09/02/2010 | Yazar: Kahraman Gür

Paul McKerrow Amerikalı bir erkek çocuğuydu. Montana’da bir ufak kasabada büyümüştü, lisede futbol takımının iyi oyuncularından biri olarak Amerika’da birçok ufak kasaba için favori ideal bir erkekti.

 
Ayrıca 1985 yılında sınıfının en başarılı öğrencisi olmuş ve o yıl sınıf başkanı seçilmişti. Uzun boyluydu, sert simalı ve yakışıklıydı. Kısacası McKerrow kendinden beklenileni mükemmel bir şekilde yerine getiren başarılı bir kasabalıydı.
 
McKerrow liseden mezuniyetinin 20. Yıl kutlamasına katıldığında kasabalı büyük şaşkınlık yaşadı. Çünkü McKerrow artık New York’ta filim yapan, cinsiyetini düzelttirerek kadın olmuş bir lezbiyendi.
 
Yeni ismiyle Reed kasabaya döndükten sonra kaygılarının yersiz olduğunu gördü. Kasaballıların Reed’i kucaklayarak karşılamaları Amerika’da küçük kasabaların dar bakışlı olduğu yargısını sarstı. Reed “Gerçekten mükemmeldi, çok kolay oldu, beni çok şaşırttılar” diye belirtiyor.
 
Reed’in kendi hikayesini çektiği belgesel filmi Amerika’daki film festivallerinde çok büyük alkış topluyor. Prodigal Sons isimli filmi, iki hafta içinde New York salonlarında gösterime girecek. Reed’in yaşadıklarını, özellikle ailesi ve erkek kardeşi Marc ile olan geçmişini, acı dolu ve dürüstçe ortaya koyan belgesel eleştirmenlerden de oldukça iyi notlar alıyor. Village Voice filimi “Sıradışı”, San Francisco Chronicle ise “Süper” diye tanımladı.
 
Kesinlikle Reed’in hikayesi keşif için verimli bir alan. Geleneksel erkek rolünü mükemmel olarak yerine getirse de erkek olarak büyümekten rahatsızlık duymuştu. İnternetten önceki yıllardı ve Reed duygularını tanımlayabilmek için kasaba kütüphanesinin yollarını çok aşındırmıştı. “Okul yıllarımda duygularımı baskılamak için gerçekten çok uğraştım ama bildiğim bir şey vardı, o da, ben bildim bileli duygularımın içimde var olduğuydu” diyor Reed.
 
Liseden sonra San Francisco’da üniversiteye gider. Göreceli daha liberal olan yeni ortamında Reed erkek bedeninde doğmuş kadın olduğu bilgisini insanlarla paylaştı. Bundan sonra yaşamını kısmen Kim, kısmen de Paul olarak geçirdi. Sonunda Kim tam olarak coming outunu yaptı. Reed cinsiyetini düzelttirdi ve film endüstrisinde kadın olarak çalışmaya başladı. Bu süre zarfında Kim, Montano’daki kasabasını babasının ölümünde ve liseden 20. Yıl mezuniyet partisinde olmak üzere iki defa ziyaret etti.
 
Bir belgesel film için mükemmel bir konu
Fakat Prodigal Sons aslında sadece Kim’in kimlik değişimi üzerine değil. Film Kim’in ailesinin zaman içerisinde değişimini ve özellikle erkek Kardeş Mark’ın kalp sızlatan yaklaşımını inceliyor. Mark evlat edinilmiş ve 21 yaşında geçirdiği trafik kazasını sonucu ortaya çıkan beyin travmasından acı çekmektedir. O da lisenin 20.yıl mezuniyet kutlamalarına kazadan sonra oluşan, sürekli öfkeli, ilaçlara bağımlı farklı bir kimlikle katılır.
 
Belki de belgeseldeki en ilgi uyandıran kimlik değişimi Mark’ın biyolojik anne babasını bulmaya çalışmasıyla ortaya çıkıyor. Herkesi şaşırtmak isteyen Mark, biyolojik annesinin Yönetmen Orson Welles ve oyuncu Rita Hayworth’ın kızı olduğunu keşfeder. Bu keşif iki kardeşin birbirlerine bakışını değiştirir. “Mark her zaman benim genlerime imrenmişti, şimdi ben onun genlerine imreniyorum” diyor Kim.
 
Bütün bu kimlik değişimleri filmi evrensel olarak çekici kılıyor. İki ana karakter kimlik değişimi yaşıyor olsa da, herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir film. “Üç aşağı beş yukarı hepimiz büyürken değişiyor ve yeni biri oluyoruz, gerçi benim ailemde değişim biraz daha dramatik olduysa da, değişim hepimizde olan bir şey” diyor Kim.


Etiketler: kültür sanat
Nefret