10/10/2006 | Yazar: Kaos GL

26–28 Kasım 1999 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen III. Cinsel Sorunlar ve Tedavileri Kongresi’nin forumlarından biri de ‘Eşcinsellik’ti. Dr. Sinan Düzyürek, Allen Lawrence ve Psikolog Ayşe Kayhan konuşmacı olarak katıldığı forumu Murat Yalçınkaya yazdı.

Psikoloji, Psikiyatri Ve Eşcinsellik Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı 26–28 Kasım 1999 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen III. Cinsel Sorunlar ve Tedavileri Kongresi’nin forumlarından biri de ‘Eşcinsellik’ti. Dr. Sinan Düzyürek, Allen Lawrence ve Psikolog Ayşe Kayhan konuşmacı olarak katıldığı forumu Murat Yalçınkaya yazdı.

KAOS GL

Murat Yalçınkaya

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği ile Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği'nin birlikte düzenledikleri III. Cinsel Sorunlar ve Tedavileri Kongresi 26–28 Kasım 1999 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi. Kongre'de "yaşam boyu cinsellik" ana başlığı altında çocukluktan yaşlılığa kadar cinselliğin psikolojik, organik, sosyal, hukuksal ve etik açısından değerlendirilmesi yapıldı.

Konular; konferans, sempozyum ve çalışma grupları şeklinde işlendi. Kaos GL'nin de davetli olduğu "Eşcinsellik" başlıklı forum 28 Kasım Pazar günü Dr. Nesrin Yetkin'in yönetiminde gerçekleştirildi. Kaos GL temsilcisinin yanı sıra Dr. Sinan Düzyürek, Allen Lawrence ve Psikolog Ayşe Kayhan konuşmacı olarak katıldılar.



Eşcinsellik ile Psikoloji ve Psikiyatri bilimlerini bir arada düşünmek her zaman sorunlu ve şüphesiz eşcinseller için de oldukça sancılı olmuştur. Psikiyatri ve psikolojinin diğer bilimlerden farklı olarak, ele aldığı konunun (akıl hastalığı, uyumsuzluk, normlardan sapma vb.) tanımlanmasının zorluğu ve bu tanımlar üzerinden geliştirilen tedavi yöntemlerinin her zaman tartışılabilir olması, sözünü ettiğimiz sorunu daha da çetrefilleştirmiştir. Psikiyatrinin ve psikolojinin çalışma alanından söz edildiğinde ‘kendi keşfettiği hastalığı tedavi eden tek meslek’ diye espriyle atıfta bulunulması belki de durumu daha açık bir şekilde ifade etmektedir.

Bir ‘sapkınlık’ olarak eşcinselliğin kavramsallaştırılması ise bizlere bu bilim dallarının hediyesi olmuştur. Ahlaksızlık, günah, insan soyunun geleceğini ve toplum düzenini tehdit etme gibi nitelendirmelerle anılan eşcinsellik, bir sapkınlık olarak tanımlandığında, tüm önyargılar ve farklılığa karşı duyulan nefret, bilimin, sözüm ona güvenli ve hakkında kuşku duyulamayacak, hakikat kisvesine bürünerek ortaya çıkmıştır bu kez de. Eşcinsel eğilimleri olan bireylerin sağaltılarak toplum düzenine adaptasyonları ise kendini toplumun normlarının devamını sağlamaya adamış olan psikiyatrların ve psikologların birincil görevleri haline gelmiş, eşcinsellik bir ‘suç’tan çok artık bir hastalık olarak algılanmaya başlamıştır.
Tabi artık durum batıda böyle değil, 70’li yılların ortasından itibaren eşcinselliğin bir hastalık olarak kavramsallaştırılmasına karşı geliştirilen argümanlar, eşcinsel hareketin gelişmesi ve eşcinsellerin kendi adlarına konuşmaya başlamalarıyla birlikte sonuçlarını vermeye başladı. İlk olarak Psikiyatrların ‘kutsal kitabı’ olarak adlandırılan DSM’den eşcinselliğin çıkarılmasıyla başlanan süreçle, eşcinsellerin heteroseksüel dünyaya tekrar hediye edilmeleri için sağaltma fikri, eşcinsellerin kendileriyle barışmaları, açılmaları gibi sorunlarıyla başa çıkmakta yardımcı olmaya dönüşmüştür.

İstanbul’da Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği ile Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri III. Cinsel Sorunlar ve Tedavileri Kongresi'nin önemli etkinliklerinden biri de eşcinsellik teması etrafındaki bilimsel bildiriler, çalışma grupları ve bir forumdu. Eşcinselliğin Türkiye’de akademik bir platformda ilk kez tartışmaya açılması kongrenin uzmanlar açısından olduğu kadar bizler için de önemini arttırıyordu. Çünkü, Batı’daki eşcinsellik ile ilgili literatür her ne kadar ülkemizde izlense de, ahlaki ve politik önyargılar nedeniyle olsa gerek, hâlâ eşcinselliği tedavi etmek gerektiğini düşünen psikiyatr ve psikologların sayısının bir hayli kabarık olduğu çok açık.

Kongrenin ikinci gününde, özellikle eşcinsel bireylerin psikoterapileriyle ilgili çalışmalarını halen Amerika’da sürdürmekte olan psikiyatr Sinan Düzyürek, eşcinselliğin psikoloji ve psikiyatri tarihi içinde kavramsallaştırılmasındaki farklılıkların izini sürerek, eşcinsel bireylerin psikolojik süreçlerinin, homofobinin bir terapi sürecini nasıl etkileyebileceğinin ve eşcinsel bir bireyle çalışan bir terapistin nelere dikkat etmesi gerektiğinin üzerinde durarak, kendi araştırmalarından ve literatürdeki araştırmalardan söz etti. Bildirisini sunmadan önce dinleyicilere dağıtılan bir makalesinin kimi bölümlerini dergimizde yayınlamak için izin aldığımızdan sunuşun ayrıntılarına girmeyeceğim.


Kongrenin üçüncü gününde ise sabah sadece alandaki uzmanlara açık olan çalışma gruplarını da yine Düzyürek yönetti. Öğleden sonraki oturumda ise ‘eşcinsellik’ başlığı altında bir forum düzenlendi. Forumu psikiyatr Nesrin Yetkin yönetti. Katılımcılar ise Sinan Düzyürek, psikolog Ayşe Kayhan, Human Right Campaign organizasyonundan Allen Lawrence ve Kaos GL’nin temsilcisi olarak ben idim.

Nesrin Yetkin ilk sözleri Amerika’daki ve Türkiye’deki eşcinsel organizasyonların temsilcilerine verdi. Allen Lawrence, Stonewall’u bir nirengi noktası olarak aldığı konuşmasında, o tarihten bugüne kadarki Amerika’daki gey lezbiyen hareketinden ve kazanımlarından söz etti. Kaos GL adına benim yaptığım konuşmada ise öncelikle Kaos, Lambda ve Sappho’nun Kızları gruplarının oluşma süreçlerine ve bugüne kadarki etkinliklerine değindim. Daha sonra da bu organizasyonların eşcinsel ve heteroseksüel bireyler için neden önemli olduğuna, Türkiye’de eşcinsel bireylerin yaşadığı sorunlara, psikiyatrların tavrına vurgu yaptım. Sinan Düzyürek de batıda çoktan tartışılmış ve üstünde anlaşılmış bir konun burada tartışma konusu olmasını yadırgadığından ve psikiyatrların eşcinsel bireylerle ilgili yaklaşımlarından söz etti. Psikolog Ayşe Kayhan her terapistin kendisiyle ilgili öğrenmek zorunda olduğu çok şey olduğuna değinerek, alanda çalışan uzmanların beraber çalıştıkları eşcinsel bireylere zarar vermemeleri için önkabullerinden ve önyargılarından sıyrılmaları gerektiğini söyledi.
Kişisel tarihlerimiz düşünüldüğünde, yaşadığımız toplumda kendini keşfetme, açılma, bir yaşam tarzını oluşturma sürecinin zorluklarıyla başetmeye çalışırken ya da eşcinselliğimizden bağımsız sorunlarımız dolayısıyla başvurabildiğimiz psikologlar ve psikiyatrların kendi alanları içinde düzenledikleri kongrede eşcinsellik konusunu ele almalarının önemli bir başlangıç olduğunu ve bunun toplumdaki önyargıların ve önkabullerin aşılmasında da önemli bir aşama olduğunu düşünüyorum.

Forum sonrasında konuştuğumuz birçok psikiyatrın de diyalog kurma istekleri umut vericiydi. Bundan sonra dergimizde ve başka platformlarda psikiyatri, psikoloji ve eşcinsellik konusunda yayınlanacak yazıların ve yürütülecek tartışmaların daha çok mesafe almamızı sağlayacağını düşünüyorum. Bu nedenle de bu kısa haber yazısının tüm eşcinsellere, psikiyatrlara, psikologlara tartışma için de bir çağrı olduğunu belirtmek isterim.


Kaynak: Kaos GL, Aralık 1999– Ocak 2000, Kaos GL, Sayı 1 (Yeni Dönem)


Etiketler: insan hakları, sağlık
Dijital