27/07/2009 | Yazar: Nevin Öztop

“Kadın Olma Halleri” başlığı altında Şubat ve Kasım ayları arasında Kaos GL tarafınca düzenlenen ve Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından desteklenen söyleşiler

“Kadın Olma Halleri” başlığı altında Şubat ve Kasım ayları arasında Kaos GL tarafınca düzenlenen ve Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından desteklenen söyleşilerimizden “Trans Atölye: Hormon Kullanımı”nı sohbetimizde bulunamayanlara ulaştırıyoruz.
 
5 Mayıs 2009
Pembe Hayat LGBTT Derneği
Prof. Dr. Şahika Yüksel, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
“Türkiye’de Kadın Olma Halleri”* başlığı altında:
“Trans Atölye: Hormon Kullanımı”
 
Şahika Yüksel: Merhaba. Ben, hormondan çok, bedene dair konuşmak istiyorum. “Trans” demek, “beden” demek ve ben bedenle ilgili bazı şeyler söylemek lazım. Transseksüeller transgender kişilerle İstanbul üniversitesinde yaptığımız CETAD’la yaptığımız turneler olduğunu size aktarmak isterim ama önce bir sizin kafanızda niye geldiniz ne var onu bir şey yapabilirsek birlikte daha iyi olur.
Katılımcılardan: Transseksüellerin genellikle hormon kullanımı sürecinde çok ciddi hatalar ve kulaktan dolma bilgilerle ilgili yapılanlar var. Ne kullanacağımızı, o süreçte ne sıkıntılar yaşadığımızı, bu sıkıntıları hangi aşamalarla atlatabileceğimizi konuşabiliriz belki…
Şahika: Hormon kullanımı ile ilgili sorularınız anlaşıldı.
Katılımcılardan: Ben daha çok Türkiye’deki psikiyatrinin, transseksüel açılımını ve bunun nasıl yürüdüğünü çok merak ediyorum.
Şahika Yüksel: Ben bir psikiyatristim. Bize kişiler “cinsiyetimi değiştirmek için geldim” diyorlar. Bu, çok önemli ve büyük bir talep... Bu, geri dönüşü olmayan bir şey… Eğer bir yanlışlık olmuşsa da ötesi yok. Bunun, psikolojik, sosyal, ailevi ve hukuki boyutları var bunların bir objektif boyutu var bir de çeşitli önyargılarla falan olanı var. Bu arada ben, CETAD’la ve İstanbul Tıp Fakültesi’nde de yaptıklarımız üzerinde konuşacağım. Çünkü bütün Türkiye de aynı şey yapılmıyor olabilir. Biz cinsiyet değişimlerinde, transseksüalite denen durum var mıdır diye bakıyoruz. “Bize gelenler” dediğim zaman bir dernek çerçevesinde toplanmış kişilerden söz etmiyorum. Türkiye’nin herhangi bir köyünde, kasabasında yaşayan; bu konuda farklı durumlarda ve farklı yaşlarda olan kişilerden söz ediyorum. “Benim sevgilim kadın ve ben kendimi erkek hissediyorum” diyor. “Transseksüel” kelimesini bile söyleyemiyor; “bunun ne olduğunu, bundan nasıl kurtulacağımı ve nasıl rahat edeceğimi de bilmiyorum” diyor.
Bir kere ben şunu söylemeliyim bana danışanların 4’te 3’ü kadından erkek olmak isteyen kişiler. Dünyada, kadından erkek olmak isteyenlerin oranı daima daha düşük ama bize gelenlerde bu oran 3 kat fazla. 1980 ve 1990 arasında, çok sayıda eşcinsel, ameliyat oldu. Ameliyat olan kişi sayısı 100 ise, bunun 60 tanesi eşcinseldi. Yani ameliyat olmasına gerek olmayan, tam tersine, bunun kendisine zararı olan kişilerdi. Şimdi, danışan, “ben cinsiyetimle ilgili bir rahatsızlık olduğunu düşünüyorum ancak ne olduğunu bilmiyorum” dediği zaman, doktorların ve psikiyatristlerin bazı kurallar çerçevesinde davranması gerekiyor. Eğer yanlış bir ameliyat kararı alacak olursak ve bununla ilgili sonra belirli sorunlar olur ise bu sadece o doktoru ve ameliyat olan kişiyi değil, genel olarak transseksüelleri de etkileyen bir durum oluyor.
Şimdi birinci aşamada bir ruh sağlığı uzmanı, kişinin özelliklerine, o kişinin sorunlarla başa çıkma kapasitesine, kendi sorunlarını çevresine takdim etme ve yenme yollarına göre bir yol alıyor. Transseksüel kişiler olunca hiç bir ruhsal hastalığı yok diye bir tarif olmaz. Heteroseksüeller için de... Eşcinseller ve biseksüeller için de… Biz, “bu kişi kimdir; transseksüelliği dışında ruhsal konumunda ne gibi durumlar veya sorunlar var; çevre ilişkileri nasıl ve kendisi bu değişime -değişim istiyorsa- ne kadar hazır”a bakıyoruz. Onun için de elimizde kurallarımızın kitaplarımızın olması lazım. Bununla ilgili kitaplarımız, kurallarımız ilkelerimiz ve hukukla ilgili bir kısmımız var. Kanun kısmına, ABD’de 1960’lardan sonra transseksüel kişilerin transseksüel olduğunu, bu kişilere ne gibi hizmetlerin verileceğine ilişkin bir takım ilkeler yazmış Harry Benjamin’i koyabiliriz. Dünyada da bugün transseksüellikle ve “transgender”larla ilgili ameliyat dönüşüm kararını veren yerler, genel olarak onun ilkelerine göre davranırlar. Bu ilkelerin üç aşaması var sizin sorunuza özetle. Birincisi: genel ilkeler. İkincisi: hormon değişikliği. Üçüncüsü: cerrahi ilkeler. Birisine transseksüel diyebilmek için, bunu delillendiren bir rapor yazmamız gerekiyor. “Ben bugün transseksüellim, dün değildim, yarın da olmayabilirim” derseniz, transseksüel değilsiniz çünkü transseksüalite, zaman zaman olan bir şey değildir.
Katılımcılardan: Ama ameliyat olmaması, operasyon geçirmemesi onun transseksüel olmadığını göstermez.
Şahika Yüksel: Ancak, “ben ameliyat da olmayım, hormon da almayım, bana transseksüel raporu verin” diyen çıkmadı bugüne kadar ya da ben bilmiyorum.
Katılımcılardan: Ben istedim ama vermediler. Kimlik de istedim ancak olmadı. “Ameliyat olmak istiyorum ama üreme organlarımı korumak istiyorum” dedim ama Türkiye’de böyle bir sınırlandırma var.
Şahika Yüksel: Dünyada da böyle. “Ben organlarımı muhafaza ediyorum ama transseksüelim” demek, bizim tariflerimize uyan bir şey değil. Çeşitli varyanslar var ama varyanslar için bir karar veremezsiniz. Bakın, “travesti” beni hiç ilgilendirmiyor. Niye ilgilendirmiyor? Çünkü travesti benden bir şey istemiyor; eşcinseller de benden bir şey istemiyor. Bir eşcinsel veya biseksüel, “depresyonum var; sevgilimle kavga ettim, barışayım; cinsel sorunum var” diye gelebilir ama bir travesti, “elbisemi değiştirmek istiyorum” diye geldiği zaman, ben bir rapor vermem ona. Böyle bir rapor yok çünkü. Ancak bu, herkesi ilgilendiriyorsa konuşalım. Ben, sizden başka, “üreme organlarımı muhafaza edeyim” diyen bir başkasını duymadığım için…
Katılımcılardan: Organını korumak isteyen insanın transseksüelliğinden şüphe etmek çok yanlış…
Şahika: Transseksüel değil o.
Katılımcılardan: Genellikle aklımıza takılan şey şu mesela… Ben gerçekten kadın olmak isteyen birisiyim. Ama organımız kesildiğinde ya da değişime uğradığında, zevk almama olabilir mi?
Şahika: Bakın o zaman, “transgender” aslında biraz daha entelektüelite edilmiş bir transseksüalite demektir. Transseksüel, ameliyat olduktan sonra transseksüel olmuyor. Ameliyattan önce transseksüel... Ya da biz ona şimdi daha çok “transgender” diyoruz… Bazı insanlar var ki, ameliyatı istemiyorlar ama elbise değiştirmek istiyorlar. Biz onlara “travesti” diyoruz. Onun için, ben daha çok bizden bu değişim raporu hormon bunu isteyenlerle ilgili konuşuyorum. Transseksüalite veya transgender da bin kişide altı kişi. Yaşam boyu süren durumlarda biz bir şey yapabiliriz. Yaşam boyu sürmeyen bir durumda bizim bir şey yapmamız ameliyat bedende kalıcı bir değişiklik yapmak uygun değildir. Ancak yaşam boyu olmalı. Onun için bizim değerlendirmemizde bir kere olması gibi bir şey söz konusu değil. Türkiye’de, genellikle bir yıl tanımadan önce vermiyoruz raporları. Bizim kliniğimizde ve Ege Üniversite’sinde. Diyarbakır Tıp Fakültesi’nde var ama Malatya Tıp Fakültesi’nde var mı bilmiyorum…
Takip süresini 1,5 yıl yaptık. Niye bir buçuk yıl? Birinci aşamada, “transseksüel mi, önündeki yaşamı boyunca diğer cinsiyete taşınmaya hazır mı” üzerinden gidiyoruz. İkinci aşamada, “başka bir ruhsal hastalığı var mı”; üçüncüde ise “çevresiyle ilişkisi nasıl”ı değerlendiriyoruz. Bize başvuran insanların çoğunluğu ailesiyle ve çevresiyle bağlarını koparmak istemiyor. O zaman, ailenin ve çevrenin de hazırlanması gerekir. Tamam, bazı kişiler kopabilir; başka çare yoktur kopabilir. Ama bunu denememek genellikle insanlara kötü geliyor. Bu sadece transseksüellerle ilgili değil… Evlenip boşanan insanlar için de olabilir… Ailenin çok beğenmediği, istemediği hayatlar için de olabilir… Bu sadece aile değil, bir öğretmen, postanede bir devlet memuru için de olabilir…
Şimdi transseksüel dediğimiz zaman, trans bir aktivisti düşünmüyoruz. Transseksüellerde başka bir şey var, diğer bütün insanlardan farklı olan bir şey var… “Ben ameliyattan sonra kadın olacağım”, “ben ameliyattan sonra erkek olacağım”, “ben ameliyattan sonra geçmişimi de kadın yapacağım”, “ben ameliyattan sonra geçmişimi de erkek yapacağım”…
Katılımcılardan: Birçoğumuz, kendimize biz transseksüel değiliz demiyoruz. Biz transseksüeliz ama aynı zamanda transseksüaliteyi bir aşamada değerlendirmiyoruz. Bir transseksüel, aynı zamanda kadından veya erkekten hoşlanabilir. Bir transseksüel, karşı cinsinden hoşlanıyorsa heteroseksüel bir transseksüel olabilir. Farklı yönlerini de sorgulamalı ve hormon düzenli olarak kullanmalıyız. Ama bunu nasıl yapabiliriz? Çoğumuz ameliyat olmak istemiyoruz…
Şahika Yüksel: Erkek bedenine sahip olanların ameliyatları şahane. Orgazm olabiliyorlar, bizim bildiklerimiz. Şimdi bakın ben şöyle anlıyorum sizin sorularınızdan: “Siz bize Türkiye’deki translardan bahsetmeyin; bizden bahsedin” diyorsunuz. Ben Türkiye’deki translar üzerine bir konuşma ve tartışmanın daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Sizler bir derneğe gelmiş, trans olduğunu hayatlarında ifade ederek yaşayan kişilersiniz. Yani özel bir grupsunuz. Sizin aranızda ameliyat olan var mı bilmiyorum… Var mı ameliyat olan? Peki nüfus kâğıdını değiştiren diyeyim, var mı aranızda? Böyle bir isteğiniz var mı? 
Katılımcılardan: Var muhakkak. Kadın veya erkek olarak kimliklerde ciddi bir sorun yaşıyoruz, bedenimizle böyle barışıkken…
Şahika Yüksel: Anlıyorum. “Ben ameliyat olmak istemiyorum, cinsel organlarımı muhafaza etmek istiyorum” dediğiniz zaman, ben, transseksüalite ile ilgili soru sorma ihtiyacı hissediyorum. Transseksüel misiniz, derim?
Katılımcılardan: Evet, transseksüelim.
Şahika Yüksel: “Ama cinsel organlarımı muhafaza edeceğim ve kullanacağım” diyorsunuz.
Katılımcılardan: Ameliyattan sonra cinsel tatminin biteceğini düşünüyorum…
Şahika Yüksel: Bu doğru değil. Çok iyiler. Hiç kimse bedeninden, hazlarından vazgeçmek istemez. Eğer benim tanıdığım kişiler, özellikle yalan söylemiyorlarsa -ki yalan söylemeleri için bir sebep yok- ameliyattan sonra çok keyifli hayatları var. Partnerleri de keyifli. Erkekten kadın olanlar için diyorum. Kadından erkek olanlarda farklı şeyler var. Erkekten kadın olanlarda, haz aldıkları doku, yeni hazneye konuluyor. O sinirler kesilmiyor; onlar kesilmeyip de uzun bir şekilde hazneye yerleştirildikleri zaman -zaten psikolojik olarak istediği cinsiyete taşınıldığı için- bireyler orgazm oluyorlar. Erkekten kadın için diyorum.
Katılımcılardan: Sizin söylediklerinizi de anlayabiliyoruz. Ancak sizin konuştuğunuz dil içerisinde egemen psikiyatrinin dili var. Kendi cinsel pratiklerimiz ve edimlerimiz açısından bakmıyoruz heteroseksüelliğe ya da transseksüelliğe. Kafamızda oluşturulan egemen psikiyatrinin oluşturduğu bir yığın şey var. Türkiye’de, heteroseksüel olarak bildiğimiz erkeklerin birçoğu transseksüellerle cimsel deneyim yaşıyorlar. Ben heteroseksüelim diyen birisi, bir transseksüel karşısında “pasif” olduğunda bunu nasıl adlandırırsınız. Egemen psikiyatri bunu duyduğunda şaşırıp kalıyor; ben de duyduğumda şaşırıp kalmıştım…
Şahika Yüksel: Peki, ben ona ne rapor vereyim? Onların cinsel aktiviteleri, bir psikiyatrist olarak, beni ilgilendirmiyor ki... Beni ilgilendiren şu: “Ben namaz kılmak istiyorum; ancak, kadın olarak değil, erkek olarak kılmak istiyorum” diyor. “Tuvalete gitmek istiyorum; erkekler tuvaletine değil, kadınlar tuvaletine gitmek” istiyorum diyor. “Öldüğümde, cenazemi kadın değil, erkek yıkasın.” diyor. Ya da tam tersi… Bütün bunlara bakmadan, “ben iki sene transseksüel olacağım, üç sene olmayacağım” diyen birine ben rapor veremem. Türkiye’de ve dünyada çok serbest ve uygunsuz olan bir alan var… Paranız varsa, estetik olursun. Bu da aslında uygun değil; beş kere burun ameliyatı, sekiz kere göğüs ameliyatı olan var… Estetik cerrahların, o ameliyatları yapmayıp, danışanı, ruh sağlığı bakımından tanıması lazım. Transseksüellerde, “ben “alt taraf” ameliyatı istemiyorum ama sekiz tane beden ameliyatı istiyorum” deyip de, sürekli ameliyat olmak gibi alışkanlıkları olanlar var. Transseksüel mi değil mi onlar bilmiyorum. Ben “perfect” bir kadın olmak istiyorum; onun için, çenemi, ses tellerimi, kalçamı ve burnumu ameliyat ettireceğim ama benim penisim dursun” diyorlar. Bu, bir bedenle uğraşma durumudur ve sekiz tane ameliyat olan heteroseksüellerin de bir sorunu olarak görüyorum. Bu boyutunu da düşünmeniz lazım bence. Sürekli aynaya bakan, sürekli ayna üzerinden tatmin olan bir gurup insan olunmamalı.
Bize, Türkiye’nin her tarafından insan geliyor. Ömürlerinde başka trans görmüş değiller… Bize geldiklerinde ise 20 tane trans görme şansları oluyor. İçselleştirilmiş homofobide oldu gibi, onlar da diğer transseksüelleri kötü görüyorlar. “Demek kötü bir şey değilmiş; ben de onlardan biriymişim” diye kendini sevmesi ve kendini tanıması süreci başlıyor. Ama bazıları var, sürekli gidiyor ve ameliyat oluyor. Benim ise öyle bir kontrolüm yok zaten. Biz yalnızca kişinin ruhsal durumunu desteklemeye ve çeşitli seçenekleri onlara göstermeye çalışıyoruz. Ama “ben bunları istemiyorum” diyen hiç kimseye zorla da bir şey yaptırmıyoruz. O zaman gelmesin. Bakın Eskişehir’de, hiçbir işe yaramayan 500 soruluk bir test veriyorlar; o, “kişilik testi”dir. Kişilik testinize göre ameliyat olmanıza karar verilemez; oradan ancak, azıcık yalancı olup olmadığınız ortaya çıkar. Askerlikte de o test yapılıyor. Çok genel bir testtir. Ben size genel ilkelerden ve kendi yaptığım uygulamadan söz ediyorum. Onlar değerlendirip bunu yapmışlardır ve yapıyorlardır. Hatta bir kişi, bize geldi; “bir buçuk yıl devam etmen gerekiyor” dediğimizde, arkasını dönüp gitti. Başka bir yerden aldı raporu ve çok başarısız oldu ameliyatı. Çünkü ameliyata daha hazırlanmamıştı; biz ise ameliyata da hazırlıyoruz.
Bize gelen cerrah ve hormon kullanım uzmanları, ameliyatların uygun bir şekilde olması ile ilgili çeşitli şeyler yapıyorlar. Mesela, ameliyattan önce yapılması gereken şeylerden biri sigarayı bırakmak... Bütün bunların hazırlanmasını ve bilgilenmeyi gerektiren bir süreç var. Hormon kısmına gelirsek… Hormonlar çok tehlikelidir. Hiç kimse kendi kendine hormon alamaz, almamalıdır. Alım zamanlamasında gelecek olursak… Mesela, kadından erkeğe geçmek isteyerek bize danışan öğretmenler şöyle yapıyor: Yazın tatillerinin uzun olması gibi avantajları var onların. Hormonun etkisi de genel olarak 3 aydan önce çıkmıyor kılları doğru dürüst. Üç ay hormon alıyorlar; ondan sonra da üç aylık yaz tatiline geçiyorlar ve ertesi sene başka bir okula gidiyorlar. Başka bir okula erkek olarak gidiyor ve erkek öğretmen olarak kabul ediyor veliler onları. Bizde danışan kişilerin işsiz kalmaması gerekiyor. Ve hayattaki diğer ilişkilerini sürdürürlerken, o geçişe diğer kişilerin de eşlik etmesini ve kendi hayatlarının da bütünlüğünü sürdürmeleri gerekiyor.
Katılımcılardan: Hormonla ilgili bir şey soracağım ben… 10 aydır hormon kullanıyorum; aşamaları biliyor musunuz? Ne gibi zararları olur ileride?
Şahika Yüksel: Kim verdi hormonu size?
Katılımcılardan: Ben bu işe bilinçli girdim; doktor gözetimi altında kullanıyorum…
Şahika Yüksel: Ben hormonla da ilgili cevap veririm ama teker teker hormonlara cevap vermeyi uygunsuz görüyorum. Çünkü ben sizin hiçbirinizi muayene etmedim. Hiç birinizin hormonunu yazmadım; hiçbirinizin hormon dozunu bilmiyorum; onun için, birebir doktorun yazdığı hormonun ve yaptığı tetkiklerin olması lazım. Zararlarına gelince… Karaciğer için çok ciddi zararları olabilir. Kan damar hastalıları -epilepsi gibi- için çok tehlikeli. Ama yine bir genel şey olarak şunu söyleyeyim: Erkekler, kadın olmaya hızlandırmanın en önemli ölçüsü olarak memeleri görüyorlar çok kere… Memelerin hızla büyümesini istiyorlar ve memelerin hızla büyümesi için alınan östrojen hormonu, son derece tehlikeli. Çok yüksek alındığında daha zararlı etkileri söz konusu olabiliyor. Kanser olabilirsiniz; kanamanız olabilir; felç olabilirsiniz. Yani biliyorum, bizim Cihangir’de özel eczanelerimiz var; transseksüellere on katı fiyata iğne yaparlar ama memeleri hızla büyütürler. Memelerinizin ne kadar büyüyeceğine de, aslında kendi ailenizin kadınlarına bakarak karar verebilirsiniz. Bütün kadınların memeleri çok büyük veya çok küçük değildir. Ailenin kadın üyelerinin genel ortalaması ne ise, sizinki de o kadar büyüyecektir.
Başka bir problem var: SSK. Orada iyi ameliyat yapan doktor var mı onu bilmiyorum. Bütün ilaç ödemeleri değişiyor ve Sağlık Bakanlığı bütçeyi kısıyor.
Katılımcılardan: Benim arkadaşım SSKlı’ydı. Erkekti ve cinsiyet ameliyatı oldu. 70 TL’ye ameliyat yapmışlar ama mahvetmişler. 
Şahika Yüksel: Gürhan Özcan var. Ankara’dan İstanbul’a geldi; bizim arkadaşların çoğunun ameliyatını o yapıyor.
Katılımcılardan: “Doğuştan üreme yeteneğinden yoksun” olmak diye bir madde var; o nedir?
Şahika Yüksel: O madde tamamen MHP’nin çıkartmasıdır. MHP, kanun meclisten geçerken, “bunun olması lazım” dedi. Çünkü biz raporu yazıyoruz; genel olarak pahalı… Ve büyük raporlarda sağlık bakanlığının bir usulü var. Mesela biz diyoruz ki, “zihinsel geriliği var; ömür boyu ilacının devlet tarafından temini gerekiyor”. Biz neresi olursak olalım, güvenmiyor devlet; ikinci bir görüş istiyor. Bir tane daha hastaneye yolluyor. Transseksüellerde de genellikle bunu yapıyorlar. Üreme yeteneğini de, mahkemeden sonra bize tekrar soruyorlar. Biz de diyoruz ki, “transseksüalite şöyle bir durumdur; üreme yeteneği ile ilişkisi yoktur. Bu nedenle, kanunda yazılan üreme yeteneği ile ilgili bu maddenin -tanımlanan hastalıkla ya da durumla bir ilişkisi bulunmadığından- geçerliliği yoktur”. Bazı hâkimler bunu kabul ediyor; bazı hâkimlerin ideolojisi ise bunu beğenmiyor, kabul etmiyor. Avukatınızın bizim kitaplarda yazan transseksüalite tanımını alıp, onun fotokopisini hâkime götürmesi ve “üreme yeteneğinden yoksun olması gerekiyor” maddesinin, transseksüalite tanımıyla uyuşmadığı bilgisini vermesi işe yarayabilir. Bizim gruplarda, bütün üyeler bunu birbirlerine naklediyorlar ve birlikte öğreniyorlar. Aile ziyaretlerine, birbirlerinin evlerine, birbirlerinin düğünlerine gidiyorlar. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden aileleri davet ediyoruz. Herkes önce birbirine ters ters bakıyor; ondan sonra, bakıyorlar ki hepsi de Türkiye’deki standart vatandaş. Çocuklarının kimliklerini daha önceden kabul etmiş aileler, diğer ailelere destek oluyorlar. 18 yaşın altında hormon kullandırmaya Türkiye’de benden başka başlayanın olduğunu sanmıyorum. Dünyada da sınırlı 15 ile18 yaş arası hormon kullanımı... Özetle, hormonlar ciddi ilaçlardır; kullanıldıkça zararlı etkileri olabilir. İlk hormon kullanmadan önce bir tetkikten geçmek ve kullanmaya başladıktan sonra senede bir kere üç beş yıl içinde değerlendirmekte yarar var. Hormonun yüksek alınması, öfke patlamalarına, depresyona ve aşırı sinirliliğe de neden olabiliyor. Hani sizin o kullandığını hormonlar var ya televizyonda da görüyoruz şöyle oldu böyle oldu diye söyleniyorlar onların çok sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Ruhsal sorunları sınır durumda olan vakalarımız var; biz onlara çok azıcık bir hormon -yani standart miktarda hormon- verdiğimizde dahi ağır taşkınlıklar gösterebiliyorlardı. Sokaklara çıkıp kendilerini teşhir ediyorlar; dayak yedikleri şeyler yapıyorlardı. Biz de hemen o hormonlarda ayarlama yaptık. Yani yüksek doz hormon bazen memeleri hızla büyütüyor olabilir; ancak ruhsal durumda da insanlar kendilerinin de hoşlanmadığı şeyler yapabiliyor. İçkiyle beraber bunun oranı daha da artabiliyor.
Katılımcılardan: Hormon kullanımında yaş sınırının önemini sormak istiyorum... Mesela, 15 yaşında başlayan birisinde daha mı etkili oluyor, yoksa herhangi bir yaşta başlayarak da aynı sonuca ulaşabilir miyiz?
Şahika Yüksel: 18 yaşından sonra herhangi bir farkı yok. 15 ile 18 yaş arasında -kişilerin doğum kontrolü alabilmeleri için de- ailenin izni gerekiyor.  Ancak, 15-18 yaş arasında, hormon durduran hormon veriliyor. Erkekten kadına geçmek istediğinizde, bir hormon veriliyor ve o sizin testosteronunuzu baskılıyor. En çok ergenlik devresinde insanlar rahatsız oluyor değil mi? O zaman, gelişen özelliklerinizi bastırdığınızda, biraz daha zaman kazanmış oluyorsunuz; hem o özellikler ortaya fışkırmıyor hem de kendinizi tanıma ve değerlendirme için bir süreç elde ediyorsunuz.  
25-35 yaş sürecinde hormon kullanmak arasında bir fark yok. Kişinin, bedenindeki değişiklikleri dışa vuran değişiklikleri sergilemeye hazır olduğu zaman hormon kullanmaya başlaması gerekiyor. Bir birey, “Ben kadın olarak çıkacağım dünyaya ve hazırım” Ancak, bazıları var ki hormonunu aldıktan sonra, 6 ay onu saklıyor. Almıyor çünkü kendini hazır hissetmiyor.
Şimdi bir şey daha var… İnsanlar taşınmak isteyebilirler bir diğer cinsiyete ancak bir bedenleri var. Erkek doğmuş ise prostatı var; kadın doğmuş ise memesi var, uterusu var. Bunlar, iki cinsiyete ait özellikler... Bazı trans olan kişiler diyorlar ki, “Bu beden benim değil, ben sevmiyorum. Banyoda alelacele yıkanıyorum ki bedenimi görmeyeyim. Aynaya çıplak bakmıyorum ki görmeyeyim. Cinsel organımı şöyle saklıyorum ki görmemeyim.” Ama unutmayın, bu organların da hastalıkları var. Bedeni ihmal etmeyin derken, bir hormon kullanımını ve bir de beden hastalıklarını kastediyorum.
Katılımcılardan: Zekayi Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hiçbir şekilde rencide edilmiyorsunuz. Nasıl istiyorsanız, öyle hitap ediyorlar. 
Şahika: Bizim, konuyu bilen meslektaşlarımıza yolladığımız oluyor oraya. Ancak askeri muayenelerde tabii o sorun olabiliyor. Bazı yerlerde çok iyi davranıyorlar; bazı yerlerde ise çok kötü…
Katılımcılardan: Kadından erkeğe ameliyatlar nasıl oluyor?
Şahika Yüksel: Kadından erkeğe ameliyatta ciddi bir fark var. Biyolojik olarak erkek doğanlar daima daha talihliler. Erkekten kadına ameliyatta, fazla olan bir şey çıkartılıyor ve yeri değiştiriliyor. Ancak, eksik olan bir şeyi koymak, var olan bir şeyi rötuşlamaktan kolaydır. Hiçbir doku, bir penis kadar hiçbir zaman hassas değil... Sayıdan çok emin değilim ama 10 ameliyattan 1’inde tutmayabiliyor. Komplikasyon değil; yalnızca tutmama olasılığı yüksek. Uzun zaman işinizden uzaksınız ve bir doktorlasınız. Ama “Erkeklik penisle değildir” derseniz -ki bunu entelektüel olanlar daha çok söyleyebiliyor ve bizim böyle bir sürü hastamız var- rahminizi, memelerinizi ve yumurtalıklarınızı çıkarttırabilirsiniz. Bunların haznesi bir biçimde değiştiriliyor ve kişilerin işemelerinde farklılık oluyor. Makul dozda hormon alarak, kişilerin kliterusları büyüyebiliyor. Tabii, kliterus ne kadar büyürse büyüsün, penis kadar olmuyor ama mikro penisler de vardır... Sinirlere de ellemediğimiz için, orgazmın keyfini alma kapasitesi duran; işemesi değişmiş; iç genital organları, rahmi ve yumurtalığı kalkmış; hormon aldığı için sakalları çıkmış ve minyatür penisi olan biri çıkıyor karşımıza. Hukuki değişiklik için penis zorunluluğu yok.
Tabii, üniversite veya devlet hastanelerinde ameliyat olmak istediğinizde, şu sorunun cevabını iyi bilmeniz lazım:  “Oradaki kişiler ameliyatı sizden mi öğrenecekler? Yoksa işi onlar mı bilecekler?” Şunu söylemekten dolayı çok üzgünüm ancak ben özel doktorları destekleyen birisiyim. Kendimde tam gün çalışıyorum; hiç özelim yok ama genelde bu ameliyatı yapan İstanbul’da -özelden çalışanlar hariç- kimse yok… İstanbul’da Silivri taraflarında bir özel hastanede ameliyat yapıyormuş. Esaslı bir para alıyorlarmış ancak ben gitsem beni de ameliyat ederler, düşünün. Bir hormoncunuz olsun; on tane hormoncu olmaz. Dâhiliyeci ve iyi bir pratisyen de yapabilir bunu. Ameliyat için ise birden fazla cerraha gidin ve ameliyat olan başka kişilerle konuşun, ondan sonra seçim yapın. Ameliyat her zaman riskli bir şeydir. Burun ameliyatı da olsa, el ameliyatı da olsa, risklidir
Erkekten kadına ameliyat olduktan sonra -söylemeyi unuttum- buji kullanılması gerekiyor bir süre. Bazıları bu bujileri reddediyor… Bir vajina yeni yapıldığında, yaralı bir doku halindedir ve birbirine yapışır bu dokular. Bunu engellemek için, dokuların arasının bujilerle boş tutulması lazım; yoksa, ameliyat boşa gider. Bu ameliyatlarda mikro cerrahi çalışılıyor; ve bu, çok ince kılcal damarların kesilip, birbirine yapıştırılması anlamına geliyor. Ve bunun sigara ve alkol ile çok ciddi bir ilişkisi var. Her ikisi de kılcal damarları etkilediği için, bir-iki ay öncesinden katiyetle bırakılması gerekiyor.
65 yaşında bir hastamız vardı bizim; onun başına da şöyle bir şey gelmiş… Kendisi 20 yaşındayken, bu ameliyatlar yoktu. Küçük bir yerde öğretmenlik yapmaya başlamış; oraya da erkek gibi gitmiş ama kendisi biyolojik kadın. Oranın nüfus memuru bunu sevmiş ve nüfusta kendilerinin imkânlarıyla -küçük köylerde ve kasabalarda eskiden böyle şeyler oluyormuş demek ki- mahkemeye başvurmadan, değişiklik yapmışlar. Yani erkek öğretmen görünüyor ve daha sonra tayin olduğu okullarda da onu erkek olarak biliyorlar. Şimdi, 60 yaşından sonra ameliyat olmasa da olur; hiç hormon da almamış. Ama şöyle bir üzüntüsü vardı: “Ölümüm yaklaştı. Ben ölünce, beni yıkayacaklar ve benim karım rezil olacak. “Bir kadınla evliymiş” diyecekler. Benim karıma borcum var; ameliyat olmam lazım” dedi. Geliş nedeni buydu… 15 yaşında da geliyorlar bize ve ben en çok onlar gelsin istiyorum; en çok onların ihtiyacı var. 65 yaşındaki vakamız ameliyat olmuş ve çok mutlu. “Karıma hediye verdim ben” diyor. Yani, hayatın farklı evrelerinde, farklı beklentiler ve farklı istekler olabiliyor.
Şimdiye kadar hiç yanlış rapor vermedik. Belki bazı verilebilecek raporları vermediğimiz -vakalar devam etmediği için- olmuştur... Hormon kullanımı ile ilgili komplikasyonların da -sadece tıbbi değil, ruh sağlığı için uygunsuz hormon kullanımını da kastediyorum, iyi doktorlar seçilerek halledilebilecek şeyler olduğunu biliyorum.
Gruplarımızda mahremiyet var ve kişisel bilgileri dışarıya çıkarmıyoruz. Türkiye’deki bireyler, ameliyat olduktan sonra yeni kimlikleri ile yaşıyorlar ve geçmişlerini yok ediyorlar. Benim yurtdışında sevdiğim şeylerden biri, bireylerin, trans toplantılarında “Ben bir trans erkeğim. Ben bir trans kadınım.” demeleri ve hayatlarını öyle yaşamaları. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşünde, bizim gruptan 3 kişi, “Memeli Erkekler de Vardır” gibi sloganlarla yürümüşler. Bu, bizim için gruptakiler için ve benim için dehşet verici bir olaydı. Çok sevindim çünkü onlar sokağa çıkmıştı ve “Ben transım” diyorlardı. Ben 22 yıldır translarla çalışıyorum ve ilk defa böyle bir şey duyuyorum. İlk defa bu sene 8 Mart yürüyüşüne gittiler. Yaptığımız şey trans fobiyi kırmak… Bir arkadaşımız, grubun desteği ile gidip oy kullandı.
Bizim, birisi transseksüel ise, bunu ispat etme gerekliliğimiz var. Bizim istediğimiz bir şey var ve bu, bir estetik ameliyat değildir. Lüks bir talep değildir. “Bunu, kamunun -yani sağlık sigortasının- ödemesi lazım” diyoruz.
 
* “Türkiye’de Kadın Olma Halleri” başlığı altında 2009 yılı boyunca gerçekleştiriyor olduğumuz söyleşiler, Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından desteklenmektedir.
 


Etiketler: kadın
Nefret