27/10/2008 | Yazar: Barış Sulu

Müge Anlı, topu ailelere attı. Medyanın, eşcinsel oğul sahibi ailelerin bilinçlendirilmesinde ve sözde erken tedavinin, başarıyı arttıracak bir güç olduğunu anlattı. Ailelerin cocuklarını, arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlarda bile gözlemelerinin gereğini, bir terslik sezilmesi durumunda hekimlere başvurulmasının tedavideki önemini kaydetti. Uzman hekimimiz ise destekledi. Fakat eşcinsel kızları olan ailelerden hiç bahsedilmedi bile. Milyon tane annenin izlediği, ulusal bir TV kanalındaki yayında konuşuldu tüm bunlar.

Müge Anlı, topu ailelere attı. Medyanın, eşcinsel oğul sahibi ailelerin bilinçlendirilmesinde ve sözde erken tedavinin, başarıyı arttıracak bir güç olduğunu anlattı. Ailelerin cocuklarını, arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlarda bile gözlemelerinin gereğini, bir terslik sezilmesi durumunda hekimlere başvurulmasının tedavideki önemini kaydetti. Uzman hekimimiz ise destekledi. Fakat eşcinsel kızları olan ailelerden hiç bahsedilmedi bile. Milyon tane annenin izlediği, ulusal bir TV kanalındaki yayında konuşuldu tüm bunlar.

KAOS GL – 27/10/2008

Mert Acar - İzmir

Taraflı bir metindir. Bu denli planlı bir homofobiye tarafsız kalmak bile taraf olmak sayılır, aslında. İnsanların homofobikleştirilmesine çanak tutmaktan çok daha ötesi belirtilen gün, adı gecen yayında ekran önüne çıkarılmıştır. Programdan alınan cümlelerin tamamı bire bir sarf edilmiştir. Bu ve gibi nefret pompalayan yayınlara müdahale edecek mercilerin de yayıncılardan çok farklı bir zihniyete sahip olmamaları elimizi kolumuzu bağlayan, insanlık haklarımızı kısıtlayan bir ülke gerçeğimizdir.

Çağırınca Gelmez Kovunca Gitmez Türk Medyası'ndan Bir Örnek

Umarız; bu topraklarda ayrımcılığın son bulduğu günleri görebileceğiz, bu son derece insani yönelimimiz gerekçesiyle ‘defolu’ muamelesi görmeden hayatımızı sürdürebileceğiz.

13 Ekim sabahı ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ programına, kadın olma eğilimleri yüzünden hayatının zorlaştığını söyleyen, bu durumdan kaynaklı sıkıntı yaşadığını ifade eden İhsan adında bir kişi katıldı.

Gerek yayını sunan, gerekse konuk psikiyatr son derece ılımlı bir homofobiyi izleyicilere boca ettiler. İşin komik tarafı konuğun durumunu; ‘yeniden erkek olmak’, ‘erkek olabilmek’, ‘normal bir beraberlik yaşamak’ içeren cümleler ile adlandırmaya çabaladılar. Homoseksüelliğin 90'lı yıllardan beri tıp literatüründe bir hastalık olmadığını ağzından kaçıran psikiyatr, İhsan Bey'in güya tedavisini üstlendi. Çok düşük bir olasılık olan iyileşmesinin imkânsız olmadığını ifade etti...

Kırsalda yaşayan 37 yaşındaki İhsan’ın 6 yıl süren bir evlilik geçmişi vardı. Eşiyle cinsel temas kuramayan İhsan Bey, durumunu eşine açıklayıp boşanabilmişti. İhsan Bey’i kişiyi evlenmeye zorlayan aile ve toplum baskısını kınayan Müge Anlı ve Uzman Psikiyatrımız, stüdyoda homofobik bir ‘mini toplum’ oluşturdu. Üzerine kurulan baskı yüzünden kısık sesle derdini ifade etmeye çabalayan konuk, Müge Anlı'nın dürtüklemesiyle gözyaşları akıtır ve hatta kamera yakın çekim kayda girdiğinde yaşlarını siler hale getirildi. Gözden kaçmayan bir başka nokta daha vardı aslında; katılımcıdan çoğu kez işaret zamiri kullanılarak bahsedildi, haline acındı.

Psikiyatrımız, sözde tedavinin cinsiyet kimlikleri üzerine uzman bir hekim tarafından yapılması gerektiğini ön görmekteydi. Hemen akabinde; kendi reklamını yaparcasına ‘efemine bir eşcinsel genci, nasıl da maskulen ve şu an cinsel ilgi duyduğu, çok sevdiği kız arkadaşıyla mutlu bir hale getirdiği’ tedavisinden üstün körü detaylar verdi. Normalleşsin diye kucak açılan İhsan’ın tedavisi konuk psikiyatrımız tarafından hemencecik üstlenildi. Bir ara öyle coştu ki bu hekim bey; ‘Bir insana %1 yaşama şansın var deseler, kimse ölmeyi seçmez ki. Tedavi olup, hayatta kalabilmek için çabalar’ cümleleriyle heteroseksüellik eşittir yaşamak, eşcinsellik eşittir cüzzam algısı yaratarak kanımı dondurdu.

Yayına kimliğini gizleyen erkek bir katılımcının telefon bağlantısıyla devam eden Müge Anlı, Adana'dan, düzelmek(!) isteyen bir gencin de derdini izleyicilerine aktarabilmiş oldu. Anlı, topu ailelere attı. Medyanın, eşcinsel oğul sahibi ailelerin bilinçlendirilmesinde ve sözde erken tedavinin, başarıyı arttıracak bir güç olduğunu anlattı. Ailelerin cocuklarını, arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlarda bile gözlemelerinin gereğini, bir terslik sezilmesi durumunda hekimlere başvurulmasının tedavideki önemini kaydetti. Uzman hekimimiz ise destekledi. Fakat eşcinsel kızları olan ailelerden hiç bahsedilmedi bile. Milyon tane annenin izlediği, ulusal bir TV kanalındaki yayında konuşuldu tüm bunlar.

Dedikodu programcılığından yıllarca nemalanan ve trend kaybetmemek için stilini değiştiren Müge Anlı, 2008 sonbahar yayın döneminde; kayıpları arayan, faili meçhul ölümlerin peşine düşen ve takibi fail bulanasıya dek bırakmayan, geyleri normalleştiren, aile içi şiddete karşı projeler geliştiren ve hatta 30 yaşına dek sünnet olmayan adamları sünnet ettiren, kısacası toplumun tüm sorunlarına parmak basan günlük reality sabah şovuyla ses çıkarmayı sürdürüyor. Kendisini tebrik ederim! Müge Anlı mükafatsız bırakılmamalı. Hiç olmadı; bizler, kendisini yılın ‘çürük domates’ ödüllerine aday göstermeliyiz. Anlı'nın Burhan Kuzu'dan ne eksiği var, de mi ama?




Etiketler: medya
Nefret