17/09/2021 | Yazar: Kaos GL

Feminist Bellek ekibi olarak Kaos GL okuyucularıyla buluşmak ve kendimizi tanıtmak için kısa bir yazı kaleme aldık.

Teoriden mücadeleye: Feminist Bellek Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Feminist Bellek ekibi olarak Kaos GL okuyucularıyla buluşmak ve kendimizi tanıtmak için kısa bir yazı kaleme aldık. Feminist ve LGBTİQ+ hareketlerin arasında tarihsel ve politik olarak halihazırda sıkı bağlar ve kesişimler var. Ancak bu iki harekete yönelik özellikle son yıllarda yoğunlaşan saldırılar hem her iki hareketin özgürleşmesi arasındaki ilişkiyi daha iyi görmemizi sağlıyor hem de feminist ve LGBTİQ+ hareketlerin bağlarını güçlendirmeleri, birbirinden öğrenmeleri için zemin yaratıyor. Feminist Bellek ekibi olarak Kaos GL okuyucularıyla bu mini yazıda buluşmayı bu biraradalığın küçük bir göstergesi olarak görüyoruz. Bu kıymetli fırsat için Kaos GL’ye teşekkür ederiz.

Feminist Bellek ekibi olarak nasıl bir araya geldik? Feminist Bellek fikri nasıl ortaya çıktı?

Feminist Bellek fikri ilkin 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri döneminde kadınların taleplerini dillendirmek için oluşturulan YüzdeÇoğuz adlı feminist bir grupta filizlendi. Feminist Bellek fikrini ilk bu grupta tartışmaya başladık. Amacımız kavramlar, sloganlar, yürüyüşler, örgütler, kurumlar, dergiler, kampanyalar şeklinde açığa çıkan kollektif belleğimizin temel unsurlarını olabildiğince kapsamlı bir biçimde bir araya getirmekti. Bunları kendi aramızda konuşurken feminist tarihin kritik dönemeçlerini ve kurucu külliyatını konu edinen akademik ve politik metinlerden kuşkusuz haberdardık. Nitekim, Feminist Bellek’in içeriğini oluştururken bu metinlerden çok faydalandık, bizim için kaynak oldular. Bizi böylesi bir çalışmaya iten motivasyon ise tüm bu feminist birikimin özel olarak Türkiye’deki serüvenini ele almaktı. Türkiye’nin kendine özgü bağlamı bu serüveni nasıl belirliyordu, kavramlar ne tür dolayımlardan geçerek buralara sıçrıyordu ya da bu topraklarda yeni ve farklı olan neydi? Bu sorular etrafında uzun tartışmalarımız oldu. Sonrasında, Bellek ekibi olarak çok daha yoğun bir çalışma sürecine girdik ve web sitemizi oluşturduk. Zamanla aramıza yeni arkadaşlarımız da katıldı. Şimdilerde, hep birlikte yeni içerikler yüklemenin dışında, siteyi nasıl zenginleştirebileceğimizin yolları üzerine kafa yoruyoruz.

Bu çalışmaya neden “Bellek” dedik? Biz bellek oluşturmaktan ne anlıyoruz?

 Bellek kelimesi her ne kadar geçmişe ait hatıraları içeren, durağan ve belki otantik bir imgesel mekânı ve zamanı akla getirse de, gerek tarih yazımı tartışmaları gerekse toplumsal hafıza çalışmaları belleğin büyük ölçüde bugün kurulan, dinamik bir şey olduğunu ortaya koyuyor. Bu aynı zamanda belleğin bir mücadele alanı olması demek. Yani belirli bir alandaki yaşanmışlıkların, edinilen deneyimlerin, kazanımların, üretimlerin ve birikimin nasıl hatırlanacağı, nelerin unut(tur)ularak tedavülden kalkacağı veya nelerin içeriğinin yeniden doldurulacağı gibi konular hep bir çatışma ve direniş meselesi. Feminizm de böyle bir alan. Mesela “Türkiye’de kadınlar haklarını nasıl kazandılar” gibi bir soruya kökleri Osmanlıya giden kadın hareketine dayanarak da cevap verebilirsiniz, devlet güdümünde bir modernleşme anlatısıyla da. Yine İstanbul Sözleşmesi’nin “aslında ne” olduğu hakkında hükümet ile feministler arasında mücadele sürüyor. Verilebilecek bunlar gibi onlarca örnek, feministlerin dünyayı anlamak için ürettikleri kavramların, mücadele deneyimlerinin ve kazanımlarının popüler kültürden siyasete, sosyal medyadan sokaklara, evlerden okullara pek çok alanda yeniden tartışmaya açıldığını gösteriyor. Bu nedenle bu belleğin yeniden anlatılması, açıklanması ve savunulması gerektiğini de söylüyor bize. Öte yandan feminist belleğe sadece hasmane saldırılara cevap vermek için değil, kendi birikimimizden öğrenmek, beslenmek, bu birikimi geliştirmek ve güncellemek için de ihtiyacımız var. İşte feminizmin belleğinin izini sürmek böyle bir anlam taşıyor. Elbette feminizmin ve feminizmle yakından ilişkili LGBTİQ+ politikasının belleği de, tarihleri ve coğrafyaları birbirine bağlayan, sürekli yenilenen, tartışılan oldukça geniş bir bellek. Bunu tek bir çalışmada kapsamak mümkün değil. Feminist Bellek olarak böyle bir hedefimiz de yok. Feminist Bellek’i kendi özgünlüğünü taşımakla birlikte Bizim Hikayemiz çalışması, Yıllar Affetmez Belgeselleri, 80’lerde Lubunya Olmak ve 90’larda Lubunya Olmak kitapları  gibi feministler ve LGBTİQ+’lar tarafından yürütülen pek çok bellek çalışmasının bir parçası olarak görüyoruz aslında.

Feminist Bellek’i neden dijital bir mecrada oluşturduk? Feminist Bellek’in Türkiye’deki dijital aktivizmle nasıl bir ilişkisi var?

Bugün dijital araçlar, belli sınırlılıklar içinde de olsa, çoğu insanın sanal ortamlara kolaylıkla ulaşabilmesini sağlıyor. Biz de bu durumu gözeterek Feminist Bellek’in herkes için ulaşılabilir bir kaynak olmasını istedik ve bir web sitesi kurduk. Böylece daha fazla sayıda insan, daha kolay ve hızlı şekilde içeriklerimize ulaşabiliyor. Öte yandan, feminizm geçmişten bugüne yeni tartışmalar ve kavramlar üreten bir dinamizme sahip. Dijital platformlar, hem bu dinamizmin nabzını tutmak hem de feminist belleğimizi güncel kılmak açısından oldukça etkili. Ayrıca sosyal medya, bugün feminizm alanında nelerin tartışıldığını ya da hangi konuların öne çıktığını ölçebileceğimiz bir veri sağlıyor. Bu da bizlere gelecekte feminizmin nereye evrilebileceğine dair ipuçları veriyor diyebiliriz. Diğer yandan dijital mecraların feminist dayanışmayı büyüten olumlu bir tarafı da var. Sosyal medya araçlarının feminizm alanında bir dijital aktivizm yarattığını görüyoruz. Bu aktivizmin hem kendi başına hem de diğer aktivizm biçimlerini tamamlayan nitelikleri var ve gün geçtikçe önemi ve etkisi güçleniyor. Bizler de Feminist Bellek ile hem bu alana katkı sağlamış ve dayanışmaya katılmış olmaktan, hem de Feminist Bellek’i feminizmle ilgilenen herkesle buluşturmuş olmaktan mutluyuz.

 

Feminist Bellek ekibi olarak nasıl bir yöntemle çalışıyoruz?

Feminist Bellek web sitesi açılmadan önce, yaklaşık bir buçuk yıl süren bir çalışma yaptık. Bu sürede, hem feminizm açısından görece temel olan hem de çalışmanın kapsayıcılığını ortaya koyacak içerikler üzerine, derin tartışmalar yaparak yüze yakın başlık belirledik. Bu aynı zamanda bu içerikler hakkında politika yapmış, deneyimler biriktirmiş, araştırmalar veya akademik çalışmalar yapmış isimler üzerine düşündüğümüz, araştırdığımız ve yazarlara ulaşmaya çalıştığımız bir dönemdi. Böylece başlıkların yazılma süreci başlamış oldu. Fark edileceği gibi yazarlarımızın önemli bir kısmını KHK ile ihraç edilmiş ya da üniversiteden tasfiye edilmiş feminist akademisyenler oluşturuyor.  Feminist Bellek ekibinde de ihraç edilmiş barış akademisyenleri var. Bu açıdan Feminist Bellek’in akademiden kopartılan feminist akademisyenlerin birikimlerini yansıtabileceği bir mecra olduğunu da söyleyebiliriz. Bununla birlikte başka alanlarda deneyimler ve fikirler biriktirmiş pek çok kişi katkı sundu Bellek’e. Şimdi ise daha hibrit bir yöntemle çalışıyoruz. Bir taraftan Bellek’te eksik olduğunu düşündüğümüz, öncelikli olarak yer almasını istediğimiz başlıklarla ilgili yazarları davet ediyoruz. Diğer yandan geçtiğimiz aylarda cis-erkekler dışındaki yol arkadaşlarımıza yönelik bir açık çağrı yaptık. Pek çok kadından yeni başlık önerisi aldık, yazma isteklerini bize iletiyorlar, bu da bizi çok sevindiriyor. Yazarlara mini bir kılavuz da hazırladık.

Feminist Bellek’te yayınlanacak metinlerin feminist bir perspektiften, açık, anlaşılır ve olabildiğince nesnel bir dille yazılmasını bekliyoruz. Metinlerin, Türkiye’deki gelişmelerden ve mücadelelerden beslenmesini, onları mümkün olduğunca içermesini önemsiyoruz. Yazıların kaynakça ve dipnotlar dahil en fazla 1000 kelime olması gerekiyor. Yazıları aramızdan en az iki kişi okuyor, biçim veya içerikle ilgili önerileri olursa yazara iletiyorlar. Aslında bu süreci yazar ve yazı editörleri arasında konu hakkında fikir alışverişinde bulunulan, birlikte düşünülen bir süreç olarak işletmeye gayret gösteriyoruz. Yazarlara hangi açılardan ve nasıl önerilerde bulunmamız gerektiği, hala üzerinde tartıştığımız yöntem meselelerimizden biri. Bu tartışma bizi de pek çok açıdan geliştiriyor. Metinler bu sürecin sonunda ortaya çıkmış oluyor. Metinlere biçimsel olarak son halini ise redakte eden arkadaşımız veriyor.

 

Feminist Bellek ekibi olarak başka neler yapmayı planlıyoruz? Okuyucularımızı neler bekliyor?

Yukarıda belirttiğimiz gibi Feminist Bellek yolculuğumuza feminizmin temelini oluşturan kavramlar hakkında genel bir çerçeve çizen metinleri yayınlayarak başladık. Önümüzdeki dönemde hem içeriğimizi genişletmeyi hem de dijital bir mecra olmanın verdiği olanakları da kullanarak daha etkileşimli bir alan yaratmayı planlıyoruz. İçerik olarak Türkiye’de feminist hareket ve LGBTIQ+ hareketi içinde önemli dönüm noktalarını oluşturan eylemlilikler, kampanyalar, örgütlenme deneyimleri, mekanlar, yayınlar ve sloganlar içeren metinlere yer vermeyi planlıyoruz, bunların bir kısmının yazım sürecine başladık bile. Bunun yanı sıra Feminist Bellek sitesini daha dinamik, yazarlar ile okurların buluştuğu, etkileşimin olduğu bir mecraya dönüştürmek. Buradaki amacımız yazılan metinleri tartışmaya açmak, böylelikle hem metinleri sabitlememiş hem de güncellemeye açık tutmuş olmak istiyoruz. Bunun teknik olanaklarını da araştırıyoruz. Ayrıca yazar ve okurları buluşturabileceğimiz online tartışma ortamları ve podcast yayınları yapmayı da düşünüyoruz. Elbette bunların hepsi hala fikir ve tartışma düzeyinde.

Feminist Bellek’e katkıda bulunmak, eleştirilerinizi ve fikirlerinizi iletmek isterseniz bellekfeminist@gmail.com adresine mail atabilir ve bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin Toplumsal Cinsiyet dosya konulu 178. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.


Etiketler: kadın, medya, yaşam
Telegram