09/11/2020 | Yazar: Gözde Demirbilek

Kaos GL ve KİH-YÇ’nin “Dayanışma Sınır Tanımaz” panelinin ilk oturumu Brezilya, Rusya ve Polonya’dan queer ve feminist aktivistlerin katılımıyla gerçekleşti.

“Umut kas gibidir, düzenli çalıştırmamız gerekir” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ) ve Kaos GL’nin LGBTİ+ ve kadın haklarına küresel saldırılar, bu saldırılara karşı direniş yöntemlerini tartışmak, sınırları aşan aktivizmden “ilham almak” için “Dayanışma Sınır Tanımaz” panelini düzenledi.

Brezilya’daki Fé.ministas örgütünden Bruna David, Rusya LGBT Ağı’ndan Svetlana Zakharova ve Südertön Üniversitesi’nden Elzbieta Korolczuk panelin ilk oturumuna konuk oldu. Oturumun kolaylaştırıcılığını KİH-YÇ’den Berfu Şeker üstlendi. Paneli yaklaşık 200 kişi dinledi.

“Biz neden birbirimizden ilham almayalım…”

Etkinliğin açılış konuşmasını Kaos GL Akademik ve Kültürel Çalışmalar Koordinatörü Aylime Aslı Demir yaptı.

Demir konuşmasına, Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu’nun (CSRB) tarihsel sürecini anlatarak başladı.

“Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu (CSBR), bu etkinliği yapmamıza vesile olan bir koalisyon. CCBR, 20 yıla yakın bir süredir giderek genişleyerek pekçok farklı ülkeden feminist ve LGBTİ+ kurumu dahil etti yapısına. Bugün (9 Kasım), Koalisyon’un farklı üyeleri “One Day One Struggle” etkinlik serisi kapsamında öne çıkarmak istedikleri konuları etkinlik olarak çıkarıyor. Biz de son 2 yıldır KİH-YÇ ve Kaos GL olarak birlikte organize etmeye başladık. Geçtiğimiz yıl 9 Kasım’da düzenlediğimiz çalıştay hem bir yıllık çalışmamıza sirayet etti hem de bugün gerçekleştirmekte olduğumuz panel gibi yeni etkinlikler düzenlememize vesile oldu.”

“Bu toplantıda bizim son yıllarda tartışmaya başladığımız, 2008 krizi ve Suriye savaşıyla yükselen sağ popülizmin kadın ve LGBTİ+ hareketlerini nasıl etkilediğini konuşmayı arzuluyoruz. Karşı karşıya kaldığımız tehdit toplumsalken, belki de devletin bizatihi kendisi tarafından çıkarılıyorken büyük bir yalnızlıkla bireysel olarak mücadele ediyoruz. Sağ popülist liderler nasıl ki ayrımcılık yapma konusunda ağız birliği yapıyorsa, biz de bu ilhamı neden birbirimizden almayalım diye düşündük ve bu paneli yapmaya karar verdik.”

“Brezilya’da kadın ve LGBTİ+ soykırımı gerçekleşiyor”

Oturumun ilk konuşmacısı, Brezilya’da Fé.ministas (“Faith.minists”) grubunun kurucusu, kadın ve LGBTİ+ hakları aktivisti Bruna David oldu.

David, konuşmasına Brezilya’nın tarihçesinden bahsederek başladı:

“Brezilya’nın tarihi bir soykırımla başladı çünkü Portekizliler ilk yerel halkları öldürmüştü. Sonraki dönemlerde de Brezilya her zaman dini güçler tarafından kontrol altına tutulmaya çalışıldı. Bugün hâlâ bazı ahlaki değerleri, Portekiz’in soykırımını hatırlatan simgeler belirliyor.”

Brezilya’nın tarihsel sürecin başlangıcında olduğu gibi, bugün kadın ve LGBTİ+’lara yönelik bir soykırım gerçekleştirdiğini belirtti:

“Ben de bugün Brezilya’da kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik bir soykırım olduğunu iddia ediyorum. Çünkü her dokuz saatte bir kadın öldürülüyorken LGBTİ+’lar için de farklı değil durum. Bir örnekle açmak isterim, bugün Brezilya’da bir trans kadının ömür beklentisi 32 yıl. İlk kadın devlet başkanımızın da seçildiği bir dönem olmasına rağmen 2000-2016 yılları arasında sağcı diyebileceğimiz hükümetlerin payı çok büyük geldiğimiz noktada.”

“Propaganda kanunu kolluğun keyfi yorumlamasına açık”

Oturumun ikinci konuşmacısı Rusya LGBT Ağı’nın İletişim Yöneticisi, feminist ve LGBTİ+ aktivisti Svetlana Zakharova oldu.

Zakharova konuşmasına Ağı tanıtarak başladı ve Rusya’da LGBTİ+’lara karşı tutum paylaşımıyla devam etti:

“Rusya’da toplum çok daha iyi durumda olsa da devlet eliyle homofobi teşvik ediliyor çünkü yetkililer homofobikler. Propaganda kanunumuz, kolluk kuvvetlerinin keyfi yorumlamasına açık. Yaşanmış bir örnek vermek istiyorum bu keyfi yorumlamaya: 17 yaşında bir genç, cinsel yönelim kaynaklı şiddet görüyor ve parası gasp ediliyor. Annesiyle birlikte başvuru yapan gence, kolluk kuvveti ‘Sen bir sebepten dolayı dövülmüşsün’ diyerek yani aslında ‘Hak etmişsin’ diyerek işlem yapmıyor. Maalesef kanun bu gibi pek çok hukuksuzluğa sebep oluyor.”

“En görünür homofobi örneklerinden biri Çeçenistan ve Rusya ittifakı. Çeçenistan’da 2017 yılından bu yana LGBTİ+’lara karşı başlatılan devlet elli kaybetme ve kamplarda işkence sürüyor. Buna rağmen hem Çeçenistan hem de Rusya inkar ediyor, gerçekten çok karanlık bir sayfa. 3 yıldır Çeçenistan’daki dostlarımızla ulaşabildiğimiz sürece dayanışıyoruz, kaçmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Umuyoruz ki bu mezalim bitecek. Ne zaman olacak bilmiyoruz ama bitmesi için elimizden geleni yapacağız.”

“Patriyarka ölürken bizi de içine çekmeye çalışıyor”

Oturumun üçüncü ve son konuşmacısı ise Südertön Üniversitesi’nden cinsiyet, sivil toplum ve sosyal hareket alanlarında çalışan Sosyolog Elzbieta Korolczuk oldu.

Korolczuk, konuşmasına toplumsal cinsiyet çalışmaları karşıtı hareketlere dair bir paylaşımla başlayarak küresel bir mücadelenin hakim olduğunu belirtti:

“2012’de sadece Polonya’da olacağını düşündüğümüz bir dalga başladı toplumsal cinsiyet çalışmalarına karşı ancak başka ülkelerden insanlarla konuşmaya başladığımızda fark ettik ki bu dünyanın her yerinde karşımıza çıkıyor. Köktendinci ve aşırı sağcı siyasetçiler ‘aile birliği’ gibi noktalarda ortaklaşarak profesyonel bir şekilde çalışıyorlar. Bugün İsveç’te dahi, ki İsveç toplumsal cinsiyet konusunda çok gelişmiş bir ülkedir, çok güçlü toplumsal cinsiyet karşıtı gruplar görüyoruz. Siyasetçilerle dirsek temasındalar. Bu sebeple bunun küresel bir karşılığı olduğunu görüyoruz.

Korolczuk konuşmasını umuda dair konuşarak sonlandırdı:

“Patriyarka şu anda ölüyor ama ölürken bizi de içine çekmeye çalışıyor. Yeni bir karanlık çağ mı başlayacak acaba diye düşünürken bir yandan da umutluyum aslında çünkü bugün kadın hareketleri hep ön cephede. Sağcı popülistler kendilerini halkın temsilcisi gibi ortaya koyuyorlar ama şu anda aslında halkın ne olduğuna dair bir mücadele var. Bu anlamda, feminist hareketi popülist feminizm olarak değerlendirebilirim. Halk biziz çünkü ve kendi adımıza konuşma kapasitesine sahibiz. Umudumuzu yitirmemeliyiz çünkü umut kas gibidir, düzenli çalıştırmamız gerekir.”


Etiketler: kadın, dünyadan
Nefret