31/07/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

Wisconsin’de farklı bir eğitime öncülük eden bir lisede öğrencilerin yarısı eşcinsel, çoğu anaakım eğitimden terk. Peki, bu yalnızca yeni bir cinsel ayrım mı demek?

Okullar ‘açıldığında’: ABD’de eşcinsel-dostu eğitim Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Wisconsin’de farklı bir eğitime öncülük eden bir lisede öğrencilerin yarısı eşcinsel, çoğu anaakım eğitimden terk. Peki, bu yalnızca yeni bir cinsel ayrım mı demek?
 
Gary Younge
 
Milwaukee’nin Alliance (İttifak) Lisesi’nin ilk mezunlarının birincisi, o yılın en öne çıkan öğrencisi yani, 4.00 üzerinden 1.50 ortalama yaptı. Okulun kurucusu ve başöğretmeni Tina Owen, “Akıllıydılar,” diye anımsıyor. “Ama çoğu okula gitmiyordu çünkü zorbalık görüyorlardı, ayrıca pek çoğunun evde sorunları oluyordu. O yıl 15 çocuk vardı. Beşi şu ya da bu sebepten ötürü o yıl içinde bir ara benimle yaşadı.”
 
Alliance sıradan bir okul değil. Amacı en iyi durumda göz ardı edilen, en kötü durumda da varlığı etkin bir biçimde inkâr edilen bir topluluğun, gey ve lezbiyen gençlerin gereksinimlerini karşılamak. Hele buna bir eşcinsel okulu deyin bakalım, sizi anında düzeltiyorlar. Cinsel yönelim ya da başka bir şey üzerinden herhangi bir kayıt koşulu yok. Ana caddenin gerisinde gösterişsiz tuğla bir bloktan ibaret olan okul binasında ne gökkuşağı bayrakları dalgalanıyor, ne de duvarlar pembe üçgen posterleriyle süslenmiş. Owen, öğrencilerin yaklaşık yarısının LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel ya da trans) olduğunu düşünüyor. “Eşcinselseniz, abartılacak bir şey yok,” diyor. “Değilseniz, yine abartılacak bir şey yok.”
 
Yine de, Wisconsin eyaleti tarafından finanse edilen okul açıktan açığa eşcinsel-dostu. “Burada nasıl karşılanacağı konusunda endişe etmeden ilişkileri ya da ayrılmaları hakkında konuşabilirler,” diye açıklıyor Owen. Mezuniyet balosunun kral ve kraliçesi olmak için cinsiyet kimliklerine bakılmaksızın herkes yarışabiliyor. Girişteki duvar resmi ise “bilgi, saygı, barış” kelimeleri ile Stonewall Inn işaretini taşıyor. Burası herkesin birbirini tanıdığı küçük bir okul – yalnızca 165 öğrencisi var. Koridorlarda omuz hizasında saçları ya da ojeli tırnaklarıyla dolaşan erkek çocukların sayısı diğer okullara kıyasla daha fazla. Tüm bunlar başka yerlerde uyumsuz hissettiklerini söyleyen – gotik, punk ya da inek olsun – eleştirel bir öğrenci kitlesi doğuruyor ve bu da uygitsinci olmamayı Alliance’ta norm hâline getiriyor. Okulun sanat öğretmeni, Time dergisine şefkatle okulu “uyumsuz oyuncaklar adası” olarak tanıttı. 
 
Cinsel çeşitliliğin ABD’de hiç olmadığı kadar kabul edildiği bir dönemde bu tür okulların ortaya çıkması – ülke çapında bunlardan birkaç tane var – çelişkili görünüyor. Cornell Üniversitesi’nde gelişim psikolojisi profesörü olan ve The New Gay Teenager’ın (Yeni Eşcinsel Yeniyetme) yazarı Ritch Savin-Williams “Bu tür okulların olması ülkemiz hakkında ne söylüyor?” diye soruyor.  Bu okullar toplumsal muhafazakârlar, dinî gruplar ve eşcinsel topluluğundan bazı kişiler tarafından eleştirilerin hedefi oldu.  
 
Owen, okulun herkese cazip gelmediğini itiraf ediyor. Bir delikanlı okuldaki ilk birkaç günün ardından evi arayıp şöyle demiş: “Baba, beni buradan kurtar, bu çocuklar kafayı sıyırmış.” Fakat diğerleri için bu okul gerçek anlamda bir can simidi. Dylan Huegerich’in uzun saçları ve ara sıra yaptığı makyaj, yetiştiği küçük Saukville kentindeki okulunda sıkça alay konusu edilmesine sebep olmuş. “Canımı çok fena yakıyordu” diyor. “Hayatımdan nefret ediyordum. Her şeyden nefret ediyordum.” Saçlarını kestirip daha “erkek gibi” davranması söylendiğinde annesi okula şikâyete gitmiş. Annesi Time dergisine şunları diyor: “Onu her gün acı çektiği bir yere bıraktığımı biliyordum. Ah canım, yine mi dövdüler seni? Al bakalım, oraya tekrar gidiyorsun. Arabadan her çıkışında yüreğim parçalanıyordu.” Çocuğunu sekizinci sınıf için kaydettirmekten vazgeçiyor. “Tüm bu formları doldurarak aslında ona bir tür ceza verdiğimi hissettim.” Böylece çocuğunu Alliance’a yolluyor, okula varması 90 dakika sürse de.  
 
2005’te kurulan okul, Manhattan’daki Harvey Milk Lisesi’ni model aldı. Ödüllü Milk filminin hikâyesini oluşturan San Fransisco’dan eşcinsel aktivist Harvey Milk’ten adını alan okul ise resmî olarak 2002’de tanındı. Lise olarak (14-18 yaşları için) kurulan okul, ortaokul öğrencilerini de (11-14) kapsayacak şekilde genişletilse de şimdi yeniden yalnızca lise olma yolunda.
 
Bir heteroseksüel olan 17 yaşındaki Michael Freytes, Alliance’ı sevdiğini çünkü burada yargılanmadığını söylüyor. “Ortaokuldayken çok fazla zorbalığa uğruyordum. Uymaya çalışırdım; ama yapamazdım. Ama Alliance’ta bu tür sorunlar yaşandığında diğer öğrenciler sessiz kalmaz ve hocalar da icabına bakar.” Öğrenciler anlaşmazlıkları “güçlendiren adalet” dedikleri bir “adalet çemberi” ile çözüyorlar. Öğrenciler tarafından yürütülen çemberde “sorunu anlamaya çalışıp işler çığırından çıkmadan onu çözmeye çalıştıklarını” söylüyor Freytes.
 
Alliance gibi okulların bulunmasının temel gerekçesi güvenlik – LGBT gençler ve diğerlerinin anaakım okullarda tecrübe ettiği yaygın zorbalığa kurumsal bir yanıt. Sorun ciddi gözüküyor. Gay, Lesbian and Straight Education Network (GLSEN – Gey, Lezbiyen ve Heteroseksüel Eğitim Ağı) tarafından 2009’da düzenlenen bir araştırma her 10 LGBT öğrenciden 9’unun taciz ya da zorbalıkla karşılaştığını gösterdi. Öğrencilerin neredeyse üçte ikisi okulda güvensiz hissettiğini söylerken, beşte biri fiziksel saldırıya uğradığını belirtti. 2007’deki araştırmada yüzde 39’u fiziksel saldırıya uğradığını söylerken, durumu öğretmenlerine anlatanların yalnızca yüzde 29’u etkili bir çözümle müdahalede bulunulduğunu anlattı. 2009’da yapılan araştırma LGBT öğrencilerin daha sert taciz ve zorbalıklara maruz kalma sıklığının son on yılda değişmediğini buldu.
Geçen kış 14 yaşındaki Kenneth Weishuhn, Iowa’daki lisesinde açıldıktan sonra kendini öldürdü. Telesekreterine gelen anonim tehditleri bağırmalar ve fiziksel taciz izledi, bu öyle bir hâle gelmişti ki öğretmenler koridorda kendisine badigardlık yapmak zorunda kaldılar. Kenneth kendisini ailesinin garajında asarak öldürdü. Ebeveynler çocuklarını eşcinsel olarak kabul etmeye hazır olmasalar bile, diyor Owen, çocuklarına iyi gelecek bir çevrenin önemini anlıyorlar. “Çocuklarının güvende olmasını istiyorlar. Çocuklarının sırf kendileri oldukları için üzerine tükürülmeyeceğini, itilip kakılmayacağını bilmek istiyorlar.”
 
Eşcinselliğe yaklaşımlar ABD’de büyük bir değişim geçiriyor, Wisconsin gibi ortabatı eyaletlerde bile. Eşcinsel evliliğin eyalet çapında oylamaya sunulduğu her seferinde olumsuz sonuç çıksa bile. Başkan Obama geçenlerde eşcinsel evlilikten yana olduğunu açıkladı. Şu anda ABD’de 6 eyalette ve Washington DC’de yasal olan eşcinsel evlilik, ülke nüfusunun yüzde 12’sini kapsıyor. Gallup’a göre, bugün ABD’deki insanların üçte ikisi lezbiyen ve gey birlikteliklerinin yasal olması gerektiğine inanıyor, 1977’de böyle düşünenlerin sayısı yarıdan azdı.
 
Bugün yarıdan fazlası (% 54) eşcinselliğin ahlâken kabul edilebilir olduğuna inanıyor, 1977’de bu oran % 40 idi. Eşcinsellik konusunda en rahat olan kesim ise hayatın bir gerçeği olarak eşit haklar ve korumayı en çok isteyenler, yani gençler.
Tahmin edileceği üzere toplumsal muhafazakârlar bu yeni eğilimi ya da eğitimsel cevabı pek tutmadılar. New York Eyaleti Muhafazakâr parti başkanı Michael Long, Harvey Milk Okulu’nun kurulmasının toplum mühendisliği anlamına geldiğini söyledi. “Eşcinsellere eğitim vermenin başka bir yolu mu var? Gey matematiği diye bir şey mi var? Bu yanlış … bu çocukların ayrı tutulmasının hiçbir mantığı yok.”
Yine de, sıklıkla ayrı tutuluyorlar ve Chicago’da eşcinsel-dostu bir okul kurma çabalarının öncüsü Chad Weiden, eğitim başarısı biraz da soyut olan meseleleri öğrencilere erişilebilir kılmaktır, diyor. “Mesele tamamen konuyu çocuklara bağlayabilmekte. Matematikte olasılık anlatıyorsanız, bunu LGBT intiharlarına ya da işsizliğe bakarak gösterebilirsiniz. İyi bir ders programı evrim, biyoçeşitlilik, antropoloji, tarih ve edebiyat işlerken cinsel yönelim meselesini de ele alacaktır. Bu tüm okullar için geçerli olmalı, yalnızca kendisini eşcinsel-dostu olarak görenler için değil.”
 
Fakat bu muhafazakâr saldırıların arkasında iki neden göze çarpıyor. İlki, eşcinselliğin yanlış olduğu, eşcinsellik bahsinin bu kimliği “normalleştirdiği” ve her türlü etkiye açık gençleri eşcinsel olmaya teşvik edebileceği düşüncesi.
Chicago’da bir bakan olan Wilfredo de Jesus, Chicago Journal’a içini döküyor: “Lezbiyenler ve erkekler tarafından kendileriyle seks yapsın diye taciz edilen bakire kızlar için kimse kılını kıpırdatmaz da eşcinsel okulu kuralım derler. Bu hiç adil değil.” Savin-Williams bu tür suçlamaların saçma olduğunu söylüyor. “Bırakın değiştirmeyi, eşcinsel ya da heteroseksüel çocukların o şekilde yaratılabileceğine dair bir kanıt yok. Bu tamamen mantıksız.”
 
Bazıları eşcinsel gençlerin ne görülmesini, ne de duyulmasını istiyor. Lezbiyen ve gey öğrenciler için akran desteği sağlayan eşcinsel-heteroseksüel ittifak toplulukları ABD’deki okullarda hızla yayıldı. Fakat okul yöneticileri ve muhafazakâr veliler sıklıkla bu toplulukların karşısında yer aldılar, bu da öğrencileri örgütlenme hakları için mahkemeye gitmeye zorladı. Böyle bir durum geçen yıl West Bend, Wisconsin’de, Alliance’a 45 dakika mesafelik bir okulda yaşandı.
 
Sağ kanat cinsel yönelimin tanınması çabalarını “eşcinsel gündemin dayatılması” olarak tanımlıyor. Weiden okulunu kurmaya çalışırken muhafazakârlar eşcinsel yaşam tarzlarını teşvik edeceklerini söylemeleri için onları kışkırtmaya çalıştı. “Bizi galeyana getirmeye çalışıyorlar. ‘Söyle, söyle, eşcinsel yaşam tarzlarını öğreteceksiniz.’ Şöyle diyebilirdim: ‘Ben eşcinselim, bu çocuklar da eşcinsel olacak, bu da şehirdeki en kızgın okul olacak.’ Ama tabii ki böyle demiyoruz.”
İkinci neden ise çok daha yaygın olan, eşcinsel gençlerin cinsel yönelimlerini tamamen anlayıp adlandırabilecek bir konumda olmadıkları inancı: bu gotik, punk ya da inek olmak gibi bir şey, geçip gidecek bir gençlik hevesi olabilir. Bu kısmen ebeveynlerin ergen çocuklarının gelişmeye başlayan cinselliğine dair duyduğu endişeyle alakalı.
 
Yalnız bu diğer yandan eşcinsel olmayı aktif bir cinsel hayata sahip olmakla eş tutan bir anlayış olarak işlev görüyor ve eşcinsel kimliğini heteroseksüellikten farklı bir yere koyuyor. 12 yaşındaki bir oğlan çocuğunun kızlara duyduğu ilgiyi belli etmesi ya da tam tersi pek endişe yaratmaz. Gerçekte, çocuğun heteroseksüelliği meselesi tartışılmaz bile. Cinsel kimlik akışkan olduğundan tercihlerin değişme ihtimali tabii ki var. Ama bu durum heteroseksüel çocuk için de geçerli. Ve hangi cinse çekim duyarlarsa duysunlar ikisi de hâlâ ilk öpücüklerini bekliyor olabilir.
 
New York Times’a konuşan California’da eşcinsel gençlere destek hizmeti sunan Outlet Programı’nın yöneticisi Eileen Ross şunları söyledi: “Kimse çıkıp da heteroseksüel bir oğlana ‘Emin misin? Kızlardan hoşlandığını bilmek için yaşın daha çok ufak. Bu gelip geçici bir şey.’ demez. Ama eşcinsel gençler bununla çok sık karşılaşıyor. Heteroseksüel bir gence asla yapmayacağımız şekilde onların hislerini ve gerçeklerini inkâr ediyoruz.” Önceki kuşaklarda gençler açılmak için üniversiteye kadar bekliyordu. Şimdilerde ortaokulda ya da lisede açılıyorlar – dalga geçme, zorbalık, cinsel keşif ve hormonal değişiklikler bu yaşlarda ve ortamlarda oldukça belirgindir. Savin-Williams “Çocuklar kesinlikle daha erken açılmaya başladı ve ortaokul ister eşcinsel, ister heteroseksüel olun zorbalığın en yoğun olduğu yerdir.” diyor. Ülke çapında 8 yaşındaki trans çocuklara kadar hizmet veren çeşitli yaz kampları var.
 
Bir ortaokul rehber öğretmeni New York Times’a “Ortaokulun çocukların kimlikleriyle uğraştıkları bir zaman dilimi olduğunu hep biliyorduk” diyor ve kendi okulunun açık eşcinsel öğrenciler için “kesinlikle hazırlıksız” olduğunu itiraf ediyor. “Önceden homofobik sözler gırla gidiyordu, çünkü bu ortaokul kültürüne yerleşmiş bir şey ve bize ya da sınıf arkadaşlarına açılmış hiçbir öğrencimiz yoktu. Artık var ve biz de onların güvende olması için uğraşıyoruz.”
 
Eşcinsel-dostu okullar eşcinsel topluluğu üyelerinden de çeşitli tepkiler aldı. Bu tür okulların ayrımı körükleyeceği, eşcinsel gençleri homofobi gerçekliğinden koparacağı ve anaakım okulları sorunla yüzleşmekten kurtaracağını düşünüyorlar. 
Savin-Williams eşcinsel-dostu okulların amacı konusuna şüpheyle yaklaşıyor. “Bu okullardaki çocukların çoğu eşcinsel olduklarından değil, geleneksel cinsiyet kimliği stereotiplerinin dışında oldukları için buradalar. Eşcinsel çocukların çoğu böyle değil. Bu nerede son bulacak? Şişman çocuklar ya da gıcık çocuklar ve diğer tüm uymayanlar için ayrı bir okulunuz var mı?”
 
Chicago’da dinî, muhafazakâr ve eşcinsel muhalefetinin birleşimi benzer bir okulun kurulmasının önünü kesti.
Bu girişimi başlatan Weiden “Eşcinsel topluluğundan tepkiler geldi,” diyor. “Yaşlılar buna karşı çıktı. Bunun bir ayrım olduğunu düşündüler. ‘Bu okulu kurarsanız diğer okulları sorumlu tutamazsınız’ dediler. Ama çocuklar şu an korkuyor. Şu an acı çekiyorlar. Okulları sorumlu tutmak yıllar alacak. Umarım 10 yıl içinde bizim okulumuza artık ihtiyaç kalmaz. Ama şu an ihtiyaç var.”
 
Owen katılıyor. “Her ne kadar bu meselenin diğer okullarda da ele alınması gerekse de gerçek hiç de böyle değil. Çocuklar oralardaki durumun tamamen farkında. Bu yüzden buradalar. ‘Dünyayı her gün görüyoruz. Dünyanın nasıl bir yer olduğunu biliyoruz,’ diyorlar. Gerçek şu ki lise dışındaki dünya daha çok buradaki gibi. Liselerden çok daha eşcinsel-dostu bir yer.”
 
 
Eşcinsel gençlik ve İngiliz okulları
Stonewall’un bu ayın başında yayınladığı bir araştırmaya göre İngiltere’de lezbiyen, gey ve biseksüel gençlerin yarıdan fazlası okulda homofobik zorbalıkla karşılaştı. Görüşme yapılan 1,600 gençten neredeyse tamamı homofobik isim takmanın yaygın olduğunu söyledi, bu durum Ofsted raporunda “gey” kelimesinin sıklıkla hakaret olarak kullanıldığı gerçeğiyle örtüşüyor. Stonewall’un eğitim başkanı Wes Streeting şöyle konuştu: “Homofobik zorbalığın yanlış olduğunu açıkça söyleyen ve olaylara hızlı bir şekilde ve ciddiyetle yaklaşan okullarda homofobik zorbalığın daha düşük olduğunu bulduk. En iyi okullar homofobik zorbalıkla ders programı dâhilinde farklılıkları kutlamak ve eşcinsel meselelerine olumlu yaklaşmak suretiyle mücadele edenler.”
 
Zorbalığa karşı başarı elde etmiş ilkokullardan birinde, Ofsted müfettişleri öğrencilerin stereotipleri reddetme konusunda rahat olduklarını söylüyor – 6 yaşında bir oğlan çocuğunun tütü giymesi snıf arkadaşlarından herhangi bir yorum almazken, bir kız çocuğu sonunda iki prensesin evlendiği bir masal yazdı. Altıncı sınıftaki çocuklar aktör Ian McKellen ve ragbi oyuncusu Gareth Thomas gibi rol modellerini öğrendiler.
 
Pek çok öğrencinin eşcinsel karşıtı davranışlar sergilediği – öğrenciler sıkça “nonoş” ve “ibne” gibi kelimeleri kullanıyordu – başka bir okulda ise başöğretmen ders programını eşcinsel konularını incelemek için kullandı: teknoloji derslerinden Alan Turing’in hayatını, tarih dersinde ise eşcinsellere yönelik Nazı zulmünü işleyerek. Okul ayrıca siyahî bir lezbiyen repçiyi ve Müslüman bir eşcinsel grubu ağırlayarak farklı rol modelleri de sundu.
 
Ofsted ayrıca taciz korkusu olmadan cinsellikleri hakkında daha açık olabilen lezbiyen ya da gey öğrenci ve çalışanların bulunduğu okullarda zorbalıkta “belirgin bir düşüş” olduğunu tespit etti.
 

Etiketler: insan hakları, eğitim
Nefret