11/11/2014 | Yazar: Janset Kalan

Pembe Hayat Derneği, "pembe" cezaevleri diye duyurulan translara özel cezaevi konusunda dün bir toplantı gerçekleştirdi.

"Pembe" cezaevleri kimin için? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Pembe Hayat Derneği, "pembe" cezaevleri diye duyurulan translara özel cezaevi konusunda dün bir toplantı gerçekleştirdi.
 
İzmir’de açılması planlanan translara özel cezaevi konusunda istişare toplantısı alan Pembe Hayat Derneği riskler, yapılabilecekler ve eylem planına dair konuştu.
 
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nden (SPÜ) Demet Yanardağ’ın da video-konferans yöntemiyle katkı sunduğu toplantıya Kaos GL Derneği’nden Avukat Hayriye Kara ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Zafer Kıraç uzman olarak katıldı.
 
Ayrı cezaevi hak ihlallerini daha da görünmez kılar
 
Zafer Kıraç cezaevlerine dair özel ihtiyaçları olan mahpuslara dair bir bilgilendirme aktarımı yaptıktan sonra translara özel açılması planlanan cezaevinin bir tecrit olacağından ve muhtemel risklerinden bahsetti. İnsan hakları ihlallerinden bahsederken özellikle açık eşcinsel erkek ve trans kadın mahkûmların karşılaştığı problemlere değinen Zafer Kıraç, bu durumun hak ihlallerini daha görünmez kılacağını, işkence ve kötü muamele durumlarını artıracağını vurguladı.
 
Amaç: Tecrit
 
SPÜ’den Demet Yanardağ, devletin ayrı bir cezaevi yaparken iyi niyetli olmadığını vurguladı. Önceleri Kabahatler Kanunu üzerinden kesilen cezaların artık teşhircilik ve halka açık yerlerde cinsel ilişkiye girme şeklinde tutanaklar hazırlanarak daha ağır cezai yaptırımlara evrilmeye çalışıldığını söyledi. Bu cezaevinin yapılmasını da yine daha fazla trans kadın ve açık eşcinsel erkeği tutuklu yargılamak ve tecrit etmek amacıyla yapılıyor olabileceğine dikkat çekti.
 
Memurlara LGBTİ eğitimi verilsin
 
Cezaevlerinden gelen mektuplarda çeşitli hak ihlallerinin anlatıldığını belirten Pembe Hayat yönetim kurulu üyesi Buse Kılıçkaya, bu hak ihlallerinin görünür kılınması ve memurların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık eğitimi almasının devletin asıl önceliği olması gerektiğini vurguladı. "Bizlere özel cezaevi yerine mevcut cezaevlerindeki ihtiyaçlar gözetilerek şartların iyileştirilmesi gerekir" dedi.
 
“Biz bunları koruyamayız” yaklaşımı
 
Avukat Hayriye Kara ise ceza infaz sistemi mevzuatında "farklı cinsel yönelimi" olanların ayrı koğuşlarda barındırılması gerektiği söylenerek aslında mevzuatta LGBT kimlikler tanınmakta olduğunu söyledi. Ancak uygulamaya bakıldığında "biz bunları koruyamayız, hem zaten diğerleriyle aynı koğuşa koyarsak cinsel ilişkiye girerler" gibi afakî nedenler gösterilerek tek kişilik ışığın dahi girmediği hücrelere konulduklarını anlattı.
 
Sorun alanları, hak ihlalleri, devletin ayrımcı ve görmezden gelen politikaları tartışıldıktan sonra CİSST’ten Zafer Kıraç, bir eylem planı ve yol haritası çıkarmak üzere önerilerini sundu. Bu önerilerden Türkiye’de faaliyet yürüten LGBTİ ve insan hakları örgütlerinin bilgi edinme hakkını kullanarak Adalet Bakanlığı’ndan LGBTİ mahpuslara dair sorular sormalarının hem elde bir veri olması anlamında, hem de gelecek cevabın yasal bağlayıcılığı anlamında önemli olacağını vurguladı. Yine Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan randevu talep edilerek devletin böylesi bir cezaevine neden ihtiyaç duyulduğuna dair gerekçeleri öğrenmek ve bu gerekçeleri yerinde gözlemlemek için talepte bulunmak adına görüşülebileceği konuşuldu. Milletvekilleri aracılığıyla bir soru önergesini meclise sunmanın da konuyu gündemleştirmek ve tartışılabilir kılmak adına iyi olacağı kararlaştırıldı.
 
Konuyla ilgili Hapiste LGBT’de çıkan yazıyı bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Etiketler: insan hakları
Nefret