20/10/2008 | Yazar: Barış Sulu

İsmail Türüt yıllar önce yaptığı gibi yine eşcinsellere saldırıyor. Ancak 1980’lerde bile tutmayacak sözlerle karşımıza çıkıyor. ‘Aids hastalığı hoş geldin’ diyor. Sonrasında transeksüellikten giriyor, cinsel yönelimden çıkıyor. Ama eminim ne söylediğini kendisi de bilmiyor. Çünkü kurduğu cümleler nefret söylemi içeriyor ve böylece Türüt alenen suç işliyor.

Türüt alenen suç işliyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İsmail Türüt yıllar önce yaptığı gibi yine eşcinsellere saldırıyor. Ancak 1980’lerde bile tutmayacak sözlerle karşımıza çıkıyor. ‘Aids hastalığı hoş geldin’ diyor. Sonrasında transeksüellikten giriyor, cinsel yönelimden çıkıyor. Ama eminim ne söylediğini kendisi de bilmiyor. Çünkü kurduğu cümleler nefret söylemi içeriyor ve böylece Türüt alenen suç işliyor.

KAOS GL - 20/10/2008

Umut Güner - Ankara

Bu şarkı ya da her neyse, neresinden tutsan elinde kalıyor. Daha önce de ‘Tarabya’da uşaklar Etiler’de yumuşaklar’ cümlesiyle ile ortalığı bulandırmıştı Türüt. Ben biliyorum ki Etiler’deki ‘yumuşakların’ hepsi eşcinsel olmayacağı gibi Tarabya’daki ‘uşakların’ bir kısmı da eşcinsel olabilir. Yani, feminenlik eşcinselliğe özgü bir durum değil, bunun tam tersi de geçerli. Türüt halen, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği arasındaki farkı idrak edemiyor. Edemediği için de aklına geleni söylemeye devam ediyor. Türüt’ün nefret söylemleri ‘Plan yapmayın plan’ isimli şarkıda da kendisini göstermiş ve kimlikler üzerinden ayrımcılığı açıkça bu şarkıda da dillendirmişti.

Hiv/Aids eşcinsel/transeksüel hastalığı değildir. Bu ülkede Hiv/Aids’in damarlarında kan dolaşan tüm insanlarda görülebileceği gerçeği artık idrak edilmiş durumdadır. Hiv/Aids’in yayılmasına Türüt gibi önyargılı ve homofobik insanlar neden olmaktadır. Hiv/Aids’in tek bulaş yolu cinsel ilişki de değildir ve Türüt ‘eşcinsel cinsel ilişki ile bulaş gerçekleşiyor’ gibi bir mesaj vererek aslında aynı zamanda dinleyicilerini yanlış yönlendirmektedir. Bu şarkı ile Türüt hem eşcinsellere, transeksüellere yönelik nefretini kusarken hem de Hiv pozitif insanlara da açıkça ayrımcılık yapmaktadır.

‘Sanat Güneşi’ diye Zeki Müren’in önünde eğilirler, Diva diyerek Bülent Ersoy’un elini öperler ama sokaktaki eşcinsellere saldırmaktan da çekinmezler. Bu çelişkili tavırları hep seyretmek zorunda kalırız.

Bu şarkı ile ilgili olarak hemen Sağlık Bakanlığı harekete geçmelidir. Sağlık Bakanlığı’nın ve Türkiye’nin Hiv/Aids konusunda verdiği mesaja ve yapmak istediklerine aykırı bir durum sergilenmektedir. Aynı zamanda bu şarkı ile halk kin ve nefret ile doldurulmakta ve eşcinsellere, transeksüellere ve Hiv pozitif bireylere yönelik önyargılar beslenmektedir. Bu yüzden de Cumhuriyet Savcılığı’nın gerekli soruşturmayı başlatmasını bekliyoruz. Herkesi Türüt dinlememeye çağırıyorum. ‘Müziğine güvenen kadın şarkıcılar, yeni albümlerin tanıtımlarını gey barlarda yaparlarken Türüt neden böyle bir şarkı yaptı?’ diye sormadan da edemiyor insan…

Bugün birçok ülkede, ‘nefret söylemi’ suç sayılmakta ve Türüt gibi insanlar nefretlerini bu kadar rahat kusamamaktadırlar. Türüt açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik
etmekte ve üstüne üstlük bu suçu medya yoluyla işlemektedir.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, TCK’nin 312/2, Yeni TCK’nin 216. maddesine göre bir suç türüdür;

Madde 216

(1) halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bir de konuyla ne kadar alakalı bilinmez ama bütün dünya da homofobi konusunda yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki, eşcinsellik konusunda en homofobik söylem geliştiren insanların gizli eşcinsel olma ihtimali çok fazladır… Bu ne kadar gerçek, ne kadarı eşcinsel hakları savunucuların homofobik illetleri susturma yöntemlerinden biri o da tartışılır…

Ama birinin bu araştırmalardan Türüt’e bahsetmesi gerekiyor sanırım. (BS)

Fotoğraflar: Umut Güner, İsmail Türüt





Etiketler:
Nefret