02/01/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

Na’ama Margolis’in tek isteği okuluna gitmekti. Ne var ki, 8 yaşındaki sarışın ve gözlüklü kız, kıyafetlerinin yeterince iffetli olmadığını düşünen dini fanatikler tarafından tacize uğradı.

Mahalle Baskısının İsrail Hali Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Na’ama Margolis’in tek isteği okuluna gitmekti. Ne var ki, 8 yaşındaki sarışın ve gözlüklü kız, kıyafetlerinin yeterince iffetli olmadığını düşünen dini fanatikler tarafından tacize uğradı.
Yaşadıkları Cuma gecesi televizyonda gösterildikten sonra kendisi de dindar bir aileden gelen Na’ama, ultra-Ortodoks fanatiklerin dini baskılarına karşı mücadelede daha seküler İsraillilerin sembolü haline geldi.
Pazar gününden itibaren Na’ama’nın yaşadığı kent olan Beit Shemest’te pek çok dini fanatik polisle çatışıyor. Çatışma polisin sinagog çevresinde kadınların dolaşmamasını “rica eden” bir işareti kaldırmaya teşebbüs etmesinden kaynaklanıyor.
Kudüs’e oldukça yakın olan Beit Shemesh, gittikçe artan kamusal mücadelenin yalnızca son örneği.
 
Kadınlar Arkaya İlerleyelim, Lütfen!
10 gün önce Tanya Rosenblit manşetlere çıkıp ılımlı İsrailliler arasında bir kahramana dönüştü. Rosenblit kendisinden otobüsün arka kısmına gitmesini talep eden ultra-Ortodoks bir yolcuyu reddetmişti. Ultra-ortodoks cemaat arasında kadınların otobüslerin arka kısmında oturması gerektiği görüşü giderek geçerlilik kazanıyor.
Bunun yanı sıra kendisi de ultra-Ortodoks olan sağlık bakanı vekili tarafından verilen bir ödülü kadınların alması engellendi ve bazı dindar askerler, hahamlarının yasaklaması üzerine, kadınların şarkı söylediği bir töreni terk ettiler.
Ayrıca ultra-Ortodoks cemaate yönelik süpermarketlerin kadınları işe almaya reddettiğine dair şikayetler var.
Na’ama Margolis ve Tanya Rosenblit vakaları anaakım politikacıları yaşananları kuvvetle kınamaya sevk etti. Bazı ultra-Ortodoks politikacılar bile buna dahil oldu.
Tüm eleştiriler iyi karşılanmış değil. Sözde “kadınların sürgünü”nün yeni bir fenomen olmadığının, Kudüs gibi şehirlerin ultra-dindar cemaatleri arasında yıllardır yaygın olduğunun altı çiziliyor.
Ancak şimdi, kamusal alana ve dindar olmayan kesimlere yayıldıkça manşetlerde yerini alıyor.
Dünya Ultra-Ortodoks Olsun!
İçlerinde ultra-Ortodoksların da olduğu şehrin diğer dindar sakinleri suçu Beit Shemesh’teki fanatiklere attılar; dindarlık standartlarını sağlamadıkları gerekçesiyle terörize edildiklerinden yakınıyorlardı.
Ultra-Ortodoks cemaatin içinden gelen sesler grubun tüm ultra-Ortodoksları temsil etmediğini söylüyor. Bunlar sadece diğer aşırı dindar Yahudilerin bile münasebetsiz bulduğu belli bir yaşam tarzını empoze etmeye çalışan bir avuç fanatik.
Sofu bir Yahudi mezhebine bağlı bir Hasid yetkililerin radikallere karşı harekete geçmesini istedi.
“Polis onların üzerine gitmeli. Bizi tehdit ediyorlar. Bizleri ve kendi hahamlarını baskı altında tutuyorlar. Kimsenin yaşamasına izin vermiyorlar.” şeklinde Ha’aretz, Hasid’in sözlerini aktardı.
En azından şimdilik Na’ama Margolis vakası bir kıvılcım yaktı.
Kudüs’te dini özgürlük ve eşitlik üzerine çalışan bir kurumun başkanı olan Haham Uri Regev “Şüphesiz ki bu ciddi meselelere dokunan bir konu,” diye konuştu.
“Bence modern-Ortodoks Yahudiler ultra-Ortodoksları yenecek,” diyor liberal dindar bir Yahudi olan Howard Abrams. “Savaşın sınırları yıllardır çizilmiş durumda.”
İsrail İstatistik Merkez Bürosu’na göre, İsrail Yahudilerinin yaklaşık yüzde 8’i kendilerini “ultra-Ortodoks” olarak tanımlıyor.  İki siyasi parti tarafından temsil edilen ultra-Ortodokslar İsrail’in koalisyon hükümetlerinden dolayı gerçek güçlerinin çok ötesinde etkiye sahipler.
 
Ayrımcılık mı, Din Özgürlüğü mü?
İsrail’in belki de en görünür ultra-Ortodoks politikacısı İçişleri Bakanı Eli Yishai, Pazar günü “kadınların sürgünü” meselesinin tamamen kapandığını söyledi.
Ne var ki, Beit Shemesh’te yaşanan şiddetin “radikal elementler” tarafından gerçekleştirildiğini ve “(ultra-Ortodoks) cemaatteki herkesin” kınaması gerektiğini de söyledi.
Bu görüşe herkes katılmıyor. Aralarında kadınların da bulunduğu bazı ultra-Ortodoks figürler “sürgün”ün ayrımcılık olmadığını ve bunun ultra-Ortodoks kadınların tercihi olduğunu ifade ediyor.
Beit Shemesh’teki ultra-Ortodoks mahallenin liderleri şiddeti kınadı; fakat kadınların sinagog çevresinde dolaşmamasını emreden işareti kadınların da onayladığını belirtti.
Ynet haber sitesi de “Yalnızca kadınlara kalsaydı, onlar da kendi rızalarıyla sinagog alanının dışında durmayı seçerlerdi” yönündeki ifadeye yer verdi.
Ve Facebook üzerinden sürgün fenomenine karşı mücadele yürütmek için açılan bir sayfanın kurucuları “temelsiz nefret”i kışkırtmakla suçlandı. Gönderiyi yollayansa bir kadındı. (Kaos GL)

Etiketler: insan hakları
Nefret