01/09/2020 | Yazar: Cem Öztürk

“Bu motifin bu kadar sık görülmesi kesinlikle bir suni gündem değil. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık özneler için hiç suni değil, son derece gerçek.”

“Suni gündem”in ötesinde: LGBTİ+’lar pandemide ne yaşadı? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın COVID-19 pandemisi devam ederken yayınladığı LGBTİ+’ları ve HIV’le yaşayanları hedef gösteren merkezi Cuma hutbesinin ardından cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık ve şiddet vakalarında yüzde yüz artış yaşandı.

Bu veri, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) Haziran ayında yayınladığı, COVID-19 sürecinin ilk üç ayında derneğin çeşitli çalışma alanlarına ilişkin deneyimlerine yer veren Pandemi Raporu’ndan.

Sosyal yardımlara ihtiyaç arttı

Raporda, derneğin çalışma alanlarına gelen başvuruların pandeminin ilk üç ayında iki katına çıkarak 11 Mart 2020 ile 11 Haziran 2020 tarihleri arasında 82 kişiye psikolojik destek ve 60 kişiye hukuki danışmanlık sağlandığı belirtiliyor. Derneğin LGBTİ+ Danışma Hattı ise bu dönemde 481 başvuru almış.

Pandemi sürecinde en çok başvuruyu duygusal destek ile açılma süreci ve sorunları konularında alan SPoD Danışma Hattı’nın verileri, LGBTİ+’ların artan psikososyal destek ve sosyal yardım ihtiyaçlarını yansıtıyor: “Başvuru konuları arasında daha dengeli bir dağılımın görüldüğü önceki yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında pandemi sürecinde sosyal hizmet konulu başvuruların oranında yüzde 1283, duygusal destek konulu başvurularda ise yüzde 365 artış olmuştur.”

suni-gundem-in-otesinde-lgbti-lar-pandemide-ne-yasadi-1

Psikososyal destek, hukuk ve adalete erişim ile akademi alanlarında Türkiye’deki LGBTİ+’ların pandemiyle birlikte neler yaşadığına dair çarpıcı veriler sunan rapor, ilgili kurumların bu dönemde hak temelli bir yaklaşım geliştirmemesinin pandemiyle mücadelede LGBTİ+’ların talep ve ihtiyaçlarını görünmez kılarak topluluğu temelde korumasız bıraktığını ortaya koyuyor:

“Danışanlardan gelen geri bildirimler sonucunda, Alo 183 hattının HIV/AIDS, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çerçevesinde yetersiz kaldığı, Alo 144 hattının ise aşırı yoğunluk nedeniyle gelen çağrılara etkili yanıt veremediği bulgulanmıştır.”

Psikolojik desteğe erişimdeki zorluklar

Raporun “Psikolojik Destek” başlıklı bölümünde pandemi sürecinin günlük hayata etkileri ve gelecekle ilgili belirsizliklerin kaygı, depresyon ve intihar düşüncelerini tetiklediği açıklanıyor. Sosyal alanlarda kendi güvenli alanını yaratan LGBTİ+’ların ev ortamında bu destek sisteminden yoksun kaldığı tespit ediliyor.

Pandemiyle artan ekonomik sıkıntılar nedeniyle psikolojik desteğe ücretsiz erişimle ilgili girişimde bulunan SPoD, terapilerin çevrimiçi sunulduğu bu dönemde aile evlerinde kalmak zorunda kalan danışanların süreçlerini ertelemek durumunda kaldığını belirtiyor: “Pandemi sürecinde ev ortamında birlikte yaşadıkları kişilere açık olmamak veya açık olma durumunda da baskı altında olmak, kişiler için psikolojik desteğe erişimdeki zorluklardan bazılarıdır.”

Hedef göstermeler fiziksel şiddeti doğuruyor

Raporun “Hukuk ve Adalete Erişim” başlıklı bölümünde ise LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin nefret suçlarına dönüştüğü ve kurumsallaşan ayrımcılığın bir cezasızlık rejimi yarattığı vurgulanıyor:

“SPoD olarak pandemi sürecinde verdiğimiz hukuki danışmanlıklarda en net gözlemlediğimiz husus, kamu görevlileri ve devlet kademelerinde yetkili bürokratların LGBTİ+’ları hedef gösteren açıklamaları sonrası, açık veya görünür kimlikli LGBTİ+’lara yönelen fiziksel şiddetin de artmasıdır. Söz konusu açıklamaların ifade özgürlüğünü aşarak LGBTİ+’ları pandeminin sorumlusu tutacak denli hedef haline getirmesiyle birlikte, danışanlarımızın aileleriyle yaşadıkları çatışmaların artarak fiziksel şiddete döndüğü gözlenmiştir. Yine bu süreçte danışanlarımızın ev sahiplerinden, komşularından ve hizmet aldıkları yerlerden kendilerine yönelik sözlü saldırı ve sataşmaların da arttığı yönünde başvurular alınmıştır.”

“Mevzu lubunyaya”

Pandemi döneminde katmerlenen ayrımcılık hakkında konuştuğumuz SPoD Hukuk Ekibi Sorumlusu Güley Bor, LGBTİ+’lara yönelen nefretin yalnızca Türkiye’ye özgü bir şey olarak kalmadığını, örneğin Irak ve İsrail’deki dini liderlerin de benzer açıklamalar yaptığını ve pandemi sürecinde LGBTİ+’ların çok gündemde olduğunu belirtiyor.

LGBTİ+’ların pandemide hedef tahtasına konulmasının suni bir gündem yaratma çabası olduğu iddialarına yanıt veren Bor, “Bu motifin bu kadar sık görülmesi kesinlikle bir suni gündem değil. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık özneler için hiç suni değil, son derece gerçek. Bu elbette LGBTİ+ örgütleri için de geçerli. Bununla birlikte bu gündemin suni olmaması, zamanlamasının dikkatlice seçilmediği anlamına gelmiyor. Aksi takdirde bu kadar çok ülkede bunu gözlemliyor olmazdık diye düşünüyorum. Bu gerçek bir gündem ama zamanlaması ve dünyanın her yerinde şu an görülüyor olması tesadüfi değil.” diyor.

Bor, yaygınlaşan nefretin COVID-19’a karşı oluşturulan dilin dahi son derece militarist olmasından ileri geldiği düşünüyor: “Birçok ülkede bir virüse karşı savaş açıldığı iddia ediliyor birçok ama bir virüse karşı savaş açamazsın, insanlara karşı savaş açarsın. Hükümetler bu durumda bir karşıtlık yaratmak durumunda kalıyor. Bu süreçte Türkiye’de ve dünyada LGBTİ+’larla beraber HIV’le yaşayanlar ve elbette bu iki grubun kesişiminde yer alanlar tekrar stigmatize edilerek çok ciddi ölçüde ayrımcılığa maruz kaldı.”

“Virüse savaş açma noktasında karşılarına halihazırda marjinalize edilmiş, zaten bir önceki pandemide, yani 80’lerdeki HIV epidemisinde, adı çokça duyulmuş kesimlere yönelmek hükümetlerin işine geldi. Bu, halihazırda var olan ayrımcılıkların bu sürece özel olarak bilerek körüklenmesiydi. Pandemi gündeminde ön plana çıkarılması, bu kadar sıklıkla bizden bahsedilmesi, günün sonunda yine ‘mevzu lubunyaya’ dememizin sebebinin de bu üretilmek istenen düşmana dair en kolay hedefin biraz da biz olmamız.”

Neler yapılmalı?

Raporda, Türkiye’nin imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin devlete ayrımcılık yapmaksızın toplumsal cinsiyet temelli ve ev içi şiddete karşı koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirme ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürütme sorumluluğunu yüklemesine rağmen kamu kurumları ve yerel yönetimlerin, özellikle de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı’nın dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan LGBTİ+’lara yönelik bir acil eylem planı bulunmadığına dikkat çekiliyor.

Raporun “Neler Yapılmalı?” diye soran son bölümü ise kamu kurumları ile yerel yönetimlerin LGBTİ+’lara yönelik ne tür politika ve çalışmalar gerçekleştirmesi gerektiği üzerinde duruyor.

Kamu kurumları ve yerel yönetimler bünyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları geliştiren birim ve komisyonlar kurularak pandemi sürecinde ve sonrasında LGBTİ+ kapsayıcı politikaların geliştirilmesi, LGBTİ+’ların pandemi nedeniyle ortaya çıkan özel ihtiyaçlarının tespiti ve karşılanması için mekanizmalar oluşturularak gereken bütçe ve kaynakların ayrılması, kamu - sivil toplum işbirliğinin geliştirilerek sürece LGBTİ+ sivil toplum örgütlerinin doğrudan dahil edilmesi ve LGBTİ+’lara yönelik insan hakları ihlalleri karşısında toplum önünde sağlam bir duruş sergilenerek ihlallerinin ortadan kaldırılması için eşitlikçi ve insan haklarından yana bir pozisyon alınması öneriliyor.

Nereden destek alabilirim?

SPoD Danışma Hattı, LGBTİ+ danışanlara cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık ve şiddet, cinsel sağlık ve cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar, cinsiyet uyum süreci, askerliğe elverişli değildir raporu alma süreci ve sosyal hizmet kurumları gibi konularda danışmanlık veriyor; açılma süreci, akran zorbalığı ve ilişki zorlukları gibi konularda duygusal destek sağlıyor. Danışanlar ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda hukuki danışmanlık, psikolojik destek ve sosyal hizmet konularında SPoD’un ilgili çalışma alanlarındaki çalışan ve uzmanlara yönlendiriliyor.

*Bu haber Kaos GL Medya Okulu kapsamında hazırlanıp yayınlanmıştır.


Etiketler: insan hakları
Nefret