05/10/2020 | Yazar: Mati Solak

“Fiziksel olarak biraz toparlasak, iyi beslensek bu sefer de akıl sağlığımız gidiyor. Aradaki dengeyi sonsuza kadar tutturamayacağız bence.”

Sağlık sistemimiz ve pandemi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bugün aslında sosyal medyadan ya da ana haber bültenlerinde sıkça rastladığım bir konuşmayı yaptım arkadaşımla. Bakanlığın verilerinin tutarsızlığını, şeffaflıktan uzak rejim vs. malumunuz 7 ay kadardır dünya olarak bir salgın hastalıkla uğraşıyoruz. Üstelik bu hastalık İspanyol gribinden sonra en çok can kaybının yaşandığı ve henüz net tedavisi olmayan bir hastalık. Sirkafta kaldığımız süreçte farklı farklı aktivitelerle yeni yaşamlarımıza alışmaya çalıştık. Ekonomik krizin “ben buradayım” diyerek keskin olarak karşımızda durması onlarca insanın temel hakkının dolaylı yahut dolaysız gaspına yol açarak hak ihlallerini de istatistiksel anlamda arttırdı.

Bunları daha önce defalarca kez dile getirdiğim için şu an susuyorum. Çünkü bugün bir konuğum var. Şehnaz, Eskişehir’de bir sivil toplum kuruluşunda çalışan aktivist arkadaşım. Geçenlerde semptomlar üzerine COVID-19 testi yaptırmak için sağlık kuruluşuna başvurdu ve test sonucu pozitif çıktı. Test yaptırabilmenin ne kadar zor olduğunu, sağlık sisteminin ona bu süreçte neler yaşattığını merak ettim. Hemen arayıp sorularımı cevaplayabilir misin diye sordum ve o da kabul etti.

Şehnaz merhaba biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba Mati. 2 sene önce Anadolu Üniversitesi’nden mezun oldum. Çiçeği burnunda sosyoloğum. Mezun olduktan sonra, bir süre daha Eskişehir’de bir kitap kafede çalışmaya devam ettim. Daha sonra herkesin ömründe bir kere düşündüğü hatta Türkiye’de ise birçok kez düşündüğü şeyi düşündüm. Yurtdışı. Kendi mesleğimi yapamamak psikolojik olarak beni çok yıpratmıştı. 6 ay kadar İngiltere’de yaşadım. Anam benim derdim biter mi? Bu seferde amaçsız kaldım. Yurtdışını bir kaçış olarak gördüğümü ve aslında geride bıraktığım yerde de çabalamadığımı fark ettim. Oranın bana kattıklarını yok sayamam tabi. Geri döndüm ve Eskişehir’de yaşamaya başladım. Bu sefer önceliğim para kazanmak değil de kendi işimi yapmaktı. Bir STK da gönüllü olarak çalışmaya başladım. 3 ay kadar çalıştıktan sonra karantina dönemi başladı. Sonra mı? Sonrası herkes ile aynı. Güvencesizlik, ekonomik sıkıntılar, evde nasıl zaman geçirebilirim diye düşünmeler, aman bir dur be kadın belki de durmaya ihtiyacın var demeler, online dersler, yogalar, alınan kilolar, 00.01 ‘ de koşmalar, korku ile çağırılan koliler, ev arkadaşı ile vakit geçirmeler, oturduğun yataktan sıkılmalar, Manıh’ın (kedimiz) banyodan çıkarken bacağıma attığı pusular, kitapları hiç söylemiyorum, biyoloji kelimesinden bile koronanın aklına gelmesi ve kapanış. 2020’yi kendi haline bırakıyorum. Karantina sürecinde sürekli iş başvurusu yaptım. Ancak süreç o kadar belirsizdi ki. İş başvurularına olumlu/olumsuz dönüş bile olmadı. Derken bayramda ailemin yanına gittim. Onları uzun süredir görmüyordum ve bana çok iyi geldi. Döndüğümde yine Eskişehir’de başka bir STK da işe başladım. 2020’nin güzel yarısı kapıda galiba derken bu seferde testim pozitif çıktı.

COVID-19 testinin pozitif çıktığını öğrendim. Nasılsın şu anda?

Teşekkür ederim, iyiyim. Geçtiğimiz Pazar günü kendimi çok halsiz hissetmeye başladım. İş yorgunluğudur, alışma sürecidir diye düşündüm. Burnum akmaya başladı. Boğaz ağrım yoktu, ateşim yoktu. Grip ilacı kullandım ve beni hemen rahatlattı. İştekilere söyledim ve evden çalışmaya başladım. 2 gün sonra kolonya döküyorum, parfüm sıkıyorum ama koku hiç yok. Çok telaşlandım ve sabah hemen hastaneye gittim. Test yaptırdım ve pozitif olduğumu öğrendim. Şu an evdeyim ilaç kullanıyorum. Ev arkadaşım 2 hafta önce bir iş için Ankara’ya gitmişti. Manıhla evde ikimiziz. Bana biraz sitem ediyor farkındayım. Bakışları ile belli ediyor. O da hissetti. Bu meymenetsiz kadın neden sürekli evde diyor kesin. Sürekli parçaladığı bir koltuk var hala bitmedi o koltuk. O kendine meşgale bulmuş ben kendime bakayım.

Şu anda bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyorsun değil mi? Çalıştığın kurumdaki ekip arkadaşların nasıl? Semptomları yaşayan başka biri var mı?

Evet. Herkes iyi, karantinadalar. Test yaptıranlar oldu negatif çıktılar. Kimisi de test sonucunu bekliyor. Semptomları yaşayan da yok. Çok şanslıyım. Şahane bir ekip. Beni bu süreçte hiç yalnız bırakmadılar. Her gün durumum ile ilgili bilgi alıyorlar.   

Aslında o kadar çok haber okuyoruz ki birinci ağızdan duymak istiyorum, test sürecini hakikaten nasıl gerçekleştirebildin?

Test yaptırmaya giderken kafamda deli sorular vardı. Daha önce pozitif çıkan bir ablamı aradım ve süreçle ilgili bilgi aldım. Çünkü yine sağlık sistemine değil de kendi dayanışma ağımıza, kadınlara güveniyorum. Semptomlarımın test yaptırmaya “yetersiz” olarak görülebileceğini ve abartmam gerektiğini söyledi. Gripsin, klima çarpmıştır denilip eve gönderilmemek için evet. Test yaptırmak için yalan söyledim.

Sürecin başından sonuna kadar sağlık çalışanlarının sana karşı tutumu nasıldı? Herhangi bir hak ihlaline uğradın mı?

Eve döndüm. Telaşlı halde sonucumu beklemeye başladım. Sonra hastaneden aradılar ve pozitif olduğumu, Filyasyon ekibinin gelip gerekli bilgiyi vereceğini 14 gün boyunca evde kalmam gerektiğini söyleyip kapattılar. Bunlar olduğunda saat 15.30’du. Evde durumun bile farkına varamadan beklemeye başladım. Aile sağlığı merkezini aradım. Filyasyon ekibinin gelmediğini söyledim. Yoğun olduklarını söylediler. Temaslı olduğum kişilerin bilgisini aldılar. Sonra özel numaradan arandım. Filyasyon ekibi evi bulamadıklarını, trafik olduğunu, evimin bulunduğu yerin araç trafiğine kapalı olduğunu söyledi. Ve beni dışarı çağırdı. Önce şaka yaptıklarını sandım ama sonra hakikaten oldukları yeri tarif edince şaşırdım, kaldım. Neredeyse yarım saat o psikoloji ile onlara bulunduğum yeri tarif ettim. Gelmediler. Beni iki sokak öteye çağırdılar. Yanlarına gittiğimde elime bir kâğıt ve bir ilaç tutuşturdular. Ayaküstü. Yanda da mahalle kıraathanesi var ve tıklım tıklım. Çaylarını yudumlayarak telaşlı ve meraklı halde bizi izlediler. Resmen etiketleme. Acele acele 8 8 3 3 gibi şeyler söyledi. Bunun saat mi ilaç adeti mi olduğunu bile ben sordum. Hayatımda hiç 8 tane ilacı aynı anda yutmadım çünkü. Ben sordukça o sinirlendi o sinirlendikçe ben sordum. Emekliler gibi söylene söylene eve geldim. İlacıma başladım. Bu süreçte ne kadar minnoş arkadaşlarımın olduğunun bir kez daha farkına vardım. Kapıya bırakılan sebze meyveler, şunu ye, yap iyi gelir diyenler, akşama şu yemeği yapacağım diyenler, su yükleyenler. Bir yandan da nerden kapmış olabilirsin bir fikrin var mı diye soranlar (ben onlara kaynakçı ismini verdim).

Kullandığın ilaçların şu ana kadar bir yan etkisini gördün mü?

Hayır görmedim. Bence gayet iyi gidiyorum. Önemli olan ilaç değil de birilerinin yanında olduğunu bilmek ve moralini yüksek tutmak. Ha bir de bol limon ve su. Limonun tadını alamıyorum, hüzünlü. Dün yemeği de yaktım. Kokuyu alamadığımdan. Bunu okuyunca ev arkadaşım gülecek. Çünkü çok unutkanım, yemeği zaten normalde de sık sık yakıyordum.

Son olarak sence Türkiye’de sağlık sistemi diye bir şey var mı?

Anacığım bunun dersi var dersi. Okuyun öğrenin ya. Sağlık ve Hastalık Sosyolojisi çok severim. Zorunlu da bir okumamız vardı. Sağlığın Gaspı. Her sosyoloğun evinde vardır bu kitap. Sağlık sistemleri hakkında detaylı bilgi ve karşılaştırmaya bu kitaptan ulaşabilirsiniz. Aslında sağlık sistemimiz birçok ülkeye göre iyi durumda. Tamamen özelleşmiş olmamasından dolayı. Ama Şehir Hastaneleri işi tamamen değiştirdi. Şehir hastaneleri AVM bizde müşteriymişiz gibi geliyor bana. Sadece ihaleleri bile incelesek altından bin ton şey çıkar. Sistemsiz bir sağlığımız var. Sağlıklı mıyız o da tartışılır gerçi. Fiziksel olarak biraz toparlasak, iyi beslensek bu sefer de akıl sağlığımız gidiyor. Aradaki dengeyi sonsuza kadar tutturamayacağız bence. Dengeyi ejderha meyveli smoothieler bozdu. Dengeyi bozanlar, dengemizi bozdu. Evde kalamayanlar, çalışmak zorunda olanlar bu süreçte kaderine terk edildi. Twitter’dan yönetilen bir sağlık sistemimiz var. Nur topu gibi 10 Nisan’ımız var. Benim Twitter’ımda en başta Fahrettin Koca çıkıyor mesela. Her akşam aynı saatlerde asla inanmadığım vaka sayılarına bakıyorum. Neyse anacığım, gidiyorum ben. Kendinize çok dikkat edin. Ben iyi olacağım.

Kamu spotu: Ellerinizi yirmi saniye boyunca sabunla yıkayın, sosyal mesafenize dikkat edin. Maskenizi mutlaka takın. Pozitif çıkan arkadaşlarınıza nereden kaptın bir tahminin var mı diye sormayın. Testleriniz negatif çıktığında ay oh be ‘temiz’ çıktım demeyin. Bunun dışında sevin, sevilin, sevişin.

Bonus olarak Kitap önerisi: Temize Havale- Juli Zeh


Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret