26/01/2010 | Yazar: Kahraman Gür

Bruce LaBruce’un ilk üç filmi (No Skin Off My Ass-1991, Super 8half-1995, and Hustler White-1996) 90’larin queer hareketiyle doğdu.

Provokatör Yönetmen: Bruce LaBruce Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bruce LaBruce’un ilk üç filmi (No Skin Off My Ass-1991, Super 8half-1995, and Hustler White-1996) 90’larin queer hareketiyle doğdu.

Düşük bütçeliydiler ve kenardaki gey yaşamı belgesel tarzında kameraya yansıtdilar. Üç filmde de seks sahnelerini sınırlandırılmadıysa da, LaBruce  seksle asıl vuruşunu, “Sking Gang” filmi için porno endüstrisinden bütçe bulduğunda yaptı.

Gey porno ve gey pornonun parodisiyle karışık, Skin Gang hem sinema endüstrisinde hem de porno endüstrisinde dağıtıldı. Bir porno şirketi de 2004 yılında The Raspberry Reich filmine eşsponsor olsa da, film erotik filmden çok radikal politika alanında yer alır.
 
LaBruce 2008 yılında Otto; or Up With Dead People’i çekmişti. Son filmi L. A. Zombie ise 2010 yılında izleyicilerle buluşuyor.

Varsity dergisi Toronto’nun çok tartışılan gey yönetmeni Bruce LaBruce ile politikayı, pornografiyi ve porno parodisini konuştu:
 
The Varsity: Kariyerinde filmlerin üzerine akademik çalışmaların yapıldığı bir noktaya geldin. Gönülsüz Pornocu (The Reluctant Pornographer -1997) kitabında üçüncü bir insan gözüyle eşcinsellik kurumuna dair çelişkilerini yoğunca tartışmışsın. İlk dönemine göre daha… Hımmm saygınlığın diyelim, daha saygıdeğer misin şimdi?
 
Bruce LaBruce: L.A. Zombie filminden sonra o söylediğin için bir şansım kalmadı. Bu filmden sonra beni makaraya alan çok olacak. Beni geriye götürecek bir film oldu. İnsanlar benden daha büyük bütçeli filmler yapmamı, isim yapmış oyuncularla çalışmamı bekliyor, evet Otto şimdiye kadar yaptığım en büyük bütçeli film, ama eminim ki birçok insan L.A. Zombie’nin beni geriye götürdüğünü düşünecek. “tekrar pornoya dönüyor, bu adam aynı şeyi tekrar tekrar üretiyor” diyecekler. Haklılar. Filmin bir hikâyesi yok. Bir haftada yazdım, canım sıkılıyordu boş durmayayım dedim. Sponsora verdim, şansına kabul edildi. Çarmıha gerilirsem hak ediyorum.
 
The Varsity:İnsanlar seni hangi kalıba yerleştiriyor? Sanat kutusunda mısın yoksa porno mu?

Bruce LaBruce: Gördüğüm kadarıyla kapitalist toplumda bu işin yolu böyle; düşük bütçeli filmlerle işe başlarsın, bir süre sonra bir ün kazanırsın, Sundance Film Festivali’nde filmlerin gösterilmeye başlanır, ondan sonra olgunlaşmaya baslarsın, artık o ham, çılgın fikirleri arkada bırakırsın, ciddi hikayesi olan filmleri, para getiren oyuncularla çekersin. İnsanlar benim için bir türlü yolu öğrenemedi, yetişemedi diyecekler, aynı tarz filmler üretip duruyor diyecekler. Ama birçok yönetmen de bunu yapıyor Robert Altman sadece bir büyük film üretmedi mi?
 
The Varsity: Otto filminde zombiler Bush Amerikasını, ama aynı zamanda gey cemaatinin korkulu homofobik yüzünü de temsil ediyorlar, bu yaklaşım bize geyler, gey topluluğunu karanlığa veya bataklığa sürüklüyor dedirtiyor.
 
Bruce LaBruce: AIDS’de var orda. Aslında filmin senaryosu çok daha uzundu, laf uzuyor diye birçok yerde kesmek zorunda kaldım. Fakat özetle Medea (solcu filmi yönetmeni) bütün bu AIDS ile ilgili komplo teorilerinin üzerine gidiyor. AIDS nasıl ortaya çıktı, hükümet AIDS’i istenmeyen azınlıkları temizlemek için mi geliştirmişti? Azınlıkları yok etmek için geliştirildiği söylenen kimyasal ve biyolojik araçların varlığı gibi komplo teorileri de var ayrica.
 
The Varsity: Los Angeles Zombi (L.A. Zombie) filminin izleyici hedef kitlesin aynı mı?
 
Bruce LaBruce: L.A. Zombi, Otto’nun devamı ya da bütünleyicisi gibi, fakat çok daha pornografik. Ve daha çok evsiz sokakta yaşayan insanlar üzerine. Biliyorsun bu da Bush döneminin bir sonucu, gerçi Bush Amerikası ile ilişkisi filmde çok aleni değil. Los Angeles’daki evsiz insanların yaşamı bir porno filminde kayda geçiyor. Zombi olduğunu düşünen şizofrenik evsiz biri, etrafta dolanıp bulduğu ölüleri becererek onları yaşama geri getiriyor.
 
The Varsity: Konsept yüksek.
 
Bruce LaBruce: Ama dikkat edersen onları s.kerek öldürmüyor, insan olarak hayata geri gönderiyor.
 
The Varsity: Senin ilk çalışmaların ve sonra gelenler ayrıca geçiş dönemi üzerine bayağı bir makale çıkıyor ortaya. Son dönem filmlerinin daha politik olduğunu söyleyenlere katılıyor musun?
 
Bruce LaBruce: Hayır, benim ilk uzun filmim No Skin Off My Ass’in politik yönü çok daha güçlüydü. Filmdeki kız kardeş SLA (Symbionese Liberation Army)’ya takıntılıydı ve siyah hareketinin çok sivri konuşmalarını yapan Angela Davis’in kayıtlarını dinliyordu. Birde lezbiyen kız kardeş karakteriyle açıkça siyah hareketiyle gey hareketinin paralelliğini vurguluyordu. Sonraki filmim Raspberry Reich de bu noktada doğdu aslında.
 
The Varsity: Zannedersem ilk filmlerinin apolitik olduğunu söylemek yanlış olur ama bu filmlerin Bush dönemi, günümüz siyasetini kapsamadığı için belki de daha az politik görülüyor.
 
Bruce LaBruce: Doğru, Raspberry Reich ve Otto’da daha geniş bir alan eleştiriliyor, gey vücut politikalarının dışına gidiyor. İnsanların bir arada görmeye alışık olmadığı sapık pornografiyle politikayı bütünleştiriyor diyebilirim. Her zaman genel kanının dışına çıkan, beklenmeyeni yapmaya çalışıyorum. Nerdeyse sapıkça, izleyiciye sadistçe yaklaşıyor. Onların karmaşık politik fikirler üzerine düşünmeye iterken bir yandan da izleyici porno sahnelerle azıyor.

The Varsity: Tabi pornografi politik bir alan.
 
Bruce LaBruce: Kesinlikle, her zaman Godard’in sözünü hatırlatırım “Seks politiktir”. Basit olarak algılanmamalı, Wilhelm Reichian’in anlatımı ile düşünülmeli. Raspberry Reich’de Gudrun (bas karakter)’in söylediği gibi “Dünyayı saran savaşlar umurumda değil, tek umursadığım boşalmam”. Aslında Gudrun seksin özgürleşmesini devrimsel değişimin temel taslarından biri olarak görüyor.
 
The Varsity: Çok eleştirmen -kendimi de dahil ediyorum- bir filmi yorumlarken filmin cinsel olarak uyardığını belirtmekten uzak duruyor. Erotik içeriği olan filmleri biz eleştirmenler sanki seksten arınmış gibi sadece entelektüel bir bakışla tartışıyoruz. Ana akım filmler ile pornografik filimler birbirine girdiğinde insanların bunu bir tür tehdit ya da korkuyla algıladıklarını mı düşünüyorsunuz?

Bruce LaBruce: Aslında çok az sayıda insan filmden hem entelektüel anlamda hem de seks anlamında da haz aldığını söyleyebiliyor. Ama sadece küçük bir azınlık. Genelde büyük bir çoğunluğu pornoya işleri bulaştırdığım için kızıyor.
 
The Varsity: Bir defasında internet üzerinde ilginç bir tartışmaya denk gelmiştim. The Raspberry Reich filminin açılış sahnesindeki seks üzerine “bu kadar şahane seks gereksiz konularla mahvedilmiş” gibi şeyler söylüyorlardı. Komik değil mi, tarzın insanların mastürbasyonlarını bozuyor, bir delik açıyorsun.

Bruce LaBruce: Doğru. Zaten fikir o, insanların kamerayla rahatsız edilmesi. Bilinçli veya bilinçsiz, kötü ya da istikrarsız kamera teknikleriyle, izleyicinin beklediği fokusun dışına çıkarak, izleyiciyi filmin ve kameranın ötesine oyuncu olmaya itiyorsun. Porno izleyicisi tabii, saf pornoda kendi bilincine gitmeyi sevmiyor.
 
The Varsity: Kötüleşen ekonomide küçük bütçeli bağımsız film yapmak daha da zorlaşıyor mu? Ne düşünüyorsun?
 
Bruce LaBruce: Otto’yu çekerken şanslıydım çünkü ekonomik krizden önce finanse edilmişti. Bir 6 ay daha beklemiş olsam Otto’yu yapamayabilirdim. L.A. Zombie’ye gelince, şöyle diyeyim 60 bin dolara ya da hatta 10 bin dolara bir film yapabilirsin ayrıca bir milyon dolar bütçe talep de edebilirsin.

Berlin’de bir tiyatro projem vardı. Bir kısmını kameraya çekmek gerekiyordu. 170 dolara Japon oyuncak kameralarından bir tane almış onu kullanmıştım. Şimdi ciddi ciddi böyle bir kamerayla bir film çekmeyi düşünüyorum.
 
The Varsity: Artan şöhretinle beraber filmlerin için sponsor bulmak kolaylaşmıştır.

Bruce LaBruce: Bir bakıma evet. Ama kimse de bana milyonlarını yatırmıyor. 10 yıl öncesine göre yapımcılar için daha güvenli bir yatırımım şimdi. Fakat halen milyon dolarlık filmlere imza atacak destek bulabilir miyim bilmiyorum. Film yapmak seks yapmak gibidir. Ön sevişme önemlidir, yoğundur, ama gerçekten yoğunlaşman, uyarılman gerekir. Film içinde o enerjiyi ortaya çıkaracak güçlü bir motivasyon önemli.
 
The Varsity: L.A Zombie bir porno şirketi tarafından finanse edildi değil mi?
 
Bruce LaBruce: Bir değil iki.

The Varsity: Nasıl başarıyorsun bunu? Raspberry Reich de bir porno şirketi tarafından finanse edilmişti ve kesinlikle porno estetiği yoktu.

Bruce LaBruce: Şöyle aslında, Jürgen Brüning, No Skin Off My Ass filmime para sağlamıştı, sonra o bir porno şirketi kurdu, bayağı da kazandı. Berlin’deki ilk porno şirketiydi. Aslında benim yapımcım porno endüstrisine adım attığı için ben de bu endustiride daha çok serpildim. Eğer penisin girip çıktığını görüyorsanız porno alanına girmişsinizdir.
 
The Varsity: Filmlerini porno pazara göre uyarlıyor musun?

Bruce LaBruce: Pratik nedenlerden dolayı evet. Para oradan geliyor. Ayrıca benim en özgür olduğum alan, birde gey hareketin son 10 yıl içinde iyice muhafazakârlaştığını radikal gey hareketinden uzaklaşıldığını düşününce porno üretmeyi seviyorum.
 
The Varsity: Ben gey hareketini daha çok özgürlükçü politikalarla özdeşleştiriyorum. Muhafazakârlaşma derken neyi kastediyorsun?
 
Bruce LaBruce: Herhalde eğer bir hareket Amerika’nın en önemli iki muhafazakâr kurumu- evlilik ve askeriye- tarafından kabul ediliyorsa, kendinden emin olarak o hareketin muhafazakârlaştığını söyleyebilirsin. Sadece eşit haklar isteme değil bu, ayrıca ideolojik olarak da muhafazakârlaşıyorsun, tek eşliliği destekliyorsun ve militarizm toplumunun askerlik kurumunu tamamlamaya çalışıyorsun. Geylerin doğal olarak sol kanat politikayla ilişkilendiğini düşünmek doğru değil. Toronto’ya ilk geldiğimde The Body Politic diye Marksist-feminist, ücretsiz dağıtılan bir dergi vardı. Şimdi her şey değişiyor.
 
The Varsity: Hareket politik doğruculuk (Politically correct) çizgisine giriyor o zaman?
 
Bruce LaBruce: Politik doğruculuk olduğunu düşünmüyorum. Daha fazlaca asimle oldular, ana akımla birleştiler, bunu yapmak içinde radikal elementlerle bağlarını kestiler. Örneğin uç deri kültüründen uzaklaştılar. Hâlbuki deri kültürü bir zamanlar hareketin sembolü gibiydi. Transseksüel hareket de öyle. Transseksüeller beklenildiği gibi davrandıkları surece tolere ediliyor.
 
The Varsity: Filmlerin için provokatör sıfatını kullanabilir misin?
 
Bruce LaBruce: 'Provokatör' uyar ama 'polemik yaratan' belki daha uygun gider.

Kaynak: http://thevarsity.ca/articles/24850
 








Etiketler: kültür sanat
Nefret