12/09/2020 | Yazar: Defne Güzel

“Linç kültürü seni güçsüzleştirip susturmak isteyen bir şey ve ben bir lubunya olarak ilk kez susturulmaya çalışılmıyorum. Kayıp Balık Nemo’da Dory’nin dediği gibi kendime “yüzmeye devam et, yüzmeye devam et…” diyorum.”

“Lubunya ve zırıl olan şeyler benim ilham kaynağım” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Semih Özkarakaş yaklaşık iki yıldır çizimle uğraşan bir aktivist. Aktivizm sürecini özellikle LGBTİ+ aktivizmi, HIV aktivizmi, vegan aktivizmi ve trans feminizm şekillendiriyor. Sosyal medya hesaplarından yayınladığı çizimlerinde bu alanlara da sıklıkla değinmeyi ihmal etmiyor.

Yaptığı çizimleri Lubunya Çizgiler ismiyle tanıtan Semih’le Kaos GL’nin Akyaka’da düzenlediği ve özel haber üzerine gönüllü muhabirlerin üç gün boyunca tartışma sürdürdüğü Medya Okulu’nda dijital çizimin aktivizmdeki yerini ve kendisinin çizerlik hikayesini dinlemek için masaya oturdum.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-1

Çizimsiz Semih

Lubunya Çizgiler adından da hareketle Semih’e ilk olarak Lubunya Çizgiler’in kendisi için ne ifade ettiğini, eserlerini bu isimle tanıtmasının sebebini sordum ve şöyle cevapladı:

“Hangi sanat dalı olursa olsun bir insan sanatını icra ederken kimliğini de bir aracı olarak kullanıyor. Lubunyalığım da benim sanatımı ve çizgimi güçlendiren en güçlü aracım. Karikatür ya da çizgi tarihine bakıldığında lubunyaların güçlendirici ve özne olarak çizildiği bir örnek neredeyse yok.”

İyi okumalar…

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-2 

Semih’in küçük İskender çizimi

Çizer olmaya nasıl karar verdin peki? Bu süreç senin için nasıl gelişti?

Benim çocukluktan beri en sevdiğim şey bir şeyler çizip boyamaktı. Ama maalesef ki endişeli ve liberal aile fertlerimin bazıları; “çizer olup da aç mı kalacaksın?” diyerek beni başka alanlara yönlendirdi. Bu sebeple tarih bölümüne yöneldim. Ama kader beni başka bir yere götürdü ve bir dernekte kolaylaştırıcılık yapmaya başladım. Çizer olmak hep içimdeydi ama nasıl başlayacağımı bilemiyordum. Geç kalmış hissediyordum kendimi. Bu kadar karamsarken, bir gün Aslı’nın tabletiyle dijital çizim ile tanışmamla başladı çizim sürecim aslında. Sokağın çok daraldığı bir zamanda, sokağa çıkamadığımız ve LGBTİ+’lara yönelik yasaklamaların olduğu bir dönemde kendimi çizerek ifade etmek istediğime karar verdim. Bunun üzerine kendime bu imkânı sağlayacak bir tablet edindim ve kendi başıma ufak ufak bir şeyler çizmeye başladım.

Yaklaşık bir buçuk yıldır dijital çizimle uğraşıyorsun. Çizimlerini hangi araçla yapıyorsun ve hangi programı kullanıyorsun?

Ben ProCreate kullanıyorum. Çok kolaylaştırıcı. Bir kere satın alınıyor ve kullanıcıya birçok imkân tanıyor. Boyama tekniği ve kalem skalası çok geniş. Tablet olarak ise Apple Pro kullanıyorum. Eskiz yapmak için de kalemlerim ve eskiz defterim var.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-3 

Semih’in korona günlüğünden, Aşk 101

Çizimlerinde sana ilham veren birçok popüler kültür figürü görebiliyoruz. Başka nelerden ilham alıyorsun? Motivasyon kaynağın neler?

Lubunya ve zırıl olan şeyler benim ilham kaynağım. Bir bakıma normatif olmayan şeyler. Gullümden, madilikten ilham alıyorum. LGBTİ+ hareketinden, LGBTİ+ öznelerinden ve politikalarından ilham alıyorum. Trans Feminist politikalardan ve HIV ile yaşayanlardan, HIV politikalarından ilham alıyorum. Etik vegan politikaları beni güçlendiriyor ve insan dışı bütün hayvanlar da ilhamım oluyor. Sevdiğim ikonlardan ilham alıyorum. Ru Paul’u hiç sevmesem de Drag Race’ten ve onun bütün queenlerinden ilham alıyorum. En önemlisi de en çok tabu sayılan ve konuşulmayan ana akımın turnusolü diyebileceğimiz konulardan ilham alıyorum. Kendimi ifade edemediğimi, sesimin kısıldığını ve alansız hissettiğim zamanlarda çizim motivasyonum geliyor. Bir de “ah bu böyle olsa ne komik olur,” diye düşündüğümde çizim motivasyonum oluşuyor. Ya da medyaya bakıyorum mesela, Hande Kader’i hatırlamak isteyeceğim bir fotoğrafı olmadığı için Hande Kader’i, Didem Akay’ı çiziyorum. Kahretsin ki nefret hayatımızın bir parçası ama ben Hande’nin, Didem’in nasıl hatırlanmak isteyeceğini düşünerek çizimler yapıyorum. Biliyorum ki kimse çizmez ama ben çizmeyeyim de kim çizsin, cis heterolar mı?

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-4 

O meşhur bıyık…

Çizimlerinde sıklıkla bıyık kullanıyorsun. Madonna çizimin ya da She-Ra çiziminde olduğu gibi. Bu bir nevi senin imzan gibi geliyor bana. Neden özellikle bıyık figürünü tercih ediyorsun?

Bu çok sonradan farkına vardığım bir şey oldu. İnsanlar bana sataşmak istediklerinde bıyığıma laf ederek sataşıyor(gülüyor) ya da iltifat edeceklerse yine bıyığıma referans vererek iltifat ediyor. Ya da bıyığımı politikleştiriyorlar. Bıyığım olduğu için gey olarak atanıyorum mesela. Hayır aslında erkek değilim, gey hiç değilim. Non-binary biriyim. Bıyığım bir yerde hem iltifat ve hakaret aracı hem de insanların politikleştirdiği bir şey oluyor. Çizimlerimde kendimi Madonna ya da Ariana Grande olarak bıyıklarımla uyarlamayı çok seviyorum. Bıyıklarım benim günlük hayatta drag personam gibi. Bıyıklarım Dali bıyığı ama ortasından bıyık çıkmıyor. İnceler ve Türkiye’deki bıyık algısının dışındalar. Bunların dışında bıyıklarımın kıvrımını, esnekliğini, dönmesini çok seviyorum. Bayağı ben yani.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-5 

Semih’in korona günlüğünden, Şükür!

Çizimi bir aktivizm aracı olarak kullandığını görüyoruz. Sosyal ve politik konulara sıklıkla değiniyorsun. Bu konuda ne söylemek istersin?

Keşke her şey bu kadar çok politikleşmemiş olsaydı da kuşları, böcekleri, kolilerimi, bi’tanelerimi ve sevgililerimi çizseydim. Çizim benim için bu zamana kadar öğrendiğim politikaları güçlü bir şekilde aktarabildiğim bir ifade biçimi. Kılavuz gibi çizimler çıkarıyorum kimi zaman. Homofobiklerin gizli eşcinsel olduğu önermesinin neden homofobik bir önerme olduğuna ya da atanmış ismini kullanmayan kişilerle nasıl iletişim kurulması gerektiğine dair. Bunlar bir ihtiyaçtan çıkıyor. Konuşulmuş, yazılmış olsa da çizimle görselleştirilmemişler. Bir özneye dair yaptığım şeyler bir anda birçok öznenin sahiplendiği bir araca dönüşüyor. Atanmış ismini kullanmayan kişilerle nasıl iletişim kurulacağına dair olan çizimim senin kendi ismini seçmenden sonra ilham alıp yaptığım bir çizimdi. Daha sonra atanmış ismini kullanmayan cis heterolar da bu çizimin hayatlarına nasıl etki ettiğini ve arkadaşlarına kılavuz olarak yolladıklarını ifade ettiler. Çizimlerimin özneden bağımsız bir grubu ya da kişiyi kapsaması hoşuma gidiyor. Gullüm çok politik bir şey ve bu çoğrafyada, anaakımda çizimler ikili cinsiyetli ve heteronormatif bir kurgu üzerinden ilerliyor. Bu beni çok rahatsız ediyor.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-6

Neden sence güllüm ve madilik politik bir şey?

Çok yakın bir zamandan örnek vereyim, 23 Nisan’da pandemide insanların gullümle sosyal medyadan kendi çocukluk fotoğraflarını paylaşmaları ve ertesinde 24 Nisan’da Diyanet İşleri Başkanı’nın LGBTİ+’lara ve HIV ile yaşayanlara yönelik hedef gösteren açıklamalarından sonra bu ülkede ve pandemi koşullarınlarında HIV ile yaşayanların ve LGBTİ+’ların elinden mücadele etme motivasyonları alınıyorsa güllüm de madilik de politik bir şeydir. Birinin mutluluk ve eğlenme hakkını gasp etmiş oluyorsun çünkü. Sonrası meşru bir müdafadır.

Çizimlerinde kendi hislerine ve duygularına da yer verdiğini görebiliyoruz. Aslında aktivizmin yanı sıra kendini anlatmak gibi bir derdin de var. Çizim bu anlamda senin için ne ifade ediyor?

Ben bir insanım ve en temel ihtiyacım anlaşılmak. Kendimi dinledikçe, anlattıkça, anlaşıldıkça güçlü hissediyorum.  Kendi sesimin çizgilerle somutlaşması bir yerde de günlüğüm oluyor. O günlüğü de herkesle paylaşmış oluyorum.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-7

Kimi zaman çizimlerin dolayısıyla eleştirildiğini görebiliyoruz. Bu durum sana neler hissettiriyor? Böyle bir eleştiri sürecinden sonra nasıl motivasyon buluyorsun?

Beni en çok rahatsız eden çizimlerimin manipüle edilmesi oluyor. Ben kendi çizimlerimdeki kişileri konuşturuyorum ve o konuşmaların silinip başka konuşmaların eklenmesi beni yalnızlaştırıyor. Cisseksist ve heteronormatif bir dünyada lubunya birinin kendini ifade etmesine tahammül edemiyorlar. Diğer yandan da vegan, feminist ve kuir üzerine politikalar üreten çizimlerim var. Kurban Bayramı’nda veganlık üzerine yaptığım çizimde negatif yorumlar aldığımı düşünmüyorum sadece bir sürü kişi beni, çizimimi  taciz etti. Günün sonunda çizimlerimi eleştirenler ya da onlar üzerinden bana saldıranlar naveganlar, TERF’ler, LGBTİ+fobikler oluyor. Belli ilke ve değerler perspektifinde olan eleştirilere çok minnet duyuyorum. Çocukların temsili üzerine, George Floyd üzerine, LGBTİ+ temsil üzerine eleştiriler sayesinde şu an kendimi daha güçlü hissediyorum.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-8 

Semih’in en büyük aşkı, Madonna!

Bu eleştiri ya da linç sürecinden sonra çizim yapmaya devam etmeni sağlayan ne oluyor peki?

Zamanında bir çizim üzerinden sosyal medyada linç yediğimde çok üzülmüştüm ama sonra kendi kendime “Madonna olsa ne yapardı?” diye sordum ve “hayatına devam ederdi” diye düşündüm. Hayatıma devam ettim ben de. Devam etmek zorundayım. Linç kültürü seni güçsüzleştirip susturmak isteyen bir şey ve ben bir lubunya olarak ilk kez susturulmaya çalışılmıyorum. Eğitimde, ailede, sosyal hayatımda zaten susturmaya defalarca herkes çalıştı. İlk kez başıma gelmiyor. Kayıp Balık Nemo’da Dory’nin dediği gibi kendime “yüzmeye devam et, yüzmeye devam et…” diyorum.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-9 

Çizimi bir aktivizm aracı olarak kullanan başka çizerler de var. Diğer çizerlerin eserleri senin için esin kaynağı oluyor mu?

Keith Haring en sevdiğim çizerler arasında ve onun güçlendirici, güllümlü tarzı beni çok güçlendiriyor. Türkiye’de de o büyük dergilerden, eskilerden beri çizen ve örnek alabileceğim bir çizer yok ya da cis het biri benim örnek alacağım biri olamaz (gülüyor). Türkiye’de üretilen çoğu çizimde LGBTİ+’ların komedi unsuru olarak çizildiğini görebiliyoruz. Bu çizimler cis het’leri güldürüyor ama beni güldürmüyorsa bu çizim herkesi kapsayan bir çizim olmuyor. Bu yüzden sadece kuir, feminist, vegan çizerleri çok seviyorum ve onlar yalnız olmadığımı hissettiriyor. Bu his kadar güçlü, güzel bir şey yok hayatta. Bengisu, Aslı, Melis, Gaye, Özge kuir, vegan, feminist politikalarla çizen ve hayran olduğum çizerlerden.  

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-10 

Semih’ten anneler günü çizimi

Çizimlerin dolayısıyla hak temelli politikaların peşinden koşan insanlar arasında tanınır hale geldin. Bu tanınırlık ve olumlu geri dönüşler seni nasıl etkiliyor?

Ben çizime kendi halimde, kendimi ifade etmek, kendi sesimi kendimin duyabileceği bir hale getirmek isteyerek başladım. Çizimlerimin başkalarını güçlendirmesi, başkalarına iyi gelmesi ya da hafif bir tebessümü yaşatması beni çok sevindirik hissettiriyor. Tabii her defasında böyle hissettiremeyebilirim. Böyle bir çabam da yok. Belki her defasında politik bir şeyler de çizemeyebilirim. Ama çizime başladığımdan beri güzel insanlarla tanıştım ve hayranı olduğum insanlar çizimlerimi gördü. She-Ra’nın yaratıcısına bir tanıdığım çizimimi yollamış ve çok güzel bir yorum yapmış. Madonna çizimimi Madonna’nın yakın bir arkadaşı paylaştı hikayesinde. Bunlar beni çok mutlu etti, inşallah bir gün Madonna da paylaşacak (gülüyor). Ya da rahmetli Caner Çalışır kahkahalarla çizimimi paylaştığında çok hoşuma gitmişti. Bunlar dışında ne mutlu bana çizimlerim lubunyalara iyi gelebiliyorsa, onları eğlendirebiliyorsa.

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-11 

Şimdi burada da konuşmak istediğim bir konu var. Sanırım sıklıkla beni de çizdiğin için, beni bazen sen sanıyorlar. Bu sana ne hissettiriyor?

Komik hissettiriyor tabi ki. Benim yanımda sana “çok güzel çiziyorsun,” diye iltifat ettiklerinde eğleniyorum. “En azından sevdiğim biriyle karıştırıyorlar,” diyorum (gülüyor).

lubunya-ve-ziril-olan-seyler-benim-ilham-kaynagim-12 

Semih’ten 23 Nisan çizimi

Türkiye’deki mizah tarihi düşünüldüğünde kendini hangi ekole koyuyorsun? Bu noktada özgünlük senin için ne ifade ediyor?

Ben kuir bir çizerim. En büyük gücüm de 2013 yılından beri LGBTİ+ hareketinde olmam ve LGBTİ+ alanında çalışıp politikalar üretmem. Kendimi bir ekole koyamıyorum ya da o ekolleri pek de bilmiyorum.

*Bu söyleşi Kaos GL Medya Okulu kapsamında hazırlanıp yayınlanmıştır.


Etiketler: kültür sanat
Nefret