13/02/2021 | Yazar: Özde Çakmak

Hükümet LGBTİ’lerin Macaristan’da yalnızca ikinci sınıf vatandaş olduklarını ilan etmek istiyor.

Macaristan’ın aşkın gücüne ihtiyacı var, Victor Orbán’ın iktidar aşkına değil Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Özde Çakmak, Euronews’ta yayınlanan Dávid Vig’in yazısını KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

2018 baharında, son Macaristan seçimlerinden birkaç hafta sonra arkadaşlarımla birlikte yürüyüşe çıktım. Macaristan’ın ilkbaharda baş döndürücü olan muhteşem dağ manzaralarını düzenli olarak görmeye gideriz. Yürüyüş sonrası yemeğimizin ardından en yakın arkadaşlarımdan biri olan Lilla’nın ağlamaklı olduğunu fark ettim.

Lilla önce alçak bir ses tonuyla konuşmaya başladı fakat elinden geleni yapmasına rağmen o zamanlar iki yaşında olan oğlu için Macaristan’da nasıl nefrete ve dışlamaya değil anlayışa, kabullenmeye ve karşılıklı saygıya dayalı bir eğitim sağlayacağını bilmediğini söylerken sesi giderek yükseldi ve hararetlendi. Hükümet ve devlet kurumları nefret saçarken, çocuklarına dünyanın farklı dinlere, etnik geçmişlere, ten renklerine ve kimliklere sahip insanlarla dolu olduğunu ve hiç kimsenin bir başkasından daha iyi ya da kötü olmadığını nasıl açıklayabilirdi?

Bu sohbeti sık sık anımsıyorum. Önde gelen Macar politikacılar kadınların mutfağa ait olduklarını her söylediklerinde ve eviçi şiddete yönelik etkili eylemi “ideoloji yüklü” bir kavram saydıklarında bunu hatırlıyorum.

Viktor Orbán Gyöngyöspatalı “beleşçi” çingene çocukların yasal olarak bağlayıcı bir mahkeme kararıyla verilen tazminatı hak etmediklerini çünkü bunun “yalnızca” devlet onlara ayrı eğitim sunduğu için verildiğini belirttiğinde dağlardaki sohbetimiz sık sık aklıma düştü. Bu Macar Çingene çocuklara ve Macar toplumuna toplumsal hareketlilik hakkında, verilen zararın sorumluluğunu üstlenmek hakkında ve bir mahkeme kararını uygulamak hakkında neler anlatıyor? Bir hükümet yalnızca Macar çocuklar için uygun biçimde yüksek eğitim seviyesine erişim sağlamadığı için değil, ihkak-ı hakkı kayıran davranışsal örüntüler aktardığı, yaygın olarak yerleşik kuralları çiğnediği ve hukukun üstünlüğünün gerektirdiği yasa uygulamalarını geçiştirdiği için de sorumlu tutulmalı.

Arkadaşlarımla sohbetimiz boyunca ve sonrasında, Lilla’nın bir ebeveyn olarak sağlamaya çalıştığı kabullenici ve destekleyici bir topluluğa ve rasyonel bir kamusal söylemle kuşatılsaydım gey olarak daha erken açılıp açılmayacağımı sık sık düşündüm. Lilla’nın hayalinde canlandırdığı dünyada, hiç kimse, Macaristan’da son zamanlarda olduğu gibi, Çingene, gey ya da sakat karakterleri olan bir çocuk kitabı yayımladığı için sorun yaşamazdı. Nefreti körükleyen politikacılar yalnız bıraktığı sürece herkes birarada barış içinde yaşayabilirdi.

COVID-19’a yakalananların sayısı 200,000’i geçmesine ve Macaristan son iki hafta içerisinde Avrupa’daki en yüksek ölü oranlarını kaydetmesine rağmen, hükümetin düşünceleri bunların yerine Anayasa Mahkemesi’ne ve aile ilişkilerinin temelinin karşılıklı sevgi ve destek olmasına değil de bir erkek ile kadın arasındaki evliliğe yer vermeyi amaçlayan bir düzeltmeye çevrildi.

Avrupa İnsan Hakları Konseyi Komisyon Üyesi Dunja Mijatović tarafından insan hakları üzerindeki geniş kapsamlı negatif etkileri nedeniyle eleştirilen planlanan bu düzeltmeyle birlikte, hükümet LGBTİ’lerin Macaristan’da yalnızca ikinci sınıf vatandaş olduklarını ilan etmek istiyor. Düzenleme bekarları ve beraber yaşayan kişileri de etkiliyor fakat hükümetin esas önceliğinin eşcinsel çiftlerin evlat edinmelerini yasaklamak olduğu ortada. Bu aynı zamanda milyonlarca bekar annenin, eşcinsel partnerin ve eşcinsel çiftin hem de sevgi dolu bir evde yaşama fırsatları ellerinden alınarak devletin koruması altında kalacak olan onbinlerce çocuğun yüzüne atılmış bir tokat.

Macaristan’da yaşayan kişiler giderek kötüleşen koronavirüs durumu hakkında endişelenirken, hükümet acil durum ilan ederek ve salgın kısıtlamaları getirerek protestoları yasaklıyor. Tıpkı Mart ayında transların yasal toplumsal cinsiyet tanımının kabul edilmesinin yasaklanmasında olduğu gibi, seçim kurallarındaki değişikliklerden kamu finansmanlarına ve evlat edinme kısıtlamalarına dek insan haklarını olumsuz etkileyebilecek bir dizi önlem getirmek istiyor.

Macarlar sokaktaki protestolara dahi katılamıyor ve seslerini duyuramıyorlar. Orbán Brüksel’de yedi yıllık AB bütçesini veto ederek sert tarafını gösterirken aynı zamanda ülke içerisindeki zayıflığını da gözler önüne seriyor: Aslına bakılırsa Macarlar vetoyu onaylamıyorlar. Hükümet bu sorunlar ile ilgili vatandaşlarla gerçek bir toplumsal diyalog başlatmadığı için de zayıf çünkü Macaristan’ın toplumsal gerçekliğiyle yüzleşmekten korkuyor: yüzlerce mutlu çocuğun gökkuşağı ailelerle ya da milyonlarca Macar’ın beraber yaşıyor olduğu gerçeği.

Kantar Hoffmann ile the Rainbow Mission Foundation tarafından yaptırılan bir kamuoyu araştırmasına göre, Macarların çoğunluğu (yüzde 78) herkesin ayrımcılığa uğramadan özgürce istediği kişiyi sevme hakkına – cinsel yönelimine bakılmaksızın – sahip olduğunu kabul ediyor.

Mart ayında, o zamandan bu yana hükümet tarafından ele geçirilen haber sitesi index.hu’da yayınlanan bir yazıda Macarların hükümetin ülkeyi nefretle yönetmesine ve kamusal söylemi ele geçirmesine izin vermeyeceklerini öne sürdüm. Dayanışma mesajımız bugün de baki ve aşkın gücünün iktidar gücüne baskın çıkması için biraraya gelmemiz gerek.

Tam burada ve tam da şimdi hükümetimizin nefreti ve dışlamasıyla hayatlarımızın ve fırsatlarımızın itilip kakılmasına müsaade etmeyeceğimizi göstermenin zamanı geldi.

Öfkeliyim ve hayal kırıklığına uğradım: bir insan hakları savunucusu olarak, bir Macaristan vatandaşı olarak, gey bir erkek olarak. Macaristan’da çoğumuz aynı şekilde hissediyoruz ve hükümetin körüklediği saldırganlığa ve nefrete son vermek için pek çok şey yapabileceğimize inanıyoruz. Brüksel ve Avrupa başkentlerindeki karar alıcılar da çok şey yapabilirler; öncelikle, hukukun üstünlüğünü savunmak ve uluslararası insan hakları anlaşmaları tarafından güvence altına alınan insan haklarını korumak için etkili mekanizmaların oluşturulmasını ve uygulanmasını sağlayarak.

Eğer bunu hepimiz yaparsak, yalnızca kırmızı çizgilerimizi belirtmekle kalmayıp bu çizgiler halihazırda aşıldığında harekete geçersek, eminim, benim aksime, Victor Orbán’ın hiçbir torunu büyükbabalarına açılıp açılmamayı ikinci kez düşündükleri bir dünyada büyümek zorunda kalmayacak.


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret