktidara yakın olan isimlerin hapishanelere davet edilerek koşullarla ilgili gerçekdışı, olumlu bir kamuoyu yaratılmaya çalışıldığını anlattı.
“Hapishaneler ve Toplum” konulu forumlar 20 Aralık’ta üniversiteler ve sivil toplum örgütleri başlıklarıyla devam edecek.


Etiketler: insan hakları
Nefret