28/10/2020 | Yazar: Kaos GL

Seyhan Arman'ın başrolünde oynadığı “62-84 Anlaşılmadı Merkez”, Antakya Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nün ardından Anatolia International Film Festivali’nden "En İyi Film" ödülünü de aldı.

Seyhan Arman’ın oynadığı “62-84 Anlaşılmadı Merkez”e ikinci ödül! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Timuçin İpekusta'nın yazıp yönettiği Seyhan Arman, Göksu Girişken ve Tajsher Yakub'un başrollerinde olduğu “62-84 Anlaşılmadı Merkez”, Anatolia International Film Festivali’nden "En İyi Film" ödülünü aldı.

Antakya Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nün ardından bu sefer de Anatolia International Film Festivali’nden "En İyi Film" ödülünü alan “62-84 Anlaşılmadı Merkez” erkek şiddeti ve nefret cinayetlerinin odağında 6284 sayılı kanunun uygulanmasındaki sorunları konu alıyor.

Film ayrıca; San Francisco TransGender Film Festivali’ne de seçildi. 62-84 Anlaşılmadı Merkez, festivale Türkiye’den seçilen tek film. “62-84 Anlaşılmadı Merkez” Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nde de finalistler arasında yer alıyor.

Filmin başrol oyuncularından Seyhan Arman ödül ile ilgili KaosGL.org’a şöyle konuştu:

“İki günde iki farklı festivalden ödül aldığımız haberi geldi. Üstelik San Francisco Transgender Film Festivali’ne Türkiye'den seçilen tek film bizim filmimiz oldu. Bunlar güzel haberler. Sonuçta ortada ciddi bir emek var. Var olan derdimizi en iyi şekilde anlatmaya çalıştığımız bir iş var. Üstelik yönetmenimiz Timuçin İpekusta'nın ilk filmi. Ve kendisi gerçekten büyük özverilerde bulundu. Konusu itibari ile alması gereken birçok desteği alamadı. Buna rağmen, birçok yapımcının yaptığı gibi "Bu bir sosyal sorumluluk projesi" veya "Şu sebepten bütçe bulamadık" diyerek bedava çalışmamızı da talep etmedi. Projesine güvendiği için gitti kredi çekti ve şartları dahilinde yapabildiği en iyi şekilde filmini yaptı. Bu sebeple öncelikle yönetmenimizi ve bütün ekip arkadaşlarımı tebrik ediyorum.”

Filmin yönetmeni İpekusta ise filme dair şöyle diyor:

“İstanbul Sözleşmesi kapsamında kabul edilen 6284 sayılı kanun, tam anlamıyla uygulandığında caydırıcı gücüyle kadın ve nefret cinayetlerini engelleme potansiyeline sahip. Fakat yargı sistemi içinde ve kolluk kuvvetleri seviyesinde uygulamadaki eksikler nedeniyle etkin şekilde hayata geçirilemiyor. Üstelik bazı kesimlerin itirazıyla, sürüncemede kalıyor. Bu sebeple, ağır tahrik indirimi ve iyi halden cezalar düşürülüyor veya polis şikayetçi olan bir kadının resmi işlemini bile yapmayabiliyor Emine Bulut örneğinde olduğu gibi… Filmin adı da bu duruma işaret ediyor. Bir türlü durdurulamayan kadın ve nefret cinayetlerinin ve devletin/yasaların etkisizliğinin oluşturduğu derin üzüntü ve duygularla bu senaryo fikri ortaya çıktı. Çokça alternatif son versiyonu arasından seçtiğimiz finaldeki polis müdahalesi, devlete sorumluluğunu hatırlatmak amacını taşıyor.

“Bizim bu konuda bir farkındalık oluşturma hedefimiz var. İlk kez, kısa da olsa bu konu üzerine çekilmiş bir film olacak bildiğimiz kadarıyla. Hikayemizdeki trans kadın ve göçmen de, üzerine fazla düşünmediğimiz ama yaşanmakta olan benzer başka dramları hatırlatıyor. Bu kanundan faydalanmaları gerekiyor ama örneğin trans kadınların hakları kanunlarda geçmediği için çözümsüzlük sürüyor. Ayrıca, senaryoda bahsedilen, maddi imkansızlıklardan kapanan LGBTİ+ sığınma evi de gerçek bir olaydır.”


Etiketler: kadın, kültür sanat
Nefret