16/04/2011 | Yazar: Nevin Öztop

TESEV, “Demokratik Geçiş Dönemlerinde Adalet: Anayasa Yapımı, Yargı Reformu ve Geçmişle Yüzleşme” başlığını taşıyan ve 2 gün sürecek olan konferansın

TESEV, “Demokratik Geçiş Dönemlerinde Adalet: Anayasa Yapımı, Yargı Reformu ve Geçmişle Yüzleşme” başlığını taşıyan ve 2 gün sürecek olan konferansın ilk gününe 15 Nisan’da ev sahipliğini yaptı. Ulusal ve uluslararası konuşmacıların yer aldığı konferansın ana başlıkları “Anayasa Yapımı ve Demokratik Geçiş”, “Bölünmüş Toplumlarda Anayasa Yapımının Temel Zorlukları” ve “Yargı Reformu ve Demokratik Geçiş”ti.
 
Günün öne çıkan “Bölünmüş Toplumlarda Anayasa Yapımının Temel Zorlukları” panelinin konuşmacıları Demokratik Anayasa Hareketi’nden Ayhan Bilgen, Anayasa Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar, Yeni Anayasa Platformu’ndan Osman Can, İstanbul Bilgi Üniversitesi’den Serap Yazıcı ve DİSK’ten Necdet Okcan idi.
 
Anayasa yapımında karşılaşılan engeller konusunda Hülya Gülbahar “TCK sırasında kavgalı dövüşlü de olsa birlikte iş yapabiliyorduk. Ancak 2007’den bu yana birlikte çalışamaz hale geldik.
 
TBMM İç Tüzüğü’nün değiştirilmesi ve bu şekilde STK’ların yasa yapımına maksimum katılımının sağlanması hususundaki ihtiyacın altını çizdik. Dokunulmazlığın kaldırılması, %10’luk barajın kaldırılması, kadın adaylar için başvuru ücretlerinin düşürülmesi konuları taleplerimiz arasında.” dedi. Partilerin önümüzdeki seçim süreci için oluşturduğu milletvekili aday listesi için, Gülbahar “27 kentte kadın aday yok. Bu şekilde giderse, bu iş yine kadınsız yapılacak. Kadınların olmadığı bir meclis ise meşru bir meclis değildir”. yorumunda bulundu.
 
Anayasa yapımı sürecindeki zorluklara dair Osman Can’ın yorumu “Anayasa, toplumun kaderini belirleyen bir toplum sözleşmesi olmalıdır. Toplumda başlayıp, toplumda bitmelidir. Türkiye’de seçkinci ve problematik bir süreç işliyor. Parlamentoda başlayan ve yine orada biten bir süreç olmamalıdır. Toplum tarafından okunmalı, bazı değerler çerçevesinde değerlendirilmeli, parlamentoda yine şekillenmeli ve son olarak referandum ile meşruiyet zincirini tamamlamalıdır.” yönünde oldu.
 
Ayhan Bilgen “katılımcı yasa yapımı”nı gündemine alarak, “Toplumsal kesimlerin yer alıyor olması, sürecin katılımcı yürütüldüğü anlamına gelmez. Asıl tartışmamız gereken şunlardır: Birilerinin dediklerini bizler birer “imaj maker” olarak mı tartışacağız? Pozisyonumuz ne olacak? Yeni Anayasa ihtiyacını kim hissediyor? İşletmek tıkandığı için devlet istiyorsa, devletin mekanizmaları tartışılır. Yıllardır ayrımcılığa uğrayanlar istiyorsa, süreci onlardan doğru tarif etmek zorundayızdır.
 
Meclis İç Tüzüğü’nü değiştirerek sürece başlayabiliriz. Bunu yapmak, anayasayı değiştirmekten daha kolay olsa gerek” şeklinde konuştu.
 
Anayasanı var olma felsefesi ve yapısı üzerine konuşma yapan Serap Yazıcı, “Tüm bu süreçler için en büyük engel, devletin ideolojisidir. Devlet, kendisini koruyacak zihinsel kalıplar yaratmıştır. “İdeal vatandaş” hayal etmiştir ve 2 sütuna kendisini yerleştirmiştir: Laiklik ve milliyetçilik. Bizdeki laiklik algısı, Diyanet Başkanlığı’nın varlığı ve zorunlu din derslerinin varlığı ile açıklanabilir. Bütün bu yapının korunmasına hizmet eden sivil ve askeri kurumların zayıflatılması gereklidir.” yorumunda bulundu.
 
DİSK adına konferansa davet olan Necdet Okcan ise, emek, iş ve 1 Mayıs tarihi üzerine konuşmasını yürüttü.
 
Konferansın ilerleyen dakikalarında tekrar söz alan Gülbahar artan kadın cinayetleri ve LGBT bireylerin tüm bu tartışmaların neresinde olduğu konularına da değindi. Gülbahar “Keşke buraya LGBT örgütlerinden de davet edilenler olsaydı. Dilimiz eksik kalıyorsa bizde bir sorun var demektir. Keşke onlar da aramızda olsaydı çünkü ciddi anlamda can güvenliği yaşıyorlar. Türkiye, geçen günlerde yine bir uluslararası sözleşmeyi imzalamamayı tercih etti. Bu konuyu biz kendimiz de önemsemeliyiz.
 
Kadın cinayetlerinin arttığını söylediğimizde kimse bize inanmıyordu. Kadın cinayetlerinin arttığını sanırım artık hepimiz kabul ediyoruz. Orta Çağ’da cadı yakmanın bir versiyonunu bugün yaşıyoruz. Biz kadınlar kanlı bir mücadele veriyoruz. Kan döküyoruz. Biz cinskırım yaşatılıyoruz” dedi.
 
Konferans, 16 Nisan Cumartesi günü saat 13:30’da “Demokratik Geçiş Süreçlerinde Geçmişle Yüzleşme” paneline ev sahipliği yaptı. Konferans, Dedeman Otel’de devam ediyor. 


Etiketler: insan hakları, sivil anayasa
Nefret