05/12/2008 | Yazar: Can Yaman

Can Yaman

Soğuktu ve yağmur çiseliyordu Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Can Yaman
Bu hafta, aklımız birçok şeyle meşguldü. Bunların başında Aids vardı. HIV/AIDS’in sadece eşcinsellerin değil, tüm insanlığın sorunu olduğuna dair feveranlarımız boşa gitmiş ki bu yıl yine rahatsız edici cümleler kullanıldı: Şüpheli ilişki, uygunsuz ilişki, yasak ilişki.

Âdem’in oburluğundan önce yemiştik ayvayı bir kere. O zamandan beri de yediriyorlar durmadan. Pervasız bir şekilde saldırıyor, katlediyorlar. Damgalıyor, dışlıyorlar. Peki, kim bunlar? Ne iş yaparlar? Nedir bizle alıp veremedikleri? Tam bunlara cevap ararken günlük aldığımız bir gazete eki, bana dokundu. Üzerinde cinsel sağlık metniyle akıl veren doktor namı almış bir hoca, şifrelemişti çözülemeyen kaderimizi.

Haber şöyleydi, eşcinselliğiyle barışamamış bir arkadaş, Güzin Abla’ya yazar gibi doktor beye derdini açmış. Doktorun tanımı ilginçti. Çünkü kendiyle barışamayan bir eşcinsel, onun için bir yalancıydı. Hepimizin vaktiyle açılamadığı ya da halen açılmadığı düşünülürse, topyekûn yalancılıkla ithaf edilmek ne onur kırcıydı. Hâlbuki alışmak gerekliydi. Yıllardır kara bantlarla boyandığımız basın için bizler birer sapık, cani, adi, ahlaksızdık. Şimdi yalancı olmak koymamalıydı. Zaten koyan o değil, arkadaşın haliydi.

O arkadaş kendi yalnızlığında kendine açılamamış, kaçınmıştı. Onu hapseden zihniyetten kaçmak için kendine bir kılıf uydurması gerekiyordu. Sonuçta kendini kurtardığı fakat onurunu kurtaramadığı bir tanımla damgalanmıştı. Belki kendince haklıydı. Bu utanç duygusundan kurtulmak gerekliydi. Onun hikâyesi hepimizin hikâyesiydi. Hüzünlü ve acı vericiydi. Ona sunulan seçenekse tedavi. O tedavi de ne tedavisi, düşünmek bile istemiyorum.

Eşitlikçi söylemiyle kendine mecra arayan bir kablolu haber kanalı da buna değinmişti. İslamcı psikiyatrisi diye kendini tanıtan bir doktorla diyaloga giren spiker, bu çarpıklıktan kurtulmanın imkânı yok mu, diye sormuştu. Kendi acınası çarpıklığına bakmadan. Her şeyden önce referans alınan yerin din olması başlı başına bir sorundu. Bu gibi şeyleri bu tip insanlara sormak, hataydı. O, eşcinsellerin heteroseksüel evlilik yapmaması kanısındaydı. Haklıydı. Ama onun sunduğu çözüm de kararsızdı. Sonuç katiydi. Çözümse ne İslami ne moderndi. Kurtuluş, hepimizdeydi. Kendimiz ve kardeşlerimizdeydi.

Bu hafta, diğer haftalar gibi değildi. Bu hafta, acımız vardı. Rahmetle andığımız arkadaşlarımız vardı. Bu hafta, Dünya Aids Haftası’ydı. 80’lerden beri de havası hep, bozuktu. Soğuktu ve yağmur çiseliyordu.




Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret