22/12/2008 | Yazar: Kaos GL

‘Yunanistan İsyan Özgürlük’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Yunanistan'da Alexis’in polis kurşunuyla öldürülmesiyle başlayan isyandan gelen dayanışma ve devlet şiddetine karşı küresel eylem çağrısına tüm dünyada olduğu gibi 20 Aralık’ta, Ankara ve İstanbul’da da destek verildi.

Devlet şiddetine karşı küresel eylem gününde anarşistlerin ve anti-otoriterlerin çağrısıyla İstanbul, Taksim’de bir araya gelenler ‘Bütün devletler katildir, Unutmayacağız, Affetmeyeceğiz’ dediler. Eylemde, ‘Yunanistan İsyan Özgürlük’ başlıklı basın açıklaması okundu.

Yunanistan Büyükelçiliği önünde, ‘Bütün Devletler Katildir’ pankartı ile basın açıklaması ve tiyatro gösteri yapan Ankara Anarşi İnisiyatifi, ‘İsyan Devrim Anarşi’ ve "Alexis'in bedeni, İsyanın alevi; Uğur'un bedeni, İsyanın alevi; Engin'in bedeni; İsyan'ın alevi; Dilek'in bedeni, İsyanın alevi " sloganıyla eylemi tamamladılar ve Yüksel Caddesine kadar yürüdüler.

Ankara’daki diğer eylemde ise Ankara Yüksel Caddesinde, Anarşi Kolektifi Ankara’nın açtığı bilgilendirici masanın ardından yapılan basın açıklamasında ise Alexis'in polis tarafından öldürülmesinin münferit bir olay olmadığı ifade edildikten sonra "İktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar..." denildi.

Açıklamada Türkiye'den güncel polis şiddeti örneklerinden bazılarına, zaman geçse de unutulamayacak 19 Aralık operasyonuna ve anarşistlerin, anti-otoriterlerin Türkiye'deki etkin mücadele alanlarından birisi olan vicdani ret ile devlet/ordu/polis şiddeti arasındaki bağa da değinildi.

Ankara’da okunan basın açıklaması:

‘Bugün buraya Yunanistan'da 6 Aralık gecesi kendini bilmez bir polis memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14. gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor.

Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan yararlananlar, kendilerine "besin" sağlayanlar var. Alexis Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar...

Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp götürse "Ne oluyor?" bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle "üstün" bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği.
Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı kazanmaya çalışan travesti ve transeksüellere nefretle saldırır.
Anayasasında "hukukun üstünlüğü ilkesini" benimsemiş olan devletin hukuku da "genel ahlak" kisvesi altında polisini korur. Korur tabii ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun uykusunu.

Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu için o ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret, yine hukukun "üstat" ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler "öteki"ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe evrilme çabaları sekteye uğruyor.

Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş olabilir. Ancak Yunanistanlı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hâlâ anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistanlı kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!’

İstanbul, Taksim Meydanında okunan basın açıklaması:

‘YUNANİSTAN İSYAN ÖZGÜRLÜK

Yunanistan'da binlerce insan günlerdir sokakları, okulları, belediye ve kamu binalarını, televizyonları işgal ediyor;

Kapitalizmin, devletin ve otoritenin tüm sembollerine saldırıyor.

Herkes bu kavramı farklı bir şekilde anlasa da bunun bir isyan olduğu kabul ediliyor.

Evet, bu bir isyandır;

Üstelik sadece Alexis'in öldürülmesine değil, polis ve devlet terörünün her türüne bir isyandır.

Uluslararası şirketlerin, sermayenin hayatlarımızı soktuğu cendereye isyan.

Ücretli-ücretsiz köleler haline getirilmemize isyan.

Gözleri kamaştırılmış tüketim köleleri haline getirilmemize isyan.

Savaş tüccarlarının ve orduların dünyayı bir talan yerine çevirmelerine isyan.

Yaşadığı gezegeni yok oluşa sürükleyenlere isyan.

Paranın ve mülkiyetin yarattığı adaletsizliğe isyan.

İtaatten başka bir şey öğretmeyen eğitim-öğretim kışlalarına isyan.

İkiyüzlü ahlaka dayalı aile kurumuna isyan.

Bizi kadın ve erkek olarak kodlayan, cinsel yönelimlerimizle bizi yargılayıp öldüren ataerkiye isyan.

Yaşamlarımızı zulüm, işkence ve infazlarıyla karartan militer- paramiliter güçlere isyan.

Temsili ya da militarist demokrasi kandırmacasına karşı, doğrudan demokrasi isyanı.

Kendisine saygısı olan özgür insanın ayağa kalkışı ve özgürlüğün önündeki engelleri yıkmaya başlamasıdır Yunanistan'da olan ve başka yerlere de sıçramaya başlayan.

Efendiler bilsinler ki, Alexis'in göğsüne giren kurşunlar bizim de kalbimizi yaralamıştır.

Bu yarayı da ancak Yunanistan'dan bütün dünyaya yayılmaya başlayan isyan iyileştirir.

Gözlerimize iyi bakın, efendiler, o isyanın ateşi şimdi bu dilsiz haykıran gözlerde parlamaktadır.

Bu gözler Maraş’ı gördü, Sivas’ı ve Çorum’u gördü,

Bu gözler Dersim’de yakılan ormanları, boşaltılan köyleri,

Küçücük bedeni kurşunla doldurulan Uğur Kaymaz’ı gördü

Bu gözler idam sehpası için yaşları büyütülen gencecik fidanları gördü

Bu gözler Eryaman’da öldürülen travestiyi,

Sahtesi de gerçeği de tecavüzcü olan polisi gördü.

Bu gözler buzdolaplarına kapattığınız selpakçı veletleri,

Dur ihtarına uymadığı için kafasından bir kurşunla yere serilen genci,

Gözaltında döve döve öldürdüğünüz devrimciyi gördü.

Bu gözler 19 Aralık’ta paramparça edilen ve yakılan tutsak bedenleri gördü.

Tuzla tersanelerinde ölüme terk edilen işçileri

Her gün açlıktan ölüme terk edilen işsizleri gördü.

Bu gözler tüm katillerimizi, cellâtlarımızı, işkencecilerimizi gördü

Bu gözler tüm faili meçhullerin faillerini, sizleri gördü efendiler.

Gözümüz üstünüzde efendiler,

Gözümüzdeki parıltı bir yangına kıvılcım olabilir

UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ!’

Yunanistan’daki isyanla ilgili gelişmeler isyandan.blogspot.com adresinden takip edilebilir.

Etiketler: yaşam, siyaset
Dijital